{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1006 Esas<br>KARAR NO: 2026/224 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2020/174 Esas - 2023/100 Karar<br>TARİHİ: 02/02/2023<br>DAVA\t:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ:05/02/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan ticari taşıma sözleşmesinde,davacı şirketin asli borcunu yerine getirdiğini ve bu kapsamda davalının istediği tarihlerde malları davalıya teslim ettiğini, ancak davacının taşıma sözleşmesi kapsamında ödemesi gereken malların bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine İst. Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu öne sürerek, itirazın iptaline ve % 20 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ardiye bedeli, vinç hizmeti ve yurtiçi nakliye bedelini tahsilini istemiş ise de bunun dayanağının olmadığını, zira, müvekkil şirketin İsviçre menşeli, biri freze makinesi, diğeri taşlama makinesi olmak üzere iki adet makine satın aldığını, iki makinenin CIF kıymetinin ayrı ayrı 9.626,43 ve 12.451,17 olduğunu, söz konusu malların Erenköy Gümrük Müdürlüğüne geldikten sonra davalı şirket tarafından bu makinelerin ithal edilmesinden vazgeçildiğini ve malların gümrüğe terkedildiğini, Gümrük Kanununun 177. maddesi gereğince terk edilen malların tasfiye edilecek eşyalar kapsamına girdiğini, tasfiye neticesinde elde edilen satış bedelinin % 15'lik bölümünün \"hizmet karşılığı alacaklar ve yapılmış masrafların karşılığı olarak\" hak sahiplerine dağıtılması gerektiğini, somut olayda malların müvekkilince gümrüğe terkedildikten sonra mallar hakkında Tasfiye Tespit ve Tahakkuk Belgesi düzenlendiğini, 29.06.2015 tarihi itibariyle tasfiyelik hale geldiğinin anlaşıldığını, bu nedenle davacının talep ettiği alacak kalemleriyle ilgili bir sorumluluğunun kalmadığını, zira bu malların artık müvekkilinin değil, gümrüğün malları olduğunu savunarak davanın reddini ve % 20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 02/02/2023 tarih ve 2020/174 Esas - 2023/100 Karar sayılı kararında;\".....Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın, ardiye bedeli, vinç hizmeti, yurt içi nakliye ücreti için kesilen 05/01/2017 tarih ve 245.799,28 TL miktarlı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında sözleşme akdedildiği hususunda çekişme bulunmadığı, yalnızca sözleşme uyarınca ödenmesi gereken bedelin miktarı hususunda çekişme bulunduğu, sözleşmeye konu malın İsviçre menşeyli biri freeze makinesi, diğeri taşlama makinesi olmak üzere 2 adet makine olduğu, mahkememizce bu malların saklama bedellerine ilişkin olarak istinaf kaldırma ilamı doğrultusunda emsal ücret araştırması yapıldığı, mahkememizce bu hususta daha ileri bir araştırma yapılmasının mümkün olmadığı, elde edilebilecek tüm delillerin toplandığı, yine emsal ücretlerin yıllara göre enflasyon oranında oranlamasının yapılarak 18/11/2014 ilâ 17/06/2015 tarihlerindeki ücretlerin bulunduğu, buna göre 24/11/2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda da tespit edildiği üzere dava ve takibe konu faturaya konu malların depoda bulunduğu 18/11/2014 ilâ 17/06/2015 tarihleri arasındaki ortalama depolama bedelinin 46.297,00 TL olduğu, bu bedelin anılan tarihlerdeki piyasa ücret tarifelerine göre, 20 ton makine tanımlı eşya için makul ve ölçülü olduğu kabul edildiğinin de bilirkişi raporu ile tespit edildiği, her ne kadar takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talep edilmişse de dosya kapsamında davalının dava ve takip konusu faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle temerrüte düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmediğinden takip tarihinden önce temerrütün gerçekleşmediği ve takipte temerrüt faizi talep edilemeyeceği, davalının takip tarihinde temerrüte düştüğü, takipte talep edilen temerrüt faiz oranının tarafların tacir olması nedeniyle hukuka uygun olduğu, bu sebeple takip talebindeki şartlar ile (temerrüt faizi oranı ile) takibin devamına karar verilebileceği, dava konusu alacağın çekişmeli olması ve yargılama sonucu belirlenebilmesi nedeniyle itiraz tarihinde likit/belirlenebilir olmadığı, bu sebeple davacının icra inkar tazminatı talebinin kabul edilebilir olmadığı, yine aynı sebeple reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyetli olarak da kabul edilemeyeceği, bu sebeple davacının, davalı tarafın icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talebinin ve davalının, davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  \" gerekçesi ile''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takibine yaptığı itirazın 46.297,00 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin takip tarihi itibariyle 46.297,00 TL asıl alacak yönünden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>2-Davacının, davalı tarafın icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talebinin REDDİNE,<br>3-Davalının, davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında yapılmış bir ticari taşıma sözleşmesi mevcut olduğunu, müvekkil şirketin asli borcunu yerine getirip davalının istediği tarihlerde malları davalıya teslim ettiğini, teslim edilen malların faturalarının davalıya gönderildiğini, davalının ise ticari satış sözleşmesi kapsamında ödemesi gereken malların bedelini ödemeyip borcunu yerine getirmediğini, taraflar arasından kurulan sözleşme karşılıklı borç yükleyici mahiyette olduğundan sözleşme çerçevesinde nasıl ki ... sahibinin emtia sahibine karşı sorumluluğu varsa, emtia sahibinin de ... sahibine karşı ardiye bedeli, vinç hizmeti, nakliye bedeli vb. masrafları tam ve eksiksiz olarak ödeme yükümlülüğünün gündeme geleceğini, sözleşmeye konu olan emtiaların gümrüğe geldikten sonra uzunca bir süre antrepoda kaldığını, bilindiği üzere TTK çerçevesinde emtianın antrepoda bulunması durumunda oluşacak giderlerden, diğer akit tarafının ... sahibine karşı sorumlu olacağını, bu durumda ... sözleşmesinin tarafının davalı yan olduğunu ve giderlerden sorumlu olacağını, TTK, TSHK, CMR Konvansiyonu ve Varşova Konvansiyonu’nda yer alan düzenlemeler çerçevesinde ve TTK m. 792 hükmüne göre, aksi yönde bir sözleşme olmadığı takdirde taşıma ücreti, ardiye bedeli vb. giderlerin varma yerinde eşyanın kabulünden sonra taşıma senedinde gönderilen olarak kayıtlı kişi tarafından ödenmesi gerektiğinin hükme bağlandığını, dosyada mübrez 05.01.2017 tarihli 245.799,28 TL tutarlı faturanın muhatabının davalı şirket olduğunu, yasal düzenlemede yer alan kuralın aksine sözleşmede istisnai bir düzenleme de yapılmadığını, davalı ile yapılan görüşmelerin neticesiz kaldığını ve bu hususta taraflarınca İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borcunu yerine getirmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak takibin durdurulması adına borca itiraz ettiğini, <br>Alacak kalemlerinin ardiye bedeli, vinç hizmeti ve yurt için nakliye bedeli olmak üzere üç ayrı kalem olduğunu, ancak yerel mahkemenin eksik hüküm kurarak gerekçeli kararda sadece ardiye bedeline yer vererek diğer alacak kalemleri olan vinç hizmeti ve depolama ücretine yer vermediğini, böylece eksik kurulan hükmün kabulünün mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; ... / ardiye ücretinin ödenmesinde müvekkil firmanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkil firmanın satın almış olduğu iki adet makineyi Gümrük Kanunu'nun 164. maddesi çerçevesinde gümrüğe terk ettiğini, söz konusu malların Gümrük Kanunu'nun 177/1-i maddesi kapsamında gümrüğe terk nedeniyle 29.06.2015 tarihi itibarıyla tasfiyelik hale geldiğini, bu tarih itibariyle malların gümrüğün, yani devletin malı haline geldiğini, bu nedenle müvekkil tarafından malların gümrüğe terk edilmesiyle birlikte vergi, ardiye, ..., taşıma vb. hizmetler nedeniyle oluşan masrafların ödenmesi ile ilgili olarak müvekkil firmanın hiçbir sorumluluğunun da kalmadığını, gümrüğe terk edilerek tasfiye edilen malların tasfiyesinden sonra, ardiye-depolama masraflarının nasıl karşılanacağına ilişkin olarak kanun koyucu ve bakanlık tarafından düzenlemeler öngörüldüğünü, söz konusu düzenlemeler gereğince tasfiye neticesinde elde edilen satış bedelinin %15'lik bölümü \"hizmet karşılığı alacaklar ve yapılmış masrafların karşılığı olarak\" hak sahiplerine dağılacağını, tasfiye edilen mallar için alınan  depolama, ardiye, ... hizmetleri de satış bedelinin %15'lik bölümünden karşılanması gereken masraf kalemi olduğunu, dolayısıyla hak sahibinin alacağına kavuşması için müvekkil firmaya fatura düzenlemek yerine tasfiye sonrasında ilgili idareye başvurması gerektiğini,Davacı firmanın tasfiye sonrasında ilgili idareye başvurup başvurmadığının tespit edilmediğini, gümrüğe terk edilen dava konusu malların tasfiye edilip edilmediği, tasfiye edildi ise hangi tarihte ve nasıl tasfiye edildiği, tasfiye sonrası ne kadar gelir elde edildiği, ardiye - depolama hizmeti karşılığının tasfiye sonucu elde edilen gelirden ödenmesi için davacının tarafıdan idareye bir başvuru yapılıp yapılmadığı, davacıya tasfiye gelirinden herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı yapıldı ise miktarının ne olduğu hususlarının belirsiz olduğunu, mevcut dosya içeriğinde bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığını, belirsiz olan bu hususların açıklığa kavuşturulmasının davacının iddia ve talep ettiği ardiye ücretinin belirlenmesi bakımdan önem taşıdığını, söz konusu yasal düzenlemeler kapsamında davacının idareye başvurusu üzerine tasfiye sonrası elde edilen gelirden davacıya ödenmiş bir meblağın bulunması halinde bu meblağın hesaplanacak ... ücretinden mahsup edilmesi gerektiğini, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı tespit edilmemiş olduğundan belirtilen mahsuplaşmanın da şu an için belirsiz olduğunu, eğer tasfiye gelirinden davacıya ödeme yapıldıysa ve şu için ne kadar ödeme yapıldığı bilinmediğinden mahsuplaşma da yapılamayacağını, ödeme olmasına rağmen ödenen bedelin mahsup edilmemesinin davacı lehine haksız olarak mükerrer bir hesap ortaya çıkmasına sebep olacağını, bu bakımdan davacıya tasfiye gelirinden herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının yapıldı ise ödeme tutarının belirlenmesinin önem arz ettiğini, diğer yandan gümrüğe terk edilen malların tasfiye edilmesi sonucu elde edilen gelirden ... ücretinin ödenmesi için ilgili mevzuat kapsamında davacı tarafından idareye herhangi bir başvuru yapılmadı ise; başvuru yapmadığı için tasfiye neticesinde elde edilen satış bedelinin %15'lik bölümünün kendisine ödenmemiş olmasının davacının kendi sorumluluğunda olacağını, davacının yasal hakkını kullanmayıp başvuru yapmadığı için alamadığı bu bedelin müvekkilden talep edilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu eksik hususların tespit edilerek açıklığa kavuşturulması taraflarınca mahkemeden talep edilmesine rağmen esasa müessir işbu taleplerinin görmezden gelindiğini ve tahkikatın gereği gibi yapılmadığını,İlk istinaf incelemesinde emsal ücret araştırması yapılmamış olması nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş olduğundan bu ve diğer konulardaki istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek duyulmadığını, bu kez yapılacak istinaf incelemesi ile davanın esasına doğrudan etkisi olan bu durumun dahi tek başına kararın yeniden kaldırılmasına yeterli olduğunu,Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... ücretinin hatalı hesaplandığını, mahkemece verilen 26/04/2018 tarihli ilk kararın istinaf sebepleri doğrultusunda ... ücreti araştırması yapılmaksızın salt davacının düzenlediği fatura dikkate alınmak suretiyle hazırlanan bilirkişi raporundaki  hesaplamaya göre verilmiş olduğundan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1660 Esas ve 2020/261 Karar sayılı kararı ile kaldırıldığını, işbu kaldırma kararı doğrultusunda ... ücretleri celp edildikten sonra yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak raporlar düzenlendiğini, en son düzenlenen 24/11/2022 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak bu rapordaki hesaplama üzerinden karar verildiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, Dava konusu ardiye ücretinin yanlış hesaplandığını, bu nedenle emsal ardiye ücretleri üzerinden dava konusu ardiye ücretinin doğru ve hakkaniyete uygun olarak hesaplanabilmesi için;<br>-... tarafından bildirilen 2020 yılına ait ardiye ücretinin 17.06.2015 tarihine göre güncellenmesi,<br>-... tarafından bildirilen 2020 yılı ardiye ücret tarifesine göre hesap edilen 75.400,00 TL ardiye ücretinin hesaplamaya dahil edilmemesi şeklinde iki ayrı seçenek olduğunu, 24/11/2022 tarihli bilirkişi 3. ek raporunda söz konusu itirazları haklı görülerek ... ücret tarifesinin diğer ... gelen 2015 yılı tarifeleri ortalamasına göre \"ortalama ile\" revize edilerek yeniden hesaplandığının belirtildiğini, ancak ardiye ücretinin 2015 yılına revize edilmesinde hesaplama hatası yapıldığını, ... ücretlerine göre hesap edilen dava konusu ardiye ücretinin 215.057,15 TL / 5 = 43.011,43 TL olduğunu, davacı lehine ardiye ücreti alacağına hükmedilecekse ise 43.011,43 TL ardiye ücretinden fazlasına hükmedilemeyeceğini, Davacının düzenlemiş olduğu fatura bedeli üzerinden KDV hesaplanmasının hatalı olduğunu, müvekkil firmanın ... hizmeti verilen malların ithal edilmesinden vazgeçerek gümrüğe terk edildiğini, ortada ithal edilen bir mal bulunmadığını, bu nedenle takibe dayanak ... hizmetine faturada %18 KDV tahakkukunun yapılmasının mümkün olmadığını, bu konuda Maliye Bakanlığı'nın tebliğlerinin de bulunduğunu, KDV tahakkukuna yönelik itirazlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi için bu konuda vergi uzmanı bilirkişiden rapor aldırılmasına yönelik taleplerinin mahkeme tarafından kabul görmediğini, Kötüniyet tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacının İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine toplam 247.572,07 TL alacak tutarı üzerinden icra takibi başlattığını, borca itirazları nedeniyle yapılan işbu yargılamada alınan bilirkişi raporları ile davacının sadece 46.297,00 TL alacağı olduğunun kabul edildiğini, buna göre davacının takip talebindeki alacak tutarının %81,30'unun, yani 201.305 TL'sinin iptal edildiğini, davacının müvekkilden 201.305 TL, yani %81,30 oranında fazla alacak talebinde bulunmasının tolere edilebilir bir tutar olmadığını, davacının söz konusu takipte kötü niyetli olduğunu, hal böyleyken davacının haksız takibi nedeniyle müvekkil lehine iptal edilen alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, buna yönelik taleplerinin mahkemece reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 27/02/2020 tarih ve 2018/1660 Esas - 2020/261 Karar  sayılı kaldırma kararımızdan sonra yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, ardiye bedeli,vinç hizmeti,yurt içi nakliye ücreti için toptan kesilen 05/01/2017 tarih ve 245.799,28 TL. Miktarlı fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, Davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı taraf, dava konusu icra takibine dayanak 05/01/2017 tarih ve 245.799,28 TL. Miktarlı fatura ile; ardiye Bedeli toplam 202.924,92 TL., vinç Hizmeti toplam: 3.735,80TL, yurt içi nakliye bedeli toplam: 1.643,75 TL. olmak üzere  toplam: 245.799,28 TL.'lik faturanın, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlendiği anlaşılmıştır.Dairemizin  27/02/2020 tarih ve 2018/1660 Esas - 2020/261 Karar  sayılı kaldırma kararımıza konu ilk derece mahkemesinin  26/04/2018 tarihli gerekçeli kararı ile; 64.777 TL ardiye ücreti yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edildiği, davacı tarafın mahkemece çıkartılan muhtıraya rağmen  istinaf harçlarını yatırmaması, ayrıca davacı vekilinin istinaf başvurusundan feragat etmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi 25/07/2018 tarihli ek karar ile; Yasal süresi içerisinde yatırılması gerekli istinaf harçlarını tamamlamayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.346. Madde gereğince yapılmamış sayılmasına, karar verilmiş, verilen ek kararın davacı tarafça istinaf edilmemesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin kaldırma kararına konu kararı ile hükmedilen  64.777 TL ardiye ücreti dışındaki fazlaya ilişkin ardiye ücreti, vinç hizmeti,yurt içi nakliye bedelinden oluşan ret edilen miktar (247.572,07-64.777,00= ) 182.795,07 TL. yönünden ilk derece mahkeme kararı kesinleştiğinden, davacı vekilinin alacak kalemlerinin ardiye bedeli, vinç hizmeti ve yurt içi nakliye bedeli olmak üzere üç ayrı kalem olduğu, ancak yerel mahkemenin eksik hüküm kurarak gerekçeli kararda sadece ardiye bedeline hükmedildiğine yönelik istinafı dairemizce değerlendirilmemiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece 29/09/2020 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile; Taraf vekillerine İstanbul'da bulunan A tipi ... emsal ücretlerini mahkemeye bildirmeleri veya sorulacak yerlere ilişkin bilgi vermeleri için 2 haftalık kesin süre verildiği, davalı vekili 30/09/2020 tarihli dilekçe ile; ... ücretlerinin sorulacağı antrepolara ilişkin beyanda bulunduğu, davacı vekili de 14/10/2020 tarihinde uyap sisteminden gönderdiği dilekçe ile beyana bulunduğu, mahkemece 19/10/2020 tarihli müzekkere ile bildirilen ... müzekkere yazıldığı, yazı cevapları geldikten sonra bilirkişilerden ek raporlar alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Somut olayda; davalı şirket İsviçre menşeyli biri freeze makinesi, diğeri taşlama makinesi olmak üzere 2 adet makineyi satın aldığı,mallar Erenköy Gümrük Müdürlüğü'ne geldikten sonra davalının ithal etmekten vazgeçtiği ve gümrüğe terk ettiği anlaşılmıştır.Davalı, dava konusu emtianın ithalat işlemleri ile ilgili gümrük formalitelerini tamamlayıp antrepodan çıkarmak yerine davacının işlettiği ... tamamen takipsiz bırakarak gümrüğe terk etmekle işlemlerini yasal süresinde sonuçlandırmamıştır. Dolayısıyla davalı, emtianın ... kalmasına kendi iradesiyle neden olmuştur.4458 sayılı Gümrük Kanununun 101. maddesi hükümlerine göre derdest dava konusu emtia, önceden tescil ettirilmiş  ... beyannamesi olmadığından \"... rejimi\" altına girmemiş ve bu nedenle gümrüklü ardiyede bekleme süresi sınırsız hale gelmemiştir.Gümrük Kanununun 46. maddesi gereğince kara yolu ile gelen emtia için özel beyanın verildiği tarihten itibaren 20 gün içinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım belirlenmesine ilişkin işlemlerin tamamlanması gerekmektedir. Eşyalar antrepoya 18.11.2014 tarihinde bırakılmıştır, davacı ... işleticisi sorumluluğunda olan 2010/41 sayılı genelge hükümlerini 6 ay sonra işleterek eşyanın 18.11.2014 + 180 gün eklendiğinde 17.05.2015 tarihinde eşya sahibine eşyalarının depolamaya devam edip etmeyeceği hususunu tebliğ etmesi gerektiği + 30 gün eklendiğinde (tasfiye işletmesinin eşyayı alma süreci) *17.06.2015 tarihinde antrepodan çıkabilecekken, davacı yan iş bu genelgeyi işletmediğinden eşyalar antrepoda kalmaya devam etmiştir. Görüleceği üzere tasfiye hükümlerinden önce davacı tarafından işletilmeyen 2010/41 sayılı genelge usulü nedeni ile eşyaların antrepoda fazladan kalmasına davacı yan  sebebiyet vermiş olduğu görülmektedir. Bu açıklamalara göre; \"Bir eşyanın Tasfiye hükmüne kalış sebebi her ne olursa olsun, ardiye ücretine karşı sorumluluk bakımından eşya sahibi Gümrük Kanununun 177. maddesi ya da 2010/41 sayılı Genelge usullerinin  işletilmesi gereken yasal süreçte ardiye ücretinden sorumlu olacaktır, eğer ki süreç zamanında ve de sağlıklı işletilmemiş ise, bu nedenden kaynaklı işleyecek olan ardiye ücretine karşı sorumlu olan sürecin işletilmesinde zaaf gösteren merci olacağı\"dır. Buna göre, davalı .... Şirketi, ... beyannamesi tescili ile yazılı metne bağlı olmaksızın ... işleticisinin şart ve fiyat politikalarını kabul etmiş olduğu,  ancak; davacı ... işleticisi sorumluluğunda  olan 2010/41 sayılı genelge hükümlerini gereğince işletmeyerek davalı eşyalarının ... uzun süre fazladan kalmasına, Gümrük İdaresi ve Tasfiye İşletmesinin Tasfiye sürecini öngörülen sürede işletmemesine, davalı eşya sahibinin bir etkisi bulunmadığından tüm bu vakıalar bütününde ‘’2010/41 sayılı Genelge hükümleri’’ doğrultusunda davalı eşya sahibinin ardiye ücretine karşı, eşyaların antrepoya bırakıldığı 18.11.2015 tarihinden yukarıda yapılan tespitlere göre 17.06.2015 tarihine kadar sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır.HMK 282 maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı; İlk Derece Mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere; ... gelen emsal ücret tarifelerine, beş ayrı ... işletmesinin ardiye ücreti toplamının 256.528,52 TL hesaplandığı, yapılan hesaplamanın ortalamasına göre, davalı yanın sorumlu olması gereken ardiye ücreti 51.305,70TL hesaplandığı, hesaplamaya konu edilen ... tarifesinin 2020 yılına ait olduğu gerekçesi ile yapılan itiraz dikkate alınarak, ... tarifesinin de diğer antrepoların tarifleri gözetilerek 2015 yılına entegre edilerek ... ücret toplamının 231.488,52 TL hesaplandığı, buna göre davalının sorumlu olduğu ardiye ücretinin 46.297,00 TL. olarak hesaplanmış olup, bu ücret miktarının piyasa ücret tarifelerine göre, 20 ton makine tanımlı eşya için makul ve ölçülü olduğu müşahede edildiği belirtilmiş, bilirkişi raporu dosya kapsamına göre hüküm vermeye yeterli olup mahkemece bilirkişi ek raporundaki tespitlere göre yukarıdaki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, tarafların tazminat taleplerinin reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.162,54 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 820,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.341,90 TL'nin davalıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına, <br>6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca2715470c335356","SID":"60cab9c0e417df5f"}}