{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/928 Esas<br>KARAR NO:2026/264 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2016/1166 Esas- 2022/134 Karar<br>TARİH:01/03/2022 <br>DAVA\t:Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:12/02/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Münfesih sayılmasına karar verilerek bu durumu tescil ve ilan edilen ... A.Ş.’nin bütün hisselerinin 22.02.2007 tarihli Çok Taraflı Sözleşme ile davalıların da aralarında bulunduğu gerçek kişilere müşterek borçluluk müteselsil kefalet hükümleri uygulanmak üzere devredildiğini, hisseleri devreden davacının 21.02.2007 tarihinde yönetim kurulundan istifa ettiğini, davacının istifası ile boşalan yönetim kurulu üyeliğinin davalılardan ...’in seçilmesi ile doldurulduğunu, bu halin 28.03.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmesi sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin bu tarihten itibaren sorumluluklarının doğduğunu, ilgili şirketin yönetim kurulu üyelerinin 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un Mükerrer 35. maddesi kapsamında kamu borçlarından sorumlu olduğunu, davacının ilgili şirket ile herhangi bir hukuki bağının kalmamasına rağmen ilgili kamu kurumu tarafından sorumlu tutulduğunu ve şirketten tahsil edilemeyen şirket borçlarını davacının ödemek zorunda kaldığını ve bu sebeple davalılara karşı rücu hakkının doğduğunu beyan ederek 16.000 TL'nin davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep dava ettikleri anlaşıldı.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 19.12.2005 tarihli Genel Kurul kararı gereğince 3 yıl daha yönetim kurulu üyesi olarak devam ettiğini ve bu süre boyunca şirketi asaleten temsile yetkili olduğunu, davalı müvekkilinin .... A.Ş.’yi temsilen genel kurula katıldığını ve davacının bu şirketin de yönetim kurulu başkanı olduğunu, ayrıca davacının anılan her iki şirketin temsilcisi ve en fazla hisseye sahip ortağı olduğunu, dava konusu borcun davacının ... A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde tahakkuk ettiğini, dolayısıyla davacının kendi döneminde tahakkuk eden bir borcu ödemek zorunda kaldığını, davacının davasının dayandırdığı 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un Mükerrer 35. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiğini ve dolayısıyla davacının ancak şirkete rücu davası açabileceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/773 E., 2017/294 K. sayılı kararı ile geçersizliğine karar verildiğini ve bu sebeple davacının şirketin kamu borçlarından sorumluluğunun devam ettiğini beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, davanın, ödenen şirket vergi borcunun rücuan tahsili istemine ilişkin olduğu, ... A.Ş'nin 09.10.2014 tarihinde res'en sicilden terkin edildiği ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/86 Esas ve 2017/715 karar sayılı ilamı ile ve bu dosya ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/773 esas ve 2017/294 karar sayılı ilamı ile hisse devri nedeniyle verilen senetlerden dolayı davalı ...'in borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, İsdemir Gümrük Müdürlüğü tarafından davacıdan 9.296,10 TL tahsilat yapıldığı, ... A.Ş'nin sermayesinin 50.000 TL olduğu, 19.12.2005 Tarihli Olağan Genel Kurulunda davacının 1.840.000 adet hisseyi, davalı ...'in 140.000 adet hisseyi, davalı ...'in 20.000 adet hisseyi temsil ettiği, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/773 Esas ve 2017/294 Karar sayılı menfi tespit ilamı, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1064 Esas ve 2017/103 Karar sayılı ilamı ve ticaret sicil kayıtlarına göre ve davalılar ... ve ...'in tarafı olduğu devir sözleşmesinin uygulanmadığının anlaşıldığı, vergi borcunun asıl muhatabı olan ... A.Ş'nin aktif olmadığı ve sicilden terkin edildiği, dolaysıyla davacının asıl vergi borçlusu şirketten tahsilat imkanın olmadığının açık olduğu, vergi borcunun doğduğu tarih olan 24.08.2006 tarihinde ticaret sicil kayıtlarına göre 19.12.2005 Tarihli Olağan Genel Kurulda 3 yıl süreyle davacı ... ile davalılar ... ve ...’in yönetim kurulu üyesi olduğunun anlaşıldığı, davacıdan tahsil edilen vergi tutarın 9.296,10 TL olduğu, yönetim kurulu üyelerinin bundan sorumlu oldukları, vergi borcunun doğduğu tarihte davalı ...'in yönetim kurulu üyesi olmadığı ve bu nedenle de sorumluğunun bulunmadığı, rücu ilişkisinde yönetim kurulu üyelerinin temsil ettiği hisse oranında sorumlu olmasının gerektiği gerekçesi ile ... ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 654,69 TL’nin davalı ...’den, 92,96 TL’nin ...’den alınarak davacıya verilmesine, ... hakkındaki davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Dava dışı ... A.Ş.'nin kamu borçlusu olduğu, 6183 sayılı Kanun uygulaması ile davacının yöneticilik vasfı sebebiyle kamu borcundan sorumlu tutularak kendisine borcun ödettirildiği, davacının 21.02.2007 tarihinde ... A.Ş.'nin yönetiminden istifa ettiği ve bu durumun 28.03.2007 tarih ve 6775 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiği, istifa ile boşalan yönetim kurulu üyeliğine ...'in seçildiği ve aynı tarihte tescil edildiği, 21.02.2007 tarihinde iç ilişkide davacının sorumluluğunun kalktığı ve halef ...'in sorumluluğunun başladığı, ... A.Ş.'nin 27/01/2006 tarihli son genel kurulunda 3 yıl süre ile davalıların yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, şirketin yeni yönetim kurulu döneminde faaliyetini tatil ettiği, 6201 sayılı TTK Ek/Geçici 7. madde kapsamında 5 yıl süreyle genel kurul toplanamadığından resen tasfiye karar  verildiği, 09.10.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ancak İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/86 E. 2017/715 K. sayılı 17.05.2017 tarihli kararıyla ihya edildiği, aynı taraflar hakkında başka bir mahkemelerce verilen kararlarda davacı yerine yönetim kurulu üyesi olarak seçilen ...'in sorumlu olduğuna karar verildiği, davacının halefi ve kendi aralarında hisse oranına bağlı olmaksızın müteselsilen sorumlu olan yönetim kurulu üyelerine karşı açmış olduğu davada verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir.Davalı ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalının ... A.Ş.'nin hiçbir zamana ortağı olmadığı, davalının ...'nin grup şirketlerinde ...'lı bağlı çalışan olarak işvereninin talimatıyla eski TTK hükümleri gereğince ... A.Ş.'nin hissedarı olan ... A.Ş.'nin 20.000 adet hissesini vekaleten temsilcisi olarak yönetim kurulunda bulunduğu, yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilecekse hissedar olan tüzel kişiliğin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, davanın konusu itibarıyla yönetim kurulu üyeleri arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu, davacının tüm yönetim kurulu üyelerini davaya dahil etmemesi nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiği, davalının pasif husumetinin bulunmadığı, davacının ödemiş olduğu vergi borcunu dava dışı ... A.Ş.'den talep edebileceği ve talep ettiğine dair herhangi bir delil sunmadığı, borcun zamanaşımına uğradığı, davacının hisse devir sözleşmesi ile yaptığı devir işleminin sözleşmenin mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle geçersiz olduğu, bu itibarla hisse devri yapılmadığından eski yönetim kurulunun görevine devam ettiği, eski ...'ya göre hisse sahibi olmayan kişinin yönetim kurulu üyesi olamayacağı, davacının şirketi halen hakimiyeti altında bulundurduğu, kaldı ki Anayasa Mahkemesi tarafından 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinin 5. fıkrasının iptal edildiği, bu nedenle davacının yalnızca şirkete başvurabileceğine ilişkindir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, dava dışı şirketin eski yönetim kurulu üyesi olan davacı tarafından ödenen kamu borcunun, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun uyarınca şirketin son yönetim kurulu üyeleri olarak borçtan sorumlu olduğu iddiası ile davalılardan müteselsilen tahsili talebine ilişkindir Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davalılar ... ile ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden ise reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu Yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000 TL olmuştur. Somut olayda; davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, kabul edilen kısmın  değerinin 92,96 TL olduğu, kabul edilen kısım yönünden davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmış olup, istinafa konu edilen miktar itibariyle İlk derece mahkemesi kararı anılan davalı yönünden kesin niteliktedir. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.Dosya kapsamından; ... Bakanlığı tarafından davacı hakkında, dava dışı ... A.Ş.'ye ait geminin dahili seferden harici sefere geçmesi ve makine jurnalinin kontrolü neticesinde İzmir-Aliağa-İskenderun seferi sırasında dahili seferde harcadığı yakıtın vergilendirilmesi ile alakalı ortaya çıkan miktara tekabül eden 9.641,25 TL amme alacağının ilgili şirketten tahsil edilememesi nedeniyle 6183 sayılı AATUHK uyarınca ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinde vade gününün 30/06/2007 olarak gösterildiği, davacı tarafından borcun 9.296,10 TL olarak 20/06/2016 tarihinde ödendiği,...Müdürlüğü tarafından dava dışı ... A.Ş. hakkında düzenlenen ödeme emrinde borcun vade tarihinin 07/12/2007 olarak gösterildiği, ... Başkanlığı'ndan ... Müdürlüğü'ne gönderilen 19/06/2018 tarihli cevabi yazıda dava dışı ... A.Ş.'nin borcunun 2006/09 dönemine ilişkin olduğunun bildirildiği ve ... Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan 04/02/2019 tarihli cevabi yazıdan; olayın 24/08/2006 tarihinde gerçekleştiği ve davalı idarece verginin 12/09/2006 tarihinde tahakkuk ettirildiği, dava dışı şirkete 11/12/2006 tarihinde tebliğ edildiği ve kesinleştiği, dava dışı şirket adına 05/01/2007 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği, dava dışı ... A.Ş.'nin 19/12/2005 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile davacı ile davalılar ... ve ...'in seçildikleri ve yönetim kurulu üyelerinin ikisinin müşterek imzası ile şirketi temsil yetkisine sahip oldukları, davacının dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeliğinden 21/02/2007 tarihinde istifa ettiği, 20/03/2007 tarihli yönetim kurulu kararı ile yerine davalı ...'in seçildiği, adı geçenin de şirketi diğer yönetim kurulu üyelerinden birinin müşterek imzası ile temsil yetkisinin bulunduğu, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1064 Esas ve 2017/1303 Karar sayılı, 01/11/2017 tarihli kararı ile şirketin feshine karar verildiği, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/86 Esas, 2017/715 Karar sayılı, 17/05/2017 tarihli kararı ile ise fesih davası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği anlaşılmıştır.6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.Vergi Usul Kanunu'nun \"Kanuni temsilcilerin ödevi\" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrası; \"tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.\" şeklindedir. Maddenin devamında ise; kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ve temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı kabul edilmiştir. 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinin; amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları ve kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümlerin bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı hükmünü içerir 5 ve 6. fıkraları, Anayasa Mahkemesi'nin 19/03/2015 tarihli kararı ile ve bu düzenlemelerin, Vergi Usul Kanunu'nun, tüzel kişiden tahsil edilemeyen amme alacağının, amme alacağını ödeme görevini yerine getirmeyen kanuni temsilcilerinden tahsil edileceğine dair 10. maddesindeki düzenleme ile çelişmesi gerekçesi ile iptal edilmiştir. Buna göre iptal kararı ile birlikte tüzel kişiden tahsil edilemeyen amme alacağının doğduğu tarihte borcun ödenmesinden sorumlu kanuni temsilciler kim ise, borçtan onlar sorumlu olmaktadır.Somut olayda; dava dışı ... A.Ş.'ye ait vergi borcunun 24/08/2006 tarihinde doğduğu ve 12/09/2006 tarihinde tahakkuk ettirildiği, borcun şirketten tahsil edilememesi sebebiyle 24/08/2006 tarihindeki kanuni temsilcilerinin borçtan sorumlu oldukları, davacının 19/12/2005 tarihli olağan genel kurul toplantısında 3 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi seçildiği ve borcun doğumu tarihinde henüz görevinden istifa etmediği, bu sebeple kendisi ile birlikte yönetim kurulu üyesi seçilen davalılar ... ve ... ile birlikte borçtan sorumlu olduğu, davalı ...'in ise sonradan yönetim kurulu üyesi seçilmiş olması sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığı, Mahkemece, davalılar ... ile ...'in sorumluluğunun şirket hisseleri oranında olduğu kabul edilmekle birlikte bu kabulün hangi yasal düzenlemeye dayandığının açıklanmadığı, gerek VUK'da gerekse AATUHK'da bu yönde bir düzenleme olmadığı, dolayısıyla davacı ile anılan davalıların borçtan müteselsilen sorumlu oldukları, davacının kendi payı dışında ödediği miktarı (6.197,40 TL) davalılar ... ve ...'den talep edebileceği anlaşıldığından davacının istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, <br>2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,<br>- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2022 tarihli, 2016/1166 Esas ve 2022/134 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, <br>3-Davanın davalılar ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile 3.098,70'er TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>4-Davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:<br>5-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Yasası gereğince alınması gereken karar ve ilam harcı olan 732,00 TL harçtan peşin alınan‬ 273,24 TL'nin mahsubu ile bakiye 458,76 TL'nin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,<br>6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 273,24 TL peşin harç, 29,20 TL başvurma harcı olmak üzere; toplam 302,44 TL harcın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 849,00 TL tebligat/posta gideri ve 3.150,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 3.999,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 774,60 TL'sinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>8-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 3.098,70 TL'şer vekalet ücretinin  davalılar ... ve ...'den ayrı ayrı alınarak davacıya verilmesine,<br>10-Davalı ... yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 12.901,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,<br>11-Artan gider avansı varsa talep halinde  yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: <br>12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>13-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı ...'den alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>14-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>15-Davacı tarafından sarf edilen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 107,00 TL dosya masrafı olan toplam 599,00 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>16-Artan gider avansı varsa talep halinde  yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/02/2026 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d56ce2d7fb23d6c","SID":"4af8b79a5aa218e0"}}