{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/59 Esas<br>KARAR NO: 2026/453 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2024/262 Esas - 2025/900 Karar<br>TARİHİ: 09/10/2025<br>DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/03/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bayi sıfatıyla çalışan ..., diğer davalı ...A.Ş'nin ithal ettiği ....... - .....) aracı müvekkili şirkete 20.08.2015 tarihli fatura ile sattığını, müvekkili şirketin ise henüz ... plakasını aldığını, ... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından satın alındığı günden itibaren davalı şirkete ait yetkili servislerinde bakım yaptırıldığını, Ancak aracın satın alındığı tarihten itibaren aşağıda belirtilen arızaları sürekli tekrar ettiği ve yetkili servis uzmanlarınca da bir çözüm getirilemediğinden dolayı, mevcut arızaların \"......\" olarak tabir edilen ve gizli ayıp olarak değerlendirildiğini, söz konusu ayıpların; Aracın vites geçişlerinde zorlama olması ve dişli aksamından ses gelmesi, Aracın 1. viteste çalışırken kendiliğinden vitesin boşa geçmesi, Aracın, boşta veya viteste çalışırken kendiliğinden gaza basması, devir yükselmesi, Aracın uzaktan kumandasının kimi zaman aracı kontrol etmeyerek kilitlenmemesi, Aracın devrinin çok düşük devirde kalması yükselmesi gibi, vasıtada olmaması gereken ve ölümcül kazalara sebebiyet verebilecek nitelikteki muhtelif ayıplar olduğunu, bu gizli ayıpların, özellikle satıcı firmanın .....'da servis hizmetlerini veren ........servis istasyonu tarafından giderilmeye çalışılmışsa da bir çözüm getirilemediğini, satıcının, öncelikle aracı ayıpsız olarak satmak zorunda olduğunu, ancak satılan aracın gizli ayıplı olarak çıkması sebebiyle satıcının, TBK vs Kanunlar uyarınca alıcının bu nedenle uğradığı tüm zararları (aracın yenisiyle değişimi dahil) karşılamak zorunda olduğunu, söz konusu aracın müvekkili şirket tarafından işletilemediğini, müvekkilinin aracın işletilememesinden dolayı maddi kaybı ve zararının bulunduğunu, servise defalarca servis ücreti ve bakım masrafları ödediğini, aracın işletilememesinden dolayı maddi zarara uğranıldığını, kar kaybının olduğunu, müvekkilinin mevcut ayıbın sürekli olması ve muhtemel verimi elde edememesi nedeniyle uğradığı zararların, aracın satın alınma tarihi olan 20.08.2015 tarihinden itibaren bilirkişi vasıtasıyla tespit edilmesini talep ettiğini belirterek .......-..... ...) aracın davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen (dayanışmalı olarak) sorumlu olmak kaydıyla mahkemece hükme bağlanacak ilamın infaz tarihindeki misli ile değiştirilerek davacıya aynı marka ve özellikte sıfır kilometre yeni bir aracın davalılar tarafından verilmesine, bu talebin mümkün olmaması halinde ise \"......)\" aracın dava/talep tarihindeki bayi satış bedeli olan 135.870,00 TL. bedelin (ihtarın tebliğ tarihinden 10 gün sonrası olan) 25.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (dayanışmalı olarak) alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair ve başkaca dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL. tazminatın araç satış tarihi olan 20.08.2015 tarihinden işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan  müştereken ve müteselsilen (dayanışmalı olarak) alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu olan araçta imalattan kaynaklanan herhangi bir açık/gizli ayıbın mevcut olmadığını, dava konusu araç ile ilgili ilk şikayetin 17.01.2017 tarihinde \"vites değişimlerinde ses oluşuyor\" şikayeti ile bildirildiğini, yapılan kontroller sonucunda dava konusu aracı kullanan kişinin vitesi çok yavaş şekilde değiştirdiğinden (1. vitesten 2. vitese ağır geçiş yaptığından) senkromeçlerdeki frenleme etkisi oluşmayarak ortaya bir ses çıktığının tespit edildiğini, bu şekildeki bir kullanımın, muadil araçlarda da denendiğinde bahsedilen sesin meydana çıkmasına neden olduğunu, yapılan denemelerde aracın vitesinin normal olarak değiştirildiğinde herhangi bir sesin duyulmadığını, bu durumda şikayetle ilgili ürün kaynaklı denilebilecek bir arızanın araçta söz konusu olmadığını, mezkur şikayet tarihinde davacı tarafa yedek araç verildiğini, dava konusu aracın 09.06.2017 tarihinde \"Araç rölantide çalışırken ara sıra kendi kendine gaz alıyor, gaz veriyor, devir yükseliyor düşüyor. Bazen 3000 devir/dak geçmiyor\" şikayeti ile yetkili servise giriş yaptığını, ilgili servis girişinde yukarıda bahsedilen vites değişiminde ses oluyor şikayetinin mevcut olmadığını, araçta bu şikayetle ilgili kayıtlı arıza koduna rastlanmamakla birlikte, araca deneme amaçlı miktar ayar valfinin takıldığını ve bu şikayetle ilgili, aracın bir daha servise giriş yapmadığını, 2 ay sonra davacı tarafın devir saati hareket ediyor şikayetini servise ilettiğini, servisin deneme amaçlı takılan miktar ayar valfi değişiminden sonra araçla test sürüşü yapıldığını, araçta böyle bir problem tespit edilememiş, teknik ekibin desteği ile de miktar ayar valfi, yakıt yüksek basınç pompası ile değiştirilip aracın davacıya teslim edildiğini, servis girişleri incelendiğinde görüleceği üzere davacının şikayetlerinin birçoğunun araçta tespit edilmemiş ya da aracın hatalı kullanımı sebebiyle meydana geldiğini, bahsi geçen şikayetlerin hiçbirinin davacının iddia ettiği gibi dava konusu aracı gizli ayıplı vasfına sokmadığını belirterek dava konusu aracın araç sahibinin kullanımına bağlı hasarlı bir araç olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, dava konusu aracın satın alındığı tarihten bu yana kullanım nedeniyle değerinde düşüş olduğunun izahtan vareste olduğunu, araç değişimini ya da bedel iadesini talep eden davacının mezkur kullanım sebebiyle geçirmiş olduğu yıpranma bedelini (özellikle hasar sebebiyle) iade etmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu olan araçta imalattan kaynaklanan herhangi bir açık/gizli ayıbın mevcut olmadığını, dava konusu araç ile ilgili ilk şikayetin 17.01.2017 tarihinde \"vites değişimlerinde ses oluşuyor\" şikayeti ile bildirildiğini, yapılan kontroller sonucunda dava konusu aracı kullanan kişinin vitesi çok yavaş şekilde değiştirdiğinden (1. vitesten 2. vitese ağır geçiş yaptığından) senkromeçlerdeki frenleme etkisi oluşmayarak ortaya bir ses çıktığının tespit edildiğini, bu şekildeki bir kullanımın, muadil araçlarda da denendiğinde bahsedilen sesin meydana çıkmasına neden olduğunu, yapılan denemelerde aracın vitesinin normal olarak değiştirildiğinde herhangi bir sesin duyulmadığını, bu durumda şikayetle ilgili ürün kaynaklı denilebilecek bir arızanın araçta söz konusu olmadığını, mezkur şikayet tarihinde davacı tarafa yedek araç verildiğini, dava konusu aracın 09.06.2017 tarihinde \"Araç rölantide çalışırken ara sıra kendi kendine gaz alıyor, gaz veriyor, devir yükseliyor düşüyor. Bazen 3000 devir/dak geçmiyor\" şikayeti ile yetkili servise giriş yaptığını, ilgili servis girişinde yukarıda bahsedilen vites değişiminde ses oluyor şikayetinin mevcut olmadığını, araçta bu şikayetle ilgili kayıtlı arıza koduna rastlanmamakla birlikte, araca deneme amaçlı miktar ayar valfinin takıldığını ve bu şikayetle ilgili, aracın bir daha servise giriş yapmadığını, 2 ay sonra davacı tarafın devir saati hareket ediyor şikayetini servise ilettiğini, servisin deneme amaçlı takılan miktar ayar valfi değişiminden sonra araçla test sürüşü yapıldığını, araçta böyle bir problem tespit edilememiş, teknik ekibin desteği ile de miktar ayar valfi, yakıt yüksek basınç pompası ile değiştirilip aracın davacıya teslim edildiğini, servis girişleri incelendiğinde görüleceği üzere davacının şikayetlerinin birçoğunun araçta tespit edilmemiş ya da aracın hatalı kullanımı sebebiyle meydana geldiğini, bahsi geçen şikayetlerin hiçbirinin davacının iddia ettiği gibi dava konusu aracı gizli ayıplı vasfına sokmadığını belirterek dava konusu aracın araç sahibinin kullanımına bağlı hasarlı bir araç olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, dava konusu aracın satın alındığı tarihten bu yana kullanım nedeniyle değerinde düşüş olduğunun izahtan vareste olduğunu, araç değişimini ya da bedel iadesini talep eden davacının mezkur kullanım sebebiyle geçirmiş olduğu yıpranma bedelini (özellikle hasar sebebiyle) iade etmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı .....San. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla aracın garanti süresindeki şikayetlerinin servis tarafından giderildiğini ve davacıya tesliminin yapıldığını, davacının belirttiği sorunların ise davalı müvekkil servisinde değil, Antalya'da giderildiğini, dava konusu aracın misli ile değiştirilecek bir ayıbının bulunmadığını, davacının seçimlik hakkını kullandığını, aracın misli ile değiştirilebilmesi için araçtaki eksikliğin satış bedeline çok yakın olması gerektiğini, davayı kabul etmemek kaydı ile aracın iadesi halinde iade süresi zarfında davacı yanca kullanılmış araçta değer kaybının olduğunu, araçta meydana gelen değer kaybının tespit edilerek bu bedelin müvekkili şirkete iade edilmesinin gerektiğini, aracın satış faturasında görüleceği üzere davacı tarafın aracı 96.279,15 TL. bedelle satın aldığını, ancak dava tarihi itibariyle satış bedeli olan 135.870,00 TL. değer üzerinden karar verilmesini talep ettiğini, bu istemin hukuk mantığı ile hiçbir bağının olmadığını, dava konusu 2015 model araç için 2017 model bir aracın satış fiyatının baz alınmasında ise hukuki hiç bir menfaatinin bulunmadığını, aracın kullanıldığı 2 yıl boyunca değer kaybının meydana geldiği ortada iken 2017 model bir aracın satış fiyatının baz alınarak talepte bulunulmasının uygun olmadığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 09/10/2026 tarih ve 2024/262 Esas - 2025/900 Karar sayılı kararında; \".....Mahkememizce İstinaf İlamı doğrultusunda; İTÜ'den seçilen 3 kişilik makine mühendisi bilirkişilerden oluşan heyetten  rapor aldırılmış olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu araçta imalattan gelen ve halen mevcut olup aracın kullanımına engel olan veya araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazanmasına neden olan gizli veya açık bir imalat hatasının olmadığı, bu nedenle aracın misliyle değiştirilmesinin gerekmediği görüş ve kanaatine varılarak Dava konusu araçtaki ilk \"rölantide devir sayısı değişimi\" arızasının onarım yoluyla giderildiği, Araçtaki \"vites geçişinde ses\" arızasının mevcut olmadığı, Aracın misliyle değiştirilmesinin gerekmediği değerlendirilmiştir. Yine ek raporda da Dava konusu araçtaki ilk \"rölantide devir sayısı değişimi\" arızasının onarım yoluyla giderildiği, Araçtaki \"vites geçişinde ses\" arızasının mevcut olmadığı, aracın misliyle değiştirilmesinin gerekmediği değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunun İstinaf İlamına uygun olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmiş olup davaya konu davacı aracında oluşan ayıbın onarım ile giderildiği, arızanın mevcut  olmadığı, imalat hatasının bulunmadığı ve sonuç olarak misli ile değişiminin gerekmediği kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesi ile, <br>''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece BAM bozma ilamına uygun bilirkişi incelemesi yapılmadığını, BAM bozma ilamının kapsamı dışına çıkılarak gerçeğe aykırı bir biçimde rapor düzenlendiğini, bilirkişilerin fiili olarak görmediği, fiziken incelmediği, kontrol etmediği dava konusu vasıtanın arızasının giderildiği gibi gerçeğe aykırı bir görüş bildirdiklerini, dava konusu vasıtada arıza halen devam etmekte iken, bilirkişilerin bu sonuca nasıl vardığı hususunun anlaşılır bir durum olmadığını, vasıtadaki arızanın halende devam ettiğinin gerek yetkili servise yapılan arıza başvurular  ve gerekse de dava açıldıktan sonra mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde verilen bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, dava açıldıktan sonra yapılan bilirkişi incelemesinde arızanın yetkili servis tarafından giderilemediği, bunun mümkün olmadığı ve vasıtanın mevzuat gereği misli ile değiştirilmesinin gerektiği ve davacı tarafından bilinmesi mümkün olmayan gizli ayıp olduğunun açıkça ifade edildiğini, hal böyle iken gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun esas alınmasının yasal olmadığını, Bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin taleplerinin reddedildiğini, bilirkişi heyetinin gerçeğe aykırı ve dosya kapsamı dışında ve aleyhinde rapor verdiği, fiili ve fiziki incelemesi olmadığı halde, hiçbir somut dayanağı olmadan raporlama yapması karşısında yeniden bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin reddine karar verilmesinin yasal olmadığını, bu manada adil yargılanma ve savunma haklarının ihlal edildiğini, Gerçeğe aykırı ve fiilen ve fiziken kontrol edilmeden düzenlenen İ.T.Ü bilirkişi heyeti tarafından verilen bilirkişi raporlarının esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, aleyhe bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, son bilirkişi heyetinin gerçeklere aykırı rapor düzenlemekte olduğunu,dosya kapsamındaki verileri değerlendirmeden gerçeklere aykırı rapor düzenlediği gibi, keşif yapılarak ve bilirkişinin fiziki olarak görüp değerlendirdiği bilirkişi raporundaki verileri ve somut sonuçları da çarpıtarak açıkça hukuka ve dosya kapsamına aykırı rapor düzenlediğini, 2019 tarihli raporda yazılmayan hususları dahi sanki o raporda varmış gibi bahsedilerek taraflı ve gerçeğe aykırı rapor düzenlenmekte olduğunu, son bilirkişi heyetinin BAM bozma kararında istenilen ve eksik görülen hususlarda rapor vermesi gerekirken, kendisinden talep edilen hususlar üzerinde raporlama yapmadığını ve gerçeklere aykırı şekilde  verdiği rapor ile de şüphe ve karışıklık yarattığını, Bilirkişinin dava konusu vasıta üzerindeki arızayı sadece vitesten gelen ses olarak nitelendirmesinin de vahim bir durum olduğunu, olayı çok basite indirgeyerek, vitesten gelen ses olarak nitelendirdiği, arızanın giderildiği yönünde rapor yazmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını, bilirkişinin arızanın giderildiği sonucuna nasıl vardığı hususunun anlaşılamadığını, zira 2019 tarihli  keşif yapılarak fiziken görülen  bilirkişi raporunda dahi  böyle bir verinin söz konusu olmadığını, dosya kapsamında da böyle bir veri olmadığını, defalarca yetkili servise başvurulduğu ve arızanın  giderilemediği dosya kapsamındaki servis kayıtları ile dahi sabit olmasına rağmen bilirkişinin arızanın giderildiğini beyan etmesinin açıkça gerçeklere aykırı olduğunu, ortada gizli ve giderilemeyen ve büyük kazalara dahi sebebiyet vermesi mümkün olan şanzıman, vites dalgalanması gibi tespit edilemeyen bir arıza mevcut iken bilirkişinin basit ve küçük maliyetli vitesden ses gelmesi gibi nitelendirme yapmasının kabul edilemeyeceğini, garanti kapsamında bulunan dava konusu vasıtada defalarca gidilen ve yetkili servislerce dahi tamiri yapılamayan ve 2019 tarihli uzman bilirkişi tarafından dahi yerinde yapılan değerlendirme neticesinde gizli ve ağır kusur isnat edilen vasıtanın misliyle değiştirilmesinin bilirkişice mümkün görülmemesinin kabul edilemeyeceğini, Davalı şirketlere ait yetkili servislerin arızayı bir türlü giderememelerinin zaten dava konusu vasıtaki arıza ve ayıbın gizli ve arızanın da giderilemez olduğunu açıkça gösterdiğini, hal böyleyken 14.8.2025 tarihli bilirkişi raporunun 2019 tarihli raporla açıkça çelişen, dava konusu arızaları basite indirgeyen ve sürücüden kaynaklı olduğunu ileri süren ve düşük maliyetli arıza gibi gösteren aleyhe görüşünü kabul etmenin mümkün olmadığını, bilirkişinin kendisinden BAM bozma kararına göre hareket ederek görüş ve kanaat bildirmesi gerekirken dosya kapsamının dışına çıkarak, gerçeklere aykırı şekilde ve dosya kapsamında bulunan verileri dahi çarpıtarak görüş ve kanat bildirmesinin kabul edilemeyeceğini, konusunda uzman, objektif bir bilirkişi heyetinden tekrar rapor alınmasını talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin değerlendirilmemesinin ve reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere araçtaki ayıbın olağan bir kontrolle dahi farkedilmeyecek gizli bir ayıp olduğundan ve ayıbın ortaya çıkması ile birlikte süresinde onarım için davalıya başvurulması nedeniyle ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabul edildiğini, bu tespitler doğrultusunda mahkemece aracın misliyle değiştirilmesine karar verildiğini, Gizli ayıpların alıcı tarafından olağan inceleme ile tespit edilemeyecek ve ancak kullanım sırasında ortaya çıkabilecek ayıplar olduğunu, somut olayda arızaların teslimden yaklaşık 1 yıl sonra ve 13.162 km’de ortaya çıktığını, bu tür ayıplar bakımından TBK m. 223 ve 225 hükümlerinin uygulanmayacağını, dolayısıyla bilirkişi raporundaki ayıpların gizli olmadığı ve kullanım kaynaklı olduğu yönündeki görüşün kanunen geçerli olmadığını, Dosyada alınan bilirkişi raporunun açıklanmaya muhtaç ve yüzeysel olduğunu, teknik inceleme ve bilimsel verilerden uzak olarak varsayımlara dayalı hazırlandığından denetime elverişli olmadığını ve hükme esas teşkil edemeyeceğini, bilirkişilerin BAM bozma kararı ile kendisinden istenen ve talep edilen hususlar dışında ve dosya kapsamı dışına çıkarak gerçeğe aykırı rapor verdiklerini, bozma kararında özellikle araçtan faydalanmayı önler nitelikte olup olmadığı, arızaların onarılamaz olup olmadığı, aracın değer kaybı yaşayıp yaşamadığı, TBK m.227 uyarınca misliyle değişim hakkının iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususlarının yeni raporda ayrıntılı ve somut şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmişken, İTÜ bilirkişi heyetince alınan yeni raporda bu hususların hiçbirine somut, teknik ve bilimsel gerekçelerle yanıt verilmediğini, raporda yer alan \"vites geçişi sesinin üretim hatası olmadığının anlaşılması gerekir\" şeklindeki yorum, hiçbir ölçüm, test veya teknik inceleme ile desteklenmediğini, bilirkişilerin yalnızca teknik görüş bildirmesi gerekirken hukuki nitelendirme ve hüküm niteliğinde beyanlarda bulunmuş olmasının da Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, Davalı tarafça iddia edilen 03.07.2019 tarihli trafik kazasının araçta değer kaybına neden olup olmadığının değerlendirilebilmesi için istinaf mahkemesi tarafından belirtilen şekilde araçtaki kaza öncesi ve sonrası servis kayıtlarının karşılaştırmalı biçimde incelenmesi gerekirken, alınan raporda bu hususa hiç yer verilmediğini, dosyada mevcut teknik belgeler, servis kayıtları ve daha önce alınan bilirkişi raporları dikkate alınmaksızın yalnızca dosya üzerinden ve fiziki inceleme yapılmaksızın değerlendirme yapıldığı, bu nedenle raporun objektiflikten uzak ve eksik incelemeye dayalı olduğunun anlaşıldığını, aracın davacı müvekkilin elinde ve aktif kullanımda olduğunu, arızaların halen devam ettiğini, buna rağmen mahkemece keşif yapılmaksızın salt evrak üzerinden bilirkişilik yapılmasının HMK m.266 ve m.293 hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, bilimsel dayanağı olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, Somut olayda yerel mahkemenin gerekçeli kararı ile aracın gizli ayıplı olduğu, arızaların üretimden kaynaklandığı, ayıpların gizli nitelikte olduğu, misliyle değişimin hukuka uygun olduğu hususlarının açıkça tespit edildiğini, istinaf dairesinin bu tespitleri bozmadığını, yalnızca kaza nedeniyle oluşan değer kaybının misliyle değişimi engelleyip engellemediği yönünden ek bir değerlendirme yapılmasını istediğini, bu kapsamda alınması gereken bilirkişi raporunun yalnızca bu hususa odaklanması gerektiğini, ancak raporun önceki sabit tespitlere müdahale eden nitelikte düzenlendiğini, ayrıca bu genişletilmiş raporun, fiziki keşif yapılmadan salt evrak üzerinden hazırlanmış olmasının da raporun güvenilirliğini zayıflattığını ve taraflarınca sunulan delillerin yok sayılmasına yol açtığını, bilirkişilerin salt varsayımlarla hiçbir somut delile dayanmadan rapor tanzim ettiklerini ve ayrıca HMK m.266'ya da aykırı davrandıklarını, Bilirkişinin kendini mahkeme yerine koyarak, hâkim yerine geçerek davanın esasına ve taleplere yönelik kanaat bildiremeyeceğini, ancak bilirkişi yorumları ve varsayımlara dayalı ifadeleri ile bu kuralın aksi yönde rapor tanzim ettiğini, bilirkişinin raporunda görev sınırını aştığını, teknik inceleme ve bilimsel veriye yer vermeksizin kendi yorumları ve varsayımları ile adeta yönlendirme yaptığını, objektiflikten uzaklaştığını, bu nedenle raporun kabulünün mümkün olmadığını ve hükme esas teşkil edemeyeceğini, yerle mahkemenin itiraz edilen işbu raporlara itibar etmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ayıplı olduğu iddia edilen aracın misli ile değiştirilmesi,mümkün olmaması halinde dava tarihindeki satış bedelinin faizi ile iadesi ile uğranılan zararın tazmini taleplerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece, dava konusu araca ait tüm servis kayıtlarının istendiği,  ... A.Ş. Vekili uyap sisteeminden gönderdiği 03/10/2024 tarihli dilekçe ekinde servis kayıtlarının sunulduğu, davacı vekili tarafından da dava konusu aracın karıştığı 03/07/2019 tarihli maddi hasarlı trafik kazası sonucu alınan exper raporunun dosyaya ibraz edildiği anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK'nun 266. maddesi uyarınca, mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerin mevcudiyeti nedeniyle bilirkişi raporu alınmasından sonra, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması veya yeterince açık olmaması sebebiyle denetlenememesi ya da tarafların rapora itiraz etmeleri halinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi aracılığıyla incelemenin tekrarlanması mümkün olup, somut dosyada mahkemece dairemizin 2021/2176 Esas- 2024/390 Karar sayılı 29/02/2024 tarihli karımız doğrultusunda İTÜ Makine Mühendisliği Fakültesinde görevli uyuşmazlık konusunda uzman öğretim elamanlarından oluşan bilirkişi heyetinden kök ve itiraz üzerine ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde, davacı vekilinin, hükme elverişsiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğine yönelik  istinaf nedeni yerinde değildir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu içeriğindeki tespitler gözetildiğinde; dava konusu araçta imalattan gelen ve halen mevcut olup aracın kullanımına engel olan veya araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazanmasına neden olan gizli veya açık bir imalat hatasının olmadığı, bu nedenle aracın misliyle değiştirilmesinin gerekmediği tespit edilmiş, bu tespitler ışığında mahkemece, davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği  kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e8757234c7ec8a4","SID":"5145d797c5c2256d"}}