{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1589 <br>KARAR NO\t: 2026/232<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/07/2021<br>NUMARASI\t: 2019/1040 Esas, 2021/599 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ : 18/02/2026<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>I. DAVA<br>Davacı vekili,  davacının tekstil-konfeksiyon işi ile iştigal ettiği, davalı şirket ile çalışılan ürünün niteliğine göre birim işçilik bedeli olarak 3,50TL üzerinden yapılan anlaşma gereği davacı şirket davalı şirket tarafından kendisine teslim edilen ürünler üzerinde gerekli çalışmasının yapıldığını ve  bu ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, bu ürünlerin davalı tarafından ... nolu sevk irsaliyesi ile teslim alındığını, seri A ... Sıra Nolu 22.429,68 TL bedelli faturanın tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalının ürünler/faturaya ayıplı diyerek süresinde olmayarak itiraz ettiğini, Bakırköy 14. İcra Müd’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını belirterek tüm ferileri faiz, vekalet ücreti masraf ve sair yönüyle de olmak  üzere vaki itirazın iptali ile takibin devamına; davalının-borçlunun itirazının haksız/kötü niyetli ve alacağın da likit olması nedeniyle, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar/kötü niyet tazminatı mahkum edilmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili, davacıya “...\" firmasına ihraç edeceği konfeksiyon ürünlerini ütü paket yapımı için parça başı 1,5 TL den ürünler teslim edildiğini, davacı malların ütü paketini yaparken davalının sorumluları ürünler bantta iken kontrol ettiklerini, 25.10.2018 tarihinde ürünlerin ütü paket hatalarının tespit edildiğini, davacının ustabaşı “...” ya imza karşılığında bildirildiğini, 30.10.2018 tarihinde yine kontrolde hataların devam ettiğini tekrar yazılı bir şekilde hataların davacı ustabaşı ...’ya imza karşılığı bildirildiğini, davacı hataların düzeltildiğini, hazır olduğunu bildirdiğini, davalıda ihraç edeceği firmaya bunu bildirdiğini, ... firması davacının işyerinde teste konduğunu, kontrol edildiğini, ürünlerin ütü paket hatalarından dolayı kontrolden geçemediğini, bu nedenle kar kaybına uğradığını, davacıya tekrar ütüpaket yapılmasının istendiğini, davacının bunu kabul etmediğini, davalının da ürünleri teslim almak zorunda kaldığını, bu görüşmelerin devam ettiğini, uzlaşma sağlanamayınca 15.11.2018 tarihli ihtarname çekildiğini, davacının bu ürünleri kendi bünyesinde işi davacıya vermeden kendi yapsaydı üç günde işi yapabilecekken onbeş gün sürdüğünü, tekrar ütü paket yapılmasının 15 işçinin 12 gün fazladan çalışmasına neden olduğu hususlarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama sonucunda; Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 24.334,97 TL’nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde borca ve fer’ilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, dosyaya satıma ilişkin faturalar, cari hesap ekstresi ve arabuluculuk tutanağının celbedildiği, taraf ticari defterleri ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, uyuşmazlıkta ayıp iddiası da bulunduğundan heyete tekstil mühendisi bilirkişinin dahil edildiği, ayıp ihbarının hukuki işlem benzeri fiil niteliğinde olması nedeniyle her türlü delille ispatının mümkün bulunduğu gözetilerek taraf tanıklarının dinlendiği, TBK m.219, m.223 ve TTK m.23/c hükümleri uyarınca ticari satışta ayıp ihbar sürelerinin değerlendirilmesi gerektiği, davalı vekiline ayıplı olduğu ileri sürülen ütü-paket işlemi yapılmış ürün numunelerini sunması için kesin süre verilmesine rağmen numunelerin ibraz edilmediği, mevcut deliller üzerinden yapılan teknik incelemede tekstil sektöründe ara kalite kontrolün örnekleme yöntemiyle yapıldığı, ara kontrollerde tespit edilen hataların düzeltilmesinin fason ütü-paket işlemini yapan firmanın sorumluluğunda olduğu, dosyada yer alan 25.10.2018, 30.10.2018 ve 31.10.2018 tarihli ara kalite kontrol raporlarında belirtilen hatalar ile 05.11.2018 tarihli final kontrol raporundaki hataların örtüştüğü, ürünlerin paketli halde teslim edildiği ve final kontrolde aynı ayıpların tekrar tespit edildiği, tanık beyanları ve teknik rapor içeriği birlikte değerlendirildiğinde ütü-paket işlemi yönünden ayıbın bulunduğunun ve ara kontroller sırasında bildirildiğinden ayıp ihbarının süresinde yapıldığının anlaşıldığı, ayıp iddiasına dayalı savunma ileri süren tarafın bu iddiasını ispat yükü altında bulunduğu, HMK m.190 ve TMK m.6 hükümleri gereğince ispat yükünün davalıda olduğu ve dosya kapsamındaki delillerle ayıbın ispatlandığı, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve dosya kapsamıyla uyumlu bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>IV. İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinafında; ayıp ihbarı süresinin TTK m. 23/c ve faturaya itiraz süresinin TTK m. 21/2 hükümleri uyarınca hukuki nitelendirme ile dosya üzerinden çözümlenebilecek açık süreler olduğu, bu nedenle bilirkişi incelemesine başvurulmasının ve hatalı değerlendirmeler içeren rapora dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu; 26.01.2021 tarihli duruşmada davalı tanığına soru sorma talebinin aynı oturumda, usule aykırı biçimde reddedildiği ve tanık beyanlarındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeniden dinlenmeleri yönündeki taleplerinin de kabul edilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı; esas yönünden ise davalı şirket temsilcisinin üretim sürecindeki ara kontrollerinin ayıp ihbarı sayılamayacağı, bu kontroller doğrultusunda eksikliklerin giderildiği ve ürünlerin iki kez açılıp kontrol edildikten sonra ihtirazi kayıtsız şekilde teslim alınıp yurtdışına ihraç edildiği, bu haliyle ayıp iddiasının hayatın olağan akışına aykırı ve kötü niyetli olduğu; ortada numunesi bulunmayan ve fiilen incelenmesi mümkün olmayan ürünler hakkında tekstil bilirkişisinin soyut ve varsayıma dayalı ayıp değerlendirmesi yapmasının usul ve esaslara aykırı bulunduğu; ayrıca gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olduğu, gerekçe bölümünde davanın kabulünden söz edilmesine rağmen hüküm fıkrasında reddine karar verilerek çelişki yaratıldığı; tüm dosya kapsamı, tanık beyanları ve re’sen gözetilecek hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin haklı ve likit alacağına yönelik itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın reddine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir.<br>V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici, taraflar arasında fason ütü–paket işçiliğine ilişkin anlaşma bulunduğunu, davacı tarafından işin yapılarak teslim edildiğini ve bu kapsamda düzenlenen 22.429,68 TL bedelli faturaya rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş sahibi ise, yapılan işin ayıplı olduğunu, kalite kontrollerinde hataların tespit edildiğini ve bu nedenle zarara uğradıklarını savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu, kalite kontrol raporları ve tanık beyanları birlikte değerlendirilerek ütü–paket işlemlerinde ayıp bulunduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, davalının ayıp iddiasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların \"icap\" ve \"kabul\" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı,  sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 25/09/2018 tarih,2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır.<br>Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının iş bedeli alacağı olup olmadığı, varsa miktarı ile  ayıplı ifa olup olmadığı ve ayıplı ifa varsa zarara ilişkindir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; mahkemece işin hacmi, işin süresi, iş akışı ve sözleşmenin sözlü olması birlikte dikkate alındığında ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabul edilmesi isabetli bulunmuştur.Eser sözleşmelerinde, kural olarak yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini  kanıtlamak zorundadır. Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesinde; “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.Dairemiz kararları ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve 6.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ve uygulamasında da; eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmektedir.Bu açıklamalar ışığında, taraflar arasındaki sözlü akdi ilişki sabit olmakla birlikte iş bedelinin miktarı konusunda tarafların anlaşamadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; davacının eser sözleşmesi kapsamında talep edebileceği toplam iş bedelinin, mahallinde keşif yapılarak teknik bilirkişi marifetiyle, işlerin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleri dikkate alınarak belirlenmesi; sonrasında varsa taraflar arasında ihtilafsız olan ödeme miktarlarının bu bedelden mahsup edilerek davacının davalıdan talep edebileceği bakiye iş bedelinin tespit edilmesidir.Öte yandan davalı tarafça ileri sürülen ayıplı ifa iddiasının da ayrıca değerlendirilmesi, ayıpların varlığı ve giderim bedelinin belirlenmesi, ayıpların ispatlanması hâlinde somut olayda davalı iş sahibinin bu kapsamda işçilik ücreti talep edilebileceği ve bu hususunda ayrıca değerlendirme ve inceleme yapılması ile zarar veya bedelin belirlenerek buna göre hesaplama yapılması gerekmektedir.Bu yönlerden gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>2-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/07/2021 tarih, 2019/1040 Esas, 2021/599 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, \t<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8acd0b992b02475","SID":"43fdac80ce2f61d6"}}