{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 26/02/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 27/06/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI\t: 1- ........  <br>VEKİLLERİ\t: Av.....\tAv.....Av..... Av.....<br>DAVALI\t: 2- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALILAR\t: 3- ........  <br>\t\t  4- ........  <br>VEKİLLERİ\t: Av..... Av.....<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 26/02/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/02/2026<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili 14.05.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 27.09.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davacı ........’nun ........ plakalı araçta yolcu konumunda bulunduğu, kazanın araç sürücülerinin kusurlarıyla meydana geldiği, davacının kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kazaya neden olan araçların Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçelerinin davalı ........ A.Ş. ile ........ A.Ş. tarafından düzenlendiği ifade edilmiştir. Müvekkilin kazada kalıcı maluliyet yaşadığı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve bakıcı giderleri bulunduğu, geçici ve sürekli iş göremezlik durumlarının ortaya çıktığı belirtilmiştir. Sigorta şirketlerine bireysel başvuru yapıldığı ve sonuç alınamadığı, zorunlu arabuluculuk süreçlerinin de anlaşmazlıkla sonuçlandığı açıklanmıştır. Dava konusu taleplerin belirsiz alacak niteliğinde olduğu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş; şimdilik geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri için toplamda 200 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, ayrıca 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ........ A.Ş. ile ........’den tahsili talep edilmiştir. Dava HMK 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Neticede tüm taleplerin kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesi talep edilmiştir.<br>Davalılar ........ . A.Ş. ile ........ vekilleri 28.05.2024 tarihli cevap dilekçelerinde özetle; davaya konu trafik kazasında müvekkillerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın davacının eşi ........’nun tali yoldan ana yola dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde çıkması ve dur levhasına uymaması nedeniyle meydana geldiğini, müvekkil ........’in ana yol üzerinde hız ve trafik kurallarına uygun şekilde ilerlediğini ve geçiş üstünlüğüne sahip olduğunu, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde müvekkillerinin bir kusuru bulunmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca, olay tanıklarının beyanlarına da atıfta bulunarak kazanın oluşum şeklini açıklamışlar, savcılık soruşturmasında da ........ hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ifade etmişlerdir. Davacı tarafın araçlarının hususi olması nedeniyle ticari faiz değil, yasal faiz talep edilebileceğini, avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu savunmuşlardır. Netice olarak davanın haksız ve mesnetsiz olduğu gerekçesiyle reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>Davalı ........ A.Ş. vekili 31.05.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ........ plakalı aracın müvekkil sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, şirketin sorumluluğunun yalnızca poliçe teminatı ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu ifade etmiştir. Kazaya ilişkin kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden oranlı şekilde alınacak raporla tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca maluliyetin de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e uygun olarak tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini talep etmiştir. Geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden müvekkil sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, bu taleplerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi uyarınca SGK tarafından karşılanması gerektiğini, dolayısıyla bu kalemlerdeki taleplerin reddi gerektiğini belirtmiştir. Davacının uğradığını iddia ettiği zararların gerçekliği ve tutarının bilirkişi incelemesiyle tespiti gerektiğini, hatır taşıması ve emniyet kemeri kullanımı gibi sebeplerle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, kazaya ilişkin ceza soruşturmasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının da araştırılmasını istemiştir. Ayrıca eksik belgelerle başvuru yapıldığı için müvekkilin temerrüde düşmediğini, bu nedenle faiz talebinin ancak dava tarihinden itibaren işletilebileceğini savunmuştur. Sonuç olarak, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ........ A.Ş. vekilleri cevap dilekçesinde özetle; davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderleri ile ilgili tazminat taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında bu tür taleplerden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, bu giderlerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi gereği Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığını ifade etmiştir. Olayda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu ve kusur oranının Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden alınacak raporla belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacının iddia ettiği maluliyetin uzman hekim bilirkişi raporu ile tespit edilmesinin zorunlu olduğunu, aksi takdirde tazminat talebinin değerlendirilemeyeceğini, bu kapsamda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasını talep etmiştir. Sigorta şirketinin yalnızca poliçe limiti ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, SGK’dan alınan gelirlerin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, SGK’ya karşı ayrıca dava açılması gerekebileceğini ve bu durum netleşene kadar mevcut davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. Ayrıca kazaya ilişkin ceza dosyasının celbi ile kusur, emniyet kemeri kullanımı ve hatır taşıması gibi hususların netleştirilmesini istemiştir. Sigorta şirketi ile davacı arasında ticari ilişki bulunmadığından faiz talebinde yasal faizin esas alınması gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini ve faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur. Sonuç olarak, davanın haksız ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \" Esas yönünden incelenen dosyada; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, \"Sigortanın Kapsamı\" başlıklı A.1 maddesinde \"sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... \" öngörülmüştür.<br>Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafık Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder.<br>Somut olayda 27.09.2023 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı sürücü ........ sevk ve idaresindeki ........ (........ şirketince sigortalanan) plakalı aracın; davalı ........'in sevk ve idaresindeki ve davalı ........ . A.Ş.'ye ait olan ........ (........ şirketince sigortalanan) plaka sayılı kamyonet ile çarpışmasının etkisiyle sürücüsü ........ idaresindeki ........ plakalı otomobilin ön kısımlarına çarpması şeklinde meydana gelen kaza nedeniyle  davacının bedeninde zarar meydana geldiği, meydana gelen zarar nedeni ile ZMMS ile güvence altında bulunan  ........ plaka sayılı aracın sürücüsü (........), işleteni ( ........ . A.Ş.) ,  davalı sigorta şirketi olan ........ ile  ........ plaka sayılı aracın sigorta şirketi olan ........'nın sorumlu olduğu ve bu kapsamda hüküm kısmında yazılı olduğu şekliyle sorumlulardan tahsil edilecek tazminatların davacı tarafa ödemesi gerektiğinden PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hazırlanan rapor esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacı vekili 21/04/2025 tarihli dilekçesi ile sadece davalı sigorta şirketleri bakımından bedel arttırım talep etmiş, 29/04/2025 tarihli celsedeki beyanı ve 09/05/2025 tarihli dilekçesinde ise tüm davalılardan bedel arttırım yaptığını beyan etmiş olup davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve talep artırım dilekçesinin karar öncesi sunulduğu nazara alınarak dava değeri belirlenmiş ve bu doğrultuda hüküm kurulmuştur.<br>Ayrıca davacı manevi tazminat talebin de bulunmuş ise de bu talebinden feragat etmiş olup bu doğrultuda feragat nedeniyle red kararı verilmiştir.<br>Davacının  ........ . A.Ş. ile ........ aleyhlerine açtığı manevi tazminat davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,<br>Davacının cismani zarar talepleri yönünden  dava dilekçesi ve harç tamamlama dilekçesine bağlı kalınarak davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>Sürekli iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 562.845,86 TL, <br>Geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı için 84.653,34  TL, <br>Bakıcı giderlerinden kaynaklanan maddi zarar için 26.829,00 TL,<br>Tedavi giderinden doğan maddi zararı için 12.000,00 TL olmak üzere toplam: 686.328,20 TL maddi tazminatın (tüm davalılar bakımından müştereken ve müteselsilen olmak üzere) davalı ........ . A.Ş. ve ........ yönünden ise kaza tarihi olan 27.09.2023 tarihinden, davalı ........ A.Ş.'den temerrüt tarihi olan 04/03/2024 tarihinden ve ........ A.Ş.'den 05/03/2024 tarihinden itibaren (Sigorta şirketleri bakımından poliçe kişi başı daimi sakatlık klozu kişi başı tedavi klozu  limit dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek  (davalılar ........,  ........ . A.Ş. ve ........ yönünden avans faiziyle) (davalı ........ A.Ş. Yönünden yasal faiziyle) birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esaslarına göre tespit edilen maluliyet oranı dikkate alınarak TRH 2010 tablosuna göre hesaplamaların yapıldığı aktüerya bilirkişi raporunun yargılamaya esas alınması gerekirken PMF1931 tablosuna göre hesaplamaların yapıldığı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin yargılamaya esas alınmasının usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca taleplerinin avans faizi olduğunu, hükmedilen yasal faize itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile istinaf talepleri doğrultusunda kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına, davanın kabulü ile 1.232.375,30 TL maddi tazminat taleplerinin olay tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı ........ A.Ş. ve ........ A.Ş.'den olay tarihindeki poliçe limitleri dahilinde), davanın ve tüm taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu kazanın oluş tarihi ve kişinin yaşı göz önünde bulundurulduğunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanması gerektiğini, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince üniversitelerin adli tıp ana bilim dallarının maluliyet raporu düzenleme yetkisinin bulunmadığını, kazazedelerin hastanede kaldığı günlerde bakımları hastane tarafından gerçekleştirildiği için geçici bakıcı hesaplaması yapılırken bu günlerin hesaplama dışı bırakılması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinden talep edilen tazminat miktarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından, tedavi/bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, bakıcı tutulduğu belgelendirilmediğinden yapılan hesaplamada asgari net ücretin esas alınması gerektiğini, dosyadaki mevcut evraklardan başvurucunun ev hanımı olduğu ve çalışmadığının anlaşıldığını, ev hanımı olan başvurucunun herhangi bir kazanç kaybından bahsedilemeyeceği için bilirkişi tarafından hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatına itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ........ . A.Ş. ve ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olaya ilişkin kusur oranlarına itiraz ettiklerini, kaza mahallindeki somut veriler ve sürüşteki nizama aykırılık göz önüne alındığında davacının eşi ve ........ plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu şekilde kazaya sebebiyet verdiğini, kazanın irdelenmesi ve kusur tespitinin ise kazanın oluş şeklinde kabul edilen somut gerçekliğin aksine çıkarımlardan ibaret olduğunu ve somut gerçekliği bulunmayan, yalnızca bilirkişinin tahminlerine dayalı kusur tayininin müvekkilleri adına kabul edilemeyeceğini, NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının düzenlemiş olduğu bilirkişi raporundaki aleyhe değerlendirmeler ile maluliyet oranı belirlemesinin kabul edilemeyeceğini, belirlenen bakım ve tedavi giderlerinin çok yüksek olup gerçek dışı olduğunu, miktarlar ve giderlerin somut olay ve durum dikkate alınmaksızın belirlendiğini, tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporunun hatalı ve aydınlatma niteliğinden uzak olarak düzenlendiğini, davacı tarafın 17.04.2025 tarihli dilekçesi dikkate alınarak müvekkili hakkında aleyhe hüküm kurulmaması gerekirken verilen kararın hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi giderine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkinidir.<br>Mahkemece yazılı şekilde verilen karara karşı, davacı vekili, davalı ........ A.Ş. Vekili, davalılar ........ . Aş. ve ........ vekili aşağıdaki sebeplerle istinaf isteminde bulunmuşlardır.<br>1-Davalı ........ . Aş. ve ........ vekilinin Kusura, davalı ........ A.Ş. veklinin sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğu İtirazında;<br>27.09.2023 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu, sürücüsü ........ olan ........ plakalı Kamyonet ile, Adana çevre yolu istikametinden, ........ caddesini takiben seyredip, Kanal caddesi kesişen kavşağına geldiğinde kendisine olan (DUR) levhasına rağmen durmayıp Kanal caddesinin ilkyol bölümünü geçerek ikinci yol bölümünü geçtiği esnada aracının sağ ön ve yan kısımları ile, kendi yönüne göre Sağından Kanal caddesini takiben doğru seyreden ve ........ caddesi kesişen  kavşağa seyir hızı ile birlikte giriş yapan davalı şirkete ait sürücü davalı ........ olan ........ plakalı Kamyonetin sol ön köşe kısımları ile çarpışması, çarpışmanın etkisiyle ........ plakalı araç soluna savrulup aracının ön kısımlarıyla 43/A numaralı hanenin Müştemilat duvarına çarparak durması, ........ plakalı kamyonet ise çarpmanın etkisiyle sağına savrulup aracının ön kısımları ile duraklama halinde olan Sürücü dava dışı  ........’ idaresindeki ........ Plakalı otomobilin ön kısımlarına çarpması neticesinde, davacının yaralandığı trafik kazası meydana gelmiştir.<br>Mahkemece adli trafik bilirkişinden alınan 25/09/2024 tarihli raporda,<br>Davacının yolcu olarak bulunduğu sürücüsü ........  olan ........ plakalı Kamyonet ile, Adana çevre yolu istikametinden, ........ caddesini takiben seyredip, Kanal caddesi kesişen kavşağına geldiğinde kendisine olan (dur) levhasına rağmen durmayıp Kanal caddesinin ilk yol bölümünü geçerek ikinci yol bölümünü geçtiği esnada aracının sağ ön ve yan kısımları ile, kendi yönüne göre Sağından Kanal caddesini takiben doğru seyreden ve ........ caddesi kesişen  kavşağa seyir hızı ile birlikte giriş yapan ........ plakalı Kamyonetin sol ön köşe kısımları ile çarpışması, çarpışmanın etkisiyle soluna savrulup aracının ön kısımlarıyla 43/A numaralı hanenin Müştemilat duvarına çarparak durduğu bu kazada hatalı olduğu, kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olduğu;<br>Sürücü davalı ........ olan  ........ plakalı Kamyoneti ile, Kanal caddesini takiben doğru seyredip, ........ caddesi kesişen kavşağa seyir hızı ile birlikte giriş yaptığı esnada aracının sol ön köşe kısımları ile, kendi yönüne göre solundan Adana çevre yolu istikametinden, ........ caddesini takiben seyredip, Kanal caddesi kesişen kavşağına geldiğinde kendisine olan (dur) levhasına rağmen durmayıp Kanal caddesinin ilk yol bölümünü geçerek ikinci yol bölümünü geçen ........ plakalı Kamyonetin sağ ön ve yan kısımları ile çarpıştığı çarpışmanın etkisiyle savrularak yine aracının ön kısımları ile duraklama halinde olan ........ Plakalı otomobilin ön kısımlarına çarparak durduğu bu kazada hatalı olduğu  kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğu, kanaatini bildirdiği, raporun, denetime elverişli ve açıklayıcı şekilde hazırlandığı, kaza tespit tutanağı ve olayla uyumlu olduğu,<br>Kaldı ki;<br>Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur\"  düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.<br>Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\"  demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.<br>Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K ) Bu nedenlerle  İtirazın reddi gerekmiştir.<br>2-Maluliyete ve aktüeryaya  itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Öte yandan  icra ve iflas kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7327 sy nın 18. madde ile 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanun” ibareleri “Kanunda” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere  cümle ve maddeye  fıkra eklenmiştir.<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” düzenlemesi 19/......../2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br>2918 sy da yapılan Bu düzenleme sonrası 04/12/2021 tarihli resmi gazetede  düzenlenen düzenleme ile yasaya uygun yeni genel şartlarda değişikliğe gidilmiştir<br>Bu bakımdan 04-12-2021 tarihinden sonra düzenlenecek poliçelerde bu genel şartlara uygun ve dayanak 2918 sy ya uygun   hesaplama yapılması gerekecek ve  yasal düzenleme bu ise de  2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)<br>Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.<br>2918 sy nın 90. Maddesinin son haline göre<br>Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.)<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.) Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.<br>(3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)  şeklindedir.<br>Görüldüğü üzere;son iptal kararı ile<br>Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak hesaplacağı<br>Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplacağı<br>Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplacağı<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği<br>Hükümleri Anayasaya aykırı bulunmuş olup,iptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>ÖTE YANDAN DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 SAYILI KARARI İLE<br>Davacı tarafında dilekçesinde belirttiği üzere Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, E:2019/40, K: 2020/40 sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin \"...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...\" ibaresi ile \"...ve genel şartlarda...\" ibaresinin iptali sonrasında 90. madde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şekline gelmiş, böylece tazminat hesaplamalarına dair usul ve esasların Genel Şartlar ile düzenlenmesine temel dayanak olan ibareler, iptal edilmiştir.  <br>Bu itibarla; kanuni dayanağı ortadan kalkmış Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğin  dava konusu düzenlemelerinin iptali gerekmektedir.<br>GEREKÇESİYLE<br>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in; 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 1'inde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 1'in, 4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 2'sinde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Sakatlık Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 2'nin,  4. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan \"bu Genel Şartların Ek 3'ünde yer alan esaslara göre\" ibaresinin ve 15. maddesi ile değiştirilen \"Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması\" başlıklı Ek 3'ün  İPTALİNE, KARAR VERİLİDİĞİ<br>YİNE<br>DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 SAYILI KARARI İLE<br>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 16. maddesinin ve Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 15. maddesi ile değişik \"Ek 2:Sakatlık Tazminatları Hesaplaması\" başlıklı kısmının 6. maddesinin İPTALİNE,<br>KARAR VERİLDİĞİ VE GENEL ŞARTLARIN BU İPTAL KARARLARI İLE BİRLİKTE UYGULANABİLİRLİĞİ İMKANI KALMAMIŞTIR<br>Bu halde Aym'ce verilen HER İKİ   iptal kararları sonrası VE DANIŞTAYIN İPTAL KARARI GEREĞİ  düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/......../2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından<br>Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları<br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>O halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/......../2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.<br>Keza AYM 'ce verilen HER İKİ iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre  ve usule uygun heyet teşkili suretiyle  rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği  dosyaya sunulan NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'nın 05/11/2024 tarihli raporunun, 1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne  göre düzenlendiği,  aktüerya bilirkişinin 24/03/2025 tarihli raporunda, davacının sürekli iş göremezlik zararının, belirtilen yönetmelik ve PMF 1931 yaşam tablosu dikkate alınarak hazırlandığı,  anlaşılmakla, İtirazların reddi gerekmiştir. <br>3-Davalı ........ A.Ş. vekilinin kabul edilen bakıcı gideri, kaçınılmaz tedavi gideri  ve Geçici iş göremezliğin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;<br>2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları  nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", kanunun geçici 1.maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet  bedelleri  için  bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür.<br>Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.<br>Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.<br>Bu düzenleme gereği  ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;<br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.<br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br>Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali/Sorumluluk Sigortası poliçelerinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan  Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de  düşünülemez.<br>ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN  nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.<br>Bu halde davalı vekilinin geçici iş göremezlik, kaçınılmaz tedavi gideri ve bakıcı giderlerinin sigorta teminatı kapsamı dışında olduğuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>4-Davalı ........ A.Ş. Vekilinin Bakıcı gideri hesabına, hastanede kalınan sürede bakıcı gideri olmayacağı itirazında; <br>Bakıcı giderine ilişkin de, bakım konusunda aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerekmektedir. Buna göre; olayda BK.’nun 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 52) gereğince hakkaniyet indirimi şartları bulunmamaktadır ve geçici iş göremezlik döneminde bu şekilde bakıcı gideri hesaplanması da yerindedir. (YARGITAY\t17. Hukuk Dairesi 2014/21822 E , 2017/5957 K, 2017/1726 E  2017/11442 K )<br>Davacının hastanede yatılı tedavi gördüğü dönemde  refakatçi tarafından bakılması gerekeceği, refakatçi tarafından bakım da bakıcı giderlerinden sayılacağından, itiraz yerinde değildir.<br>Anlatılan nedenlerle; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davacı vekilinin, davalı ........ A.Ş. vekilinin, davalılar ........ . Aş. ve ........ vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin, davalı ........ A.Ş. vekilinin ve davalılar ........ . A.Ş. ve ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 732,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 46.883,08 TL harçtan peşin alınan 11.720,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.162,31 TL harç giderinin davalı ........'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>4-Alınması gereken 46.883,08 TL harçtan peşin alınan 11.720,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.162,31 TL harç giderinin davalı ........ Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>5-Alınması gereken 46.883,08 TL harçtan peşin alınan 11.720,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.162,31 TL harç giderinin davalı ........'den tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>6-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,<br>7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 26/02/2026<br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br><br>.....<br>Üye<br>...<br> e-imzalı <br><br>.....<br>Üye<br>...<br>  e-imzalı<br><br>.....<br>Katip<br>...<br> e-imzalı <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8aa43458e74c3bb1","SID":"a33bdad3498dab39"}}