{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1905 <br>KARAR NO: 2026/555<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/05/2025<br>NUMARASI: 2024/664 E - 2025/500 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 26/02/2026<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden düzenlenen fatura alacağının tahsil edilemediği, bu nedenle icra takibi başlatıldığı, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı icra takibini başlatıldığını müvekkil şirketin  itirazı neticesinde takip durduğunu bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket haksız kazanç sağlamak amacı ile müvekkil şirket aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Es. Sayılı icra takibini başlattığını, müvekkil şirketin haklı itirazı neticesinde takibin durduğunu, davacı taraf ne dava dilekçesinde ne de icra takibinde müvekkil şirkete iddia ettiği hizmeti sağladığına dair hiç bir delil sunmadığını, davacı şirket ile müvekkil arasında cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını, yalnızca kesilmiş bir fatura mevcut olup ortada herhangi bir hizmet bulunmadığını, bu aşamada davacı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \" Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için ara karar kurulduğu ancak tarafların ticari defter ve belgelerini sunmadığı anlaşılmıştır. Davayı ispat yükü davacı üzerindedir. Davacının iddialarını destekler nitelikte herhangi bir delille desteklenmediği anlaşıldığından mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, \"Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.\" düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; alacak iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, davacı tarafın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.\" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı  tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak;  dava dilekçesi ekinde yer alan faturalarda bedel, vade ve hangi hizmete ilişkin düzenlendiğinin açıkça belirtildiğini,  taraflar arası mail yazışmalarının da sunulduğunu,   faturalarda alacağın varlığının açık olduğunu, davalının defterlerini sunmadığını, bilirkişi raporunda aracın   hangi şirkete kayıtlı olduğu hususunda Trafik Müdürlüğünden bilgi alınması hususunun  takdire bırakılarak alacağın 89.436,22 TL olduğunun belirtildiğini, mahkemece alacağın varlığının kanıtlanmadığı belirtilmiş ise de faturanın araç bakım ve tamiri için düzenlendiğinin açık olduğunu, araç bilgilerinin de faturada belli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı dava dilekçesinde davalıyla aralarında ticari ilişki olduğunu ileri sürerek faturaya dayanmış, ticari ilişkinin niteliği ve sözleşmeye ilişkin açıklama yapmamıştır.Mahkemesince taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi raporunda, tarafların ticari kayıtlarını sunmadığı, tamir edilen araç plakasının ... olduğu,  davacının takip tarihi itibariyle Asıl Alacağının 2.567,10 EURO olduğu X 34.8394 = 89.436,22 TL olduğu belirtilmiştir. Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/2015 E-2016/937 K sayılı kararında belirtildiği üzere; TBK m. 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesi, “iş sahibi” ile “yüklenici” arasında yapılan bir anlaşma uyarınca ve önceden kararlaştırılan belli bir bedel karşılığında, iş sahibinin denetimi ve gözetimi olmaksızın “bağımsız” bir çalışmayla bir nesnenin “yapımı veya bakımı-onarımı ya da üstlenilen bir işin yerine getirilmesidir.Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, işin yapılıp teslim edildiğini ve iş bedeline hak kazanıldığını kanıtlama yükü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğini ispat külfeti ise iş sahibine düşer.TBK’nın 12. maddesi uyarınca sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Eser sözleşmeleri de geçerliliği şekle bağlı olmayan sözleşmelerden olmakla sözlü, yazılı veya resmi şekilde akdedilebilirler. Ancak HMK’nın 200. maddesinde bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin,  senetle ispat olunması gereği düzenlemiş olup; uyuşmazlık ve karşı tarafın hukuki ilişkiyi inkarı hâlinde eser sözleşmesinin varlığının da HMK'nın 200 ve devamı  maddelerine göre ispatlanması gerekir.Taraflar arasında araç tamirine dair yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı, davalı ile aralarında araç tamirine ilişkin sözleşme ilişkisinin kurulduğunu HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince ispat edememiştir. Sunulan fatura ise malın teslim edildiğini ve   hizmetin verildiğini kanıtlamaya tek başına yeterli değildir. Hal böyle olunca mahkemece; davacının dava  dilekçesinde eser sözleşmesine dayandığını belirtmediği, gibi eser sözleşmesinde, sözleşme ilişkisinin varlığını ispat yükünün yükleniciye ait olduğu, yüklenici olan davacının, davalı ile aralarında araç tamirine ilişkin sözleşme ilişkisinin kurulduğunu ispatlayamadığı, defter ve kayıtlarını da sunmadığı anlaşılmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,<br>Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) <br>İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,<br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/02/2026 <br>\t<br>            <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3d26bde0e93a6a3","SID":"a768ecee7f207dcb"}}