{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/279 <br>KARAR NO\t: 2026/290<br>KARAR TARİHİ: 12/02/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2025<br>NUMARASI\t: 2025/784 Esas, 2025/851 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. <br>G E R E Ğ İ   D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin 07.02.2025 İstanbul kalkışlı, 14.02.2025 Phuket dönüşlü Tayland Phuket'te yapılan paket tur olduğu, işbu tur kapsamında tüm uçak biletleri, otel konaklamaları, transferler, etkinlikler, tur ve geziler müvekkil şirket tarafından karşılandığını, taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre davalı şirket tarafından belirlenen katılımcılar, ... Hotel'de konaklayacaklarken, davalı şirketin ve katılımcıların sözlü talepleri üzerine otelde değişiklik yapıldığını, işbu talebin sözlü olmasının sebebinin ise katılımcıların ... Otel'e vardıktan sonra Tayland'da talep edilmesi olduğunu,  08.02.2025 ila 14.02.2025 tarihleri arasında ... Hotel'de 20 kişilik rezervasyon yapıldığını, sağlayıcı ... tarafından Otel konaklaması ve transfere istinaden müvekkili şirkete kesilen 13.03.2025 tarihli fatura, 26.740,00 USD olup, müvekkili şirketçe işbu bedelin ödendiğini, müvekkili şirketin eski personeli ... tarafından müvekkili şirketle cari çalışıldığını, davalı şirketin otel değişikliği talebi üzerine 28.500.00,00 USD ek ödeme yaptığını, işbu ödemenin yalnızca belirtmiş olduğu davalının talebi üzerine yapılan otel değişikliği akabinde konaklama bedeli olarak yapılan ödeme olduğunu, fiyata dahil olmayan iç hat uçak biletlerinin toplam bedelinin  1.599 USD olduğunu,  davalı şirket yetkilisinin, cari çalışmak istediğini, müvekkili şirketle Tayland'a 3 tur siparişi daha vereceklerini ve fiyatlandırmayı gelecekteki turlarda yapılan bu ödemelerin eklenerek yapılması talep edilmişse de, davalı şirket verilen sözü tutmadığı gibi yaptırtmış oldukları ödemeleri de taraflarına ödenmediğini, yalnızca otel değişikliği ve ekstra içecek ve tur kapsamında, paket tur fiyatına dahil olmayan 40.099,00 USD (Amerikan doları) ödemenin, davalıya ayrıca bilahare fatura/rücu edilmek üzere yapıldığını, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/586 D. İş sayılı dosyası ile vermiş olduğu İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin İİK'nun 72/III. maddesi gereğince tedbiren durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının devamına, müvekkilinin davalıya İstanbul 20. İcra Dairesinin ...Esas sayısında kayıtlı takip dosyası kapsamında hiçbir borcunun olmadığının tespitine,  borcu kabul ve ikrar etmemek ve menfi tespit/istirdat hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen dava konusu yekün takip alacağı olan 680.844,48 TL'nin ve işbu takip dosyası kapsamında müvekkili tarafından ödenen her türlü harç, masraf ve icra giderinin tamamının reeskont avans faizi ile müvekkiline istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin cari hesap alacağına ilişkin başlatılmış olan İstanbul 20. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı takibine itiraz etmediğini, bu şekilde takibin kesinleştiğini, davacının icra takibine itiraz etmeyerek borcun varlığını zımnen ikrar ettiğini , borçlunun icra takibinin başlatılması akabinde gerçekleştirmiş olduğu kötü niyetli eylemler işbu davadayı müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirmek amacıyla haksız şekilde ikame ettiğini gösterdiğini, İstanbul 20. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası ile takibe konu etmiş olduğu alacak, müvekkili ile davacı arasındaki cari hesap ilişkisinden doğmuş bir alacak olduğunu,  davacının müvekkiline hizmet vermediğini, müvekkili tarafından verilen avans ödemesini iade etmediğini, müvekkiline hizmet verdiğini , alacaklı olduğunu davacının ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacının 07.02.2025 tarihli PHUKET Seyahati kapsamında ek masraflar doğduğuna, bu masraflar kapsamında müvekkilinden alacaklı olduğuna ilişkin beyan ve iddialarının taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkilinin cari hesap ilişkisinden doğan alacağının, takibe konu ettiği miktardan daha fazla olup bu kapsamda fazlaya ilişkin alacakları saklı tutulduğunu,  müvekkilinin davacıdan olan bakiye alacağının tahsili için gerekli işlemlerin ise ayrıca yürütüleceğini, huzurdaki davayı haksız ve kötüniyetli şekilde ikame eden davacının İİK 72. maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmesini talep ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince;  \" paket tur sözleşmesinin tarafı olan davalı ...... (devralınan ... Anonim Şirketi)'nin tüketici olarak kabul edildiğine göre, taraflar arasında paket tur satışından kaynaklanan hukuki işlemin tüketici işlemi niteliğinde (TKHK md. 3) olması nedeniyle davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğu, yukarıda aktarılan 6502 Sayılı Yasanın 51. maddesine göre Tüketici Kanunun'dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemeleri görevli olmakla davanın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi\" gerekçesi ile,\"Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin paket tur sözleşmesinden kaynaklandığını, bu sözleşmeye uygulanacak hükümlerin ise Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği ve TKHK hükümlerinin olduğunu, bu suretle de huzurdaki uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu cihetiyle davanın görevsizlikle reddedilmişse de, işbu kararın, usul ve esas bakımından hukuka ve Kanuna aykırı olup kaldırılarak görevli Asliye Ticaret Mahkemesine geri gönderilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki temel işlemin, tarafların sıfatları ve 6098 sayılı Kanun'un 129.maddesinde düzenlenen \"üçüncü kişi yararına sözleşme\" hükümleri olduğunu, nitekim, sözleşmenin tarafları belirlenmeden, müşahhas uyuşmazlığa uygulanacak hükmün tespitinin mümkün olmadığını, huzurdaki davanın, iki sermaye şirketi arasındaki cari hesap alacağına ilişkin olduğunu, her ne kadar işbu uyuşmazlığın doğumuna sebep olan hukuki ilişkinin, paket tur sözleşmesi niteliğini haiz sözleşmeden kaynaklansa da, bu sözleşmenin, 6098 sayılı Kanun'un 129.maddesinde düzenlenen üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğini haiz olup, paket tur sözleşmesinin tarafı katılımcı olanın tüketici olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin eksik üçüncü kişi yararına nitelikte kurulduğunun açıkça anlaşılmakta olup, sözleşmenin geniş dahi yorumlansa, aksi sonuca ulaşılamayacağını, şu halde, lehdar olan tüketicinin, vaadeden müvekkilinden ifa talep yetkisinin dahi olmadığını, sözleşmenin tarafı olmayan lehdar vasfındaki katılımcının tüketici niteliğini haiz olmasının ve bu suretle sözleşmenin tarafı olan davalı sermaye şirketinin aynı vasfı kazanarak paket tur sözleşmeleri yönetmeliğinin müşahhas olaya uygulanabilir olduğuna ilişkin yapılan tespitin, açıkça hukuka aykırı olduğunu, Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin Tanımlar başlığı altında düzenlenen, 4/I(ç) maddesinde katılımcının, Herhangi bir paket turu satın alan veya almayı taahhüt eden, adına ya da lehine bir paket tur satın alınan veya satın alınması taahhüt edilen veya kendisine bir paket tur sözleşmesi devredilen tüketiciyi, ifade ettiğinin açıkça düzenlendiğini, yönetmelik de dahi, üçüncü kişi yararına sözleşmeye atıfta bulunarak, lehine bir paket tur satın alınan veya satın alınması taahhüt edilen kişinin tüketici sıfatını haiz olduğunu, bu taahhütte bulunan kimsenin tüketici sıfatını haiz olmadığı açıkça düzenlenmişken, tüzel kişi tacir davalı hakkında paket tur sözleşmeleri yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının, hukuken imkansız olduğunu, zira, gerek Kanun'un açık hükmünün, Yargıtay'ın ilke haline gelmiş müstakar kararlarının, gerekse doktrindeki görüş birliği sebebiyle, davalının tüketici sıfatını haiz olmadığı kabul edilmesi gerektiğini, davaya konu sözleşmenin, 6098 sayılı Kanun'un 129.maddesi kapsamında üçüncü kişi yararına kurulan sözleşme olup, sözleşmenin lehdarı tüketici olacak ve tüzel kişi tacirin tüketici sıfatını haiz olamayacağından ve bu suretle, TKHK ve Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği ve tüketiciye ilişkin sair mevzuat hükümlerindeki tüketiciye ilişkin emredici hükümler ve koruyucu hükümlerden faydalamayacağı açık olduğundan, tüzel kişi tacir olan davalı ile müvekkili arasında, TTK ve şartları mevcutsa TBK hükümleri vesair ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı, taraflar arasında sözleşme kurulduğu, TTK ve TBK gereğince sözleşme hükümlerine öncelik tanınması gerektiği, üçüncü kişi yararına sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkta uygulanacak hukukun, sözleşmenin tarafı olmayan lehdara göre değil, sözleşmenin taraflarına ve taraflar arasındaki temel ilişki esas alınarak belirlenmesi gerekirken, henüz ön incelemesi duruşması dahi yapmadan, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde davanın görevsizlikle reddine dair verilen kararın usul ve esas bakımından hukuka ve Kanuna aykırı olup, kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.<br>İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;<br>Dava, taraflar arasındaki paket tur sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığı tutarın ödendiğinden bahisle icra dosyasına ödenen tutarın istirdadı istemi hakkındadır. <br>Mahkemesince,  taraflar arasında paket tur satışından kaynaklanan hukuki işlemin tüketici işlemi niteliğinde olduğundan bahisle davaya bakma görevinin tüketici mahkemesinde olduğundan görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.<br>6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tüketici; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”yi, sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, satıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 73/1. maddesinde; “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Tüketici sözleşmesinde iki taraf mevcut olup, zıt amaçların güdülmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla satıcı ve sağlayıcı tanımında da yer verildiği gibi satıcı ve sağlayıcının işlem yaparken ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmesi, karşısında yer alan kişinin ise bunun tersine bir amaçla yani ticari veya mesleki olmayan amaçla (kâr elde etme amacı olmaksızın) hareket etmesi gerekir.<br>Tüketici mahkemesinin görevli olması için öncelikle uyuşmazlığın bir tüketici uyuşmazlığı olması gerekir. Hangi tür uyuşmazlıkların tüketici uyuşmazlığı olduğu ise dava konusu işlem veya uygulamanın taraflarından birinin tüketici, diğerinin ise girişimci/satıcı/sağlayıcı olmasına göre belirlenmektedir.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki paket tur sözleşmesinde davalı şirketin \"tüketici\" sıfatıyla hareket ettiği kabul edilerek taraflar arasındaki sözleşmenin \"tüketici işlemi\" olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı şirket ile davalı şirket arasında paket tur sözleşmesi yapıldığı sabittir. TKHK'nin paket tur sözleşmeleri başlıklı 51/9. Maddesi aynen; \"Ticari veya mesleki faaliyetleri çerçevesinde paket tur hizmetinden faydalanan kişiler de tüketici olarak kabul edilir.\" şeklinde olup paket turdan yararlanan gerçek kişi tüketici dışındaki kişiler de, madde metnine göre ticari ve mesleki faaliyetleri kapsamında hareket eden somut dosyamızda davalı şirket de tüketici olarak kabul edilmiştir. Bir başka ifade ile paket tur sözleşmesi satın alanın, ticari veya mesleki faaliyeti çerçevesinde hareket etmesi halinde dahi, bu tür kişilerin de tüketicilere sağlanan haklardan faydalanacağı yasal olarak düzenlenmiş olup davacı şirketin aksi yöndeki, 6098 sayılı Kanun'un 129.maddesi kapsamında paket tur sözleşmesinin davalı şirket çalışanları olan üçüncü kişiler yararına kurulan sözleşme olduğu, sözleşmenin lehdarının turdan faydalanan tüketiciler olduğu ve tüzel kişi davalı tacirin tüketici sıfatını haiz olamayacağı şeklindeki istinaf talebi, 6502 sayılı TKHK hükümlerine  uygun olmadığından reddi gerekmiştir.<br>Bu itibarla; davacının istinaf talebinin dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan inceleme neticesinde; özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan  reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,<br>2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,           <br>3.Alınması gereken 732,00 TL harçtan yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,     <br>4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,          <br>5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,               <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 12/02/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.       <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"202aa88ad6623705","SID":"a6c5658219351138"}}