{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1970 <br>KARAR NO: 2026/1022<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/03/2024<br>NUMARASI: 2023/1217 Esas - 2024/259 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; ... şirkete ait ....com isimli internet sitesinde yayınlanan köşe yazılarının içeriğinde yer alan beyan ve iddiaların tamamıyla kasıtlı ve kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirket aleyhine kamuoyunda manipülasyon ve algı yaratma maksadı taşıdığını, davalının işbu yazıyla müvekkil şirket'in basın yoluyla kişilik haklarını, ticari itibarını zedelediğini, müvekkil şirket hakkında adeta toplu işten çıkarma yapılacağı iddiasından hareketle \"ucuz emek istismarı \" \"....\".... \"...\" yapmakla itham edildiğini, şirketin \"beceriksiz ve aç gözlü\" olduğunun beyan edildiğini,  \"... ...\", \"şirketin yerlerde süründüğü\"nün iddia edildiğini ve bu yolla müvekkili şirketin onlarca yılda oluşturduğu kurumsal imajına zarar vermenin amaçlandığını, dava konusu 05.12.2023 tarihli \"yine yıl sonu, yine ... hazırlığı… sayın ..., ......\" başlıklı dedikodu haberciliği ile müvekkilinin ticari itibarının zedelenmeye çalışıldığını ve sektör içerisinde müvekkilinin kötülenmek suretiyle haksız rekabete yol açıldığını, bu yayınlar sebebiyle müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiği ve kişilik hakları ağır bir surette ihlal edildiğinden, Türk Medeni Kanunu'nun 25.,  Türk Borçlar Kanunu'nun 49. Ve TTK 55. maddeleri gereğince davalının internet sitesinde yayınlanan haberler sebebiyle 0,03.-TL (üçkuruştürklirası) manevi tazminatın  yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ,www..........,www.......URL adreslerinde yayınlanan yazıların yayınlanmasının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin basın ile ilgili bilgiler ve sektörel özel bilgileri yayınlayan bir site olduğunu, takipçileri bu konuları öğrenmek isteyen sektör çalışanları ve ilgililer olduğunu, bahsi geçen haberlerde, hiçbir ifade hiçbir eylem hukuka aykırı olmadığı gibi eleştiri sınırları dışına çıkılmadığını, müvekkilinin yaptığı iş gereği ülke gündemini meşgul eden güncel ve kritik konularda kamuoyunu bilgilendirmek, bilinçlendirmeye ve düşündürmeye yönelik günlük haberler yapmak, konuları yorumlamak, eleştiri ve farklı düşünceleri kamuoyu ile paylaşmak hem işi hem görevi olduğunu, medyanın amacının da halkı muğlak konularda düşündürmek ve eldeki bulgularla bilgilendirmek olduğu aşikar olduğunu, müvekkili şirketin basın kuruluşu olduğunu ve bilindiği üzere bir basın kuruluşunun asıl gayesinin araştırmak, düşünmek ve düşündüklerini ifade özgürlüğünün vermiş olduğu sınırlar içinde dile getirmek olduğunu,  kamu ilgisi ve yararına haiz anlatılmak istenen olay ve tenkit edilmek istenen durumla, haberde kullanılan ifadeler arasında düşünsel bağ bulunmakta olduğunu, haberlerde anlatılan olaylar, tamamıyla hukuka uygun şekilde anlatıldığını, bu yönüyle dava konusu yayın hukuka aykırı unsurları barındırmadığını, müvekkilinin basın özgürlüğü çerçevesinde  hareket ettiğini, kişilik hakkı ihlaline sebebiyet veren bir haberin varit olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep  etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"....Somut olayın değerlendirilmesinde ise, davalıya ait internet sitesinde yayınlanan makalenin sektörel değerlendirme niteliğinde olduğu, makalede çarpıcı ifadeler yer verilerek okuyucunun dikkati çekilmeye çalışıldığı, haber içeriğinin davalının manevi kişiliğine zarar verecek nitelikte olmadığı ve  TTK 55 ve TTK 56/1-e maddelerine göre haksız rekabet teşkil etmediği, davacı tarafın kişilik haklarını zedelemediği anlaşılmakla açılan davanın reddine, ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının, davaya konu yazılarıyla müvekkili şirket'in basın yoluyla kişilik haklarını ve ticari itibarını zedelediğini, müvekkili şirketin  adeta toplu işten çıkarma yapılacağı iddiasından hareketle \"ucuz emek istismarı \" \"kadro tasfiyesi\" ve \"...\" yapmakla itham edildiğini, şirketin \"beceriksiz ve aç gözlü\" olduğu açıkça beyan edilerek  \"devletin bankası sayesinde ayakta durduğu\", \"şirketin yerlerde süründüğü\"nün iddia edildiğini ve bu yolla müvekkili şirketin onlarca yılda oluşturduğu kurumsal imajına zarar vermenin amaçlandığını,  kamuoyunda itibar suikastı yapılmaya çalışıldığını, davalının  davaya konu gerçek dışı iddialarının basın ve ifade özgürlüğü içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlali iddiasına dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici sebeplere, davaya konu haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarılmış olmasına, kullanılan ifadelerin hakaret niteliği taşımamasına, özle biçim arasındaki dengenin korunmuş olmasına, davacının kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırının hedeflenmemesine, dava konusu haberde kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalmasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi  gerekmiştir (Aynı doğrultuda Dairemizin 2022/1659 E. - 2024/926 K. Sayılı ilamı).  Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas  . Karar sayılı 19/03/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  <br>3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/03/2026<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a65af9b1de2a94a","SID":"ad81fd5964a86603"}}