{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/878 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/300<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/02/2022<br>NUMARASI\t: 2020/752 Esas, 2022/142 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 26/02/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br> Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalıya matbaacılık hizmeti verdiğini ve davalı tarafından talep edilen ve basımı tamamlanan matbaa ürünlerini davalıya teslim ettiğini, davalının iş karşılığında düzenledikleri faturaları teslim aldığını, 16.01.2020 tarihli cari hesap mutabakatına göre 31.12.2019 tarihi itibariyle müvekkiline 30.634,28 TL alacakları bulunduğunu, borcun bir kısmını ödeyen davalının bakiye 17.262,38 TL'yi ödemediğini, bunun üzerine İstanbul 24. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının faturayı ticari defterlerine kaydetmesine rağmen takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevabında; dava dilekçesinin zorunlu unsurları taşımadığını, tarafların müvekkiline ait \"...\" adlı derginin basımı için anlaştığını, ancak davacının dergileri istenilen kalitede üretmediği gibi ayıplı ve eksik ürün teslim ettiğini, ürünlerin şeffaf jelatine sarılı dergiler olması nedeniyle ayıbın varlığının ilk başta anlaşılamadığını, müşterilerden gelen şikayetler üzerine dergilerin sayfalarının okunamayacak şekilde birbirine yapışık olduğunun tespit edildiğini, bu durumu öğrenir öğrenmez davalı şirkete e-posta ile bildirdiklerini ve indirim yapılmasını talep ettiklerini, yıllardır dergi ve yayımcılık sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını, kalitesiz ürünlerin dağıtımının müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, davacının kötü niyetli takip başlattığını savunarak davanın reddine ve davacının  asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; tarafların 07.09.2020 tarih itibari ile vade farkı hariç, ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacının 13.497,00 TL alacaklı olduğu hususunda  mutabık oldukları, davalı iddiaları doğrultusunda  kesim hatası olduğu ibraz edilen görüntüler ile saptanmakta ise de,  dosyada derginin fiziki hali sunulmadığı için bu yapışmaların verdiği zararın  görülemediği ve fatura içeriği emtia ile kıyaslanamadığı  için  ispat edilemediği, davacının gönderdiği e-posta yazışmalarında 31.12.2019 tarih itibari ile “mutabakat” bildirdiği, vade farkı hariç taraflar arasında mutabakat bulunduğu, davacının 13.497,00 TL  alacak talep edebileceği, alacağın likit ve hesap edilebilir olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 13.497,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağın %20 si olan 2.699,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; teslim edilen tüm ürünlerin jelatinden ayrılarak tek tek kontrol edilmesinin satışa arz edilmemesine neden olacağından,  yalnızca koli bazında seçili ürünlerin kontrol edilebildiğini ve herhangi bir sorun görülmediğini, bilirkişi heyeti raporunda; -flash bellek üzerinde incelenen görüntüde bulunan derginin sayfalarının baş, ağız ve etek tarafında bazı sayfalarında yapışmaların olduğu, bu durumun matbaanın dikkat etmesi gereken kesim hatası olduğu- hususunun tespit edildiğini, davacının alacaklı olduğu meblağ olarak belirtilen bakiye 13.497,00 TL'nin piyasaya sürülmüş fakat toplatılamamış ayıplı dergiler ve müvekkile hiç iletilmeyen eksik dergilere ilişkin olduğunu, raporda, piyasadan ve müşterilerden geri toplatılamayan ayıplı dergilere, ayrıca eksik teslim edilen 220 adet dergiye ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME<br>Dava, açık hesap bakiyesinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamından; davacının teslim edilen matbaacılık ürünleri karşılığında davalının eksik ödeme yaparak 17.262,38 TL'yi ödemediği gerekçesiyle davalı aleyhine İstanbul 24. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece; ürünlerin ayıplı olduğunun ispatlanamadığı ve taraf defterlerine göre davacının 13.497,00 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.497,00 TL alacak yönünden takibe itirazın iptaline karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında teslim edilen işin ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususunda toplanmaktadır.<br>1-Davalı vekili, ödenmeyen ücretin ayıplı ürünlere ilişkin olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.<br>İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; davacının düzenlediği faturaların tarafların yasal defterlerinde yer aldığı, defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, faturalarla ilgili mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, kanuni defterlerin davacı/davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, taraflar arasındaki devam eden ticari ilişki sonrasında cari hesaptan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (11.9.2020) tarihi itibari ile vade farkı faturası hariç 13.497,00 TL alacaklı olacağı, mahkeme davacı tarafından düzenlenen vade farkı faturasının davalı tarafa tebliğ edildiğini kabul ederse 17.262,38 TL alacak olacağı, dava dosyasındaki mevcut belgeler ve mail yazışmaları ve mali bilirkişinin incelemeleri değerlendirildiğinde davacının 2.150 adet dergiyi teslim ettiğinin tespit edildiği, teslim edilen dergilerin kaç adedinin davacı ile anlaşarak kabul edilebilir dergi haline dönüştürüldüğü, kaç adedinin ayıplı olduğu gerekçesi ile zayi olduğu ve süresi içinde ayıp ihbarının yapıldığı konularında davalı/borçlu tarafından usul ve yasaya uygun bir belge sunulamadığı belirtilmiştir. <br>Dava  tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 477/3. ( 818 sayılı BK'nın 362/3.) maddesi, \"Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır\" hükmünü içermektedir.<br>Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474 ( 818 sayılı BK'nın 359), gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. ( 818 sayılı BK'nın 362.) maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. ( 818 sayılı BK'nın 360.) maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde  tam  yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli  ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve  Dairemizin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) (Yargıtay 6 HD'nin  2021/3033 Esas, 2022/255 Karar sayılı kararı),<br>Somut uyuşmazlıkta davalı dergilerin sayfalarının okunamayacak şekilde birbirine yapışık olduğunu ve dergilerin ayıplı olduğunu savunmuştur. Sözkonusu ayıp iddiası meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile görülebileceğinden, ortada gizli değil açık ayıp iddiası bulunmaktadır. Açık ayıpların ise, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede bildirilmesi gerekir. Alınan bilirkişi raporuna göre; teslim edilen dergilerin kaç adedinin davacı ile anlaşarak kabul edilebilir dergi haline dönüştürüldüğü, kaç adedinin ayıplı olduğu gerekçesi ile zayi olduğu ve davalının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu konusunda dosyada bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davalının ayıplı ürün savunmasına itibar edilmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>2-Diğer taraftan fatura ile belirlenen ve tarafların ticari defterlerine kaydedilen alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, davalının icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğine dair istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/752 Esas, 2022/142 Karar sayılı ve 22/02/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 230,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 501,50 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.26/02/2026<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a501bcb9a908d37","SID":"60713457d7820dbd"}}