{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/17 Esas<br>KARAR NO:2026/229<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/11/2023<br>NUMARASI:2023/159 E. - 2023/822 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından davacı müvekkil aleyhine 09/12/2019  tarihinde İstanbul 23 İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davacı müvekkilin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, alacaklı tarafın öncelikle  halihazırda iflas kararı verilmiş olan .... A.ş adına icra takibi başlatıldığını, alacağın sebebinin .... A.Ş ile alacaklı taraf arasındaki ticari alacak olarak gösterilmesine rağmen , alacaklının iflas halindeki şirketten para tahsil edemeyince , şirketin ortaklarından olan müvekkili adına icra takibi başlatıldığını, müvekkil adına gönderilen 89/1,89/2 ve 89/3 ihbarnamelerinin müvekkilinin haberi olmaksızın kesinleştiğini, tebligatların eline ulaşmaması sebebiyle itiraz sürelerini kaçırdığını, müvekkilinin maaş hesabından kesinti yapılıp, icra dosyasına aktarıldığını belirterek öncelikle dava sonuçlanıncaya değin müvekkilin daha fazla hak kaybına uğramaması açısından takibin tedbiren durdurulması ile davamızın kabulüne, davacı müvekkilin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalı adına tahsil edilen paraların-şimdilik 3501,76 TL- tahsil tarihinden itibaren  işleyecek ticari temerrüt faizi ile istirdatına, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 99.424,93 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak bir cevap sunulmadığı ve duruşmalara da katılmadığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararıyla;   ... A.Ş.'nin iflas nedeniyle tasfiye halinde olduğu, şirketin kurucularının ... ve ... olduğu, davacının ... A.Ş.'de yönetim kurulu başkanı olduğu, icra takibine konu alacağın dayanağı sözleşmenin davalı ile dava dışı... A.Ş. arasında imzalamış olduğu, davacının davalıya borçlandırıcı bir işleminin bulunmadığı görülmüştür. İcra dosyasında yapılan takibe ilişkin davacının banka hesabından kesintilerin yapılmış olduğu, yapılan ödemelerin 5.628,46 TL olduğu gerekçesiyle,<br>1-Davacının davasının KABULÜNE, davacının İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında takibe konu alacaktan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davacının dava tarihi itibariyle ödemiş olduğu 5.628,46 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Takip miktarı üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkil şirketin dava dışı borçlu şirket ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağı için başlattığı icra takibinde, borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı olan davacıya İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, davacının şirket yetkilisi sıfatıyla şirketle aralarında alacak-borç ilişkisi bulunmasının kaçınılmaz olduğunu ve bu nedenle üçüncü kişi sıfatıyla sorumluluğuna gidilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığını, haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmeyen davacı işbu dosyada 3. kişi olarak sorumululuğunun bulunmadığını, davacının işbu davaya konu borçtan sorumlu olmadığını kesin ve güçlü deliller ile ispatlaması gerektiğini ancak dosya kapsamında deliller sunulamadığını,  borçlu şirket ile hak ve alacak ilişkisi olmadığı beyanları açıkça kötü niyetli ve dayanaksız olduğunu, yerel mahkemenin ise müvekkilinin savunmalarını ve davacının şirket yönetimindeki konumunu göz ardı ederek eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verdiğini, müvekkilinin yasal haklarını kullanması nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve dürüstlük kuralına aykırı davranan davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın yargılama süresince tebligatlara rağmen davaya cevap vermediğini ve duruşmalara katılmadığını, müvekkilinin borçlu olmadığı bir para için maaş hacziyle her ay kesinti yapılması sebebiyle menfi tespit ve istirdat davası açma zaruretinin hasıl olduğunu, anonim şirket yönetim kurulu başkanı olmanın iflas eden şirketin borçlarından şahsen sorumlu tutulmak için yeterli olmadığını ve davalının müvekkilinin kusuruna veya şirketi zarara uğrattığına dair hiçbir delil sunamadığını, İcra ve İflas Kanunu uyarınca yasal süresinde itiraz edilmese dahi borçlu olunmayan bir alacak için her zaman menfi tespit davası açılabileceğini, ispat yükünün borç ilişkisinin varlığını iddia eden davalı tarafa düştüğünü, müvekkilinin o tarihlerde İzmir’de yaşaması sebebiyle İstanbul adresine ve muhtarlığa yapılan tebligatlardan fiilen haberdar olamadığını ancak bu durumun dava açmaya engel teşkil etmediğini, nitekim Yargıtay içtihatları ve İİK hükmü gereğince üçüncü şahısların her halde kötü niyetli alacaklıya karşı istirdat davası açma hakkının bulunduğunu belirterek yerel mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararının onanmasını, davalının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, İİK 89/5 maddesine göre, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, takibe konu borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine, ilişkindir. İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ...sayılı takip dosyasında, alacaklının davalı, borçlunun, ... A.Ş. olduğu, alacaklı tarafından 98.739,17 TL cari hesap alacağı, 885,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 99.424,93 TL.nin tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, dosyamız davacısına İİK 89/1-2-3 maddelerine göre ihbarname gönderildiği ve  süresinde itiraz edilmediğinden haciz ihbarının kesinleştiği ve dava tarihi itibariyle davacıdan 5.628,46 TL., tahsilat yapılmış olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 3. ATM mahkemesinin 21/10/2021 gün,2020/53 esas, 2021/618 karar sayılı kararı ile dava dışı ... A.Ş.'nin iflasına karar verildiği ve kararın 15/11/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. 2004 sayılı Kanunun İİK'nun 89/5 maddesine göre,  \"Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik cümle: 17/07/2003 - 4949 S.K./22. md.) Her halde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir.\"Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus HMK'nın 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrası Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. TTK m.4'te hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; davacıya İİK 89/3 haciz ihbarnamesinin 22/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın İİK 89/3 maddesi gereğince 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 06/03/2023 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde tebligat usulsüzlüğüne yönelik bir iddialarının bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın İİK 89/3 maddesine dayanılarak açılmadığı, İİK 89/5 maddesine göre açıldığı gözetilerek, mahkemece bu madde kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir.İncelemeye konu dava; İİK'nın 89/5 hükmüne dayalı olarak açılmış olup, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İşbu eldeki davada davacı ve davalı arasında temel ilişki bulunmadığı, davanın ticari dava olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır.  HMK'nın 1. maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı kanunun 114/1-c bendi gereğince dava şartı olan bu husus, HMK m.115/1 gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır ve göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir.Tüm bu nedenlerle Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile esasa girilerek  inceleme yapılması yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalı vekilin istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın görev yönünden değerlendirilmesi  için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;<br>2- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih, 2023/159 E. 2023/822 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, <br>4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,<br>5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1cfd783b35d0b8ba","SID":"1cdef4091052d6c0"}}