{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1021 <br>KARAR NO:2026/276<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/10/2020<br>NUMARASI: 2017/935 Esas -  2020/515 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tDüzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026<br>Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ticaretle uğraştığınıx ticari işlerinde davalı bankanın Küçükköy/İstanbul şubesine ait ... müşteri numaralı IBAN ... numaralı hesabını kullandığını ve mobil şube yoluyla para transferi ve sair işlemler yaptığını, ayrıca yine tüm özel, mesleki ve bankasal işlemlerinde ... numaralı hattı kullandığını, 12 Haziran 2017 tarihinde davacının arkadaşlarının uyarıları üzerine kullandığı \"...\" numaralı cep telefonu hattının aramaları kabul etmediğini anladığını ve ... Müşteri Hİzmetlerini aradığını, operatör tarafından numaranın \"...\" numaralı hatta arama yönlendirmesi yapıldığının belirtildiğini, oysa davacı tarafından o tarihte yazılı veya sözlü bir yönlendirme yapılmadığını, bunun üzerine hemen ... İletişim Merkezi-... Bayii'sine giderek yönlendirmenin iptal edilmesini istediğini, tavsiye üzerine Sım kart değişikliği yapıldığını ve yönlendirmenin kapatıldığını, davacının telefonunu normal olarak kullanmaya başladığını, akabinde 07/07/2017 tarihinde saat 20:30 civarında davacının telefonuna sim kart değişim talebiniz alınmıştır şeklinde bir sms geldiğini ve sim kartının tamamen kullanım dışı kaldığını, ... müşteri hizmetlerini aradığında talebin yazılı olduğunun bildirildiğini, ertesi sabah ... bayisine gidip sim kartını değiştirdiğini ve tekrar kullanmaya başladığını, BTK tarafından davacıya sim kart değişiklilerinde sahtecilik bulgusuna rastlandığının bildirildiğini, davacının 10 Temmuz günü davalı banka nezdinde bulunan hesabını incelediğinde 7-8 Temmuz 2017'de hesabından haberi olmaksızın mobil şube yoluyla yüksek miktarda havale-eft işlemi yapıldığını gördüğünü, toplamda 40.950,00 TL'nin muhtelif hesaplara geçirildiğini, bunun üzerine davacının davalı bankanın şubesine giderek söz konusu bedellerin hesabından rızası dışında çekildiğini bildirerek iadesini talep ettiğini, davalı banka tarafından olumlu veya olumsuz bir dönüş yapılmadığını, işlem ve hesap güvenliğini sağlamayarak kusurlu olan davalının davacının zararından sorumlu olduğunu, bu nedenle davalı hakkında Gaziosmanpaşa 1.icra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, davalının takipten sonra kısmi ödeme yaptığını, yapılan ödemenin açıklamasında ise dolandırıcılık yazıldığını ve bu şekilde davalının usulsüz havale işlemlerini kabul ettiğini, buna rağmen bakiye ödemeyi yapmadığını beyanla davalının takip dosyasına vaki haksız itirazının kısmen iptali ile takibin 32.998,59 TL üzerinden devamına, davacı yararına en az % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama  <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının, davalı ... Bankası A.Ş. – ...Şubesi nezdindeki hesabından 40.950,00 TL’nin haberi ve izni olmaksızın havale/eft ile alındığı, usulsüz işlem nedeniyle davalı bankanın kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, bankanın çekilen parayı kendisine ödemekle yükümlü olduğu iddiasıyla davalı aleyhine Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçtiğini, yapılan icra takibine taraflarınca itiraz edildiğini, yapılan icra takibi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu gibi itirazın iptali davasının da haksız olduğunu, nitekim davalı bankanın üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, davacının iddialarının doğru olduğunun kabul edilmesi durumunda da zararın meydana gelmesinden “... A.Ş”nin sorumlu olduğunu, davanın, ... aleyhine açılması gerekirken husumetin davalı bankaya yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işbu sebeple açılan itirazın iptali davasının reddinin gerektiğini, davalı bankanın internet ve mobil bankacılık uygulamalarında, iki faktörlü kimlik doğrulama mekanizmasını işlettiğini, olay günü davacının davalı nezdinde kayıtlı cep telefonuna doğrulama ve onay kodlarının yer aldığı sms'lerin gönderildiğini, davacının bunun öncesinde de internet bankacılığına gerekli güvenlik adımlarına doğru cevaplar vererek son adımda banka sisteminde kayıtlı cep telefonuna gönderilen ona sms'lerini doğrulayarak başarılı girişler yaptığını, itiraza konu işlemlerin BDDK mevzuatına uygun doğrulama yöntemleri ile gerçekleştirildiğini, bu nedenle davalı bankanın üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, davaya konu zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddine, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davacının davalı banka nezdinde bulunan ...-... nolu vadesiz ticari mevduat hesabından, davalı bankada kayıtlı bulunan \"...\" nolu cep telefonu üzerinden 07/07/2017 tarihinde gerçekleştirilen 10 adet havale işlemi ile toplam 40.950,00 TL'nin üçüncü kişilerin hesaplarına aktarıldığı, havale işlemlerinden önce davacının sim kartının bloke olduğu, davalı banka tarafından blokenin kaldırıldığı ve cep telefonuna şifreler gönderilmek suretiyle havale işlemlerinin yapılmasının sağlandığı, kök bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere 10 adet havale işleminin yapılabilmesi için davalı bankadan 20 kere şifre talep edildiği ve sistemden gönderildiği, bazı havale işlemleri için üçten fazla şifre gönderildiği ve buna rağmen davalı banka sisteminin kendisini kilitlemediği, şüpheli işlemleri algılamadığı, havale işlemlerinin davacının bilgisi ve rızası olmaksızın üçüncü kişilerce cep telefonu hattının kullanılması ile gerçekleştirildiği, havale işlemlerinden önce üçüncü kişilerce sim kart değişikliği yapılması nedeniyle davalı bankanın sisteme girişi kilitlediği ancak daha sonra aynı hatta internet bankacılığına giriş şifresinin gönderildiği ve bundan sonra havale işlemlerinin gerçekleştirildiği, her ne kadar davalı banka tarafından internet bankacılığına girişin kilitlenmesinden sonra davacının bankayı arayarak blokenin kaldırılmasını talep ettiğini ve bu nedenle blokenin kaldırıldığını iddia etmiş, bu kapsamda da ses kayıtlarını dosyaya sunmuş ise de, söz konusu ses kayıtlarının hangi tarih ve saate ilişkin olduğunun belirlenemediği, bankalar özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumunda kabul edilmeleri ve sorumluluklarının özel güven sebebiyle ağırlaştırılması gerektiği, bu nedenle hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları, iş bu davada yapılan havale işlemleri sırasında davalı banka sisteminin şüpheli işlemleri algılamaması ve sistemi kilitlememesinin ağır kusur teşkil ettiği, kaldı ki davalı banka tarafından da havale edilen bedellerin bir kısmının davacıya dolandırılık açıklamasıyla iade edildiği ve bu şekilde yapılan işlemlerde kusurlu olduğunun kabul edildiği, davalı bankanın, davacının tüm zararından sorumlu olduğu kanaatine varılarak icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine ve davanın kabulüne,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı bankanın kusurlu bir işlemi bulunmadığını, davacı tarafın beyanlarından da ... A.Ş'nin eylemleri nedeniyle zararın meydana geldiğinin anlaşılmakta olduğunu, usulsüz olarak sim kartı veren ...'in davacının iddia ettiği zararın oluşmasına doğrudan sebep olduğunu, husumetin ...'e yöneltileceği yerde davalı bankaya yöneltildiğini, davacının, bankada tanımlı olan ... numaralı telefonu ile ilgili olarak, havale tarihinden önce şüpheli hareketler meydana geldiğini beyan ettiğini, buna rağmen gerekli önlemleri almadığını, davalı bankaya'da her hangi bir talimat vermediğini, davacının, iddia ettiği zararın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, buna rağmen davalı banka aleyhine dava açarak talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/24502  soruşturma sayılı dosyası kapsamında  soruşturma yürütüldüğünü, davacı iddialarının, savcılık tarafından yapılan araştırma ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda da dosya kapsamında eksikler olduğunun tespit edildiğini, log kayıtlarının haksız bir şekilde mahkemece dikkate alınmadığını, bu kayıtlarda davacının havaleler gerçekleştirilmeden önce blokeleri kendisinin kaldırttığının gözükmekte olduğunu, havale işlemlerinin yapılabilmesinin ancak davacının bilgisi dahilinde mümkün olduğunu, davacının kendisinden habersiz şekilde bunların kullanıldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı banka aleyhine avans faizine hükmedilmesinin, ihtilafın niteliği gereği haksız olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, internet bankacılığı yoluyla rıza dışında üçüncü kişilere yapılan para transferi nedeniyle oluşan zararın tazmini  davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının mevduat hesabından yapılan para transferi işlemleri nedeniyle davalı bankanın sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacının, davalı banka nezdindeki hesabından 07.07.2017-08.07.2017  tarihlerinde, dava dışı üçüncü kişiler hesabına çeşitli miktarlarda para transferi yapılmıştır. Davacı tarafça, sim kart değişikliği ve davaya konu kredi kullanımı ve para transferi işlemlerinin rızası dışında gerçekleştiği bahisle söz konusu tutarların tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun115/3 ve 116/3. maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 18. maddesinin 2. fıkrası gereğince; tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir.Ayrıca, internet bankacılığını müşterilere özendiren davalı banka, kendilerine emanet edilen mevduatı korumaya özen yükümlülüğü gereğince internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli alt yapıyı sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır(Yargıtay\t11. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2022Tarih ve 2021/4810 E.- 2022/485 K. Sayılı Kararı).İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının, davalı banka nezdinde bulunan ... nolu vadesiz ticari mevduat hesabını davalı bankada kayıtlı bulunan ... nolu cep telefonu aracılığı ile gerek internet gerekse elektronik/mobil bankacılık kanalları vasıtasıyla kullandığını, davacının cep telefonuna 07/07/2017 tarihinde \"sim kart değişiklik talebiniz alınmıştır\" şeklinde gelen mesajdan sonra telefonun bloke olduğunu ve üçüncü kişiler tarafından rızası dışında cep telefonu kullanılmak suretiyle davalı banka nezdinde bulunan vadesiz hesabından muhtelif kişilerin yine davalı banka nezdinde bulunan hesaplarına toplam 40.950,00 TL'nin havale edildiğini, davalının 8.120,26 TL'yi davalıya iade ettiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan herhangi bir sözleşme sunulmadığını, davacının cep telefonu operatörünün 07/07/2017 tarihinde aynı gün içinde 2 defa, 08/07/2017 tarihinde de 1 defa değiştirildiğini, ancak dakikalar içerisinde yeniden ...'e döndüğünü, GSM operatör değişikliklerinin neden ve nasıl yapıldığının belirsiz olduğunu, toplam 7 saatlik bir süre içerisinde davalı bankanın davacının cep telefonu hattına ...'e 28 adet ve Avea'ya 3 adet olmak üzere toplam 31 adet sms gönderdiğini, yapılan işlem adedinin 10 olduğunu, banka sisteminin birbirini takip edecek şekilde çok sayıda şifre üretilmesini ancak işlem yapılamamasını şüpheli işlem olarak algılamamasının anlaşılabilir olmadığını, sistemin söz konusu sms'ler ile açılmasına izin vermeyerek otomatik olarak kendisini kapatması gerektiğini ancak her defasında yeni sabit şifreler gönderilerek sistemin açık kalmasına izin verildiğini, davalı bankanın saat 22:12'de tek kullanımlık şifre ile gerçekleştirilen 4.050,00 TL tutarındaki havale işlemi öncesinde işlem yapılması için 5 farklı şifre gönderdiğini, genel uygulamada üst üste 2 şifre işlem yapılamadığı zaman son olarak üçüncü bir şifre hakkının verildiğini, bu son şifre ile de sistem açılmadığında kesinlikle yeni şifre verilmediğini, bu nedenle davalı bankanın sisteminin şüpheli işlemlere duyarlı olmadığının değerlendirildiğini, ilk 2 havale gerçekleştirildikten sonra üçüncü havale öncesinde yine mobil bankacılığa giriş yapılabilmesi için peş peşe 3 farklı şifre gönderildiğini aynı durumun beşinci havaleden sonra da oluştuğunu ve onuncu havale öncesinde de cep telefonuna yine internet ve mobil bankacılığa giriş yapılabilmesi için 4 farklı şifre gönderildiğini, davalı bankanı sim kart değişikliği nedeniyle kilitlenen sistemi hangi güvenlik uygulaması ile açtığını, davacının kimlik doğrulamasını ne şekilde yaptığını, sistemin kendisini kilitlemek yerine peş peşe şifre üretmesini açıklaması gerektiğini, 10 farklı havale işlemi için 20 adet şifre gönderilmesi ve sistemin şüpheli işlemi algılamamasının, sistemin otomatik kontrol mekanizmasına sahip olmadığını, davalı bankanın güvenlik sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle davalı bankaya kusur izafe edilebileceğini, davacının yapılan ödemeden kalan 32.998,59 TL yönünden takibinde haklı olduğunu, ek raporda, davacının sim kart blokesinden sonra davalı bankayı \"...\" numaralı cep telefonu ile arayarak operatör değişikliği yaptığını beyan ettiğini, parola ve aktivasyon kodu talep ettiğini, kimlik kontrolüne ilişkin sorulara doğru cevap verdiğini ve kimlik sorgulaması sonrasında cep telefonuna sms ile şifre gönderildiğini, davacının söz konusu şifre ile blokeyi kaldıramadığını ve ikinci kez bankayı aradığını ve şifre talep ettiğini, bu görüşmeden sonra da davacıya sms ile şifre gönderildiğini, üçüncü kişilerin hesaplarına yapılan havalelerin bu görüşmelerden ve hesaba konulan blokenin kaldırılmasından sonra yapıldığını, ses kayıtlarının hangi tarihte ve saatte gerçekleştirildiğinin davalı tarafından belgelendirilmediğini, bu görüşmelerin tarihi ile davacının cep telefonuna kilitlemenin kaldırılmasına yönelik şifrelerin gönderildiği 07/07/2017 saat 21:33'ün eşleştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.Somut olayda, davacının cep telefonuna 07/07/2017 tarihinde \"sim kart değişiklik talebiniz alınmıştır\" şeklinde mesaj geldiği, ...'den gelen yazı cevabında, 07.07.2017 tarihli ... Değişikliği dilekçesi ekindeki nüfus cüzdanındaki fotoğrafın davacının nüfus cüzdanında bulunan fotoğraftan farklı olduğu, davacının şikayeti üzerine yapılan incelemede,   ... A.Ş. 07.07.2017 tarihli sim kart değişikliği işlemlerinde sahtecilik bulgusuna rastlanılmış olduğunun bildirildiği, davacının üçüncü kişiler tarafından rızası dışında cep telefonu kullanılmak suretiyle davalı banka nezdinde bulunan vadesiz hesabından muhtelif kişilerin yine davalı banka nezdinde bulunan hesaplarına toplam 40.950,00 TL'nin havale edildiği, davalı bankanın 10.08.2017 tarihinde, ''Kart Operasyonundan gelen mailde dolandırıcılıktan dolayı çıkan havale iadesi'' açıklaması ile  4.070,26 TL,  ''dolandırıcılık olarak ...-... ... Hesabına Aktarılan Tutar Kalan Bak'' açıklaması ile 4.050,00 TL olmak üzere toplam 8.120,26 TL'nin davacının hesabına iade edildiği ihtilafsız olup, taraflar arasındaki ihtilaf söz konusu para transferlerinin davacının rızası dışında yapılıp  yapılmadığıdır. Davacının cep telefonu operatörünün 07/07/2017 tarihinde aynı gün içinde 2 defa, 08/07/2017 tarihinde de 1 defa değiştirildiğini, ancak dakikalar içerisinde yeniden ...'e döndüğü, toplam 7 saatlik bir süre içerisinde davalı bankanın davacının cep telefonu hattına ...'e 28 adet ve ...'ya 3 adet olmak üzere toplam 31 adet sms gönderdiğini,  havale işlemlerinden önce davacının sim kartının bloke olduğu, davalı banka tarafından blokenin kaldırıldığı ve cep telefonuna şifreler gönderilmek suretiyle havale işlemlerinin yapılmasının sağlandığı,10 farklı havale işlemi için 20 adet şifre gönderilmesi ve sistemin şüpheli işlemi algılamamasının, sistemin otomatik kontrol mekanizmasına sahip olmadığını, davalı bankanın güvenlik sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediği, her ne kadar davalı banka tarafından internet bankacılığına girişin kilitlenmesinden sonra davacının bankayı arayarak blokenin kaldırılmasını talep ettiğini ve bu nedenle blokenin kaldırıldığını iddia etmiş ise de, dosyaya sunulan ses kayıtlarının  hangi tarih ve saatte gerçekleştirildiğinin davalı tarafından belgelendirilmediği, davalının, söz konusu para transferlerinin bilgisi dahilinde olduğunu ispatlayamadığı, davaya konu  para transferlerinin, davacının bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerce yapılan sim kart değişikliği sonucu bu sim kart numarasına gelen SMS'lerdeki şifre ve aktivasyon kodları kullanılarak yapıldığı  anlaşılarak, yapılan sim kart değişikliğinden sonra konulan blokenin kaldırılması aşamasında davalı bankaca gerçek müşteri kontrolünü sağlayacak etkin yöntemler kullanılmaması nedeniyle blokenin kaldırılması  ve müşterinin rızası dışında yapılan para transferi şeklinde sonuçlanan olaydan davalı banka davacıya karşı sorumlu olduğundan, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı  vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 563,54 TL harcın, alınması gerekli olan 2.254,13 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.690,59 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"402c3596f028398c","SID":"6a6e91b7309b474e"}}