{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1074 Esas<br>KARAR NO: 2026/283 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2022/92 Esas- 2023/123 Karar<br>TARİH: 21/03/2023<br>DAVA\t:Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/02/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...yoluyla eşya taşınması alanında broker olarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda sektörün yerel ve/veya uluslararası aktörlerini buluşturduğunu, eşyanın ...yoluyla bir limandan diğerine taşınması işine aracılık ettiğini, davalı şirket olan .... Şti.’nin şirket mülkiyeti, işletmesi veya kiracısı olduğu gemiler vasıtasıyla ...yoluyla eşya taşıması işi yaptığını, aynı zamanda donatanlara brokerlik yapan bir sermaye şirketi olduğunu, ... numaralı ...gemisi donatanı ...’ya izafeten acentesi sıfatıyla .... Şti.’nin ise mülkiyetindeki gemilerle ...taşımacılığı yapan off-shore şirketi olduğunu, fakat faaliyet ve fiili idare merkezi Türkiye olan bir sermaye şirketi olduğunu, Ağustos 2017 ayı içerisinde yükleme limanı .../Ukrayna, tahliye limanı .../Libya olan bir ...taşıması işinde, müvekkilinin yük sahibi olduğu taşımada tahliye <br>limanında 450 ton civarında yükün eksik olduğunun tespit edilmesi üzerine yükün alıcısı ile gemi ilgilileri arasında ihtilaf oluştuğunu, söz konusu taşıma işinde taşıtanın İsviçre merkezli ..., brokerin... Şirketi, taşıyanın ...numaralı ...gemisi donatanı ..., taşıyan brokerinin ise davalı.... Şti. olduğunu, .... Şti.’nin taşıma işinin doğrudan tarafı ya da gemi ilgilisi olmadığını, müvekkilinin aracı olduğunu, .. Şti.'nin bilgisi ve talimatı doğrultusunda .... Şti. tarafından ... isimli e-posta hesabından üçüncü şahıslara gönderilen e-postalarda TTK madde 54 ve devamı hükümlerine aykırı tutum ve davranışlar sergilendiğini, sektör ilgililerine gönderilen e-postaların müvekkiline yönlendirilmesi ve bir takım iş bağlantılarının iptal edilmesi ile anlaşıldığını, e-posta sirkülasyonuna ilave olarak .... <br>Şti. çalışanı ... tarafından müvekkili şirketin yöneticisi ile ...üzerinden yapılan yazışmalarda müvekkili şirketin yöneticisine doğrudan hakaret içeren sözler sarf edilerek karalama kampanyası yürütüleceğine dair tehdit içerikli davranışlar sergilendiğini, haksız rekabetin durdurulması ve zararların tazmini kapsamında davalıların nezdinde T.C. Beyoğlu ... Noterliği'nin 07.11.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye karşın davalıların haksız rekabet fiiline devam ettiklerini, söz konusu e-postaların alıcılarının ... Şirketi, ... Ltd., ..., ... Şirketi ve ...Ltd. Olduğunu, bu alıcıların dışında karalama e-postası gönderilmiş başkaca muhatapların olduğunu, müvekkilinin ancak kendisine tekrar yönlendirilen e-postalardan haksız rekabet fiilinin boyutunu anlayabildiğini, davalıların haksız rekabet fiilinin boyutlarının e-posta yazışmaları ile sınırlı kalmadığını, söz konusu sirküle nedeniyle 15.500 m/ton mısır yükünün taşınması işinin... tarafından reddedildiğini, müvekkilinin 4.800,00 USD maddi kaybı olduğunu, ...  gemisi donatanı ile navlun sözleşmesi kurulması sonrasında donatan temsilcisi ile gerçekleştirilen telefon görüşmesinde taşıma sözleşmelerinin ifa edilmeyeceğini öğrendiklerini, bu iş nedeniyle 3.000,00 USD kâr kaybının olduğunu, müvekkilinin taşıma işine aracılık yaptığı dökme yükün ... tarafından işletilen ... gemisi tarafından taşınması için 10.10.2018 tarihli taşıma sözleşmesini akdettiğini, sözleşme kurulduktan sonra 23.10.2018 tarihinde taşıyan sıfatına haiz.... yetkilisi tarafından gönderilen e-posta ile söz konusu taşıma sözleşmesinin feshedildiğinin ihtar edildiğini, fesih gerekçesinin e-postada belirtilmemesi nedeniyle şirket yetkilileri <br>arasından gerçekleştirilen telefon görüşmesinde ....Şti. çalışanı... tarafından tedirgin edildiklerini, bu nedenle de sözleşmeyi feshettiklerini, müvekkilinin bu taşıma nedeniyle 3.100,00 USD komisyon ücretinden mahrum kaldığını, müvekkilinin uzun yıllardır birlikte çalıştığı ... isimli şirketin haksız rekabet fiilleri sonrasında kendi isimlerinin de itibar kaybettiğini ayrıca adı sirküle <br>edilen bir broker ile artık çalışmak istemediklerinden bahisle .... isimli gemi ile yapılan taşıma işinden hak kazanılan 3.087,58 USD tutarındaki komisyon ücretini ödemeyi reddettiklerini, ... ile yapılan taşıma işleri nedeniyle son bugüne kadar hak kazanılan net karı yaklaşık 12.409,46 USD olup bu tutarın 5.850,00 USD'sinin ... isimli gemi ile yapılan taşıma ve 3.471,88 USD tutarının ise...isimli gemi ile yapılan taşımadan oluştuğunu, 15.500 m/ton mısır yükünün taşınması işinin ...tarafından reddedildiğini ve bu taşıma sözleşmesinin kurulmaması nedeniyle maddi kaybın 4.800,00 USD olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalının haksız rekabet fiilinin tespitine ve men edilmesine, kararın üç büyük ulusal gazetede yayımlanmasına, 5.000,00 USD asgari maddi tazminata ve 120.000,00 TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşıyan sıfatı ile hareket eden ... numaralı ... gemisi donatanı ... ve taşıtan sıfatı ile hareket eden ... arasında çarter sözleşmesi <br>akdedildiğini, bu kapsamda dökme arpa yükünün .../Ukrayna Limanı’ndan .../Libya Limanı’na taşınması hususunda anlaşmaya varıldığını, işbu taşıma işinin brokerinin davacı ... Şirketi olduğunu, davacı tarafın, yük sahibi ... ve gemi  ... ,... bir araya getirerek brokerlik hizmetini verdiğini, tahliye limanında yükten kaynaklı bir ihtilaftan ötürü ... gemisinin yük alıcıları tarafından tutuklandığını, bunun üzerine davalı müvekkili davalı müvekkili şirket tarafından taşıtan sıfatı ile hareket eden dava dışı ...’ya ve broker sıfatı ile hareket eden davacı şirkete sözleşmede yer alan yükümlülüklerinin hatırlatıldığını, geminin seferden meninin fekkine ilişkin bir avukatın atanması, teminat yatırılması veya yükün alıcısı ile konunun müzakere edilmesi talep edilmişse de ne ... ne de davacı <br>tarafından herhangi bir adım atılmadığını, yüke ilişkin olarak her türlü zarar ve ziyan talebinin ... tarafından çözüleceğinin taşıma sözleşmesinin ana şartı olduğunu, ... ve davacı şirketin geminin üzerindeki seferden meni kaldırmak yerine konuya ilişkin herhangi bir adım atmadıklarını, müvekkili şirket tarafından çıkan uyuşmazlıklara karşı makul önlemini almayan/almaktan kaçınan dava dışı taşıtandan kaynaklı yaşanan güçlükleri belirtir bir elektronik posta mesajı düzenlendiğini, ...Ticareti ile uğraşan diğer taşımacılık şirketlerine gönderildiğini, taşıma işi kapsamında mağdur olanların taşıyan sıfatı ile hareket eden ... ve brokeri ... olduğunu, .... gemisinin seferden men edilmesindeki asıl sebebin davacı tarafın irtibatsızlığı, gerekli ve yeterli önlemleri almamalarından olduğunu, bu sebeplerle talep edilen tazminat miktarının ödenmeyeceğini, müvekkili şirketin ...’nın acentesi sıfatı ile hareket etmediğini, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, gönderilen e-postada taşıtan sıfatıyla hareket eden ... şirketinden yazılı olarak defalarca yükümlülüklerini yerine getirmesinin talep edildiğini, bu hususa yönelik herhangi bir girişimde bulunmadığını, e-posta yazışmalarına dahi cevap verilmediğini, müvekkilinin kötüleme girişiminde bulunmadığını ve 3. kişileri yanıltmamış olduğunu, elektronik posta mesajında yaşanan ihtilaftan dolayı dikkatli olunması gerektiğini ve bu taşıma işinin taraflarını belirttiklerini, haksız rekabetin fiil unsurları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın talep etmiş olduğu zararlarının tazmini talebinin reddini talep ettiklerini, somut uyuşmazlıkta yük alıcıları ile gemi ilgilileri arasında çıkan ihtilaf sonucu taşıma işinin gerçekleştirilmesi adına kullanılan ... gemisi seferden men edildiğini, uyuşmazlığın çözümü adına davacı tarafça hiçbir girişimde bulunulmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin büyük zararlara uğradığını, müvekkil şirketin defaatle çarter şirketlerinden yük alıcıları ile ihtilafı çözmelerini talep ettiğini, uyuşmazlığın çözümü adına davacı tarafça hiçbir yükümlülüğün zamanında ve layığıyla yerine getirilmediğini belirterek davacı tarafın ikame etmiş olduğu davanın TTK’nın 55/1-a maddesi kapsamında yer almaması nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/03/2023 tarih ve 2022/92 Esas- 2023/123 Karar sayılı kararında;\".......Taraflar arasında, 2017 yılı ağustos ayı içerisinde davacının yük ilgilisi dava dışı ... adına broker olarak görev aldığı, davalının ise ... gemisi adına broker olarak yer aldığı ve Ukrayna - Libya arası taşıma ilişkisi bulunmakta olup, taşıma sonrasında yük ve gemi ilgilileri arasında yükün eksik çıkmasından kaynaklanan bir kısım problemlerin yaşandığı hususu dosya kapsamında sabittir. Uyuşmazlık ise, yaşanan bu problemlerin ardından, davalı tarafından sektörde faaliyet gösteren ...Ticareti ile uğraşan diğer taşımacılık şirketlerine hitaben düzenlenerek iletildiği anlaşılan .......... e-posta mesajının haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı ile buna göre var ise davacının maddi ve manevi zararlarının tahsili istemine ilişkindir.TTK 54 maddesinde haksız rekabet hükümlerinin amacı ile hangi davranışların haksız rekabet oluşturacağı; \"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri düzenleyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır\" şeklinde düzenlenmiştir. TTK 55. maddesinde ise hangi hallerin dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar olduğu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlık konusu ile TTK 55. maddesi hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, uyuşmazlığa uygulanması lazım gelen düzenlemenin TTK 55/1-1  alt bendinin  \"Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,\" düzenlemesi olduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, davalının e posta içeriğinin madde kapsamındaki hali ile  yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olup olmadığının değerlendirilebilmesi bakımından, dava konusu taşıma sonrasında yaşanana sorunların önlenmesi adına tarafların broker olarak sorumluluklarının neler olduğunun anlaşılabilmesi adına bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmiştir. Buna göre davacı ve davalı şirket gibi broker sıfatı ile hareket eden şirketlerin, taşıma işinin doğrudan tarafı olmadığı, broker sıfatı bulunan şirketlerin tüm süreçte taraflar arasındaki iletişimi sağlayarak tarafların birbirlerine ileteceği mesajları gecikmeksizin karşı tarafa iletmek ve bilgi ve tecrübesi gereği çıkabilecek sorunları çözmede özenli ve sadakatli davranmak sorumlulukları bulunduğu bilirkişilerce: dosya özelinde ise tarafların ... sıfatı gereği taraflar arasındaki mesajları gecikmeksizin ilettiği bilirkişilerce de açıklanmıştır.E posta içeriği incelendiğinde ise, davacı ile ilgili olarak, davacının unvanı ile bir kısım başka şirket isimleri zikredilerek bu şirketler aracılığıyla dava dışı ... yükleri taşınırken dikkatli olunması gerektiği belirtildikten sonra esasen dava dışı ...'nin eylemlerinden bahsedilmiştir. Buna göre incelenmesi gereken husus, davacı unvanının zikredilmesinin TTK 55. maddesine göre gereksiz yere incitici bir davranış olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı hususudur. Zira uyuşmazlık konusu e posta mesajı ile,  davacının herhangi bir eyleminden bahsedilmediği için TTK 55/1-1 alt bendi uyarınca başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı açıklamalarla kötülemek eyleminin dosya özelinde gerçekleşmediği mahkemece kabul edilmiştir.TTK 55. maddesi gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici eylemin nesnel bir değerlendirme ile gerçek olamaması gerektiği belirtilmiş ve gerekçede açıkça kötülemede bulunanın açıklamaları gerçekse haksız rekabetin oluşmayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, madde gerekçesinde, yanıltıcı ibaresinin ise açık bir şekilde hedef kitle veya farklı bir deyişle muhatabıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu gerekçe ışığında, TTK 55. maddesi ile dava konusu uyuşmazlık yorumlandığında ise, bilirkişi raporunda açıklandığı hali ile, ...taşımacılığı sektöründe, çıkan uyuşmazlıklara karşı, önlemini almayan/almaktan kaçınan taşıyan ve taşıtan firmaları, yaşanan güçlükleri belirtir bir uyarı e postası ile bilgilendirmenin sıklıkla yapıldığı anlaşılmakla; dava konusu e posta mesajının da bu sektörde bulunan kişileri iletildiği davacının kendi beyanı ile sabit olup, davacının yalnızca broker olarak yer aldığı belirtilen dava konusu e-posta ile, esasen davacının yanıltıcı yahut gereksiz yere incitici açıklama ile haksız rekabete maruz kaldığı yönünde mahkemede kanaat uyanmamıştır. Bilirkişiler tarafından izah edildiği hali ile; dava konusu e-posta içeriği armatörlük ve brokerlık camiasında, sadece profesyonel uzman kişilerce okunduğu için, e posta ile sözleşme şartlarına uymadığı için dikkat edilmesi gereken firmanın davacı değil dava dışı ... firması olduğunun muhataplarca anlaşıldığı mahkemece de kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, bir an için e posta mesajında davacı unvanına yer verilmesinin, TTK 55/1-a-1 alt bendi gereği gereksiz yere incitici beyan olarak yorumlanması düşünülse de, madde gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, mesajın muhataplarının sektörden bu işin profesyoneli kişiler olduğu bu hali ile da broker olan davacının, broker sıfatı nedeni ile sorumlulukların neler olduğu, sorunun önlenebilmesi adına davacının atabileceği adımlar olup olmadığı ve yaşanan sorunda davacının ne şekilde dahili olabileceği hakkında fikir sahibi oldukları dikkate alındığında davacı unvanına yar verilmiş olmasının tek başına haksız rekabete neden olmayacağı kabul edilmiştir. Bununla birlikte, e posta içeriğinde bahsedilen hususun gerçek olmadığı, yanıltıcı olduğu hususunda da taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. ... gemisi ile yapılan dava konusu taşımada yük ilgilisi olan dava dışı ... ile gemi sahibi arasında problem yaşandığı ve neticede geminin tutuklandığı hadise gerçektir. Her ne kadar davacı vekili tarafından, bilirkişi raporundaki, dava konusu e-posta ile kötülenen tarafın dava dışı ... olduğunun muhataplarca anlaşılacağı kanaatine e postanın kimin tarafından okunduğunun bir önemi yoktur denilerek itiraz edilmişse de, yukarıda açıklandığı hali ile uyuşmazlığa uygulanacak TTK 55 maddesinin gerekçesinde açıkça, haksız rekabete konu eylemin hedef kitle veya farklı bir deyişle muhatabıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olduğundan davacı vekilinin itirazları mahkemece yerinde görülmemiştir.Açıklanan gerekçelerle ve bilirkişi raporundaki tespitler de mahkemece hükme esas alınarak, dava konusu e posta içeriğinin haksız rekabete neden olmadığı kanaati ile, neticede davacının tüm talepleri bakımından davanın reddine dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir..\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının haksız rekabet işleyip işlemediğine yönelik eylemlerinin, sadece tek bir e-posta üzerinden incelendiğini, dosyaya sundukları delillerin eksik incelendiğini ve tanık dinletme talepleri hakkında karar verilmediğini, TTK madde 55 vd. düzenlenen haksız rekabet kurumunun somut olayda oluşup oluşmadığı değerlendirilirken davalının, davacıya karşı tutum ve davranışları, şifahen sektörden başkalarıyla davacı hakkında yapılan kötüleme görüşmeleri ve davacının kendisiyle çalışmayı bırakan müşterisinin direkt olarak davalı şirketin beyanlarını dayanak göstermesi gibi  somut olaya ilişkin diğer gerçekler dikkate alınmaksızın, hukuka aykırı şekilde hukuki yorum içeren bilirkişi raporundaki bütün tespitler hükme esas alınmak suretiyle gerekçeli karar oluşturulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. Yanlış beyan, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan,  mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Lüzumsuz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır (..., ..., ..., Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2017, s. 428.). Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Buna karşılık açıklamanın “yanıltıcı” olup olmadığı veya “lüzumsuz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı anlama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir (Ülgen, Hüseyin/Helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abuzer/Kaya, Aslan/Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540.) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/06/2020 tarih, 2017/11-39 esas ve 2020/396 karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davalının 01/11/2018 tarihinde ...taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren bir çok firma seçilmek suretiyle gönderdiği ve Mahkeme ilamına detaylı bir şekilde belirtilen yukarıdaki e-posta içeriğine göre kendisini kötülemek suretiyle haksız rekabet eyleminde bulunduğunu, söz konusu e-posta sebebiyle bir çok firmanın kendisi ile çalışmayı bıraktığını, davacının ticari iş ve itibar kaybına sebep olduğunu ileri sürmüştür. Ancak somut olayda Mahkemece de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere tarafların broker, taşıtanın dava dışı ..., taşıyanın hakkında tefrik kararı verilen iki nolu davalı olduğu taşıma sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının yaşadığı uyuşmazlıktan dolayı dava konusu e-postanın atıldığı, e-postada ... firmasına yönelik üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahsedildiği, davacıya yönelik doğrudan bir söylemin bulunmadığı, tarafların yaşadığı söz konusu uyuşmazlığın gerçek olduğu, bu hususun taraflar arasındaki mail yazışmalarına göre davacının kabulünde olduğu, dolayısıyla e-posta içeriğindeki bilginin yanlış olmadığı, söz konusu e-postada davacıdan sadece broker olarak bahsedildiği, davacı hakkında yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanda bulunulmadığı gibi açıklamanın yapıldığı son derece uzman ve profesyonel kişilerden oluşan ...taşımacılığı ile uğraşan kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı anlama biçimine göre de  yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici nitelikte olmadığı, bu haliyle e-posta içeriğinin haksız rekabet teşkil etmediği, bir kısım firmaların bu iletiyi sebep göstererek davacı ile iş ilişkisini sonlandırmasının da tek başına eylemin haksız rekabet niteliğinde olduğunu göstermeyeceğinden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yine dava konusu ileti içeriğinin haksız rekabet teşkil edip etmediği hususu hukuk dışında özel veya teknik bir bilgi gerektirmediğinden Mahkemece haksız rekabet uzmanı bilirkişisinden rapor alınmamasının mevzuata uygun olduğu, davacı tarafından delil listesinde tanık deliline dayanıldığı, Mahkemece delillerini bildirmesi için duruşmada süre verildiği, ancak davacı vekili tarafından tanık listesi sunulmadığı gibi yargılamanın hiç bir aşamasında yazılı ve sözlü olarak tanık dinlenmesi talebinde bulunmadığı ve dinlenmesi için tanıklarını hazır etmediği, bunun yanında ileti içeriğine göre tanık dinlenmesinin de sonuca etkisinin bulunmayacağı anlaşılmakla davacı vekilinin söz konusu istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1cdb9f44ffed1729","SID":"03347b205f952fb6"}}