{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO  : 2024/106 <br>KARAR NO\t  : 2026/379<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/11/2023<br>NUMARASI\t: 2019/282 E. - 2023/72 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...'ün 2011 yılında yayınlanan “...” albümünün 5 numaralı şarkısı “...”ın söz ve müzik yazarı ve mali hak sahibi olduğunu, ...'ın 2019 tarihinde piyasaya çıkacak olan “...” albümünde bulunan... isimli şarkısının söz ve müziğinin davalıya ait olduğunu, şarkının nakarat girişi ve sözlerinin büyük bir kısmı ve ölçü sayısına kadar birebir alınarak melodisi de aynı olacak şekilde kopyalandığını, ... 'ın albüm tanıtım paylaşımının altına bir çok kullanıcının bu benzerliği görerek tepki gösterdiğini, ... şarkısının nakarat bölümü sözlerinin “...” iken, davalı şarkısının aynı bölüm sözlerinin “...” şeklinde olduğunu ve aynı sözlerin tekilleştirilerek yazıldığını ve alıntılanma hissiyatının giderilmeye çalışıldığını, notaların birebir aynı olduğunu, FSEK md.68 uyarınca müvekkiline ait eserin kopyalanarak yeni bir eserde kullanılması ve işlenmesinin hukuka aykırı ve mali hakları ihlal eder davranış olarak kabul edildiği hususlarını beyan ederek, ilgili eserin önemli kısımlarının müvekkiline ait eserin kopyası olduğunun ve müvekkilinin haklarının ihlal edildiğinin ve ilgili ihlalin sonucu ortaya çıkan zararın emsal ve rayiç değerinin tespiti ile şimdilik 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “2'den Sonra” isimli eserin söz ve bestesinin müvekkiline ait olduğunu, dava konusu iki eserin ara nağme, nakarat bölümlerinin melodisi ve sözlerinde herhangi bir eşleşme, aynılık olmadığını, kültür/sanat eserlerinde kullanılan tema ve motiflerin yaklaşık 10-12 tane olduğu, müzik alanında da şarkıların temalarının genellikle, aşk, sevgi, ayrılık, yalnızlık, özlem vb. insan duygularından oluştuğunu, FSEK'de notaların değil, eserin tümünün, eser sahibinin esere kattığı hususiyetin korunduğunu, aynı tema ve motifte hatta aynı isimde yüzlerce müzik eseri bulunduğunu, ayrılık temasını işleyen müvekkilinin eserde “aşk, çile, acı, keder, dert” kelimelerine yer vermesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını,dava konusu eserlerin nota, ritm, tema, motif, sözlerin ve eser özelliklerinin farklı olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.<br>Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; tazminat taleplerini 30.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda 15.000-TL arttırarak 22.500-TL olarak ıslah ettiklerini belirterek davanın kabulü ile 22.500-TL maddi 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek  müvekkiline ödenmesine davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;  \"...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığının davacının eser ve hak sahibi olduğu \"...\" isimli şarkının söz ve melodisinin davalı tarafından kopyalanarak  \"2'den sonra\" isimli şarkıda kullanılmasına dayalıdır.  Davaya konu edilen \"...\" isimli şarkının FSEK kapsamında eser niteliğinde bu hususun alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği, eserin söz ve müziğinin davacıya ait olduğu bu hali ile davacının hak sahibi olduğu, dosya kapsamında bilirkişiden alınan raporlarda davalının eserinde davacıya ait eserin %13,3lük kısmının kullanıldığı bu hususun iktibas serbestisi sınırlarını aştığı, davacı talep edebileceği telif tazminatı miktarının 7.500,00 TL olabileceği kanaati bildirildiği, bu miktarın dosya kapsamına ve emsallere uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirme sonucunda davacıya ait \"...\" isimli şarkının FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu, eser sahibinin davacı olduğu, davalının \"2'den sonra\" isimli eserinde davacının eser sahibi olduğu eserin bölümlerinin kullanılmasının FSEK kapsamında ihlal olduğu bu nedenle davacının telif tazminatına hak kazandığı, bilirkişiler tarafından belirlenen tazminat miktarının 3 katına karar verilebileceği anlaşılmakla ıslah edilen davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden ise ihlalin ağırlığı dikkate alınarak talep edilen tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla manevi tazminat davasının  kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar davalı ihlalin oranı dikkate alınarak hüküm kurulmasına talep etmiş ise de; ihlalin varlığı telif tazminatı için yeterli olup, ihlalin ağırlığı ve miktarının hüküm kurulurken dikkate alınması mümkün olmadığından maddi tazminat talebi yönünden tam kabul\" kararı verilmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>-Davacının eser sahipliğini ispatlayamadığını, bilirkişi heyetinin davacının eser sahibi olmasının \"ihtimaline göre\" tespit ve değerlendirmelerde bulunduğunu, eser sahipliğine dair meslek birliklerinden alınan müzekkere cevaplarının davacının eser sahipliğini açıklamaya yeterli olmadığını, davacının ... isimli eserin söz yazarı ve bestecisi olmasının da davalı müvekkiline ait 2'den Sonra isimli eser üzerinde hak sahipliği iddia edeceği manasına gelmediğini, davaya konu iş bu iki eserin intihali gibi hususi ve nitelikli bir inceleme yapılması gerekirken, yalnızca varsayıma dayanan bilirkişi raporlarından yola çıkılarak hüküm kurulmasının hukuka ve sektörel teamüllere aykırı olduğunu, kök rapordaki değerlendirmelerin davacının eser sahibi olduğu varsayımı üzerinden yapılmış olduğunu,<br>-Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli teknik inceleme ve değerlendirme barındırmadığından hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu,  intihal olmadığı dosyaya sundukları özel mütalaalar ile sabit olmasına rağmen bilirkişi raporu ile özel mütalaa arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, Davaya konu ... ve 2'den Sonra isimli eserlerin, FSEK kapsamında musiki eser olarak kabul edilmiş olup, aralarında benzerlik olup olmadığı yine FSEK kapsamında hususiyet ölçütüne göre belirlenmesi gerektiğini, sanatçı ve parça isimleri belirtilmek suretiyle detaylı olarak açıklandığı üzere toplumun aynı kültüründen esinlenerek oluşturulan müzik eserlerinin birbirine benzemesi, aynı duyguların benzer kelimelerle ifade edilmesinin intihal olarak değerlendirilemeyeceğini, Kanun ve sektörel teamüller kapsamında yeterli incelemeler yapılabilseydi acı-dert-tasa vb. gibi konuların barındığı veyahut eski sevgiliye ithafen yazılan birçok eserin bulunduğunun görüleceğini,  Davaya konu ... ve 2'den Sonra isimli eserlerin de intihal ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı ve birbirinden bağımsız iki ayrı eser olduğunu, ek raporda, teknik incelemede tespiti iddia edilen %13,3lük benzerlik oranı görmezden gelindiğini, \"intihale konu olan 3 ölçülük kısım\" olduğu belirtilmiş olmasına rağmen tümden intihal yapılmış algısıyla tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğunu, teknik inceleme ve değerlendirme yapılmadan önce tespit edilen miktarların ek raporda aynen tekrar edilmiş olduğunu,  mahkeme tarafından bilirkişi raporlarındaki bu çelişkiler giderilmeden kök ve ek rapordaki eksik incelemeye dayalı, denetime elverişsiz tespit ve değerlendirmelere dayanılarak tümden intihal yapılmış algısıyla hüküm kurulduğunu, <br>-Davaya konu eserler arasında söz yönünden intihal tespit edilmediğini, söz yönünden davanın reddi gerektiğini, Davacının dava dilekçesinde söz ve beste yönünden intihal iddiasına dayandığını, aşamalarda alınan bilirkişi raporlarıyla dava konusu eserlerin sözleri arasında benzerliğin / intihalin bulunmadığının net bir şekilde tespit olunduğunu, gerek bilirkişi kök raporunda gerekse bilirkişi ek raporunda konuya ilişkin aynen:\"...şarkı sözleri yönünden ise intihal niteliğinde bir kullanımdan söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.” şeklinde tespitte bulunulduğunu, bu kısım açısından huzurdaki davanın reddedilmesi gerektiğini, davada objektif dava yığılması olduğunu, söz ve bestenin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini,  davacının taleplerinden birisi olan \"söz yönünden\" intihalin olmadığı sabit olmuşken  davanın \"söz\" yönünden reddi gerekirken tam kabul kararı verilmesinin usule ve esasa aykırı olduğunu, <br>-Davacının dava ve ıslah dilekçesindeki tazminat taleplerinin söz ve beste yönünden net olmayıp mahkemece ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken tümden intihal kapsamında hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,  Davacı vekilinin sunmuş olduğu 13/05/2022 tarihli \"bilirkişi raporuna beyan ve ıslah dilekçesi\"nde talebini 22.500 TL maddi 5000 TL manevi tazminat olarak belirtmiş ise de esasen dava dilekçesinde talep edilen miktarlar hem söz hem de beste kapsamında intihal iddiasına ilişkin olduğunu, talep edilen miktarların talep yığılması sonucunda oluşan iki ayrı iddiaya dayalı olduğu dikkate alındığında dava dilekçesindeki manevi tazminat talebinin besteye ilişkin 2.500 TL söze ilişkin ise 2.500 TL olduğu yine maddi tazminat talebinin besteye ilişkin 2.500 TL söze ilişkin ise 2.500 TL olduğu anlaşıldığını, Davacının ıslah edilen maddi tazminat talebinin yarısının söz intihali iddiasına, kalan yarısının da beste intihali iddiasına dayalı olduğu göz önünde bulundurularak hüküm tesis edilmesi gerektiğini,  Yargılama safahatinde talebin netleştirilmesi yönünden yapmış oldukları usuli itirazların dikkate alınmadığını, dava yığılması olduğu dikkate alınmaksızın tazminat miktarları ayrıştırılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin, ... 'ün 2011 yılında yayınlanan \"...\" albümünün 5 numaralı şarkısı olan \"...\" adlı şarkının söz ve müzik yazarı ve dolayısıyla eserin yaratıcısı ve mali haklarının sahibi olduğunu, Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (...), kendisine üye olan eser sahiplerinin (besteci, söz yazarı, yayımcı, aranjör) eserleri için müzik kullanıcılarına kullanım izni ve lisansı veren, mali haklarını toplayan ve toplanan telifleri üyesi eser sahiplerine dağıtan bir meslek birliği olduğunu, bir müzik eserinin bestesi ve/veya sözlerine sahip olan veya mali hak sahibi olan sanatçıların, telif haklarından faydalanmak için ... üyesi olması gerektiğini, ...'ye ait internet sitesinde yer alan \"Eser Arama\" sekmesi aracılığıyla herhangi bir eserin hak sahibinin kim olduğu aleni olarak görülebildiğini, Müvekkiline ait dava konusu eser olan \"...\" şarkısı ilgili sekmede aratıldığı takdirde yaratıcı ve hak sahibinin müvekkili ... olduğu açıkça görüldüğünü, aramaya ilişkin ekran görüntüsünün 12.02.2021 tarihinde sunmuş oldukları delil dilekçesi ekinde mevcut olduğunu, ... tarafından gönderilen resmi belgenin de 27.05.2021 tarihli beyan dilekçesinde olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne ait Eser Veri Tabanında yine \"...\" isimli eser sorgulandığında hak sahibi olarak müvekkilinin adının yer aldığının görüldüğünü, ekran görüntüsünün de 12.02.2021 tarihinde sunmuş oldukları delil dilekçesi ekinde mevcut olduğunu, Davalı tarafın sunmuş olduğu uzman görüşleri veren kişilerin davalı tarafın yakın çevresindeki müzisyenler olduğunu, bu sebeple bu kişilerin somut maddi olgularla ilgili objektif olmalarının beklenemeyeceğini, alelade yorumlarla müzik tekniğinden uzak bir şekilde görüşler bildirildiklerini, dosyada iki kez bilirkişi raporu alınmış olup her iki raporda da iktibas olduğu yönünde sonuca ulaşıldığını, Türkiye'nin saygın üniversitelerinde alanında uzman, Prof. Dr. unvanı olan akademisyen bilirkişiler tarafından incelendiğini ve davalıya ait eserin esinlenme kapsamında değerlendirilemeyeceği ve ... adlı şarkıyla 1 üzerinden 0,92 korelasyon değeri ile yüksek oranda benzerlik taşıdığı ve davalının iktibas serbestisi sınırlarını aştığı tespit edildiğini,  pop müzik eserlerinde söz ve beste birlikte alenileşmekte dolayısıyla birlikte değer kazanmakta olduğunu, bu iki bileşeni birbirinden ayırmak mümkün olmadığını, dava dosyasında manevi ve maddi tazminat olarak iki talepleri bulunsa da, tazminat taleplerinin kendi içerisinde söz - beste olarak ayrılabileceği iddiasının yerinde olmadığını, dava konusu eserin söz ve beste olarak bir bütünlük içerdiğini, salt yargılamayı uzatmaya yönelik istinaf başvurusunda bulunduğu açık olduğundan HMK. m.351 uyarınca davalının disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava,  FSEK'ten doğan mali ve manevi haklara tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.... 'dan ve ...' den gelen 04/11/2022 tarihli müzekkere cevabı dosya içine alınmıştır. ... Müzik'ten gelen 21/11/2022 tarihli  \"... Müzik Yayımcılık olarak, sınırlı sayıda Türk eser sahibinin yanı sıra ağırlıklı olarak yabancı müzik kataloglarının söz yazarı ve besteci haklarını temsil etmekteyiz. Yüce Mahkemenin malumu olduğu üzere, müzik kullarım (lisanslama) taleplerinde her albüm projesinin özelliğine göre (yapım bütçesi, icracı, şarkının bilinirliği / popülaritesi, daha önce piyasaya arz edilip edilmediği, vs.), hak sahibinin talebi farklılık göstermektedir. Yazınızda bahsi geçen şarkılara benzer eserlere ilişkin Şarkı lisanslamalarında, fiyat aralığı eser başına stopaj ve KDV hariç 10.000 TL ile 15.000 TL arasında değişmektedir. Bu bedel, bahsi geçen eserlerin söz yazarı ve besteci haklarına ilişkindir. Pop müzik eserlerinde söz ve beste birlikte alenileştiği için, yukarıda bahsi geçen bedelin iki bölünerek ayrı ayrı talep edilmesi şeklinde bir sektörel teamül bulunmamaktadır.\" şeklinde müzekkere cevabı dosya içine alınmıştır.  30/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda;  \"“...” “isimli şarkının gerek güfte gerekse beste açısından birlikte şekillendirme, seslerin birbirini izlemesindeki uslup, birbirine bağlanış ve ritminin hususiyet taşıdığı, bu çerçevede FSEK 3 anlamında musiki eseri olduğu, dosyada davacının davaya konu ... isimli müzik eserinin sahibi olduğuna dair herhangi bir belgeye rastlanamadığı, davacının eser sahibi olduğunu ispatlaması gerektiği, dava konusu olayda da vaki kullanımın FSEK m.22 ve 23'te düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlal olabileceği, dosyada emsal sözleşme, rayiç bedel, teklif vs bulunmadığından somut olaydaki ihlalin yoğunluğu, miktarı, kullanımın şekli göz önüne alındığında kullanımın miktarı da dikkate alındığında maddi tazminatın indirmek ve arttırmak hususundaki takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının talep edebileceği bedelin 7.500-TL olabileceği, FSEK 68 çerçevesinde bu bedelin 3 katına kadar hükmedilebilip hükmedilmeyeceği hususundaki takdirin  mahkemeye ait olacağı, davalının davacıya ait musiki eserden davacının ismi ve eseri belirtilmeksizin yararlanmasının ve kullanmasının davacının eser sahipliğinden doğan manevi haklarından biri olan FSEK m.15'teki eser sahibi olarak belirtilme ve FSEK 16'daki eserde değişiklik yapılmasını men hakkının ihlali olabileceği, bu nedenle davacının manevi tazminat talep etme hakkının olabileceği\" kanaatini bildirmiştir. 27/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda;  \"Dava konusu 3 ölçülük motifin basit melodik yürüyüşler ile oluşturulsa dahi sözlerle birlikte bir bütün halde değerlendirildiğinde besteciye ait bir özgünlük taşıdığı, bu bakımdan beylik melodi olarak değerlendirilemeyeceği, bu 3 ölçülük ezginin 1 üzerinden 0,92 korelasyon değeri ile yüksek oranda benzer şekilde 2'den Sonra adlı şarkının nakarat kısmında kullanıldığı, kullanılan bu kısmın 2'den Sonra adlı musiki eserinin %13,3'lük kısmını oluşturduğu, bu sonucun Fikir Sanat Eserleri Kanununda yer alan İktibas (Alıntı) Serbestisi sınırlarını aştığı, söz bakımından benzerlikler bulunmasına rağmen “Esinlenme” kapsamında değerlendirildiği, ezgi bakımından ise “Esinlenme” kapsamında değerlendirilmediği\" kanaatini bildirmiştir. Davacı taraf \"...\" isimli şarkının eser sahibi olduğunu, davalıya ait \"2'den sonra\" isimli şarkının söz ve melodisinin birebir aynı olacak şekilde kopyalandığını belirterek telif tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, ... 'dan ve ...' den gelen 04/11/2022 tarihli müzekkere cevabı, ... Müzik'ten gelen 21/11/2022 tarihli cevap ve davacı tarafça sunulmuş Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne ait Eser Veri Tabanına ilişkin kayıtlar incelendiğinde, eser sahibinin davacı olduğunun belirlenmiş olduğu bu konudaki  istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Hükme esas alınan bilirkişi raporları 09/10/2020 ve 29/04/2022 tarihli iki yarı heyetten alınan bilirkişi raporlarında,   Davacı tarafa ait “...” isimli eserin nakarat bölümünün ilk 3 ölçüsü ile davalı tarafa ait olan “...” isimli eserin nakarat bölümünün ilk üç ölçüsü arasında melodik ve armonik anlamda ayniyet tespit edildiği, söz konusu 3 ölçüde yer almakta olan melodi, her ne kadar basit yinelemelere dayanan bir müzikal yürüyüş olsa da  pek çok pop şarkıda rastlanabileceği, sıkça görülebileceği veya geleneksel müziklerden esinlenmeler içerdiği vs. söylenebilecek bir tema olmadığı, ve sahibinin hususiyetini taşıdığı, söz konusu kullanımda melodinin yanı sıra armonizasyon yani kullanılan akorların da aynı olduğu,  serlerin hızının hemen hemen aynı olduğu, davalı tarafa ait olan “...” isimli eserin nakarat kısmı ilk dinlendiği anda davacının eserini çağrıştırmakta, sonraki ölçülerde melodi değişse dahi nakarat'ın doğasında olan tekrar yani yineleme özelliği yüzünden başa dönüldüğünde bu çağrışım devam ettiği, 3 ölçülük ezginin 1 üzerinden 0,92 korelasyon değeri ile yüksek oranda benzer şekilde 2'den sonra adlı şarkının nakarat kısmında kullanıldığı, kullanılan bu kısmın 2'den sonra adlı musiki eserinin %13,3'lük kısmını oluşturduğu Fikir Sanat Eserleri Kanununda yer alan İktibas (Alıntı) Serbestisi sınırlarını aştığı  şeklindeki tespitlerin yeterli teknik veri içerdiği, buna göre uzman görüş ile çelişkinin de giderilmiş olduğunun kabulünün gerektiği, söz ve bestenin aynı kişiye ait olması nedeniyle ayrı değerlendirme yapılmasına yönelik istinaf isteminin de yerinde olmadığı bu  anlaşılmıştır.<br>Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği  kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih ve 2019/282 E., 2023/72 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  1.878,55 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 469,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.408,91 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55f03218d5ce4b7b","SID":"6a9de92b506f3e07"}}