{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1562 <br>KARAR NO: 2026/229<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/06/2022<br>NUMARASI: 2021/772  Esas  - 2022/517 Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı,  davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında hazır beton alım satımına dayalı ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklı alacaklar ve yapılan ödemelerin açık hesaba kaydedilmek suretiyle çalışıldığını, açık hesaba kaydedilen faturalardan kaynaklı müvekkili alacağının 510.385,30 TL olduğunu, borcun ödenmesi için davalı şirket ile bir çok kez görüşüldüğünü ancak bir sonuç alınamadığını, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durduğunu, talep edilen faiz türü ve oranının usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkili alacağının likit olduğunu iddia ederek, itirazının iptali ile takibin 510.385,30 TL üzerinden avans faizi işletilmek suretiyle devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, müvekkili kayıtlarında davacının iddia ettiği gibi bir alacağa rastlanılmadığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan bir sözleşme ve cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafından müvekkiline verilmiş bir hizmet ve/veya teslim edilen bir mal bulunmadığını, bu nedenle iddia edilen belgenin fatura niteliğinde olmadığını, itiraza konu alacağın likit olmadığını, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiğini savunarak, davanın reddine ve  %20 'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... taraflar arasında hazır beton alım satımına ilişkin olarak ticari ilişkinin kurulduğu, davacının davalıya mal satışına ilişkin faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve iki tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve dayanak kayıtları itibariyle takip tarihindeki  alacak-borç ilişkisinin \"100 TL. fark ile\" birbirini teyit ettiği, tarafların birbirlerinden olan mal alım ve satımlarını Vergi Dairesine de bildirdikleri, bu durumda davacının davalı ile aralarında akdi ilişki bulunduğunu, malları davalıya teslim ettiğini ispatladığı, davalının aksi yöndeki savunmalarına itibar edilemeyeceği sonucuna varılmış davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde iki taraf ticari kayıtları arasında saptanan 100 TL'lik fark yönünden yargılamanın uzamaması açısından yeniden değerlendirme yapılmasını istemediğini beyan ettiğinden davalının defter kayıtlarına itibar edilerek takibin 510.285,30 TL. üzerinden devamı mahkememizce uygun görülmüştür. Bunun yanısıra tarafların ticari defter ve dayanak kayıtlarıyla sabit olan alacak tutarı likit olup davalı takibe haksız yere itiraz ettiğinden hükmedilen tutarın %20'si oranında hesaplanan inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının takipte haksız ve aynı zamanda kötü niyetli olduğu yönünde bir tespit olmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında itirazın 510.285,30 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %16,75 ve artan oranlarda avans faizi yürütülmesine, fazla talebin reddine, hükmedilen tutarın %20'si oranında hesaplanan 102.057,06 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, alacak kalemlerinin kabullerinde olmaması nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme ve cari hesaba dayanan ticari ilişki bulunmamasına rağmen belirsiz alacak kalemleri çıkarılarak alacaklı olduğu iddiasına itibar edilemeyeceğini, faturanın tek başına akdî ilişkiyi ispatlayıcı belge olmadığını, muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturaya sekiz gün içerisinde itiraz edilmemiş olmasının borç altına sokacağı şeklindeki görüşün mantık ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, somut olayda taraflar arasındaki akdî ilişkinin çelişkili olması nedeniyle davacının akdî ilişkinin varlığını ispat etmesi gerektiğini, fatura düzenlenmesinin  tek başına akdî ilişkinin varlığını ispata yeterli olmadığını, TTK'nın 89. maddesinde cari hesap sözleşmesinin düzenlendiğini, somut olayda koşulları bulunmadığından cari hesaba dair hükümlerin uygulanamayacağını, icra inkâr tazminatının reddi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasın ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra  takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda  davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, taraflar arasında ticari ilişkinin olup olmadığı, davacı tarafın takibe konu edilen alacak iddiasını ispat edip edemediği, kabul edilen alacağa icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. <br>Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına çok sayıda sevk irsaliyelerinin düzenlenmiş olduğu, sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmının ... tarafından  imzalı olduğu, ayrıca e-faturaların düzenlendiği, fatura konusu malzemelerin hazır beton, stabilize, nakliyeye ve benzerlerine ilişkin olduğu, taraflar arasında mail yazışmalarının mevcut olduğu, 14.09.2021 tarihinde davacı şirket tarafından davalı şirkete 2020 yılı cari bakiye mutabakat formunun gönderildiği, ... tarafından düzenlenen 31.12.2020 tarihli mutabakat formunda 271.770,70 TL oranında alacağın gösterildiği, söz konusu mutabakat formunun taraflarca imzalanmış olduğu, Eylül ayında da davacı şirket tarafından mutabakat formunun mail olarak gönderildiği ve davacı şirketin 14 Eylül 2021 tarihinden sonra göndermiş olduğu mutabakat formuna dair mail sonrasında davalı şirket hakkında 13.10.2021 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 510.385,30 TL tutarındaki alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, takip sebebi olarak, sözleşme, açık hesap, açık hesapta bulunan faturaların gösterilmiş olduğu, davalı şirketin icra takibine , alacak ve ferilerine itiraz ettiği, davacının ise İİK'nın 67. maddesi gereğince arabuluculuk aşaması sonrasında bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davayı  açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerin ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 25.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin ibraz ettiği söz konusu yıllara ilişkin e-defterlerin usulüne uygun olduğu,  ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması halinde defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter onayının aranmayacağı, davalı şirketin ticari defterlerinin ise aynı şekilde düzenlenmiş olduğu, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2021  yılı BA - BS formlarının istenildiği, davacının toplamda 571.691,00 TL tutarında KDV hariç mal ve hizmet sattığını beyan ettiği, davalı şirketin 2021 yılı mal ve hizmet alımına ilişkin BA formunda 898 sırada davacı şirketten KDV hariç 44 adet fatura ile 516.664,00 TL tutarında mal ve hizmet aldığını, vergi dairesine beyan ettiğinin görüldüğü, aradaki farkın 55.027,00TL olduğu, davalı şirket muhasebecesinin inceleme günü BA/BS formlarında oluşan farkın faturaların geç gelmesinden ticari defterlere geç kaydedilmesinden kaynaklandığını, davacı taraf ile hesap mutabakatı yaptıklarını ve küçük fark saptandığını beyan ettiği, davalı şirketin usulüne uygun tutulduğu anlaşılan ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı satıcı şirkete 510.285,30 TL borçlu olduğu, aynı bakiyenin devam ettiği, davalının ticari ilişki bulunmadığını savunduğu, ancak ticari defter incelemesinde davalı tarafın davacının satış yaptığı mal faturalarını aldığı ve ticari defterlerine kaydetmiş olduğunun görüldüğü, dava ve icra takip dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile her iki tarafın 2019-2020-2021 yılları ticari defterleri ve dayanak kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu,  taraflar arasındaki akdi ilişkinin 25.04.2019 tarihinde başladığı, 01.09.2021 tarihine kadar devam ettiği, davacı faturalarının davalı taraf defterlerinde 100,00 TL küsurat farkı hariç aynen kayıtlı olduğu, takibe dayanak yapılan cari hesaptan dolayı davacı tarafın 13.10.2021 icra takip tarihi itibariyle davalı taraftan 510.385,30 TL alacaklı durumda olduğu, davalı taraf ticari defterlerinde ise takip tarihi itibariyle davacı yana 510.285,30 TL borçlu durumda olduğunun görüldüğü, davacı kayıtları 100,00 TL fazla bakiye verdiğinden, davalı kayıtlarına itibar edilerek davacı şirketin 13.10.2021 takip tarihi itibariyle davacının davalı taraftan 510.285,30 TL alacaklı olduğu, davalının vaki itirazının iptali gerektiği, TCMB verilerinden 13.10.2021 takip tarihi itibariyle avans faizi oranının talep gibi yıllık %16,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen 510.285,30 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 oranında avans faizi yürütülebileceği, alacağın faturaya dayandığı, belirli ve bilinebilir (likit) olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; müvekkilinin alacaklı olduğunun ispat edildiğinibelirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; ticari ilişki kurulduğu ileri sürülmüş ise de bu tespiti kabul etmediklerini, taraflar arasında herhangi bir mal alım satımının gerçekleşmediğini, fatura düzenlenmesinin tek başına ticari ilişkinin varlığını ispat edemeyeceğini iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 22.06.2022 tarihli duruşma zaptına,  celse ara kararı uyarınca; davalı vekili tarafından ...'in 07.03.2019 - 28.01.2021 tarihleri arasında davalı çalışanı olduğunu bildirdiği geçirilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın bilirkişi raporu sonucuna göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.  Somut olayda, davacı alacaklı takibe konu olarak, sözleşme, açık hesap ve faturaları  göstermiştir. İddia edildiği üzere fatura düzenlenmiş olması tek başına alacağın varlığını ve akdi ilişkiyi ispata yeterli değildir. Ancak tarafların usul ve yasaya uygun şekilde düzenlenen ve HMK'nın 222.maddesi gereğince delil niteliğinde olan ticari defterlerinde faturaların kaydedildiği ve ilgili vergi dairesine beyanda bulunulduğu tespit edilmiştir. Bu anlamda davalı vekilinin aksine iddia  ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki sevk irsaliyelerinin altındaki imza sahibi gerçek kişinin davalı çalışanı olduğu da kabul edilmiştir. İİK 67/2.maddesinde; \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar  verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine  iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan  meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir\" düzenlemesi kapsamında faturadan kaynaklanan, taraflarca bilinen ve likit olan alacak bedeli üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 26.142,58 TL istinaf  nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,<br>5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde,  oy birliğiyle ve temyizi kabil olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0112013bef9291e5","SID":"e03a69cc89afad6f"}}