{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/955 Esas<br>KARAR NO: 2026/78 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/681 Esas -  2023/51 Karar <br>TARİH:  25/01/2023<br>DAVA\t:Alacak (Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması)<br>KARAR TARİHİ: 22/01/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin dava dışı .... Şirketinde çalışmaya başladığını, 02/11/2011 tarihinde bütün yasal hakları saklı kalmak üzere ortakları ve adresi aynı olan davalı ...  şirketine geçtiğini ve 24/03/2014 tarihine kadar çalışmasına bu işyerinde devam ettiğini, müvekkilinin 2014 yılında işvereni olan ...'nden sözlü usulle tebliğ edilen ücret ve görev değişikliğini iş kanunu anlamında çalışma koşullarını ağırlaştıran ve çalışma koşullarında esaslı değişiklik meydana getirmesi sebebiyle kabul etmediğini, iş akdini haklı nedenle feshettiğini Beyoğlu noterliğinden keşide ettiği 24/03/2014 tarihli ihtarname ile davalı işverene bildirdiğini, akabinde işçilik alacaklarının tahsili talebi ile İstanbul 17.İş Mahkemesinin 2014/236 esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, davanın kabul edildiğini ve mahkeme kararının kesinleştiğni, müvekklinin ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili amacı ile İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyası ile ilamlı icra takibi başlattığını, 11/09/2019 tarihinde ... şirketine hacze gidildiğini, haciz mahallinde şirket muhasebecisi ... tarafından belirtilen adreste borçlu firmanın bulunmadığı, burada tamamen başka bir firmanın bulunduğunu iddia ettiğini, bunun üzerine ... şirketinin vekilinin bu şirketlerin borçlu şirket ile bir alakasının olmadığı, bu şirketlerin ayrı birer tüzel kişilik olduğunu iddia ettiğini, haczedilen malların üzerinde davalıların istihkak iddiasında bulunduklarını, icra dosyasından ikinci kez, ... şirketinin değiştirdiği yeni adrese 02/06/2021 tarihinde haciz gidildiğini, gidilen adresin sanal ofis olarak kullanıldığını, davalı şirket tarafından bu sanal ofisin kiralandığıını, dolayısıyla davalıya ait haczedilecek herhangi bir mal olmadığının tespit edildiğini, taraflarınca şirketler arasında organik bağın kurularak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve sonucunda işçilik alacaklarının tahsili ile arabulucu başvurusunun yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketlerin üçünün de amaç ve faaliyetlerinin aynı olduğunu, kurucu ortaklarının aynı kişiler olduğunu, müvekkilinin eski işvereni ve aynı zamanda işçilik alacak talep ettiği ... şirketinin bir önceki ortağının yine aynı ortaklar olduğunu, iş davası uyuşmazlığının yerel mahkeme karar tarihinden sonra ... şirketinin ortaklarından ... ve ...' ün tüm hisselerini ...'a devrettiğini, şirketin devrinden sonra sektörde aktif bir çalışmasının olmadığını, devir tarihinden önce aktif bir şekilde çalışan şiketin ekonomik bir gerekçe olmaksızın devrinin yapıldığını ve devirden sonra atıl bir şekilde bırakıldığını, yapılan devrin gerçek bir devir olmadığını, bu nedenlerle aralarında organik bağ olan davalı üç şirketin aralarındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına karar verilmesini istediğini beyanla, müvekkilinin davalılardan ... şirketinden olan alacağının şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen diğer davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... şirketi vekilleri cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin HMK 119. Maddesi ve hükümlerine uygun olmadığını, davacının icra dosyasına konu alacaklarından hangi alacak kalemine ilişkin ne tutarı talep edildiğinin anlaşılmadığını, davacı tarafın talep sonucunun açık olmadığını, davacı tarafın dava konusu ettiği alacağın iş sözleşmesine dayandığını, müvekkili ile davacı taraf arasında işçi işveren ilişkisinin hiçbir zaman olmadığını, davanın iş mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafın 26/11/2007 - 24/03/2014 tarihleri arasında hizmet süresine dayalı tüm alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketlerin, tüm çalışanlarının haklarını eksiksiz olarak ödediğini, Beşiktaş adresinde faaliyet yürüttüğünü, davacının istihdam edildiği diğer davalı şirket ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirkeler ile diğer davalı şirketin ayrı adreslerde faaliyet gösterdiğini ve faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektiren bir durum olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkelerle ilgisinin bulunmadığını,  müvekkili ... şirketinden ayrıldıktan 10 yıl, iş sözleşmesinin sona ermesinden 7,5 yıl sonra dava yoluna gittiğini,  davada diğer davalı ... isimli şirketin gösterildiği söz konusu davalı hakkında yeniden dava açılmasında hukuki bir yararın olmadığını, davanın davalı ... yönünden tefrik edilerek müvekkilleri yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkili ... nezdindeki çalışması sebebiyle kıdem tazminatı hakkının doğmadığını, davacı tarafın davaya konu ettiği davalılardan ... şirketinden olan İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ilamlı icra dosyası kapsamındaki kesinleşmiş kıdem tazminatı alacağının 24/03/2014 tarihli fesih işleminden kaynaklandığını, müvekkili... nezdindeki çalışması 01/11/2011 tarihinde sona eren davacının, fazla mesai, genel tatil ve yıllık izin ücreti talebinde de müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, işyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram gibi ücretlerinden 4857 sayılı kanunun 6. Maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu ise de, devreden açısından bu sürenin devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğunu, devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığını, müvekkili şirketlerin 01/11/2011 tarihinden sonraki alacaklardan sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkili ... nezdindeki çalışmasının ise 26/11/2007 ile 01/11/2011 tarihleri arasnıdaki dönemle sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun da 01/11/2011 tarihine kadarki ücretle sınırlı olduğunu, davacının 01/11/2011 tarihi itibariyle sigorta kayıtlarında görünen ücret mukabilinde çalıştığının kabul edildiğini, davacınn müvekili şirkelere yönelttiği taleplerin haksız ve gerçek dışı olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi talep ettiğini bildirmiştir. Asıl borçlu davalı bir cevap vermemiştir.Davacı vekili sunduğu 26/12/2022  tarihli ıslah dilekçesi ile: Dava değerini, kapak hesabında belirtilen 84.979,08TL tutarlarına ıslah ettiğini, 84.979,08 TL'nin 06.04.2017 olan takip tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen diğer davalılardan.... A.Ş.'den   tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı taraf ıslaha cevap dilekçesinde, zaman aşımı definde bulunup önceki savunmalarına benzer şekilde savunma yaparak davanın reddini talep etmiştir.Davalıların göreve ilişkin itirazları mahkememizce yerinde görülmeyip, davanın şirketler arasındaki organik bağın tespiti ve sorumluluğuna ilişkin olduğundan mahkememiz görevli görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 25/01/2023 tarih ve 2021/681 Esas -  2023/51 Karar sayılı kararında; \"Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Davacı tarafça mahkeme ilamına konu alacağın tahsili talep edilen davalı şirketler ile asıl borçlu arasında organik bağı olup olmadığı, buna göre tüzel kişilik perdesinin aralanmasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği, davacının talep ettiği tutarın, davalıların tamamından tahsili gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.Davacının,  İstanbul 17. İş Mahkemesinin 2014/236 esas sayılı dosyasında karara bağlanan alacaklarının tahsili için yaptığı ilamlı icranın sonuçsuz kalması ve diğer davalıların istihkak iddiasında bulunması nedeniyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.Davalıların incelenen ticaret sicil kayıtlarından; <br>- Asıl borçlu ... şirketinin 2011 yılında kurulduğu, 2016 yılı aralık ayına kadar ortaklarının... ve ... olduğu, bu tarihte başkasına devir edildiği, ... ve ...'un kardeş olduğu, eski adresinin ... Beşiktaş olduğu, meslek grubunun bilgi-iletişim ve medya olduğu, <br>- Davalı ... Şirketinin 2005 yılında kurulduğu, ortaklarının yine... ve ... olduğu, ilk ünvanının ... Şti olduğu, 2017 yılında ünvan değişikliği ile... Şti yapılıp, akabinde 2021 yılında şirket türünün değiştirilerek ... Şirkete dönüştürüldüğü, adresinin ... Beşiktaş olduğu,  <br>-Davalı ... A.Ş'nin 2001 yılında kurulduğu, adresinin ... Beşiktaş olduğu, eski ünvanının ... ... Şti olduğu, sahiplerinin yine... ve ... olduğu görülmüştür.İncelenen her üç şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiği, adres ve ve kurucularının aynı olduğu, davacının açtığı dava sonrası asıl borçlu şirketin gayri faal bırakılarak başkasına pay devri suretiyle elden çıkarıldığı, davalılar ... ve... şirketleri ile asıl borçlunun organik bağ içinde olduğu, tek elden yönetildiği, malvarlıklarının ve müşteri çevresinin aynı göründüğü, davacının alacaklarına kavuşmasının engellenmesi amacıyla asıl borçlu üzerinde varlık bırakılmadığı ve içinin boşaltıldığı, zaten davacının eski işvereninin ünvan değiştiren davalı... şirketi ( .... Şirketi) olduğu, şirketler arası işyeri devri olduğu, dolayısıyla davacının talebinin haklı olduğu ve davalıların davacıya karşı müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuştur.Davacının kesinleşen alacağı üzerine devam eden icra dosyasındaki kapak hesabına göre ıslah yapıldığı ve alacağın kesinleştiği, bu durumda ıslah talebi uyarınca davanın kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''1-Davacının davasının KABULÜ İLE; davalılar ... ve ... şirketlerinin İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyaya konu borçtan takip borçlusu davalı ... şirketi ile birlikte müteselsilen ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile sorumlu tutularak dosya borcunun davalılardan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar .... A.Ş. ile .... A.Ş.  vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin usulüne uygun olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; HMK madde 119/2 uyarınca davacıya 1 hafta kesin süre verilmediğini,  davacı tarafından davalılardan ... şirketinden olan İstanbul 33. İcra Dairesi ... Sayılı ilamlı icra dosyası kapsamındaki kesinleşmiş alacağının, şimdilik 10.000,00-TL'lik kısmının yasal faizi ile tahsili talep edildiğini; söz konusu icra dosyasına konu alacaklarından hangi alacak kalemine ilişkin ne tutar talep edildiğinin anlaşılamadığını; davacı tarafın talep sonucunun açık olmadığını, buna göre,  İstanbul 33. İcra Dairesi ... Sayılı ilamlı icra dosyası kapsamındaki kesinleşmiş alacağının şimdilik 10.000,00-TL'lik kısmının hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu, hangi alacak kalemine ilişkin ne tutar talep edildiğinin açıklanması gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından HMK madde 119/2 uyarınca talep sonucunun açık olmaması sebebiyle davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilmesi, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken eksik ve hatalı yargılama ile davanın kabulüne karar verildiğini;İş Mahkemesinin görevli olduğunu; davacı tarafın, dava konusu ettiği alacağını iş sözleşmesine dayandırdığını; müvekkili şirketler ile davacı taraf arasında işçi-işveren ilişkisinin hiçbir zaman kurulmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından 7036 sayılı Kanunu'nun 5. maddesine dayalı olarak görevsizlik kararı verilmesi ve dosyanın görevli İş Mahkemesine gönderilmesi gerekirken eksik ve hatalı yargılama ile davanın kabulüne karar verildiğini;Davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını; uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davaların, hakkın doğumundan itibaren, eski 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulduğunu; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde de genel zamanaşımının 10 yıl olarak belirlendiğini ancak 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu’na ek madde eklenerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı için beş yıllık zamanaşımı süresinin kabul edildiğini, 4857 sayılı Kanun'un 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğunun açıkça belirtildiğini ancak bu Kanun'dan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklarının ise mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu; 01.06.2012 tarihinden sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi ise ücret gibi dönemsel nitelikte ödenen alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olacağını belirttiğini;  7036 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile İş Kanunu'na eklenen ek 3. maddesinde de kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunun öngörüldüğünü,  davanın talep sonucunun hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu, hangi alacak kalemine ilişkin ne tutar talep edildiğinin anlaşılamamakta olduğunu; müvekkili şirketler ile davacı taraf arasında işçi-işveren ilişkisi hiçbir zaman kurulmamış ise de davacı tarafın 26.11.2007-24.03.2014 tarihleri arasında hizmet süresine dayalı tüm alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını; davacı tarafın talep ettiği işçilik alacakları haksız ve mesnetsiz ise de söz konusu taleplere karşı yasal sürede usulüne uygun şekilde zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, sonuç olarak, ilk derece mahkemesi tarafından zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi gerekirken eksik ve hatalı yargılama ile davanın kabulüne karar verildiğini;Müvekkili şirketlerin ilam vekalet ücreti, yargılama masrafları, işlemiş faiz, icra vekalet ücreti, icra masraf ve harçlarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını; davacı tarafın talep edebileceği ilamdan doğan işçilik alacaklarının toplamının 16.368,04 + 278,85 + 14.261,84 + 1.379,29 + 998,61 = 33.286,62.-TL tutarında olduğunu, davacı tarafın 26 Ekim 2021 tarihli dava dilekçesi uyarınca, \"aralarında organik bağ olan davalı üç şirketin aralarındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına karar verilerek, müvekkilin davalılardan ... şirketinden olan İstanbul 33. İcra Dairesi ... Sayılı ilamlı icra dosyası kapsamındaki kesinleşmiş alacağının, şimdilik 10.000,00-TL'lik kısmının, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere,  takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen diğer davalılar olan ... A.Ş. Şirketlerinden  tahsiline karar verilmesi\" talep edildiğini, davacı tarafın 26 Aralık 2022 tarihli ıslah dilekçesi ile neticei talebini kapak hesabı doğrultusunda ıslah ettiğini ve 84.979,08.-TL'nin 6 Nisan 2017 takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müşterek ve müteselsilen diğer davalılar olan .. A.Ş. Şirketlerinden  tahsiline karar verilmesini talep ettiğini,   İstanbul 33. İcra Dairesi ... sayılı icra takibinin dayanağı İstanbul BAM 24. HD 22 Mart 2018 tarihli 2017/1983 E. ve 2018/609 K. sayılı ilamının hüküm fıkrasının; \" a–) 16.368,04_TL net Kıdem Tazminatının, iş akdinin fesih tarihi olan 24/03/2014 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile Davacıya ÖDENMESİNE; Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE;<br>b–) 278,85_TL net Ücretin, dava tarihinden tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile Davacıya ÖDENMESİNE; Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE;<br>c–) 14.261,84_TL net Fazla Çalışma Ücretinin; dava tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile Davacıya ÖDENMESİNE; Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE; (%30 oranında takdiri indirim yapılmıştır)<br>d–) 1.379,29_TL net Genel Tatil Ücretinin; 200,00_TL'sine dava tarihinden, 1.179,29_TL'sine talep artırım tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile Davacıya ÖDENMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE; (%30 oranında takdiri indirim yapılmıştır<br>e–) 998,61_TL net Yıllık İzin Ücretinin; 900,00_TL'sine dava tarihinden, 98,61_TL'sine talep artırım tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte Davalıdan tahsili ile Davacıya ÖDENMESİNE;\" şeklinde olduğunu, sonuç olarak davacı tarafın talep edebileceği ilamdan doğan işçilik alacakları toplamının 16.368,04 + 278,85 + 14.261,84 + 1.379,29 + 998,61 = 33.286,62.-TL tutara ulaştığını, ilk derece mahkemesinin 23 Kasım 2022 tarihli kararında, davacı tarafa icra müdürlüğüne müracaatla BAM kararına göre yeni kapak hesabı düzenleterek dosyaya gönderilmesini sağlamak üzere mehil verildiğini; İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün ise dosyaya gönderdiği kapak hesabında dosya borcunun 20 Aralık 2022 tarihi itibariyle işlemiş faiziyle 84.979,08.-TL tutara ulaştığının bildirildiğini; davacı tarafın müvekkili şirketler yönünden tamamı zamanaşımına uğrayan işçilik alacak kalemlerini 84.979,08.-TL tutara ıslah ettiğini; hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketlerin bir an için iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarından sorumlu olduğu düşünülse dahi sorumlu tutulabileceği işçilik alacakları 16.368,04.-TL kıdem tazminatı, 278,85.-TL  ücret alacağı, 14.261,84.-TL fazla mesai ücreti, 1.379,29.-TL genel tatil ücreti ve 998,61.-TL yıllık izin ücreti olmak üzere toplam 33.286,62.-TL olabileceğini; müvekkili şirketlerin taraf olmadığı dava ve icra takibine ilişkin ilam vekalet ücretinden, yargılama masraflarından, işlemiş faiz alacağından, icra vekalet ücretinden, icra masraflarından ve harçlarından sorumlu tutulmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu; bu nedenlerle,İlk Derece Mahkemesi \"işyeri devri\" gerekçesiyle müvekkili şirketlerin müteselsil sorumlu tutulmasına karar verdiğini; söz konusu gerekçede, incelenen her üç şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiği, adres ve ve kurucularının aynı olduğu, davacının açtığı dava sonrası asıl borçlu şirketin gayri faal bırakılarak başkasına pay devri suretiyle elden çıkarıldığı, davalılar ... ve... şirketleri ile asıl borçlunun organik bağ içinde olduğu, tek elden yönetildiği, malvarlıklarının ve müşteri çevresinin aynı göründüğü, davacının alacaklarına kavuşmasının engellenmesi amacıyla asıl borçlu üzerinde varlık bırakılmadığı ve içinin boşaltıldığı, zaten davacının eski işvereninin ünvan değiştiren davalı... şirketi ( .... Şirketi) olduğu, şirketler arası işyeri devri olduğu, dolayısıyla davacının talebinin haklı olduğu ve davalıların davacıya karşı müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğinin belirtildiğini; ilk derece mahkemesinin ticaret sicil kayıtları dışında hiçbir bilgi, belge ve delil olmaksızın söz konusu tespitleri neye dayanarak yaptığının anlaşılamadığını; davacı tarafından iddiasını ispatlar hiçbir bilgi, belge, tanık anlatımı dahil hiçbir delil sunulamadığını; müvekkili ... şirketleri... Beşiktaş/ İSTANBUL adresinde faaliyet  yürütmekte olup davacının istihdam edildiği diğer davalı şirket ile herhangi bir ilgileri  bulunmadığını,  müvekkili şirketler ile diğer davalı şirketin ayrı adreslerde faaliyet gösterdikleri gibi faaliyet alanlarının da birbirinden farklı olduğunu; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinde işyeri devri düzenlendiğini, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin işyeri devri hakkında değerlendirme yapmasının hatalı olduğunu,  Davacı tarafın dava dilekçesinde 02.11.2011 tarihinde bütün yasal hakları saklı kalmak üzere diğer davalı şirkete geçiş yaptığını ve 24.03.2014 tarihine kadar çalışmasına devam ettiğini beyan ve kabul ettiğini; davacının müvekkili ... nezdindeki çalışması ise 26.11.2007 ile 01.11.2011 tarihleri arasındaki dönemle sınırlı olduğunu; davacının müvekkili şirketteki çalışmasının 01.11.2011 tarihinde sona ermesini müteakip, davacı çalışmasının işyeri devri sebebiyle 02.11.2011 tarihinden itibaren davalı ... nezdinde kesintisiz olarak devam ettiğini; bir başka ifadeyle, davacının müvekkili ... nezdindeki çalışması sebebiyle kıdem tazminatı hakkı doğmadığını; davacı tarafın davaya konu ettiği  davalılardan ... şirketinden olan İstanbul 33. İcra Dairesi ...Sayılı ilamlı icra dosyası kapsamındaki kesinleşmiş kıdem tazminatı alacağının 24 Mart 2014 tarihli fesih işleminden kaynaklandığını, aynı şekilde müvekkili... nezdindeki çalışmasının 01.11.2011 tarihinde sona eren davacının fazla mesai, genel tatil ve yıllık izin ücreti talebinden de müvekkili şirketin sorumlu olmadığını; işyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu sürenin devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğunu,  devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığını; bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işverenin tek başına sorumlu olacağını; müvekkili şirketlerin 01.11.2011 tarihinden sonraki alacaklardan da sorumluluğu bulunmadığını,Davacı tarafın, müvekkili şirketlerle ilgisi bulunmayan diğer davalı şirketten alacağını tahsil edemediğini, müvekkili ... şirketinden ayrıldıktan 10 yıl, iş sözleşmesinin sona ermesinden 7,5 yıl sonra dava yoluna gittiğini; diğer yandan, davacının müvekkili şirketlerin taraf olmadığı bir yargılamada elde ettiği hükmün müvekkili şirketler açısında bir kesin hüküm olduğunun söylenemeyeceğini; işbu davada 1 numaralı davalı olarak ... isimli şirketin gösterildiği anlaşılmakla, söz konusu davalı hakkında yeniden dava açılmasında hukuki bir yarar olmadığı görülmekle, davanın davalı ... yönünden de tefrik edilmemesinin de usulen hatalı olduğunu,Usulüne uygun bir şekilde arabulucu görüşmesi gerçekleştirilmediğini; dosyaya sunulan 29 Eylül 2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde, uyuşmazlık konusunun \"şirketler arası organik bağın  kaldırılarak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve bunun sonucunda işçilik alacaklarının tahsili\" olarak belirtildiğini; ilk derece mahkemesi nezdinde açılan davada ise  İstanbul 33. İcra Dairesi ...sayılı icra dosyası kapsamındaki alacağının, şimdilik 10.000,00-TL'lik kısmının tahsili talep edildiğini; taraflar arasında İstanbul 33. İcra Dairesi ... sayılı ilamlı icra dosyasına ilişkin bir arabuluculuk süreci işletilmediğini; bu nedenlerle, dava şartı arabuluculuk sürecinin işletilmemesi sebebiyle dava dilekçesinin usulden reddinin zorunlu olduğunu,İleri sürerek yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı;  tehiri icra talepli istinaf başvurularının kabulü ile HMK madde 353/I-a/6 maddesi uyarıca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, aksi halde davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının davalı ... Şirketi'nden olan işçilik alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı ilamlı takibe konu borçtan, bu şirket ile organik bağ içerisinde bulunduğu ile sürülen diğer davalılar  .... A.Ş. ile .... A.Ş.'nin de tüzel kişilik perdesi aralanarak sorumlu tutulması istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar .... A.Ş. ile .... A.Ş. vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece, İstanbul 33. İcra müdürülüğünün ... (yeni esas ...) esas sayılı takip dosyası, İstanbul 17 İş Mahkemesi'nin 2014/236 esas, 2016/678 karar sayılı kararı ile bu kararın istinafı üzerinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24 Hukuk Dairesi tarafsından yeniden hüküm kurulmak suretiyle verilen 2017/1983 esas, 2018/609 karar sayılı ilam,   davalıların geriye dönük 10 yıllık tüm sigortalı çalışanları gösterir kayıtlar, davalı şirketlerin işyeri açılış ve kapanışlarına ilişkin vergi kayıt ve tutanakları celbedilmiş,  akabinde, davalı şirketlerin ortak ve yöneticileri, müşteri çevresi, ticari işletmesi, eski ve yeni adresleri ve unvanları itibariyle aralarında nasıl bir bağ olduğunun, aynı elden yönetilip yönetilmediklerinin, aralarında organik bağ bulunup bulunmadığının, birbirleri ile ticari alışverişlerinin olup olmadığının, var ise hangi yıllarda ve ne şekilde olduğunun tespiti amacıyla dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, ancak inceleme günü defter ibraz edilmediğinden bilirkişi incelemesi yapılmadığı, mahkemece davacı vekiline icra dosyasında istinaf ilamına göre kapak hesabı yaptırılması hususunda süre verildiği, davacının yaptırdığı kapak hesabına göre davasını ıslah ettiği, akabinde tahkikatın bitirildiği ve yukarıda yazılı gerekçe ile istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Davalılar .... A.Ş. ile .... A.Ş.  tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesinde netice-i talebin belirli olmadığı, görevli mahkemelerin iş mahkemesi olduğu, davacının dava konusu ettiği işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığı, davalı  ... Şirketi ile kendileri arasında hiçbir organik bağ bulunmadığını, davacının davalılardan ... ( Eski ünvan .... Şirketi) nezdinde 26/11/2007 ile 01/11/2011 tarihleri arasında çalıştığı, 02/11/2011 tarihinden itibaren ise diğer davalı  ... şirketi nezdinde kesintisiz çalıştığı, 01/11/2011 tarihinden sonraki döneme ilişkin işçilik alacaklarından davalı ... Firması'nın sorumlu tutulamayacağı, davalıların tarafı olmadıkları işçilik alacağı yargılamasında verilen hükümden sorumlu tutulmayacakları, mahkemece davalılar ... ve... şirketleri ile  ... şirketi arasında  organik bağ  olduğu, tek elden yönetildikleri, malvarlıklarının ve müşteri çevrelerinin aynı olduğu, ... şirketinin davacının alacaklarına kavuşmasının engellenmesi amacıyla içinin boşaltıldığı gerekçesi ile dava kabul edilmiş ise de; mahkemenin sicil kayıtları dışında hiçbir delil toplamaksızın verdiği bu kararın dayanağı delil bulunmadığını, aksi kabulde dahi davalıların ilamlı takipte işçilik alacağı dışındaki alacaklardan sorumlu tutulmayacakları yönündedir.  İstanbul 33 İcra Müdürlüğü'nün  ... (yeni esas ...) esas sayılı takip dosyası kapsamından, davacının davalı ... Şirketi aleyhine, 06/04/2017 tarihinde İstanbul 17 İş Mahkemesi ilamına dayalı olarak asıl alacak ve faizi ile ilam yargılama giderleri toplamı 63.791,66-TL üzerinden ilamlı takip başlattığı, takip borçlusu şirket adresi olduğu iddiası ile 11/09/2019 tarihinde ... Beşiktaş adresine hacze gidildiği, haciz esnasında orada bulunan muhasebeci olduğunu beyan eden ...'ın takip borçlusu şirketin adreste faaliyet göstermediğini, adreste  .... A.Ş. ile .... A.Ş. Şirketlerinin faaliyet gösterdiğini, tüm eşyaların bu şirketlere ait olduğunu beyan ettiği, bu iki şirketin vekili tarafından da istihkak iddiasında bulunulduğu, takip alacaklısı vekili talebi üzerine adreste araştırma yapıldığının, ancak ... Şirketi'ne ait belge bulunamadığının tutanağa dercedildiği, adresteki bir kısım menkul malın haczedildiği ve istihkak iddiası nedeniyle muhafaza tedbiri uygulanmayarak haczedilen menkullerin yediemin sıfatıyla ...'a teslim edildiği, 02/06/2021 tarihinde bu kez takip borçlusu şirket adresi olduğu belirtilen ... adresine hazce gidildiği, haciz mahallinde ...tarafından, haciz mahallinde ... Şirketi tarafından sanal ofis hizmeti verildiğinin bildirildiği ve ... firması ile ... Şirketi arasındaki ofis kullanım sözleşmesi ile vergi levhasının ibraz edildiği, mahalde borçluya ait haczi kabil mal bulunmadığından hacze son verildiği, nankalara gönderilen birinci haciz ihbarnamelerine, borçlu şirketin herhangi bir mevduat veya alacağı bulunmadığından olumsuz yanıt verildiği, yine takbis malvarlığı araştırmasında borçlu şirketin herhangi bir taşınır taşınmaz malvarlığının tespit edilemediği, takip dosyasında yapılmış herhangi tahsilat işlemi bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalı şirketlerin sicil kayıtlarının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden celbedilmediği, 28/02/2022 tarihli ara karar ile davalı şirketlerin kuruluştan itibaren ticaret sicil gazete ilanlarının ve İTO kayıtlarının web'den çıkarılarak dosya içeriğine alınmasına karar verildiği halde, bu ara kararın da yerine eksik yerine getirildiği tespit edilmiştir. Dairemizce her üç şirketin kuruluşlarından itibaren tüm sicil gazetesi ilanları Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi üzerinden dosya arasına alınarak incelenmiş olup; davalı ve takip borçlusu  ... Şirketi'nin 07/07/2011 yılında ..., ..., ..., ..., ... tarafından 50.000,00-TL sermaye ile beş ortaklı olarak ve...  adresinde kurulduğu, ...'un 19.000,00-TL,  ...'ın 10.000,00-TL ...'ün 8.500,00-TL, ...'ün 8.500,00-TL VE ...'in 4.000,00-TL sermaye ile ortak bulundukları, şirketi temsil ve ilzama ... ve ...'ın atandığı,  15/10/2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket adresinin ... Beşiktaş adresine nakledildiği, 26/05/2015 tarihli pay devir sözleşmeleri ile ... ve ...'un şirketteki paylarını diğer...ortağa devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, 27/05/2015 tarihli genel kurul kararı ile müdürlük görevlerinin de sona erdiği, şirket müdürlüğüne aynı karar ile ... ve...'in seçildikleri, ...'in 25/03/2016 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile paylarını eşit oranda ... ve...' devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 07/12/2016 tarihli pay devir sözleşmeleri ... ve...'in tüm paylarını ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, müdürlük görevlerinin de genel kurul kararı ile sona erdiği, yeni tek ortağın müdür olarak atandığı, 26/09/2020 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket adresinin ... Beşiktaş adresine nakledildiği, 20/02/2023 tarihli genel kurul kararı ile şirket adresinin ... Beşiktaş adresine taşındığı anlaşılmıştır. Davalı ... Şirketi'nin 17/10/2001 tarihinde ..., ... ve ... tarafından üç ortaklı bir limited şirket olarak, ... Kadıköy adresinde kurulduğu, şirketin her üç ortaktan ikisinin müşterek imzası ile temsil ve ilzam edilmesine karar verildiği,  ...'nın 29/01/2002 tarihli pay devir sözleşmesi ile paylarını diğer iki ortağa devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirket adresinin 29/03/2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... Beyoğlu adresine, 08/10/2003 tarihli ortaklar kurulu kararı ... Şişli adresine taşındığı, 22/12/2004 tarihli karar ile aynı adres D.40'da ek iş yeri açılmasına karar verildiği, 28/05/2009 tarihli karar ile... adresinde ek iş yeri açılmasına karar verildiği, 01/03/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile daha önce açılan ek işyerlerinin kapatılmasına ve  şirketin Şişli'de bulunan merkez adresinin... adresine nakledilmesine karar verildiği, şirketin 22/07/2010 ve 14/07/2020 tarihli genel kurul kararları ile sermaye arttırımına gittiği, 07/04/2021 tarihinde tür değiştirerek anonim şirkete dönüştüğü anlaşılmıştır. Davalı ... Şirketi'nin, ...  Şirketi unvanı ile 27/01/2005 tarihinde, ... adresinde, ..., ..., ..., ... ve ... tarafından beş ortaklı olarak kurulduğu, ... ve ...'un müdür olarak atandıkları, ...'un 07/03/2007 tarihli, ...'nun ise 13/04/2007 tarihli devir sözleşmeleri ile paylarını ... ve ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, böylece şirketin üç ortaklı hale geldiği, ...'ın müdürlük görevi sona erdirilerek ... ve...'in beş yıl süre ile müdür olarak atandıkları, 22/09/2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... adresinde ek iş yeri açılmasına karar verildiği, 31/12/2008 tarihinde ek iş yerinin kapatılmasına karar verildiği, ...'in 09/01/2012 tarihli devir sözleşmesi ile paylarını ...'e devredip ortaklıktan ayrıldığı, 01/03/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket adresinin ... adresinde taşındığı, 29/09/2014 tarihinde ...'ün paylarının bir kısmını ...'e devrettiği, ...'in ise 25/03/2016 tarihli devir sözleşmesi ile paylarını eşit oranda ... ve...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 01/08/2017 tarihli genel kurul kararı ile şirket unvanının ... Şirketi olarak değiştirildiği, yine şirket adresinin ... Beşiktaş adresine taşındığı, 14/07/2020 tarihli karar ile sermaye arttırımı yapıldığı, 16/11/2020 tarihli karar ile şirketin tür değiştirerek anonim şirket olduğu, adresinin  adresine ... adresine nakledildiği anlaşılmıştır. Dava; davacının işçilik alacağının varlığı ve miktarına ilişkin olmayıp, bu alacaktan davalılar  .... A.Ş. ile .... A.Ş.'nin de tüzel kişilik perdesi aralanarak sorumlu tutulması istemine ilişkin olduğundan, konusu itibariyle mutlak ticari davada mahiyetinde bulunan uyuşmazlığı çözme görevi ticaret mahkemelerine aittir. Bu nedenle davalıların göreve yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalılar  .... A.Ş. ile .... A.Ş. Vekili tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, ön inceleme celsesinde zamanaşımı itirazının tüm deliller toplandıktan sonra değerlendirilmesine, iddianın mahiyetine göre zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı hususunda, ön inceleme celsesinde zamanaşımı itirazının tüm deliller toplandıktan sonra değerlendirilmesine karar verildiği halde   mahkemece bir karar verilmemesi yerinde olmamış, bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Davada hukuki yarar dava şartı olup, davacı tarafından davalı ... Şirketi aleyhine açılan işçilik alacağı davası neticesinde, bu şirketten olan alacağın kesinleşmiş ilama bağlanmış olduğu nazara alındığında, davacının bu davalıya karşı eldeki tüzel kişilik perdesinin aralanması istemli davayı açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının mahkemece değerlendirilmemesi yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu noksanlık dairemizce re'sen nazara alındığı gibi,  davalılar .... A.Ş. ile .... A.Ş. Vekili tarafından  bu yönde ileri sürülen istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. Sözleşmelerin nispili ilkesi gereği, kurak olarak bir sözleşmeden doğan hak ve borçlar ancak sözleşmenin tarafları arasında ileri sürülebilir, diğer ifade ile sözleşme ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı, sözleşmeden doğan hak ve borçlar ileri sürülemez. Tüzel kişi olan sermaye şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.Uygulamada ve doktrinde tüzel kişi ile ortaklarının alanlarının ve malvarlığının birbirine karışması halinde, yetersiz sermaye durumunda, aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler arasında koşulların varlığı halinde ve çok istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmekte olup, teori kaynağını TMK'nun 2 inci maddesinden almaktadır.Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi sadece bir tüzel kişi ile onu oluşturan gerçek kişiler arasındaki ilişkiler ile ilgili olarak (perdenin düz aralanması) uygulanmaz. Somut olayda hakim, gerekli gördüğünde iki ayrı tüzel kişiyi ayrı ayrı hukuk süjeleri kabul etmek yerine onları tek bir tüzel kişilik olarak tanımayı tercih edebilir. Buna \" kişiler arası özdeşlik ilkesi \" demek mümkündür. Özdeşlik ilkesi gereğince ve çapraz olarak şirket perdesinin aralanması yöntemi ile sadece ortaklardan değil başka bir şirketten de talepte bulunulması mümkündür.Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ  kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s.210 Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı;  şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak,  şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Mahkemece davalı şirketlerin adres ve ve kurucularının aynı olduğu, davacının açtığı işçilik alacağı davası sonrası asıl borçlu ... şirketinin gayri faal bırakılarak başkasına pay devri suretiyle elden çıkarıldığı, davalılar ... ve... şirketleri ile asıl borçlunun organik bağ içinde olduğu, tek elden yönetildikleri, malvarlıklarının ve müşteri çevresinin aynı olduğu, davacının alacaklarına kavuşmasının engellenmesi amacıyla ... şirketi üzerinde varlık bırakılmadığı ve içinin boşaltıldığı belirtilmiş ise de; nncelenen sicil kayıtları kapsamından her üç şirketin faaliyet alanının aynı olduğu, ancak takip ve dava tarihleri itibariyle davalı  ... Şirketi ile diğer davalı şirketlerin adreslerinin ve yöneticilerinin aynı olmadıkları anlaşılmış, yine mahkemece davalı şirketlerin üzerine kayıtlı taşınmaz bulunup bulunmadığına yönelik Beşiktaş Tapu Sicil Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevaplarına göre davalılardan yalnızca ... Şirketi'nin 12/02/2008 tarihinde üçüncü bir kişiden satış yoluyla iktisap ettiği bir adet taşınmazın bulunduğu tespit edilmiş, şirketlerin birbirlerine devrettikleri herhangi bir taşınmaz bilgisine rastlanmamıştır. Öte yandan mahkemece  davalı şirketlerin kurumlar vergisi beyannamelerinin, ba-bs formlarının dosya içerisine alınmadığı, ...'dan davalı şirketlerin çalışan listeleri celbedilmesine rağmen bu listelerin karşılaştırılarak incelenmediği, buna göre davalı ... Şirketi'nin beyanname verip vermediğinin, faal olup olmadığının, şirket paylarının tamamının ... tarafından  07/12/2016 tarihinde devralınmasından sonra şirketin gayrıfaal hale gelip gelmediğinin, davalı ... Şirketi'nin müşteri portföyünün davalılar .... A.Ş. ile... A Ş. Şirketlerine aktarılıp aktarılmadığının, yine her üç davalı şirket çalışanlarının ortak olup olmadıklarının veya asıl borçlu şirket çalışanlarının diğer iki davalı şirkete aktarılıp aktarılmadıklarının dosya kapsamı delillerden anlaşılamadığı, mahkeme gerekçesinde belirtilen asıl borçlu şirketin içinin boşaltıdığına yönelik kabulün dayanağının  gerekçede açıklanmadığı görülmüştür. Davalıların, gerekçede yer alan tespitlerin dayanağının bulunmadığına yönelik istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, İstanbul 17 İş Mahkemesi'nin  2014/236 esas, 2016/678 karar sayılı kararı dosyasının tamamının dosya arasına alınması, İstanbul 33 İcra Müdürlüğü'nün  ... (yeni esas ...) esas sayılı takip dosyasında 11/09/2019 tarihinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında istihkak iddiasında bulunulduğu anlaşıldığından, açılmış bir istihkak davası bulunup bulunmadığının taraflara açıklattırılması, açılmış ise istihkak davası dosyasının da celbi,   takip borçlusu davalı şirket ile davalılar .... A.Ş. ile .... A.Ş.'nin, kuruluşlarından dava tarihine dek olan tüm kurumlar vergisi beyannamelerinin celbi, yine davalı ... Şirketi'nin kurulduğu tarihten başlamak üzere her üç şirketin ba-bs formlarının bağlı bulundukları vergi dairelerinden celbi, ... Şirketi'nin son yoklama fişinin bağlı bulunduğu vergi dairesinden celbi, akabinde dosyanın bir mali müşavir ve bir sektör uzmanının da aralarında bulunduğu bilirkişi heyetine tevdii ile davalılar .... A.Ş. ile .... A.Ş. Bakımından tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti amacıyla mahkeme ve kanun yolu denetimine bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.Sonuç itibariyle; davalılar  .... A.Ş. ile .... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalılar tarafından ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı ... ve ...'nin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2023 tarih ve  2021/681 Esas ve 2023/51 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara iadesine, <br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, <br>6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e921724ae2f790d9","SID":"10692b9ad5bc3db9"}}