{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/2942 <br>KARAR NO: 2026/460<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2025<br>NUMARASI: 2016/305 Esas, 2025/557 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:18/02/2026<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalılardan ... ve ...' ın kiracısı olarak ... Mahallesi ... Pafta, ...... Ada, ....Parselde, ... Mahallesi ... Caddesi No: ....... ... adresinde Medikal Sağılık Ürünleri isimli şirket adı altında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin iş yerinin bulunduğu bitişik parselde diğer davalı ... ... Mahallesi ... Pafta, .... Ada,..... Parselde inşai faaliyetler başlanmış ve gerekli tedbir almadığından 16.09.2015 tarihinde, inşai faaliyetten dolayı müvekkil işyerinin bulunduğu bina yıkılmış ve müvekkilin işyeri çöken-yıkılan binanın enkazı altında kaldığını, çöken inşaatın bulunduğu binanın alt katında ..........müvekkili hiçbir malzeme kurtaramamış, işyeri halen enkaz halinde durduğunu, müvekkilinin o tarihten bu tarafa işyerine girememekte, işyerinin altında enkaz ve malzeme öylece durduğunu, müvekkilinin, 19.11.2014 -19.11.2015 tarihleri arasında 365 günlük süreli ... Poliçe numaralı ... Sigorta A.Ş. tarafından İşyerim Paket Sigorta Poliçesi ile sigorta ettirildiğini belirterek, davanın kabulü ile müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkili ...'ın kusursuz olduğunu, göçen bina bitişiği parseli maliki olan Müvekkilinin ..... parselde yapmaya başladığı inşaat ile ilgili olarak ... belediyesi tarafından verilmiş inşaat ruhsatı  ve onaylı projelerine uygun olarak harfiyatını yaptığını, davacını kiracı olarak bulunduğu  binanın yıkılmasında müvekkilinin bir kusuru olmadığını ve yapılan çalışmaların tamamı, ... belediye başkanlığının yapı kontrol biriminin denetiminde, yapı denetim kurumlarının nezaretinde  tamamen , onaylı projeye , ilim ve fenne uygun olarak yapıldığını, projede gösterilen  derinlikten daha fazla bir kazı veya hafriyat yapılmadığını, Müvekkilinin, davacılara ait ..... parseldeki binayı sağlam olarak bildiğini, zira ..... parseldeki binanın belediyedeki imar dosyasına göre her şey mevzuata uygun olduğunu, davacıya ait binanın yıkılmasında kusurlu olan davacının kiracı olarak bulunduğu  kendi binalarının fiziki durumu, davacının mal sahibinin ve davacının kendisinin binaya müdahaleleri olduğunu,  binanı enkazı açılır iken son anda, ... parselin bodrum katında bir adet dağlıç pompa ve bir miktar su akışı gözlemlendiği bu dalgıç pompanın ... parseldeki binanın bodrum katında kullanıldığını, bu dalgıç pompa sahibi olduğunu söyleyen ve bodrum katı kullanan, ...çalışanı ve yakın akrabası  ... isimli şahsa yetkililer tarafından teslim edildiğini, bu dalgıç pompanın her tarafı çamurlu iken deşarj borusu tamamen temiz olarak enkazdan çıkartıldığını, deşarz borusunun ucunun temiz olmasından  bu kısma bir hortum takılı olduğunun anlaşıldığını, ....Parseldeki binanın müvekkilin bilebilmesi imkansız olduğunu, bodrumdaki iç duvarların kaldırıldığını, kolonların hiç birinin bulunmadığını, binanın iki kat fazla yapıldığını ve sair etkenleri bilebilmesi imkansız  olduğunu, müvekkilinin ilgili mercilere başvurmuş onaylı projeye aykırı hiçbir işlem yapmadığını ve müvekkilinden, kendine ait eski binanın, ....... parseldeki binaya sağladığı yanal desteği sonsuza kadar  sürdürmesini beklemek ve istemenin yanlış olduğunu ve müvekkilinin 55 parseldeki göçen binanın fiili durumunu bilmediğini, meydana gelen göçme olayında davacı ve davacının mal sahibi kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... ..... A.Ş vekili ise cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket tarafından ... numaralı “İşyerim Paket Sigorta Poliçesi” ile sigorta teminatı altına alınan “...Mah. ... Cad, ..., No: . .../İSTANBUL\" adresinde bulunan “...........” satışının yapıldığı işyeri binasının 16.09.2015 tarihinde, işyerinin bulunduğu binanın yan kısmında bor arsada yapılan inşaat kazısı nedeniyle işyeri binasının yıkıldığı ve işyerinde bulunan “emtia”, “demirbaş” ve “elektronik clhaz”ların tamamen zayi olduğu iddiası ile 17.09.2015 tarihinde müvekkil şirkete hasar ihbarında bulunulduğunu, hasar ihbarını takiben ............. numaralı hasar dosyası açılmış ve meydana gelen zararın neden, nitelik ve miktarının belirlenebilmesi için derhal eksper görevlendirildiğini, görevlendirilen eksper tarafından 17.09,2015 ve devam eden tarihlerde ekspertiz işlemlerine başlanmış, yapılan ekspertiz. ve ibraz edilen tüm belgelerin incelenmesi sonucunda Ekspertiz Raporu oluşturularak 02.12.2015 tarihinde Müvekkil Şirkete ibraz edildiğini, müvekkil şirket uzmanları tarafından tüm belgeler incelenmiş ve sigortalı işyerinin bulunduğu binanın tamamen yıkılmış olduğu, binanın yanında ve arka cephesinde yer alan bitişik binanın 2014 yılı sonlarında yıkıldığı, bir süredir binanın temel kazılarına başlandığı, hasarın gerçekleştiği tarihte asansör kuyusu İçin derin kazının yapılmakta olduğu, kazı işlemi yapan işçilerin mola vermesinden kısa bir süre sonra binanın çöktüğü, binanın çökme nedeninin ise “binanın yan ve arka cephesinde yapılan kazı çalışmaları” olduğu tespit edildiğini, ancak Yangın Sigortası Genel Şartlarında yer alan “Yer Kayması Klozu”na göre \"sigortalı bina civarında yapılan kazılar nedeniyle meydana gelen yer kayması ve toprak çökmesinden doğan zararlar” teminat  kapsamı içerisinde yer almadığından davacı/sigortalının tazminat talebi 04.02.2014 tarihli yazıları  ile reddedildiğini, davacının ise zarar bedelinin ödenmesine karar verilmesi istemi ile iş bu davayı açtığını, adreste Medikal Sağlık Ürünleri” satışının yapıldığı işyerinde bulunan emtia, demirbaş ve elektronik cihazlar müvekkil şirket tarafından ... numaralı “İşyerim Paket Sigorta Pollçesi” ile sigorta teminatı altına alındığını, ilgili poliçede “yangın ve ek teminatlar” rizikosu için öngörülen teminat limitleri ve yer kayması\"na ilişkin klozun; Emtia Yangın Teminatı 103.834,24.-TL Demirbaş-E.Cihaz Teminatı 17.000,00,-TL ve Dekarasyon Yangın Teminatı 5.000,00.-TL olduğunu, komşu arsada temel kazısı yapılması nedeniyle sigortalı işyerinin bulunduğu binanın yıkılması” sonucunda meydana gelen “yer kayması hasarı” sigorta genel şartları eki “yer kayması klozu” gereği sigorta teminatı içerisinde değerlendirilemeyeceğini, davacının talep etmekte olduğu zararın gerçek bir zarar olduğunu ispat ile mükellef olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>Davalı .......... A.Ş ye dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi ibraz etmediği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesince 17/07/2025 tarihli gerekçeli kararı ile \"Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde; dava, davacının işyerinin bulunduğu ve kiracı olduğu binanın, davalı ...'ın inşaat faaliyetleri sırasında gerekli tedbirleri almamış olması sebebi ile yıkıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.16.09.2015 tarihinde ... ilçesi, ....... mah., ... pafta, ... ada, ......mah., ... sokak, 10:42 adr:sinde bulunan bodrum+4 katlı binanın çökmesi sonucu, bodrum ve zemin katta kiracı olarak bulunan davacı ........Ürünleri'ne ait iş yerinin  enkaz altında kaldığı, demirbaşlar ve ticari ürünlerin zarar gördüğü, bu olayın  arka parselde ... ilçesi, ....... mah, ... pafta, .. ada, ...parselde davalı ...'ın inşaat hafriyatına başlamasından sonra gerçekleştiği anlaşılmıştır.<br>İstanbul Anadolu .. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/.....D.İş molu dosyasından tanzim olunan 05.10.2015 günlü bilirkişi heyeti raporunun dosyaya celp edildiği, ilgili raporda; \"Söz konusu binadaki tamamen çökme nedeninin karşı tarafa ait parsel üzerinde kazı yapılırken makul bir mesafede binaya yaklaşılmaması ve bu mesafedeki kazının ano ano ve el ile yapılması yönündeki genel teknik kurala uyulmadan yapılması ve tespit konusu bina temelinden derine inilmesi olduğu\" belirtilmiştir. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/326 Esas 2018/191 Karar sayılı ilamı ile  \"meydana gelen çökmeye ilişkin alınan bilirkişi heyeti raporundan yapılan değerlendirilme göz önüne alındığında çöken binanın yığma hagir bina olduğu, usulsüz bir kat ilavesi yapılarak, binanın taşıyıcı sistemlerine ilave yük getirdiği ancak tadilat projesine göre ilave yük gelmesi nedeniyle yapılması gereken ilave kolonların ilave edilmediğinden bu sanıkların talihi kusurlu olduğu tespit edildiği, söz konusu kazı işlemini yapan ...sahibi ve yetkililerinin bitişiğinde bulunan eski binanın çökmesinin önlenmesi maksadıyla yapılan kazı çalışmasının diğer binaların statabilesinin etkileyip etkilemediği, çevre binaların fenni kurallarına göre uygun olup olmadığının araştırılmadığı, buna dair yeterli önlemi alınmadan yıkım işlemi yapıldığından ve söz konusu inşaatın denetim firması yetkilisinin bu hususları denetlemeyerek yıkım işlemine göz yumması suretiyle meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu yönündeki tespitlerinin maddi olaya da uygun olduğu\" gerekçesiyle sanık (davalı) ...'ın Taksirle Bir Kişinin Ölümü, Birden Çok Kişinin Yaralanmasına Sebep Olma ve  İnşaat veya Yıkımla İlgili Emniyet Kurallarına Uymama suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği, İnşaat veya Yıkımla İlgili Emniyet Kurallarına Uymama suçu yönünden kararın kesin olduğu, Taksirle Bir Kişinin Ölümü, Birden Çok Kişinin Yaralanmasına Sebep Olma suçu yönünden ise istinafa tabi olduğu,  mahkememizce söz konusu kararın kesinleşmesinin beklenildiği kararın 20/11/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşıldı.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; davalı ...'ın gerekli önlemleri almadan yıkım ve hafriyat yapması veya yaptırması nedeniyle olayda asli olarak %70 oranında kusurlu olduğu, ........ Parsel malikleri ..., ...'ın da yığına kagir yapıya usulsüz kat ilavesi yaparak binanın taşıyıcı sistemine ilave yük getirerek, 1975 yılırlda yapılan tadilat projesine göre yapılması gereken ilave kolonların yapılmamasından dolayı olayda tali olarak %30 oranında kusurlu oldukları, olay nedeniyle davacının toplam hasar mıktarının 123.704.... TL olduğu belirtilmiştir. Buna göre davalı ...'ın %70 kusur oranına göre 86.593,32 TL'den Davalı ...'ın sorumlu olduğu, (Davacının ise 06/06/2020 tarihli ıslah dilekçesinde 85.593,32 TL talep ettiği ve sadece davalı ... yönünden ıslah talebinde bulunduğu), söz konusu raporun, olayın meydana geliş şekline, ceza dosyası içeriğine ve dosyadaki delillere uygun olması sebebiyle hükme esas alınması gerektiği anlaşılmakla davanın ... yönünden ıslah edilen hali ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davalı taraf zamanaşımı definde bulunmuş ise de; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince maddi veya manevi zarara ilişkin davalar zarara uğrayanın zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Davaya konu olay 16/09/2015 tarihinde gerçekleşmiş,  ıslah talebi ise 06/06/2020 tarihinde yapılmıştır. Taksirle Bir Kişinin Ölümü, Birden Çok Kişinin Yaralanmasına Sebep Olma ve  İnşaat veya Yıkımla İlgili Emniyet Kurallarına Uymama suçlarının ceza miktarı itibarı ile ceza davası zamanaşımı süresi TCK.'nun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıldır. Dolayısıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine varılmıştır.Davacının iş yerinin bulunduğu binanın çökme nedeni, yan parselde yapılan inşaatın temcl kazısına bağlı olarak, iş yerinin bulunduğu binanın temelinin kaymasına bağlı çökme olarak tespit edildiği. \"Yangın Sigortası Genel Şartları\" nın A.3.2 maddesi \"yer kayması\" hasarlarını Ek Sözleşme İle Teminat Kapsamına dahil edilebilecek haller kapsamında sayıldığı, ancak davalı ... Sigorta tarafından davacı lehine tanzim edilen 09.11.2014 günü ... nolu \"İşyerim Paket Sigortası Poliçesi\"nde, \"Yangın Sigortası Genel Şartları\"nın A.3.2 maddesi kapsamında, \"yer kayması\" hasarları için ck sözleşme verilmediğinden, iddia edilen hasarın poliçe kapsamı dışında olduğu ve Davalı ... Sigorta'nın poliçeden kaynaklı bir tazmin sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla ... ..... AŞ. yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı...Şti.'nin, 09.11.2014 günü ... nolu \"İşyerim Paket Sigortası Poliçesi\"ni Davalı ... Sigorta acentesi sıfatı ile tanzim ve imza ettiği, davacının, davalı  ... Sigorta'ya husumet yönelttiğinden artık sözleşmeyi tanzim eden acenteye husumet yöneltemeyeceği anlaşılmakla davalı...Şti. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiğini, \"Davanın davalı ... yönünden KABULÜ ile, 85.593,32 TL'nin 1.000,00 TL'sinin 16/09/2015 tarihinden, 84.593,32 TL'sinin ıslah tarihi olan 06/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davanın...Şti. Yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,<br>Davanın davalı ... Sigorta AŞ. Yönünden REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının dosya kapsamına uygun olmadığını, usul ve yasalara içtihatlara aykırı olup davanın kabulü hakkındaki kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemede kusur oranının hatalı belirlendiğini,  zira İstinafa konu  dava, müvekkilin kendi arsası üzerinde yaptığı inşaat çalışması sırasında bitişik parseldeki binanın göçmesine sebep olmasına bağlı olarak müvekkile açılan 5 davanın 4 tanesinde müvekkile izafe edilen kusur %60 olarak tespit edilmiş iken, İstanbul Anadolu 8.ATM nin bu kusur dağılımı %70 olarak kabul edilemeyeceğini davacının malların göçen binada bulunduğuna dair davacının beyanından başka delil( tanık dahil) olmadığını, bilirkişiler sigorta eksperinin yapmış olduğu tahmine dayalı ve denetimsiz raporunun karar esas alınamayacağını, davacı davasını  06.06.2020 tarihinde 85 593,32 Tl artırarak ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunulduğunu  zaman aşımı süresinin  haksız fiil zaman aşımı olduğunun davanın dayanağı olan kazada davacı ile ilgili olmayan şahsın ölmesi veya yaralanmış olması, davacının maddi zararları için de ceza zaman aşımının uygulanmasını sağlayamayacağını, taksirle mala zarar verme diye bir suçun ceza kanununda olmadığını, huzurdaki davanın, taksirle meydana gelen haksız fiilden kaynaklandığını ve hukukumuzda  tazminat davalarının kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılabildiğini, zaman aşımının en iyi ihtimal ile 04.02.2016 tarihinde başlamış olduğunu zira davacı tarafın  06.06.2020 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunduğunu 06.06.2020 tarihine kadar yasada belirlenen 2 yıllık süre geçmiş olduğu için, ıslah edilen miktarın  zaman aşımına uğradığını, ıslah edilerek artırılan kısmın zaman aşımı sebebiyle reddi gerektiğini belirtmiştir. Müvekkilin aynı olay ile ilgili olarak muhtelif davalardaki kusur oranını olmasını, huzurdaki davada ceza zaman aşımı uygulanamayacağı zira kısmi dava olarak açıldığını, davacının belirsiz alacak davası açma hakkı bulunduğu halde kısmi dava açmasının kendi tercihi olduğu , ıslah tarihinde ıslah edilen kısım için süresinde zaman aşımı itirazında bulunulduğu, nazara alınarak yerel mahkemenin davanın kabulü hakkındaki kararının kaldırılarak , davanın öncelikle zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesini, ret  olmaz ise esas hakkındaki davanın kabulü hakkındaki yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf giderlerinin davacıya yükletilmesini, tehiri icra kararı verilerek müvekkile karşı başlatılan icra takibinin uygun bir teminat karşılığında durdurulmasını talep ederek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, Kiracı davacının bulunduğu binaya komşu binadaki inşaat faaliyeti nedeniyle oluşan çökmeden doğan eşya zararının tazmini istemine ilişkindir.<br>1-Türk Medeni Kanununun 683.maddesinde yer alan; Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir.  Maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, Kanunun 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun \"komşu hakkı\" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.<br> Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi, eski hale getirilmesi ve tazminat davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, bu tür davalarda etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir.TMK’nın 738. maddesiyle, 737. maddeye benzer daha özel bir düzenleme getirilmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre \"Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır. Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.” Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur.<br>Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden  sonra varsa  davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Kural olarak, sorumlu olan kişinin, meydana gelen zararı tümü ile tazmin etmesi gerekir. Tayin edilen tazminat miktarının da zararı tümü ile gidermesi gerekir.  Ancak bazı durumlarda zararın meydana gelmesinde ya da miktarının artmasında bizzat zarara uğrayan tutumu ve davranışının da payı bulunur. Başka bir deyişle, zararın doğumunda ya da çoğalmasında bizzat zarar gören de kusurlu olabilir. Uğranılan zararın artmasını önlemek, makul düşünen ve hareket eden herkes için normal bir davranıştır. Buna rağmen şayet bu normal davranış tarzının dışında kalınmış ve bu yüzden meydana gelen zararın artmasına sebep olunmuşsa, zarar görenin bu kusurunu hiç dikkate almaksızın zarar vereni zararın bu artmış hali ile tamamından sorumlu tutmak adil ve doğru olmaz.  6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51’inci maddesindeki; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” ve 52’nci maddesindeki “zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükümleri gözetilerek, zarar gören  müterafik kusuru da dikkate alınarak söz konusu maddeler kapsamında Hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir indirimin yapılması gereği göz önünde bulundurulmalıdır. Zarar görenin, anılan bu tutum ve davranışları, onun müterafik kusuru olarak adlandırılır. Bu kavramı “birlikte kusur” ya da “zarar görenin kendi kusuru” deyimi ile açıklamak da mümkündür. Bu deyimler kısaca, zararın doğmasında ya da çoğalmasında zarar görenin de kusurlu olması halini ifade etmektedir. Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır. Komşuluk hukukundan kaynaklı yükümlülüklere aykırılıktan kaynaklı zararın tazminine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu eylem sonucu oluşan zarar ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında illiyet bağının olması gerekir. Oluşan zararın kapsamı belirlenirken ise, tarafların zararın oluşumuna hangi oranda etki ettikleri yani müterafik (bölüşük) kusurlarının olup olmadığı belirlenerek davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. TMK'nın 730 ve 737. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz.<br>2- Haksız fiil sonucu oluşan zararlara ilişkin zamanaşımı hususunda Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Dava konusu olay ceza yargılamasına tabi olup uzamış zamanaşımı süresi geçerli olduğundan, davalı vekilinin zamanaşımı itirazları yerinde görülmemiştir.<br>3- Mahkemece, oluşan zarara ilişkin aldırılan ve hükme esas alınmaya elverişli bilirkişi raporunda davalının %70 oranında kusurlu olduğu, ekspertiz raporu ve davacı beyanları nazara alınarak kusur oranında indirim yapılıp zararın tespit edildiği anlaşılmakla; rapora yönelik yapılan itirazların reddi gerekmiştir.<br> İlk derece mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından  davalı  vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine temyiz yasayolu açık  olmak üzere karar verilmesi  gerektiği  yönünde hüküm bağlanmıştır.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../07/2025 tarih ve: 2016/.... Esas, 2025/.....Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 5.846,87 TL istinaf nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.600,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.246,87 TL harcın davalı ... alınarak hazineye irat kaydına,  <br>3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> İlişkin dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1. bendi ile aynı Kanun'un 361 ve 362. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3588044fedaf7f7a","SID":"a524bd3266d394e3"}}