{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1307 - 2026/165<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/1307 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2026/165<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2020/421 E - 2022/436 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 20/02/2026<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/03/2026<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>\tİDDİANIN ÖZETİ<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22/11/2018 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve 18/01/2018 tarihli protokol akdedildiğini, davalının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğini, müvekkili şirketi oyalama yoluna giderek lisansını çıkarmadığını, sonuçta ticari faaliyete başlamadığını, 30/05/2019 tarihinde keşide edilen ihtarnameye rağmen hiçbir çözüm üretmediğini, taraflar arasında akdedilen 18/01/2018 tarihli protokolün 12. maddesinde bayilik sözleşmesinin belirtilen tarihten itibaren yürürlüğe girmemesi, bayiliğin kurulmaması, gerekli yasal zorunlulukların tamamlanmaması durumunda davalının müvekkili şirkete 100.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, ayrıca davalının her yıl kendi içerisinde değerlendirilmek üzere yıllık asgari 700 m3 olmak üzere 5 yıl için asgari 2.940 ton beyaz ürün alım taahhüdüne istinaden lisans çıkarttırmayarak mal alımında bulunmadığını, böylece müvekkili şirketin 2.940 tonx150,00 USD = 441.000,00 USD kaybına sebep olduğunu, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesi gereğince üzerine düşen tüm sorumlulukları eksiksiz yerine getirdiğini, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüğü eksik ifa etmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin kar mahrumiyetine ve itibar kaybına sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağının şimdilik 10.000,00 TL'sinin ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 20/04/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle toplam talebini 200.000,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tSAVUNMANIN ÖZETİ<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22/11/2018 tarihinde Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin müvekkili tarafından imzalanmasına rağmen davalı firma tarafından imzalanarak müvekkiline gönderilmediğini, bayilik sözleşmesinin damga vergisi kanununa tabi olmasına rağmen damga vergisinin yatırılmadığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte müvekkilinin ... Petrolcülük Sanayi ve Tic. A.Ş. ile birlikte çalışıyor olması nedeniyle ikinci bir dağıtıcı firma ile sözleşme yapamayacağını ve çalışamayacağını, iddianın aksine müvekkilinin bayilik lisansının  bulunduğunu, EPDK'ya müvekkilinin lisans numarası ile 18/01/2018 tarihinde hangi dağıtıcı firma altında bayilik faaliyetlerini yürüttüğünün sorulması halinde iddia edilen sözleşmenin geçersiz olduğunun tespit edileceğini, davacının cezai şart ve kar mahrumiyetini talep edebilmesi için 18/01/2018 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinde ifanın başlanılmasının gerektiğini, bayilik sözleşmeleri sürekli borç doğuran sözleşmeler olduğundan aykırılık halinde TBK'nun 126. maddesi gereğince ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklının ifa ve gecikme tazminatı talep edebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceğini, davacının bu hükme aykırı olarak ifasına başlanmamış sürekli edimli sözleşme için cezai şart ve kar mahrumiyeti isteminin kanuna aykırı olduğunu, ifasına başlanmamış ve damga vergisine tabi bayilik sözleşmesi yürürlüğe girmediğinden cezai şart ve kar mahrumiyeti istenemeyeceğini, sözleşme yürürlüğe girmiş olsa dahi içtihatlar gereği dağıtıcı firmanın mal vermeden noterden ihtirazi kayıt göndermemesi nedeniyle yine kar mahrumiyeti isteyemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>\tMahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre,  dosyaya sunulan  22/11/2018 tarihli bayilik sözleşme örneğinde davacı tarafın imzası ile davalı tarafın kaşesi ve imzasının yer aldığı, davalı her ne kadar ıslak imzalı sözleşmeyi teslim almadığını iddia etmiş etse de, basiretli bir tacir gibi davranarak davacıya sözleşmenin akdedilmesinden sonra her hangi bir ihtarda bulunmadığı, davacının kendisine gönderdiği ihtara her hangi bir cevap vermediği, savunmasını ispat  için yazılı bir delil sunmadığı dikkate alındığında taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girdiğinin kabul edilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda sözleşme süresi gözetildiğinde davacının kar kaybının 120.750,00 TL olarak hesaplandığı, yine taraflar arasında imzalanan 18/01/2018 tarihli protokolün 12. maddesinde; davalı tarafın sözleşmenin ve protokol şartlarının gerçekleşmemesi/gerçekleştirilememesi hallerinde ifaya ekli olarak 100.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği,  bilirkişilerce hesaplanan kar mahrumiyeti ve cezai şartın yerinde olduğu, davalı şirketin 16/12/2021 tarihli ek raporda belirlenen yıllık net satışları dikkate alındığında, cezai şart miktarının davalının ekonomik mahfına sebebiyet vermeyeceği ve ülkenin ekonomik koşulları ile tarafların ekonomik koşullarına göre fahiş olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bayilik sözleşmesinin müvekkili tarafından imzalandığını, müvekkilinin bayi olarak faaliyete geçebilmesi ve EPDK nezdinde başvuru yaparak dağıtıcı tadili yapması için sözleşmenin davacı tarafından imzalı nüshasının müvekkiline gönderilmesi gerekirken, davacı şirketin imzalı sözleşmeyi müvekkiline göndermediğini, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığını, davacının her iki tarafın da imzaladığı sözleşmeyi sunmasının sözleşmenin müvekkiline teslim edildiğini göstermeyeceğini, sözleşme geçerlilik kazanmış olsa dahi imzalı sözleşme müvekkiline gönderilmediğinden  EPDK'ya dağıtıcı tadili başvurusu ile bayilik faaliyetine geçilerek borcun ifasının davacının kusuru ile imkansız hale geldiğini, kusurlu olan davacının cezai şart talep edemeyeceğini, dosyaya sunulan protokolde de sadece müvekkilinin kaşe ve imzasının bulunduğunu, davacının kaşe ve imzası bulunmadığından protokolün de geçerlilik kazanmadığını, protokolün geçerli olduğu kabul edilse dahi kabul edilen kar mahrumiyeti ve cezai şartın müvekkilinin ekonomik olarak mahvına sebebiyet vereceğini, bu nedenle tamamen kaldırılması veya indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tUYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>\tUyuşmazlık, bayilik sözleşmesi ve protokolün geçerli olup olmadığı, davacının kar mahrumiyeti ve cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı, cezai şartın davalının mahvına neden olup olmayacağı, bunun sonucu olarak indirim yapılması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava, alacak istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>\tTaraflar arasında 18/01/2018 tarihli protokol imzalandığı, protokolde her iki tarafın isim, kaşe ve imzasının bulunduğu, protokolün 1.maddesinde, taraflar arasında 22/11/2018 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalanacağının kararlaştırıldığı, 12.maddesinde ise, \"BAYİ, işbu protokolde belirtilen tüm şartların kat'i surette gerçekleşeceğini, ŞİRKET ile imzalamış olduğu sözleşmelere eksiksiz riayet edeceğini, sözleşmelerin ve protokol şartlarının gerçekleşmemesi veya kısmen gerçekleşmesi ve her ne sebep ve suretle olursa olsun Bayilik Sözleşmesinin belirtilen tarihten itibaren yürürlüğe girmemesi yada Bayiliğin kurulması için gerekli yasal zorunlukların tamamlanmaması (Lisansın yayınlanmaması, lisans tadilinin yapılmaması, idari izinler vb) veya cayma halinde ŞİRKET'in her türlü yasal hakkını kullanabileceğini, bu durumda herhangi bir itirazda bulunmayacağını sözleşme ve eklerinde belirtilen kar mahrumiyeti ve cezai şart yükümlülükleri haricinde ŞİRKET'e herhangi bir ihbara, ihtara lüzum kalmaksızın derhal ve defaten 100.000,00 TL (Yüzbin Türk Lirası) cezai şart ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt etmektedir. \" hükmünün bulunduğu görülmüştür. <br>\tTaraflar arasında 22/01/2018 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede her iki tarafın isim, kaşe ve imzasının bulunduğu görülmüştür. <br>\tDavalı tarafından imzalanan 22/11/2018 tarihli taahhütnamenin 2.maddesinde, davalının davacı taraftan yıllık 700 ton motorin, benzin almayı, taahhüdün altında kalması halinde beher eksik ton başına ödeme tarihindeki döviz satış kuru üzerinden 150 Amerikan Doları kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiği görülmüştür.  <br>\tDavacı tarafından davalıya gönderilen 30/05/2018 tarihli ihtarmade özetle; 18/01/2018 tarihinde imzalanan protokol ile 22/11/2018 tarihli bayilik sözleşmesi ve ekleri gereğince davalıya satış destek kredisi verildiği, davalının ipotekler ve rehinler verdiği belirtilmek suretiyle 7 gün içinde bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girmesi için gerekli izin ve işlemlerin tamamlanarak bayilik faaliyetine geçilmesi, aksi halde cezai şart ve destek kredisinin ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin 01/06/2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği görülmüştür. <br>\tMahkemece bilirkişi heyetinden alınan 21/06/2021 tarihli raporda özetle; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde davacı şirket adına herhangi bir işlem kaydına rastlanmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmeler uyarınca, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun kabulü durumunda, davacı şirketin kar kaybının yargıtay içtihatlarında kabul edilen makul süre hesabına göre 120.750,00 TL olabileceği yönünde görüş belirtildiği,  tarafların itirazı üzerine alınan 16/12/2021 tarihli ek raporda özetle; kar mahrumiyeti konusunda kök raporda yapılan değerlendirmeden ayrılmayı gerektirecek bir husus görülmediği, dosyaya sunulan ve üzerinde sadece davalı tarafın kaşe ve imzası bulunan 01/08/2018 tarihli protokolde belirlenen yıllık asgari 700 m3 beyaz ürün (motorin ve benzin) alım taahhüdünü davalı şirketin 2018 yılında yerine getirebileceği, sonraki yıllarda bu tutarın altında kalacağı, 2018, 2019 ve 2020 yılları ticari faaliyetlerinde 9.672,81 TL ile 16.109,47 TL arasında net kar sağladığı görülen davalı şirketin kök raporda hesaplanan 120.750,00 TL civarındaki davacı şirket kaybından olumsuz etkilenebileceği yönünde görüş belirtildiği, itirazlar üzerine alınan 11/02/2022 tarihli ek raporda özetle; taraflar arasında yapılan sözleşmeler uyarınca, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun kabulü durumunda, davacı şirketin kar kaybının 120.750,00 TL olabileceği, yalnızca davalı yanca imzalı protokol kapsamında mahkeme tarafından cezai şarta hükmedilmesi halinde 100.000,00 TL cezai şart talep edebileceği yönünde görüş belirtildiği görülmüştür.  <br><br>\tMahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle  imzalı bayilik sözleşmesinin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesine, davalının imzalı sözleşmenin müvekkiline gönderilmediğine dair davacı yana müracaatı, yazısı, ihtarı bulunmadığından bu iddiasını ispat edememesine, bu nedenle taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve protokolün yürürlüğe girmiş olmasına, davalının sözleşme imzalamasına rağmen bayilik faaliyetine başlayabilmesi için gerekli prosedürleri yerine getirmemesine, davacıdan ürün alımı yapmamasına, bu nedenle davalı tarafından imzalanan alım taahhüdü uyarınca kar mahrumiyeti ile protokolün 12.maddesine aykırı davranan davalının cezai şarttan sorumlu olmasına göre aşağıdaki  bent dışında kalan davalı taraf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>\tDava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesinde;\" (1) Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.\" hükmü bulunmaktadır. Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şartı ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. <br>\tSomut olayda mahkemece bu yönde bir araştırma ve inceleme yaptırılmamış,  davalının yıllık satışları itibariyle cezai şartın davalının ekonomik mahvına neden olmayacağı kanaati ile cezai şartta indirim uygulanmamıştır. Bu durumda, açıklanan nedenlerle, talep edilen ve hüküm altına alınan cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı yönünden, davalının mali durumu gözetilerek ticari defter kayıtları ve bilançoları üzerinde inceleme yaptırılıp, ayrıntılı ve denetimine elverişli rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi  doğru görülmemiştir. \t<br><br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/421Esas, 2022/436Karar ve 08/06/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 20/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> ¸e-imza<br> <br>Üye <br> ¸e-imza<br><br>Üye<br> ¸e-imza<br><br>Katip <br> ¸e-imza<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"13f630abbdeecb98","SID":"3e1ccd0080645e97"}}