{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2021/1884 <br>KARAR NO: 2025/2204<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/01/2020<br>NUMARASI: 2015/1300 Esas - 2020/13 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih ve Tasfiye)<br>KARŞI DAVA\t: Yöneticinin Azli<br>DAVA TARİHİ\t: 15/05/2015<br>KARŞI DAVA TARİHİ: 15/07/2015<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ : 31/12/2025<br>Asıl davada yönünden davanın davalı şirket yönünden kabulüne,davalı ... bakımından usulden reddine  karşı davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, davacının dava dışı .... .... Şti.nin ortağı ve yetkili müdürü olduğunu, davalı ile  10.000 -TL sermayeli  “.... Şti”ni kurduklarını,   iki ortağın müşterek imzalı olarak yetkilendirildiğini, ancak davalı   ... 'ın  en yüksek paylı ortağı olduğu dava dışı  ... ....Ştine  öncesinde  kendi şirketinde çalışan peyzaj mimarı ve peyzaj teknikeri tarafından düzenlenen sahte faturalarla borçlandırdığını,  İstanbul .. .. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası ile bu şirkete 340.047,39- TL borçlandırıldığını ,  Savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, davalı şirket ile davacıya ait şirketin  aynı taşınmaz üzerinde farklı parsellerde faaliyet gösterdiğini, davalının amacının davacıya ait şirketi işleyemez hale getirmek olduğunu, 14.05.2015 tarihinde sahte faturalar ile davacıya ait dava dışı şirkete hacze gelerek mallarını haczettirdiğini, davalının yetkisiz işlemleri nedeniyle TTKnın 235.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir olarak  davalının temsil yetkisinin kaldırılarak kendisine verilmesi veya kayyım atanması gerektiğini ve TTK nın 613 md uyarınca şirket yönetimindeki usulsüzlükler nedeniyle şirketin devamı ve kar elde etme amacı kalmadığını ileri sürerek  şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine, mahkeme aksi kanaatte ise davacı payının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkartılmasına karar verilmesini istemiştir.<br> CEVAP VE KARŞI DAVA : Davalı vekili, davacının payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılması yönündeki talebini kabul ettiklerini,davacı ...'nin  davalı ...şirketi ile aynı adreste ve aynı alanında faaliyet gösteren ... Şti’nin sahibi olduğunu, bu şirketin ticari itibarının kötü olması, ticari faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi sebebi ile davalı ile anlaşarak dava dışı .....şirketi ile aynı adreste faaliyet gösterecek müşterek ...şirketini kurduklarını,  müşterek kurulan bu şirkete fatura edilerek teslimatı yapılan bitkilerin satışının yapılarak ticari kazanç sağlanması hususunda anlaşmaya vardıklarını, şirketin alım gücünün  bulunmaması sebebi ile davalının sahibi olduğu dava dışı ....şirketinin  ... bitkilerin teslimatının yapılıp  faturalandırıldığını, bunların  ...’nin de bilgisi dahilinde olduğunu, şirketin kuruluş aşamasında muhasebe işlemleri için ...’e verilen  vekalette davacının da  imzası olduğunu, şirket çalışanları ... ve ...’nin davacı ...’nin bilgisi ve ortak kararla müşterek şirkette sigortalı olarak çalıştırıldığını,  faturalandırılarak teslimatı yapılan bu bitkilerin; teslimatı ve yeni adreste istiflenmesi günler süreceğinden davacı ... tarafından  bedeli şirketçe henüz ödenmeyen bu bitkilerin nereden, nasıl geldiğini günlerce teslimat ve istifleme yapılmasına rağmen araştırılmayıp  faturalardan habersiz olunduğu ve aylar sonra kandırıldığı iddiasının  da hayatın olağan akışına ve basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, davacının  asıl amacının; teslim edilen bu bitkilere bir bedel ödemeden sahip olmak ve bu bitkileri sahibi olduğu diğer şirket .....şirketi adına veya faturasız satışını yaparak tüm kazancı sadece kendi şirketine veya kendisine sağlamak istemesi olduğunu, yeterince bitki teslimatı yapıldıktan sonra ...'nin  şirket çalışanları ... ve ...’yi şirkete almayarak, sigortalı bu işçilerin çalışmasını engellediğini, şirket ofisinin ve ana giriş kapısının da kilitlerini değiştirterek müşterek şirket zararına işlemlerine devam ettiğini, şirkete bir takım adamlar getirterek davalı  ve diğer çalışanları tehdit il  zorla  şirketten çıkarttıklarını,  Beykoz C Başsavcılığı 2015/2005 Soruşturma nolu dosyasında, davacının yanında çalışan ... isimli şahsın davacının talimatı ile davalı müvekkilin suratına yumruk atarak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, Beykoz C Başsavcılığı 2015/3008 Soruşturma dosyasında ... 'nin  talimat verdiği kişilerin, davalıyı   tehdit , hakaret ve korkutmaları ile şirketin  çalışmaz hale geldiğini,  müşterek şirket hakkında başlatılan icra takibi uyarınca; ... İcra Dairesinin....,... talimat  sayılı dosyalarından 14.05.2015 tarihinde bir takım bitkilerin haczedildiğini, ... tarafından  bu ürünlerin ... şirketine ait olduğu iddia edilmiş ise de  fatura sunamadığını, davacının  bu bitkilerin bedelini dahi ödemeden kendi şirketi adına satışını yaparak karı tek başına elde etmeye ve davalı müşterek şirketi zarara uğratmaya çalıştığını açıkça gösterdiğini, haczedilen bu ürünlerin yediemin olarak davacı ...’ye bırakıldığını  ancak davacının talimatı ile kaçırıldığını, 11.06.2015 tarihinde kalan malların muhafazası için gidildiğinde hacizli malların bir kısmının kamyonda yüklü olduğunun tespit edildiğini, reddi gerektiğini, şirketin feshi için gereken şartlar  oluşmadığını ileri sürerek  davanın reddini istemiştir.Karşı davacı -davalı vekili ; davacı-karşı davalı  ... 'nin müşterek şirket aleyhine hileli işlemler yaparak  şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek davacı- karşı  davalının  temsil yetkisinin kaldırılarak karşı davacı müvekkil ...'a verilmesini talep etmiştir.<br>KARŞI DAVAYA CEVAP : Karşı davalı vekili, davalı ile şirket kurulmasının asıl amacının yurt dışından ithal fidan getirtip kar sağlamak olduğunu, karşı davacının ileri sürdüğü faturalardaki fidanların teslim edilmediğini, (davalının şirketi) ... şirketinin başlattığı icra takibinde haczettiği fidanların cinslerinin faturalardaki fidanlardan olmadığını, davacının kendi yetiştirdiği fidanlar olması nedeniyle fatura sunulamadığını, müşterek şirket çalışanları ... ve ...'nin karşı davacının tek taraflı tasarrufu ile işe alındığını, müşterek imza ile şirketi  temsil yetkisi olmasına rağmen işe alımda  kendisinin haberi ve imzasının olmadığını, bunun SGK kayıtları ile ortaya çıkacağını, bu şahısların davalı çalışanı olduğundan iş yerinde olmasını sorgulamadığını, ceza soruşturmalarının henüz sonuçlanmadığını, karşı davacı iddiası kabul edilirse iddia doğrultusunda kendileri için  gabin hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunarak karşı  davanın reddini istemiştir, <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece asıl davada; davalı şirketin ticari defter ve dayanak kayıtları incelenerek alınan bilirkişi raporlarında ortakların kuruluş sermayesinin 3/4'nü yatırmadıkları, şirketin öz sermayesini tamamen yitirdiği,şirketin borca batık olduğu, faaliyetine devam etme imkanı kalmadığı, davalı şirket ile davalı ...'ın ortağı olduğu ..... şirketi arasında ticari ilişki mevcut olup davalı şirketin faturalardan kaynaklı olarak bu şirkete 2014 yılından başlamak üzere 30/06/2017 tarihi itibariyle 1.060.495,14- TL borçlu göründüğü, söz konusu faturaların sahte olduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı,  dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporuyla  ortaklığın devamının imkansız hale geldiği, ortaklar arasında çok sayıda ceza dosyası ve savcılık soruşturması bulunduğu, ortakların birbirine olan güven duygularını tamamen yitirdikleri, şirketin faal olmadığı, kuruluş amacını gerçekleştirme imkanı bulunmadığı, esasen ortakların kuruluş sermayesini dahi ön görülen süre dolmasına rağmen yatırmadıkları şirketin hali hazırda borca batık bulunduğu, bu haliyle şirketin devamına karar verilmesinde bir fayda kalmadığı, bir an için davacının TTKnın 636/3 maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilebileceği düşünülse dahi davacıya çıkma payının ödenmesi imkanı bulunmadığı anlaşıldığından haklı sebeplerin varlığının kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine,  Karşı davada ise  karşı davalının yönetim yetkisini kullanırken özen ve bağlılık yükümlülüğe aykırı davrandığı, şirketin borcundan ötürü uygulanan haciz neticesi kendisine yedi emin sıfatıyla teslim edilen malların bir kısmını haciz mahallinden götürmek suretiyle muhafaza görevini kötüye kullandığı, bu hususun kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla sabit olup eyleminin yöneticisi olduğu şirkete zarar verici nitelikte olduğu kabul edilerek ; Asıl davada davanın davalı şirket yönünden kabulüne, ....... Şti'nin fesih ve tasfiyesine, Tasfiye memuru olarak resen ...'un atanmasına, Tasfiye memuru için tasfiye süreci devam ettiği müddetçe aylık 700-TL ücret taktirine, ücretin davalı şirket bünyesinden karşılanmasına,kararın kesinleşmesine müteakip tasfiye memuruna görevin tevdine, karar kesinleşinceye kadar kayyımın görevini sürdürmesine; karşı davanın kabulüne, karşı davalı ...'nin  davalı şirketteki temsil yetkisinin kaldırılmasına  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı- karşı davalı vekili;  asıl dava yönünden | şirket'in fesih ve tasfiyesine karar verilmiş olmasının haklı ve hukuka uygun olup ; bu hususa ilişkin bir itirâzları olmadığını, ancak  davalı ...'ın kontrolünde olanı .... Şirketi'nin gerçek olmayan faturalarının, davalı şirketin bilânçolarından çıkarılarak şirket'in demirbaşında bulunan bitkilerin râyiç değerleri üzerinden,  tespiti ile ortaklıktan çıkma payının reel olarak tespitinin yapılmamasının doğru olmadığını, ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usül ve yasaya aykırı olduğunu,  icra takipleri ve hacizlerle  Şirket'in içinin boşaltılarak gayri faal hale gelmesine sebebiyet verenin bizzat davalı olduğunu, bu davalı hakkında da davanın kabulü gerektiğini, karşı dava yönünden; Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/645 Esas sayılı dosyasında açılan davada, eksik ve hatâlı yargılama sonucu davacı  aleyhinde ihdas olunan gerekçesiz  karâra istinâden  davacı- karşı davalının  uygulanan haciz neticesi yediemin sıfatıyla teslim edilen malların bir kısmını haciz mahâllinden götürmek süretiyle Muhafaza Görevini Kötüye Kullandığı gerekçesiyle, karşı dava'nın kabülüne karar verilmesinin doğru olmadığını,kararın Yargıtaydan geçmeden kesinleştiğini, kararın infaz kâbiliyeti açısından hukuka aykırı olduğunu,  fesih ve tasfiyesine karar verilen bir şirketin,  temsil ve ilzâm yetkisi de şirket ortaklarına değil; tasfiye memuruna âit olduğunu, Tasfiye Memuru olarak, şirket Kayyımının atanmasına karar verildiğini, fiili açıdan ne davacı-karşı davalının ve ne de diğer ortak ...'ın temsil ilzâma ilişkin hiçbir yetkisi kalmadığını,  karşı dava'nın kabülü ile birlikte davacı tarafından yatırılan kayyum ücreti ve diğer giderlerin , tekraren ,davacı- karşı davalıdan tahsilinin doğru olmadığını bildirerek kararın kaldırılmasına asıl davanın tümüyle kabülüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, haklı nedenle ortaklığın feshi ve tasfiyesi olmadığı taktirde davacı payının gerçek değeri ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına, Karşı dava davalı- karşı davacının temsil yetkisinin kaldırılması talebine ilişkindir.Davalı  şirket davacı ile davalı ... tarafından 23.9.2014 tarihinde %50-%50 paylı, 10.000- TL sermayeli her iki ortağın  müşterek imzası ile  temsile yetkili olarak kurulmuştur.Davalı şirket ile  aynı adreste 16.8.1994 tarihinde kurulan  davacı ...'nin %70  payı olan 500.000-TL sermayeli  dava dışı ... .. Şti nin de faaliyette bulunduğu, davalı ... 'ın dava dışı ..... Şti. nin % 56,6 payı ile münferit temsil yetkisinin olduğu , davalı şirketin  davacıya ait ... şirketine ait adreste  bir ofiste faaliyet gösterdiği tarafların kabulündedir.<br>Davacı vekili; davalı şirketin yurt dışından ithal fidan getirip satmak için kurulduğunu, davalının kendisine ait .....şirketinden fidan teslimi yapılmaksızın sahte faturalarla Kasımoğlu şirketini  borçlandırdığını, bunu istanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasındaki takip ile öğrendiklerini, irsaliyeleri  ve faturaları düzenleyenlerin  .... şirket  çalışanları  ... ve ...  olduğunu, ticaret sicilinde  adreslerin aynı  olmasından faydalanılarak icrada  ... şirketine ait bitkilerin haczettirildildiğini,  davalı şahsın tehdit ve usulsüzlükle davacının şirketini ele geçirmeye çalıştığını, Savcılıkta soruşturmaların sürdüğünü ileri sürerek  şirketin  fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde payın gerçek değerinin tespiti ile ortaklıktan çıkmasına izin verilmesini istemiş, davalı ... .... şirketi tarafından   faturası düzenlenen fidanların teslim edildiğini bedellerinin ödenmediğini, ilgili çalışanların davacının bilgisi ile SGK lı olarak davalı şirkette çalıştıklarını, sahte fatura düzenlenmediğini ileri sürmüş, karşı dava ile davacı- karşı davalının yönetim yetkisinin kaldırılmasını istemiştir.<br> Taraflar arasında karşılıklı suç duyuruları,soruşturmalar ve açılan ceza davaları,ticari faaliyeti bulunmayan faal olmayan taraflar arasında ki uyuşmazlığın boyutları gözetilerek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, bu karar davacı ,davalı ve kayyım tarafından istinaf edilmemiştir. Asıl dava şirketin fesih ve tasfiye (veya çıkmaya izin)karşı dava ise davacının müdürlük yetkisinin kaldırılmasıdır. Davacı tarafça  davalı ...'ın fesih davası sırasında  yönetim yetkisinin tedbiren   kaldırılması talebinde bulunmuş ise de davalının yönetim yetkisinin  kaldırılması dava edilmemiştir.Fesih ve tasfiye kararı taraflarca istinaf edilmemiş isede ;asıl davada verilen hüküm davacı vekili tarafından  şirket ortağı hakkında da kabul kararı  verilmesi gerektiği,ayrıca  ... şirketinin gerçek olmayan faturalarının, davalı şirketin bilânçosundan çıkarılarak şirket'in demirbaşında bulunan bitkiler ve menkullerin râyiç (piyasa) değerleri üzerinden, şirket'in finansal açıdan nihâi aktiflerinin tespiti ile ortaklıktan çıkma payının reel olarak tespitinin yapılmamış olmasının doğru olmadığı ileri sürülerek davacı vekili tarafından asıl davada verilen pasif husumet yokluğundan red kararı istinaf edilmiştir.Limited şirketin haklı nedenle fesih davasının şirkete  yöneltilmesi gereklidir.Şirket ortağının davada taraf olması gerekmez.Ayrıca  halen   istinaf edilmemiş olan fesih ve tasfiye kararına göre ;davacı vekilinin davacının  gerçek ortaklık payının tesbit edilmesi gerektiğine ilişkin  talebinde  hukuki yararı bulunmamaktadır.Tasfiye Memuru; zaten göreve başladıktan sonra tasfiye bilançosu çıkaracağından ,fesih ve tasfiye kararı ile ortaklara  ayrılma akçesi ödenmeyeceğinden\" fesih tasfiye kararı hukuka uygundur\"  denildikten sonra ayrılma akçesi hesaplanması gerektiğine ilişkin istinaf nedeninin hukuken karşılığı  bulunmamaktadır. Asıl davada davalı ... hakkında ki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış,davacı vekilinin asıl davada  verilen  red  kararına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.6102 sayılı  TTK'nın 630/2 maddesi gereğince, her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını  mahkemeden talep edebileceği düzenlenmiştir.Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlarla ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin  haklı sebep olarak kabul edileceği Yargıtay içtihatları ile istikrar kazanmıştır. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/645 esas 2018/884 karar  sayılı kararı ile;katılanın yetkilisi olduğu... Şirketinin Kasımoğulları Şirketi hakkında icra takibinde bulunulduğu, 14/05/2015 tarihinde haciz zabtında belirtilen bir kısım malların haczedildiği ve  sanık ...'ye yediemin olarak teslim edildiği ,  daha sonra  bu malların muhafaza altına alınması için 12/06/2015 günü İcra Müdürlüğünce haciz mahalline gidildiğinde  sanık ...'ye yediemin olarak teslim edilen malların bir kısmının yerinde olmadığının tespit edildiği,  sanık  ...'nin diğer sanık ... ile birlikte kendisine yediemin olarak  teslim edilen malların bir kısmını  .... Beldesi..mahallesine götürdüğü, bu mallara .... Sulh Ceza Mahkemesince el konulup daha sonra  katılan  ...'a teslim edildiği, hacizli malların bir kısmının yerinde olmadığının icra dairesince tespit edilmesinden 2 gün önce haciz mahallinden malların kaçırılmakta olduğunun ihbar edilmesi üzerine kollukça yapılan tespitte hacizli malların bir kısmının halen kamyonlara yüklenmekte olduğunun tespit edildiği, tanık ....'ın .... Jandarma Karakolunda ki ifadesi ile sanık ...'yi malların yanında gördüğü bayan olarak teşhis etmesi dikkate alındığında,  sanıklar ... ile ...'nun suç üzerinde müşterek hakimiyet tesis ettikleri ve müşterek fail olarak ayrı ayrı sorumlu oldukları sonucuna varılmış davacının mahkumiyetine karar verilip bu karar , İstanbul BAM 1 CD nin  21/06/2019 tarihli  2019/622 esas, 2019/1217 karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine kesin olarak karar verilip kesinleşmiştir.<br>Beykoz C. Savcılığı 2015/2347 sayılı soruşturma dosyasına sunulan el yazılı 5.5.2014 tarihli  davacı ve davalı tarafından imzalanan protokolde;tarafların %50+50 ortaklık kuracağı , ... şirketinin ithalat yapıp yeni şirkete fatura edeceği ve yeni şirketin ... şirketine borçlandırılacağı kararlaştırılmıştır. Bu anlaşmaya rağmen davacının davalı tarafından düzenlenen faturaların gerçek olmadığını ileri sürerek ... şirketi tarafından  yapılan haciz sırasında yediemin olarak görevlendirilen davacı haczedilen malların kendi şirketine ait olduğu nu ileri sürerek malların kaybına sebebiyet vermiştir.Kesinleşmiş ceza  mahkemesi  kararı ve diğer ceza soruşturmaları birlikte  değerlendirildiğinde  davacı -karşı davalının yönetim yetkisinin kaldırılması konusunda haklı sebebin gerçekleştiği anlaşıldığı,kesinleşmiş ceza mahkeme kararının içeriği tartışılamayacağından karşı davalının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Karşı davada ;husumetin  ... 'ye yöneltildiği verilen kayyım atama kararının karşı davada verildiği  ,karşı davanın kabulüne karar verildiğine göre  yargılama sırasında ödenen kayyım ücreti  yargı giderinden sayıldığından (Yarıtay 11 HD nin  2012/59 esas , 2013/17363 karar sayılı  03.10.2013  tarihli ilamı)karşı davacının yatırdığı  kayyım ücretinin davalıdan tahsiline  karar verilmesinde isabetsizlik  bulunmamıştır.Mahkemece; yargılama sürecinde tarafların karşılıklı yönetim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin tedbir taleplerinin reddine, tarafların her ikisinin yetkileri kaldırılarak şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiş,kayyımın gerekçeli karar tebliği üzerine tasfiye  memurluğu görevini yapamayacak olduğunu bildirmiş ise de ;  yeniden tasfiye memuru seçimi mahkemece de  verilebilecek bir karar olduğundan üzerinde durulmamıştr. Açıklanan nedenlerle;  davacı - karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davaya ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE<br>Asıl dava nedeniyle alınması gereken 732-TL, karşı dava nedeniyle alınması gereken 732-TL olmak üzere toplam 1.464-TL istinaf karar harcından, davacı-karşı davalı tarafından yatırılan 118,60-TL peşin istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 1.345,40-TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>Davacı-karşı davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı-karşı davacı tarafından yapılan 20,10-TL istinaf yargı giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,<br>Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,<br>HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2025<br>    <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9abe1014a014a93","SID":"3bf3a5fbef90782f"}}