{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1068 <br>KARAR NO\t: 2026/286<br>KARAR TARİHİ: 12/02/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE ... MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/10/2022<br>NUMARASI\t: 2022/228  Esas  2022/684  Karar<br>DAVA: Tazminat ( Ayıplı Sağlık Hizmeti iddiasından Kaynaklanan )<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:12/02/2026<br> Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalılar ve davacılar vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. <br>G E R E Ğ İ   D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>Davacılar dava dilekçesinde özetle; ...davalılardan ... AŞ’de çalışmakta olan Dr. ... tarafından bel fıtığı ameliyatı olduğunu, ancak ameliyat sonrası iyileşme olmadığından Dora Hastanesinde yeniden ameliyat olduğunu ve ameliyat esnasında iki adet spanç ( gazlı bez ) unutulduğunun tespit edilerek tutanak tutulduğu ve fotoğraf çekildiğini, bu sebeple ameliyatı gerçekleştiren davalı ...’ın mesleki hatası olduğundan kendisinin, davalı ... A.Ş’nin istihdam edenin sorumluluğunun, diğer davalılardan ... ... A.Ş’nin tıbbi kötü uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamında, ... A.Ş’nin ise Sağlık Uzmanları Bireysel Riskler ... poliçesinden doğan sorumlulukların olduklarını belirterek, davacı ...için 500,00.-TL, davalı eş ... için 500,00.-TL, davacı oğul ... için 500,00.-TL  olmak üzere toplam 1.500,00.-TL  Maddi Tazminatın, Davalı ... ve ...  A.Ş den 11/04/2011 tarihinden itibaren,  ... ... A.Ş ... Şirketi'den 07/12/2011'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, Davacı ... için 30.000,00.-TL, davacı eşi ... için 15.000,00.-TL ve davacı oğlu ... için ise 15.000,00.-TL olmak üzere toplam 60.000,00.-TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 11/04/2011'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini  dava ve talep etmiştir. <br>Birleşen İstanbul Anadolu 24 ASHM nin  2016/493 Esas 2017/21 karar sayılı dosya :<br> Davacı dava dilekçesinde; Müvekkilinin 11/04/2011 tarihinde gerçekleştirilen ameliyatı sırasında müvekkilinin vücudunda iki adet yabancı cisim unutulması nedeniyle yaşanan sağlık sorunları ve tedavi süresindeki sıkıntılarla bu durumdan kaynaklı olarak müvekkilinin uğramış olduğu tüm maddi zararlar nedeniyle; davalılar tarafından gerçekleştirilen hatalı ameliyat sonucunda müvekkilinin iş gücü-efor-kaybından dolayı uğradığı zararın tazmini için 10.000,00 TL maddi tazminatın, davalı doktor ve hastaneden ameliyat tarihinden itibaren, diğer davalı ... şirketinden başvuru tarihi olan 07/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir, iş bu davanın tarafları aynı olan dava evvel açılmış, İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/286 Esas sayılı dava dosyasıyla HMK 166 md. uyarınca birleştirilmesini talep etmiştir.<br> Davalılardan ... cevap dilekçesinde; Müvekkilinin bel kayması operasyonunu başarılı olarak gerçekleştirdiğini, davacının ameliyat ile ilgili değil enfeksiyon problemi olduğunu  ve sağlığına kavuştuğunu, iddia olunan diğer hususların mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılardan ... A.Ş cevap dilekçesinde; Davacının iddia ettiği iki adet gazlı bezin davaya konu ameliyat öncesi olup olmadığı ve Dore Hastanesinde tutulan tutanağın davacı hakkında olup olmadığı tespit edilemediğinden ve kurtuluş beyyinesi gereğince müvekkili şirket hakkında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir <br>Davalılardan ... ... A.Ş cevap dilekçesinde; Davacının ameliyat sonrası yapılan kontrollerinde herhangi bir yabancı cisim tespit edilmediğini, kusur ile zarar arasında illiyet bağı olmadığını, sonrasında yapılan ameliyatın ameliyat sonrası zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava dışı ... ... A.Ş nezdinde tıbbi kötü uygulamaya ilişkin  Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası mevcut olup müşterek ... hükümleri uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir<br>Davalılardan ... A.Ş cevap dilekçesinde; Müvekkili ... şirketi tarafından tanzim edilmiş olan 19/06/2010-19/06/2011 vadeli Sağlık Uzmanları Bireysel Riskler ... Poliçesinin 16/08/2010 tarihinde  başlangıcından itibaren iptal edildiğini, dava konusu olay ... süresi içerisinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir   <br>Dairemizin 09/09/2021 T. - 2021/1640 E.- 2021/1487 K.- sayılı;<br>\"...Dava, Maddi ve Manevi Tazminat  istemidir. <br> Kararı  davacı ve davalılardan....ŞT.. vekili  istinaf kanun yoluna getirmiştir. <br>Davacı ameliyat sırasında unutulan gazlı bez nedeni ile davalılar hakkında iki ayrı dava ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.<br>Dava  yürürken elit... şt' i sigortacısı ... şirketi hakkında davayı takip etmemiş, Davalı doktorun zorunlu  sigortası hakkında dava yürütülmüş ve red kararı verilmiştir.<br>Bu davanın açılış tarihi 2012 yılı olduğundan Dr ve hastane hakkında ki tazminat istemlerini görmeye mahkeme görevlidir. Ne var ki; birlikte hareket eden davalı doktorun zorunlu meslek sigortası ... ... şirketi bakımından,  TTK nın 1463 maddesi gereğince  mahkeme görevli değildir.<br>6102 sayılı Türk ...  Kanunu 2011 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesine olanak kalmamıştır. Bu durumda uyuşmazlık, davalı ... şirketi açısından ... poliçesindeki miktar ile sınırlı olarak ödeme yapılmasına ilişkin olup, zorunlu sigortanın 6102 Sayılı TTK.nda düzenlenmesine ve aynı yasanın 4. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının mutlak ticari dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesine, ayrıca  görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceğinden ve görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmayacağından; ... şirketlerine karşı açılan  davalar yönünden ... Mahkemesinin görevli olduğu, diğer davalılara karşı açılan davaların da bu mahkemede görülmesinin gerektiği göz önüne alınmaksızın esasa ilişkin yargılama yapılarak hüküm tesisi isabetli görülmemiş, bu kapsamda; davalılar vekillerinin istinaf isteminin kabulüne, HMK 353-1-A-3  maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararın kaldırılarak dosyanın talep halinde görevli ... Mahkemesine gönderilmesi için mahkemesine iadesine, tarafların istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine gerek olmadığına oy birliği ile karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir..\" şeklindeki kararı sonrası yeniden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi'nce; \" A)Asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, Maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, Davacı ...için 7.603,16TL, ... için 7.603,16TL ve ... için  7.603,16 TL. Olmak üzere toplam Maddi tazminatın ameliyat tarihinden(11/04/2011) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve .... A.Ş.den  müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davalı ... ... A.Ş. Yönünden açılan davanın reddine, Davacı tarafın ... A.Ş. hakkında davayı takip etmediği anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, Davacı ...için 25.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihinden (11/04/2011) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve .... A.Ş.den  müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı ... ... A.Ş. yönünden açılan davanın reddine, davacı tarafın ... A.Ş. hakkında davayı takip etmediği anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine, 5.336,25 TL'nin ameliyat tarihinden (11/04/2011) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve .... A.Ş.den  müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı ... ... A.Ş. Yönünden açılan davanın reddine,\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar ve davalı ..., davalı ... A.Ş. istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... (...) ... A.Ş. yönünden verilen red kararının hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın, müvekkillerinin çektikleri ve halen de çekmeye devam ettikleri acılarına teskin edici olmadığını, ... A.Ş. hakkındaki davanın, takipsiz bırakıldığını ve 3 aylık sürede yenilenmemekle açılmamış sayıldığını, davalı ... A.Ş. yönünden tüm dava bakımından red nedeninin HMK.md.150 olmasına rağmen, maddi tazminat yönünden ayrı, manevi tazminat yönünden ayrı red vekalet ücretine hükmedilmesinin AAÜT ve yerleşen yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, oluşan usul-i müktesep hak gereği ... A.Ş. lehine 1.500,00  TL red ilam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden davalılar lehine tek red ilam vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir davalı için ayrı ayrı red vekalet ücretine hükmedilmesinin AAÜT ve yerleşen yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle, davacıların istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkemenin  yargılama süreci sonunda verdiği kararın kaldırılmasına, omuriliğinde spanç unutulan bir vatandaş için 30.000 TL ve bu hastanın okur yazarlığı olmaması, yaşlı olması nedeniyle yaşadığı Çorum'un Kargı ilçesinden İstanbul'a getirilip götürülmesi ile tüm tedavi süreçlerinde adeta onun eli ayağı olarak asıl kazalı ile aynı acıyı an be an yıllarca yaşayan koca ... için 15.000 TL ve oğul ... için 15.000 TL olarak son derece makul seviyedeki manevi tazminat talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerindeki hataların düzeltilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilmiş hükme elverişsiz adli tıp kurumu kusur raporu doğrultusunda karar tesis edilmesinin, hukuka ve usule aykırı olup, bozma sebebi olduğunu, dava konusu somut olayda müvekkili hekime atfı kabil herhangi bir kusur bulunmadığını, müvekkili tarafından gerçekleştirilen operasyonun, endikasyona doğrultusunda ve güncel tıp kurallarına uygun bir biçimde gerçekleştirildiğini, hastanın ameliyat sonrası yapılan kontrol muayenelerinde  yabancı madde tespit edilmediğini, hastanın bir başka kurumda yapılan ameliyatında çıkarıldığı iddia edilen yabancı maddenin, lokalize bir yabancı madde absesi olduğunu, hastanın ...'de gerçekleştirilen ameliyatındaki uygulamalar ile tıbbi kayıtların örtüşmediğini, hastada herhangi bir malüliyetin meydana gelmediğini, yani zarar koşulu somut olayda gerçekleşmediği halde müvekkili hekim aleyhine tazminata hükmedilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararında hükmedilen maddi tazminat miktarının hangi bilirkişi raporlarına ve hangi alacak kalemlerine istinaden hesaplandığının belirsiz olduğunu, davacıların belgelendirmediği giderlerin, maddi tazminat hesaplamasına dahil edildiğini, yerel mahkemenin maddi tazminat hesabında, geçici işgöremezliğe ilişkin bir belirsizliğin söz konusu olduğunu, yerel mahkeme kararında hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, tüm bu nedenlerle, hükme elverişsiz adli tıp kurumu raporu neticesinde tanzim edilmiş olan ve gerek maddi gerekse manevi tazminat açısından hatalı tespit ve hesaplamalar içeren yerel mahkeme kararının, gerek tazminat hukuku ilkelerine, gerekse yerleşik içtihatlara aykırılık teşkil ettiğini ve  kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ... ... A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen  kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, unutulduğu iddia olunan spenç ile müvekkilinin ve diğer davalı ...'ın bir ilgisi olmadığını, unutulduğu iddia olunan 2 adet gazlı bezin müvekkili şirket hastanesinde yapılan ameliyat sırasında unutulduğunun ve bu hususun davacılarda zararlara yol açtığının öncelikle kesin ve tıbbi kanıtlarla ortaya konulması gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporlarında her ne kadar ...'un vücudundan çıktığı iddia edilen spençin müvekkili hastanede yapılan ameliyat sonrasında unutulduğu yönünde rapor tanzim edilmişse de dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiği vakit bu hususun gerçek olmadığının açık olduğunu, yerel Mahkemece kesin tıbbi belgeler üzerinden değil ancak varsayımsal olarak bu sonuca ulaşıldığını, davacı hastanın sonraki dönemde herhangi bir sağlık kurumuna gidip gitmediğinin de Yerel mahkemece araştırılması da gerekmekte iken Yerel Mahkemenin bu husustaki eksikliğini de gidermediğini, yerel Mahkeme hükmünde her bir davacı yönünden 7.603,16 TL maddi tazminata hükmedildiğini, ancak  usul ve yasaya aykırı olup hukuki bir izaha da muhtaçken yerel mahkeme kararının bu hususta hiçbir gerekçe içermediğini, maddi tazminatın davacılara bölüştürülmesi şeklinde bir usul olmadığını, dosya kapsamında maddi tazminata dayanak oluşturacak her türlü şüpheden uzak hiçbir belge olmadığını, davacının ıslah dilekçesi ile Doktor ...'na 11.000 TL ödendiğinin belirtildiğini, olunan ameliyat için 11.000 TL'nin fahiş bir fiyat olduğunu, davacının SGK kapsamı dışında özel olarak yaptırdığı ameliyatın masrafının müvekkili şirkete yüklenemeyeceğini, yine ayrıca davacı tarafın ikinci bir ameliyat için 7.519,50 TL masraf yaptığını belirttiğini ve Yerel Mahkemece bu bedelin de hükümdeki maddi tazminatın içine katıldığını, halbuki bahsi edilen ameliyata sebep olanın müvekkili şirket olmadığını ve bu ameliyatın da masraf belgesinin dosya kapsamında mevcut olmadığını, bu nedenle, bu bedelden de müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, yerel mahkemece bu hususta da takdir hatasına düşüldüğünü, yerel mahkemenin, ıslah dilekçesine makbuz niteliği kazandırmaya çalıştığını, maddi tazminat tutarına 3.000 TL yol gideri ile 1.290 TL ilaç, katkı payı, grafi vs. masraflar da ilave edilmiştir ki bahsi edilen giderlerin tümünün varsayımsal olduğunu, davacılarda elem ve ızdıraba sebebiyet verecek bir husus olmadığını, dosya kapsamında da bunun aksini düşündürecek bir bulgu olmadığını, hal böyle iken davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep  etmiştir. \t<br>İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;<br>Dava; vekalet ilişkisinden kaynaklı ayıplı sağlık hizmeti iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.<br>Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.<br>Yine, 4.4.1997 tarihinde imzalanan ve 9.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Avrupa Biyotıp Sözleşmesinde iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, sözleşmenin amaç başlıklı 1. Maddesinde bu sözleşmenin taraflarının tüm insanların hayatını ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım  yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlü oldukları, yine 4. maddesinde ise, araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki  yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerektiği düzenlemesi mevcuttur. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesi zorunlu olduğu belirtilmektedir. Burada kastedilenin tıbbi standartlar olduğu konusunda bir duraksama bulunmamalıdır.Dairemiz kaldırma kararı sonrasında dosya, görevli Asliye ... Mahkemesine gönderilmiş, tüm taraf delillerinin toplandığı değerlendirilerek asıl ve birleşen dava yönünden davanın esası hakkında karar verilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı doktor ve hastanenin kusuru yönünden Adli Tıp Kurumunda rapor aldırıldığı, ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 04/05/2015 tarihli raporunda,\"11.4.2011 tarihinde uzun süredir bel ağrısı yakınması nedeniyle çekilen grafilerde L4-5 ve L5-S1 düzeyinde spondilolistezis saptandığı, L4 total laminektomi, bilateral L4, inferior fasetektomi, bilateral L5 foraminotomi, bilateral L4, bilateral L5 poliaksial pedinküler vida, iki rod bir transvers bağlayıcı ile dekompresyon füzyon ve stabilizasyon operasyonunun yapıldığı, operasyondan üç hafta sonra kişinin bel ağrısı şikayetinin olduğu, muayene bulgusunu normal olduğunun saptandığı, operasyondan dört hafta sonra kişinin bel ağrısı yakınmasının devam ettiği, yapılan fizik muayene de ben hareketleri ağrılı ve limitli olduğunun saptandığı, çekilen grafide posterior stabilizasyon materyalleri ve dejenerasyon olduğunun tespit edildiği, operasyondan sonra 8. Ve 11. haftalarda bel ağrısı yakınması ile ilgili hekime kişinin başvurduğu, 18.8.2011 tarihinde kişinin yara yerinde şişme, ağrılı akıntısı olduğu,yapılan muayenede;sağ SLR 45 derecede, sağ radikulopatik ağrı, TBK(+), bel fleksiyonu ekstanyonu ağrılı ve limitli, siyatik germe(+), sağ ADF ve APDF %45 güç kaybı, achille refleksi 1 (+), L4-L5 hipoestezi Olduğunun saptandığı, sedimentasyon Yüksek olması üzerine disketis düşüncesi ile ilaçlı ... istendiği, ilaçlı ...’de ameliyat mesafesinde apse?distekis? olduğunun saptandığı, kişiye medikal tedavi başlandı, 05.09.2011 tarihinde kişinin bel ağılarının ilaç kullanmasına rağmen geçmediği, yara kültürünün alındığı, 05.10.2011 tarihinde kişinin bel ağrısı ve yürüyememe şikayeti olduğu, yapılan muayenede; bel hareketleri ağrılı ve limitli ve radyolojide posterior stabilizasyon materyalleri ve dejenerasyon olduğunun saptandığı, sedimentasyon 46, CRP 3.74, lökosit: 8160 olduğu, 25.10.2011 tarihinde belinde ameliyat yerinde kızarıklık ve akıntı şikayetinin olduğu, yapılan fizik muayenede; lokal bulgu orta hatta insizyon yerinde hematom,hiperemi ve akıntı olduğunun saptandığı, yara debridmanı ve abse drenajının yapıldığı, 01.11.2011 tarihinde müdahaleye rağmen akıntının devam etmesi ve ağrılarının istirahat halinde bile fazlalaşması üzerine diğer bir sağlık kuruluşuna kişinin başvurduğu, çekilen ... filminde duraya bası yapan geniş bir poş olması üzerine operasyon için kişinin yatırıldığı, operasyon sırasında dura üzerinde fascia altında abse oluşturmuş iki adet spanç çıkarıldığının anlaşıldığı, yapılan L4 vertebrasına totel laminektomi, L3-4 ve L5 vertebra pedinkulüne pedinkuler vida, rod ve transvers bağlayıcı ile dekompresyon-stabilizasyon ve füzyon ameliyatının endikasyonunun bulunduğu, kişiye operasyon sonrasında radyolojik inceleme yapılarak sık poliklinik kontrollerin yapıldığı, 11.04.2011 tarihli operasyondan sonra kişinin şikayetlerin başlaması nedeniyle söz konusu spancın ilgili hekim tarafından gerçekleştirilmiş olan birinci ameliyat sırasında unutulduğunın anlaşıldığı, ilgili hekim tarafından istenilen ... incelemesi ile söz konusu spanca ait görüntü bulguları olduğunun düşünülemiyeceği, ilgili hekim tarafından fascia üstü bölgeden abse drenaj işleminin yapıldığı için Spanca ulaşılamayacağı, genel tıp uygulamalarıda yapılan tüm operasyonlarda batın kapatılmadan önce kullanılan malzemelerin sayımının öncelikle ameliyat hemşiresi tarafından yapılıp kayda alınması, ameliyat bitiminde ameliyatı yapan hekim ve ameliyat hemşiresi tarafından tutanağın imzalanması gerektiği, kişinin operasyon bölgesinde spanç unutulması olayında spanç sayımını düzgün yapmayan ameliyat hemşiresinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, doktor ... ın ise ameliyat sahası kapatmadan önce yeterli kontrolü yapmamasının eksik eylem olarak nitelendirildiği\" şeklinde oybirliğiyle mütalaa edildiği, raporun mahkeme ve üst dereceli mahkeme denetimine açık ve yanlar arasındaki ihtilafı esastan halleder vasıf ve mahiyette olduğu, kurul heyetinde konunun uzmanı nöroloji ve nöroşirurji hekiminin de yer aldığı, dinlenen tanıkların beyanlarının da kurul tarafından incelendiği anlaşılmakla davalı tarafların kusur belirlemesine yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir. <br>Dava dilekçesindeki anlatımdan; davacının hatalı ameliyat ve uygulanan yanlış tedavi neticesinde ... adlı hastanede ikinci bir ameliyat geçirdiği, bu ameliyatta davacının vücudunda gazlı bez unutulduğunun ortaya çıktığı, dava dilekçesi ekinde davacının tedavi giderleri, 2.ameliyat ücreti, ulaşım giderleri vb zararları için şimdilik 1.500,00 TL talep edildiği ve her bir davacı için 500,00 er TL'den talepte bulunulduğu görülmüştür.<br>Davalıların istinaf başvurusu dikkate alındığında; kararın gerekçesinden asıl davaya konu tedavi, ulaşım ve sair giderler yönünden her bir davacı lehine 7.603,16 şar TL'den kabul kararı verildiği, davacıların 09/10/2020 tarihli ıslah dilekçesinin esas alındığı, ıslah dilekçesinin incelenmesinde; 2.ameliyat için hastaneye 3.000,00 TL doktora da 11.000,00 TL ödendiği, rapordaki 3.000,00 TL'nin değil 14.000,00 TL'nin kabul edilmesi gerektiğini, 15/06/2020 tarihli ek raporda tedavi giderlerinin 7.519,51 TL olarak hesaplandığı ancak bilirkişinin reçete olmadığı için hesaplamaya dahil etmediği ... Eczanesine ait 18/11/2011 tarihli 6 adet fiş toplamının 496,00 TL, 28/11/2011 tarihli 6 adet fiş toplamının 556,00 TL olmak üzere toplam 1.052,00 TL katkı payı ödemesi yaptığı, ilaç bedeli olarak ödenen 06/12/2011 tarihli 238,00 TL değerindeki fiş bedelinin de ilavesiyle 1.290,00 TL alacağın da hüküm altına alınması gerektiğini açıklayarak sonuç olarak 300,00 TL'den 3.000,00 TL yol gideri, 2.ameliyat için doktora ödenen 11.000,00 TL ve İstanbul'daki tedavi ve yol giderleri yönünden toplam 8.809,50 TL  olmak üzere toplam 22.809,48 TL talep edildiği ve Mahkemece de talep kabul edilerek her bir davacı için 7.603,16 TL şer TL'den kabul kararı verildiği görülmüştür. <br>Davalılar maddi tazminatın hesaplanması ve miktarı ile belgelendirilmeyen tedavi giderleri yönünden mahkemece davacıların ıslah talepleri doğrultusunda kabul kararı verilmesini istinaf nedeni olarak ileri sürmüşlerse de; davacı ... için yapılan tedavi giderlerinin bir kısmına  oğlunun bir kısmına eşinin katlandığının dosya kapsamından anlaşıldığı, ileri yaştaki davacı ...'yi yeri gelince eşinin yeri gelince de oğlunun hastaneye götürüp getirdiği, davacıların bu süreçte aynı adreste birlikte ikamet ettikleri, ikinci ameliyat için İstanbul'a gitmek zorunda kaldıkları, tarafların birlikte karşıladıkları anlaşılan masraflar yönünden her bir davacı için ayrı ayrı karar verilmesi, hakkın teslimi yönünden esasa etkili olacak kaldırma nedeni sayılmamış, yine ıslah dilekçesi ekine  bir kısım masraf belgelerinin eklendiği, ıslah ile talep edilen zarar miktarının hayatın olağan akışı içinde makul kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmekle davalıların hesaplamaya ilişkin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.Asıl davada, tüm davacılar yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, davalılar istinaf başvurularında; ayıplı sağlık hizmetine maruz kaldığını iddia eden davacı ...dışında işbu davacının eşi ve oğlu olan diğer davacılar lehine de manevi tazminata karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın kaldırılmasını talep etmişlerse de; Zararlandırıcı olay ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kişiye  aittir.Yansıma (eyleme maruz kalanın yakınının ruhsal bütünlüğü bozulmaksızın; salt yakını eyleme maruz kaldığından bahisle) yoluyla aynı eylem nedeniyle üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler  iselerde;Zarar kavramına (B.K. 46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği, bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil, ruhsal ve  sinirsel  bütünlüğün de korunduğu  doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca ve çocuklar gibi) çok yakınlarından birinin de yansımadan farklı olarak bizzat aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır şekilde  bozulmuşsa, onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir.(Yargıtay 21. HD 2009/10535 E, 2010/12269 K)Nitekim, benzer bir olayda kaza sonucu ağır yaralanan ve 2 kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın (H.G.K. 26.4.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) ve haksız eylem sonucu ağır yaralanan  kocanın karısının manevi tazminat isteyebileceklerine (H.G.K. 23.9.1987 gün ve 1987/9-183 1987/655) ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları aynı esaslara dayanmaktadır.<br>Somut dosyada, yasal düzenleme ve yüksek yargı içtihatları dikkate alındığında, hatalı tıbbi uygulamaya maruz kalan davacı ...ile birlikte ikinci bir ameliyat geçiren davacının uzayan tedavi süreci boyunca yanında olan diğer davacıların da ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüklerinin bozulduğu ve manevi tazminat talebinde haklı oldukları sonucuna varılmış, tüm davacılar yönünden takdir edilen manevi tazminatın olay tarihi, tarafların ekonomik sosyal durumları, meydana gelen zararın ağırlığı gibi kıstaslar dikkate alınarak  belirlenmesi karşısında miktara yönelik istinaf nedenleri de dahil olmak üzere manevi tazminata yönelik tüm istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. <br>Davalılar birleşen dosyada hüküm altına alınan 5.336,25 TL geçici iş göremezlik zararı yönünden de istinaf talebinde bulunmuşlardır. Dosya içerisinde yer alan 24/03/2020 tarihli geçici iş göremezlik zararını hesaplayan rapordaki Yargıtay'ın prograsif rant yöntemine göre hesapladığı (10/07/2020 tarihli ek raporda 5.366,25 TL hesaplanmıştır) 5.336,25- TL esas alınarak karar verilmiş olup davacı yanın miktar itibariyle tazminat tutarlarına karşı istinaf talebinin olmadığı, davalıların istinaf talebinin ise 24/03/2020 ve 10/07/2020 tarihli bilirkişi raporlarının somut dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılararak istinaf talebinin reddi gerekmiştir.<br>Davacıların istinaf talebi yönünden; davalı ... A.Ş. yönünden davanın takip edilmediği açıklandığı ve HMK.md.150/5 nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına dair karar hatalı olup buna ilişkin istinaf talebi yerinde ise de; maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi AAÜT 10 ve 13. maddeler gereği olup bu yöndeki istinaf talebi isabetli değildir.<br>Davacıların 09/10/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı ... ... yönünden davayı takip etmediklerini beyan ettiği, 3 aylık yenileme süresi eklendiğinde 10/01/2021 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebileceği, maddi tazminat davası dava dilekçesi ile 1.500,00 TL üzerinden açılmış olup tarife ile belirlenen rakamın altında kaldığından maddi tazminat davası için 1.500,00 TL vekalet ücreti takdirinin isabetli olduğu, dava dilekçesinde işbu davalıya karşı da manevi tazminat davası yöneltildiğinden AAÜT gereği manevi tazminat talebi için yine aynı şekilde ayrıca vekalet ücreti de takdir etmek gerektiğinden davacının bu husustaki istinaf taleplerinin kabulünün mümkün olmamıştır.<br>Ancak davalılardan ... ... A.Ş., davalı doktorun ZMMS sigortacısı olup esastan verilen kararda; davacının zararı poliçe teminatı kapsamında kalmadığı için ... şirketi yönünden dava reddedilmiş ise da davacılar istinaf taleplerinde kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, dosya arasında bulunan 19621338 nolu poliçenin B.1 Rizikonun Gerçekleşmesi başlıklı maddesinde \"Poliçenin a beninde belirtilen şekilde yapılması halinde, sigortalının, sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla, gerek sözleşme döneminde gerekse sözleşmenin bitiminden itibaren iki yıl içinde başkalarının zarara uğraması sonucunda ... riziko gerçekleşmiş olur\" hükmü düzenlendiği, yine dosya arasında bulunan ... şirketlerinin sorumluluğuna dair alınan 04.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda davalı ... (...) ... A.Ş.nin sorumlu olduğu, poliçe teminatı kapsamına hem maddi hem manevi zararların dahil olduğu, sigortacılık tekniğine göre somut olayda muafiyet uygulanmaksızın poliçe teminatı olan 300.000,00 TL'ye kadar maddi ve manevi tazminattan davalı ... şirketinin sorumlu olduğu tespit edilmesine rağmen işbu davalı hakkında davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun düşmemiş, davacıların bu yöndeki istinaf taleplerinin kabulü gerekmiş, HMK m.353/1-b-2 maddesi uyarınca bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yukarıda açıklandığı şekilde yeniden hüküm tesisi gerektiği, davalı ... ... A.Ş yönünden istinaf başvurusu kabul edildiğinden ve Dairemizce yeniden hüküm kurulacağından takdir edilecek vekalet ücretleri yönünden;  manevi tazminat talebi bakımından davalı doktor, davalı hastane ve Dairemiz kaldırma kararı uyarınca davalı ... ... A.Ş yönünden aynı hukuki sebeple kısmen red kararı verilmişse de; kısmen reddedilen manevi tazminat davalarında davalı lehine hükmedilen manevi tazminata konu vekalet ücretine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E. ve 2024/226 K. Sayılı kararıyla manevi tazminat talepli davalarda reddedilen tutara ilişkin karşı vekalet ücreti ödenmesi uygulamasının iptal edildiği, kararın 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alınmış, Dairemizce yeniden verilen kararda, işbu davalılar lehine kısmen reddedilen manevi tazminat talebi ile ilgili olarak vekalet ücretine hükmedilemeyeceği değerlendirildiğinden davacıların önceki karara konu vekalet ücretlerine ilişkin istinaf başvuruları bu kapsamda karara bağlanmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların tüm istinaf başvurularının reddine ve davacıların esasa ve usule yönelik bir kısım istinaf talepleri kabul edilerek HMK m.352/1-b-2 maddesi uyarınca kararın kaldırılarak, aşağıdaki şekilde oy birliği ile hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>A.Davalıların istinaf başvurusu yönünden;<br>1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalılar ... ... A.Ş. ve ...'ın istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,<br>2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,           <br>3.Alınması gereken  4.632,07 TL harçtan yatırılan 1.158,02 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.795,83 TL'nin davalılar  ... ... A.Ş. ve ...'dan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,<br>B.Davacıların İstinaf Başvurusu Yönünden;<br>1.Davacıların esasa ve usule yönelik kısmen istinaf taleplerinin KABULÜNE, HMK 353/1-b-2 maddesi gereği,  İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE ... MAHKEMESİnin 26/10/2022 tarihli ve 2022/228 Esas 2022/684  Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2.İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, <br>3.Davacıların yatırdığı 80,70 TL nin talep halinde ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,<br>C.DAVANIN ESASI YÖNÜNDEN;<br>1)Asıl davanın, davalı ... ... A.Ş., davalı ... ve davalı ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş) yönünden KABULÜ ile,<br>-Davacı ...için 7.603,16TL, ... için 7.603,16TL ve ... için  7.603,16TL. olmak üzere toplam 22.809,48 TL maddi tazminatın,  davalılar ... ve .... A.Ş.den ameliyat tarihi olan 11/04/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı  ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'den ... başvuru tarihi olan 07/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla, müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE,<br>2-Davacı tarafın ... A.Ş. aleyhindeki maddi tazminat davasının HMK 150/5 maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, <br>b) Manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine,  <br>3-Davacı ...için 25.000,00 TL, davacı ... için 7.500,00 TL, davacı ... için 7.500,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 11/04/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve .... A.Ş.den, davalı  ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden ... başvuru tarihi olan 07/08/2011 tarihinden itibaten işleyecek yasal faizi ve poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, <br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>4-Davacı tarafın ... A.Ş. Aleyhindeki manevi tazminat davasının HMK 150/5 maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, <br>B)-Birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine, <br>5-5.336,25- TL'nin ameliyat tarihi olan 11/04/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve .... A.Ş.den, davalı ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden ... başvuru tarihi olan 07/08/2011 tarihinden itibaten işleyecek yasal faizi ve poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>-Asıl davada;<br>6-Alınması gereken 4.290,51 TL harçtan peşin ve ıslah edilen toplam 255,48.-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.710,81 TL harcın davalılar  davalılar ... ve .... A.Ş ile ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak hazineye irat kaydına, <br>7-Davacılar tarafından dava açılırken yatırılan 21,15 TL başvurma harcı, 182,70 TL peşin harç ve 72,78 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 276,63‬ TL harç giderinin  davalılar ... ve .... A.Ş. İle ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, \t<br>8-Asıl davada; davacı tarafça yapılmış, 1.171,10 TL tebligat, müzekkere ve  2.150,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.321,1‬0 TL yargılama giderinin davalılar ... ve .... A.Ş. ile ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,<br>Asıl davada Maddi Tazminat yönünden vekalet ücreti ;<br>9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1-2 gereğince davacılar lehine takdir olunan  22.809,48 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... A.Ş. ile ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen  alınarak davacılara verilmesine,<br>10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7 ve 13/1-2 gereğince davalı ... A.Ş lehine takdir olunan 1.500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak  davalı ...A.Ş ye verilmesine,<br>Asıl davada Manevi Tazminat yönünden vekalet ücreti;<br>11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1-2 gereğince davacılar lehine takdir olunan  40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... A.Ş. ile ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen  alınarak davacılara verilmesine,<br>12- Red edilen manevi tazminat yönünden davalılar ... ve .... A.Ş. ile ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)' lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>13-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı ... A.Ş lehine takdir olunan 45.000,00 TLvekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...A.Ş ye verilmesine, <br>-Birleşen davada;<br>14-Alınması gereken 366,57 TL harçtan peşin alınan  34,16TL  harcın mahsubu ile bakiye 332,41 TL harcın davalılar ... ve .... A.Ş. İle ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>15-Davacı tarafça dava açılırken yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ve 34,16 TL peşin harç olmak üzere toplam 63,36‬‬ TL harç giderinin davalılar ... ve .... A.Ş.  İle ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, \t<br>16-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1-2 gereğince kabul edilen kısma göre davacılar lehine takdir olunan 5.366,25 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve .... A.Ş. İle ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla)  müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine,<br>17-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/1-2 gereğince reddedilen kısma göre davalılar lehine  takdir olunan 4.633,75-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... A.Ş. İle ... ANONİM ŞİRKETİ (Eski ünvan: ... ... A.Ş)'nden (poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla)  müştereken ve müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine,<br>18-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>19-HMK'nın 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesini müteakip ilgili taraflara iadesine,<br>Dair, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtayın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere HMK 361/1 maddesi gereğince temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği  ile karar verildi.12/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66d89fc34e3d4dbd","SID":"b8ede75a235b3dfc"}}