{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/78 <br>KARAR NO : 2026/288<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:07/09/2023<br>NUMARASI: 2021/34 E. - 2023/156 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ulusal ve uluslararası çapta lojistik ve taşımacılık işinde faaliyet gösteren nitelikli, tanınmış, saygın, itibarlı ve yüksek iş hacmi olan ticari bir kurum ve kuruluş olduğunu, müvekkili şirketin kullanmakta olduğu markalaşmış \"...\" unvanı ile ulusal ve uluslararası piyasada tanındığını ve bilindiğini, müvekkilinin 11/01/2013 tarihli ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ... ŞTİ unvanı ile yayımlanarak fiilen ve hukuken ticaret hayatına atıldığını, davalı ... ŞTİ ise aynı iş kolunda faaliyet gösteren yani, uluslararası lojistik ve taşımacılık işi yapan, 20/01/2020 tarihli ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanarak 2020 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin işinde deneyimli, muteber bir kuruluş olduğunu, bu camiada \"...\" unvanı ile tanındığını ve bilindiğini, yakın zamanda kurulan davalı şirketin müvekkilinin fiilen yıllardır kullandığı, tanıttığı \"...\" unvanını kullanarak piyasada bir karışıklığa, kargaşaya ve iltibasa sebebiyet verdiğini, durumun davalı şirkete nezaketen ikaz edildiğini ve davalı şirketten \"...\" unvanının iltibasa ve kargaşaya mahal olması hasebiyle, \"...\" isminin, markanın logo ve web adresinden çıkartılarak, karışıklığın bertarafı rica olunduğunu, davalı şirketin olumsuz cevabı üzerine mahkemeye başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle, yenilik vasfı taşımadığı halde, davalı şirketin tescilini yaptırdığı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep  etmiştir. <br>CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin \"...\" markasını TPMK nezdinde ... no ile tescil ettirdiğini, 28.02.2020 tarihinden bu yana 6769 sayılı SMK'nun sağladığı tescil korumasından faydalandığını, davacı firmanın ise \"...\" ibaresini markasal anlamda kullanmadığını, bu ibareyi piyasada ilk kullananın müvekkili şirket olduğunu, davacı şirketin ticaret unvanında yer alan ibaresinin \"...\" olduğunu, bu ibareyi de sarı ve turuncu tonlarında oluşturduğu bir logo ile kullandığını, markaların okunuşlarının da farklı olduğunu, markalar arasında tüketiciler nezdinde karışıklığa sebep olacak bir benzerlik bulunmadığını, benzerliğin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, tüketicinin bilgili tüketici olduğundan karıştırma olmayacağını, lojistik sektöründen bir kişinin bilirkişi olarak inceleme yapmasının önemli olduğu, müvekkili şirketin markasına bugüne kadar 418.000,00 TL yatırım yaptığını, yatırımların her geçen gün arttığını, verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle müvekkilinin zarara uğrayacağını, hatta kapanmanın eşiğine geleceğini, bu nedenlerle ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, icrasının durdurulmasını, mahkeme aksi kanaatte ise, teminat karşılığı tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep  etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Davanın KABULÜNE,Davalının... tescil numaralı \"...\" markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için İPTALİNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemenin davacının dava dilekçesinde dayanmadığı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3. maddesi uyarınca re’sen değerlendirme yaparak taleple bağlılık ilkesini ihlal ettiğini, davacının \"...\" ibaresini markasal anlamda kullanmayıp yalnızca yasal zorunluluk gereği fatura ve belgelerde ticaret unvanı olarak zikrettiğini, tarafların hitap ettiği tüketici kitlesinin profesyonel ve bilinçli olması sebebiyle karıştırılma ihtimalinin (iltibas) hukuken mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda davacının 39. sınıftaki birçok alt hizmet grubunda faaliyetinin bulunmadığı tespit edilmesine rağmen davanın tümden kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının kullandığı \"...\" ibaresi ile müvekkiline ait \"...\" markasının görsel, işitsel ve anlamsal olarak bütünsel incelemede benzerlik taşımadığını, dosyaya sunulan uzman mütalaasının ve itirazların mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, müvekkilinin markasına ciddi yatırımlar yaparak dürüstçe kullandığını ve kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını belirterek, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davalı adına tescilli  ... tescil numaralı \" ... + ŞEKİL\" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkilinin lojistik ve taşımacılık alanında faaliyet gösterdiğini, “... ŞTİ.” unvanıyla 07.01.2013 tarihinde tescil edildiğini,  “...” ibaresiyle tanındığını, davalının aynı sektörde faaliyet gösterip “...” ibaresini marka olarak tescil ettirerek iltibasa yol açtığını beyanla davalı markasının  hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkilini “... + ŞEKİL” markasını 28.02.2020 tarihinden itibaren tescil koruması altında kullandığını, davacının “...” ibaresini markasal anlamda kullanmadığını, davacının kullandığı ibarenin “...” olduğunu  tüketici kitlesinin bilinçli olduğunu, karıştırılma ihtimali olmadığını beyanla  davanın reddini istemiştir.... numaralı “... + ŞEKİL” markasının 39. sınıfta\"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.\" için  davalı adına  19.08.2020 tarihinde tescilli edildiği , davacı adına tescilli marka bulunmadığı görülmektedir.Ticaret sicil kaydına göre, davacı şirketin  “... ŞİRKETİ” Ünvanı ile 07.01.2013 tarihinde tescil edildiği   anlaşılmıştır. 25.07.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin 07.01.2013 tarihinde “... ŞTİ.” unvanı ile ticaret siciline tescil edilerek faaliyete başladığı, ticaret unvanındaki “...” ibaresini kuruluş tarihinden itibaren düzenlediği faturalar, antetli kağıtlar, web sitesi görselleri ve yurt dışına düzenlenen ticari belgeler üzerinde şekil unsuru ile birlikte kullandığı, davalı şirketin ise 28.02.2020 tarihinde “... + ŞEKİL” markasını 39. sınıfta tescil ettirdiği, tarafların her ikisinin de lojistik ve taşımacılık alanında faaliyet gösterdiği,  davacının sektördeki faaliyet geçmişinin daha eski olması nedeniyle “...” ibaresiyle bilinirliğinin davalıdan önce oluştuğu, davalının markayı özellikle davacının aktif olarak hizmet verdiği taşımacılık alanlarında kullanmasının tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği, davacının davalı markasının tescil tarihinden önce tescilsiz kullanım nedeniyle hak elde ettiği yönünde görüş bildirilmiştir.Bilirkişi ek raporlarında ise, tarafların hizmet sunduğu tüketici kitlesinin bilinçli ve profesyonel nitelikte olduğu, hizmet alınacak firmanın genellikle seçilerek belirlendiği ,  lojistik faaliyetlerin belge, evrak ve operasyon süreçlerine dayalı olması nedeniyle, her ne kadar tüketici bilinçli olsa dahi iş akışı sırasında firmaların karıştırılma ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığı,  39. sınıfta yer alan alt hizmetler yönünden,  davacının kullanımının ağırlıklı olarak kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ile sınırlı olduğu,  kurye hizmetleri, araç kiralama, depolama, paketleme, atık taşıma ve benzeri bazı alt sınıflar bakımından davacı adına marka veya işaret kullanımına rastlanmadığı, tarafların temel faaliyet alanlarının taşımacılık ve lojistik olması, hizmetlerin benzer iş kolunda yer alması ve davacının önceye dayalı fiili kullanımı dikkate alınarak, davalı markasının tescilli bulunduğu ana faaliyet alanları bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve davacının tescilsiz kullanım nedeniyle kazanılmış hak sahibi olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ;  davacının 2013’ten beri “...” ibaresini kullandığı ve davalının 2020 tarihli tescili karşısında davacının tescilsiz kullanım nedeniyle hak elde ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının... numaralı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.6100 sayılı HMK'nun 33. maddesi hükmü uyarınca olayları bildirmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ve ona uygun yasal düzenlemeyi tayin ve tespit ederek uygulamak mahkemeye aittir. Hakim tarafların bildirdikleri vakıalar ile bağlıdır. Davanın sebebi davacının bildirmiş olduğu vakıalardır yoksa bildirdiği hukuki sebepler değildir. Bu itibarla dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden; \" müvekkil şirket, bütün reklamlarında, iletişim araç ve gereçlerinde, bilcümle resmi ve özel kaydi belge ve evraklarda, faturalarda bu unvanı adeta bir alamet, işaret ve marka olarak hep kullanagelmiştir. \"...\" unvanının davacı müvekkil tarafından 2013 yılında kamuya sunulduğu, o yıldan bu yana kullanılageldiği ve müvekkilin bu isim ile markalaştığı bir vakıadır.\" şeklinde beyan edildiği üzere  davanın  “...” ibaresinin 2013’ten beri davacının  ticaret unvanı ve piyasada markasal kullanım nedeniyle eskiye dayalı  öncelik hakkı bulunduğu vakıasına dayalı açıldığı dolayısıyla davanın   SMK m.6/3 ve 6/6 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği , davalının ileri sürdüğü üzere   HMK m.26 anlamında taleple bağlılık ilkesinin ihlalinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre ,davacı şirketin “... ŞİRKETİ” unvanı ile 07.01.2013 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek faaliyete başladığı, ticaret unvanının çekirdek unsuru olan “...” ibaresini kuruluş tarihinden itibaren kesintisiz şekilde ticari faaliyetleri kapsamında düzenlediği fatura ve belgeler üzerinde, antetli evraklarında, internet sitesi görsellerinde ve yurt dışı taşımacılık faaliyetlerine ilişkin belgelerde kullandığı, bu kullanımın hizmet sektöründe markasal kullanım olduğu, dava konusu  ...  numaralı  “... + ŞEKİL” ibareli markanın 39. sınıfta tescil edildiği, markanın kapsamına “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri” başta olmak üzere lojistik alanına giren hizmetlerin dahil olduğu sabittir. Tarafların  taşımacılık ve lojistik sektöründe faaliyet yürüttüğü, faaliyet alanlarının örtüştüğü  anlaşılmaktadır. Taraflara ait markaların esas unsurunun \"G\" ibaresi olduğu devamında yer alan... ve şekil ibarelerinin ayırt ediciliği bulunmayan tanımlayıcı ve tali unsurlar oldukları dolayısıyla taraf markalarının esas unsur itibariyle yüksek derecede benzer olduğu, davacının 2013 yılından itibaren , davalının marka tescil tarihinden önce tescilsiz markasal kullanım suretiyle  taşımacılık ve lojistik sektöründe bilinirlik kazandığı, ilgili hizmetler bakımından öncelik hakkı elde ettiği ve bu kullanımın davalı markasının tescilli bulunduğu hizmetlerle sınıfsal olarak örtüştüğü, bu itibarla, her ne kadar bilirkişi raporunda markaların hitap ettiği tüketici kesiminin bilinçli tüketici olduğu belirtilmiş ise de , taşıma -kargo hizmetlerinin toplumun geneline hitap eden hizmetler olduğu ve taraf markaları arasındaki yüksek benzerlik nedeniyle tüketici nezdinde ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, SMK’nın 6/3 maddesi uyarınca, davalının sonraki tarihli marka tescilinin taşımacılık ve lojistik sektörü ile bağlantılı hizmetler bakımından  tescilinin hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davacının ticaret unvanının 07.01.2013 tarihinde tescil edilmiş olduğu, ticaret unvanının çekirdek unsuru olan “...” ibaresinin davalı tarafından aynen marka olarak, davacının faaliyet alanı ile aynı veya benzer hizmet sınıflarında tescil ettirildiği, SMK 6/6 maddesindeki düzenleme uyarınca, markanın başkasına ait önceki tarihli ticaret unvanını içermesi ve faaliyet alanı ile tescil sınıfının örtüşmesi iltibasa neden olacağından hükümsüzlük için yeterli olup, ticaret unvanının ayrıca markasal olarak kullanıldığının ispatı aranmaz. Bu husus, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.06.2025 tarih, 2024/6823 Esas – 2025/4338 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanmıştır. Kaldı ki, dosya kapsamından  davacının ticaret unvanını faaliyet alanı olan taşımacılık hizmetlerinde markasal olarak da kullandığı, şirketin tescil edilen ana sözleşmesindeki faaliyet alanının davalı markasının  39. Sınıf tescil kapsamına dahil \"Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri.\" dışındaki tescilli sınıfları kapsadığı sabit olduğundan SMK’nın 6/6 maddesi uyarınca  hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır.Sonuç olarak; davacıya ait önceki tarihli tescilsiz kullanım ve ticaret unvanı karşısında  davalının sonraki tarihli marka tescilinin iltibasa neden olacağı davalı markasının  şirketin faaliyet alanı ile örtüşen  hizmetler bakımından davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiği, bu kapsamda ... numaralı “... + ŞEKİL” markasının 39. Sınıfta Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. dışında kalan davacı faaliyet alanıyla aynı veya benzer,  ilişkili   olduğu görülen \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.\" yönünden davalı markasının  kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken    mahkemece markanın tescilli olduğu tüm hizmetler bakımından hükümsüzlüğe karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü gerekmiştir.Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen  kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne , davalıya ait  ... numaralı “... + ŞEKİL” markasının 39. Sınıfta  \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.\" yönünden kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,<br>2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/09/2023 tarih ve 2021/34 E. 2023/156 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,<br>3-Davalıya ait  ... numaralı “... + ŞEKİL” markasının 39. Sınıfta  \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.\" yönünden KISMİ HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde bir örneğinin TPMK' na  gönderilmesine,<br>-Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>4/a-Kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu  harçtan   peşin  alınan  59,30 TL  'nin mahsubu  ile  bakiye 672,70 TL maktu harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 + 59,40 -TL peşin  ve ıslah harcı, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 186,50 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 4.900,00  TL bilirkişi ücreti,  350,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.250,00 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 2.625,00  TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 10,00 TL posta giderinden kabul red oranına göre 5,00 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, <br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br>5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 190,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 928,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,<br>5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"084daacd001d3e61","SID":"67d941ab8c689641"}}