{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/870 Esas<br>KARAR NO:2026/204 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2019/613 Esas - 2022/737 Karar <br>TARİH:  05/10/2022<br>DAVA\t:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/02/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, 06/12/2010 tarihinde davalı ve dava dışı ... tarafından eşit hisse ile 100.000-TL sermaye ile kurulduğunu, davacı ...'nın ise, davalının ortak çalışma yönündeki ısrarlı teklifi üzerine ...'dan aldığı hisseler ile 30/03/2011 tarihinde şirkete ortak olduğunu, davalı ve davacı ...'nın, şirketin ortakları olarak, 10 yıl için değeri bir veya birden fazla birbiri ile bağlantılı olmayan işlemler ile 50.000-TL ye kadar her türlü muamele, fiil ve işlerin ifasında şirketi temsil ve ilzama münferiden ve 50.000-TL üzerindeki işlemler için müştereken yetkili kılındığını, daavcı ... 'nın şirket ortağı olduktan sonra, bilfiil çalışmaya başladığını, bir takım ödemelerin yapılabilmesi için ... hesabına 50.000-TL yi borç olarak yatırdığını, müvekkili şirketin hesabına yatan paraya karşın bir süre sonra hesapta para kalmadığını, şirket adına tahsil olunan işlerden şirket kasasına giriş yapılmadığı ve şirketin borçlarının arttığının görüldüğünü, yapılan araştırmada davalı tarafından müvekkili şirket muhasebesinde belgelendirilmeden para çekildiği ve davalının şahsı ile yakınları hesabına havale yapıldığının görüldüğünü,  zamanla  davalının müvekkili şirket ile ilgi ve alakasını kestiğini, davacı ...'nın telefonlarına da çıkmayan davalının, Beşiktaş ... Noterliği'nden ... ve ... yevmiye numaralı 05.03.2012 tarihli iki ayrı ihtarnameyi keşide ettiğini, bu ihtarnamelerde davalının hisselerini devretmek istediğini, ancak davacı ...'nın buna mani olduğunu, davalının, hissesinin davacı tarafından alınması ya da 3. kişilere aldırılması gerektiğini, aksi halde ortaklığın feshi davası açılacağını beyan ettiğini, ayrıca davalı aleyhinde karalayıcı beyanlarda bulunulmamasının ihtar edildiğini, davacının verdiği cevapta, hisse devrini engelleyen bir davranış içine girilmediği, davalının aynı faaliyet alanında başka bir şirkete ortak gireceğinin öğrenildiği, müdür sıfatı ile şirket hesabından yaptığı harcamaların belgelendirilmediği ve bu davranışlarının müdürlük sıfatı ile bağdaşmayacağından derhal son verilmesi gerektiği hususlarının Beyoğlu ... Noterliği'nin 09.04.2012 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya bildirildiğini, davacı şirket kesin mizanında, davalının 33.971,82 TL şirket hesaplarından şahsi harcama yaptığının kesin olarak anlaşıldığını, davalının aynı alanda başka bir şirkete ortak olduğunun kesin şekilde öğrenildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalıya  Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 06.09.2012 tarihli ihtarnamesi ile;  ... Şirketinde ortak olduğunun şirketin keyfi işlemler ve harcanan paralar ile zarara uğratıldığının bildirildiğini, borcun ödenmesi ve haksiz rekabet teşkil eden eylemlere son verilmesi gerektiğinin ihtar olunduğunu, bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilmiş olmasına karşın gereğinin yerine getirilmediğini, davalının ... Şirketi 'nin en yüksek paya sahip ortağı haline geldiğini ve davacı şirketin 2011 yılında görüşmelerini sürdürdüğü ...'nın değerleme işlerini de ortağı olduğu şirkete yönlendirdiğini, böylece davalının, davacı ...'yi kandırarak davacı şirkete ortak yaptığını, davacı şirketin maddi imkanlarını sömürüp idareci sorumluluklarını ise davacı ...'ya yıkarak kendi ticari kariyerini geliştirdiğini,  davalının, davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili ortağı olarak Türk Ticaret Kanunu kapsamında özen, bağlılık, rekabet etmeme ve şirketi zarara uğratmama yükümlülüğü olduğunu, buna karşın davalı daavcı şirketin tüm nakdi malvarlığını, müşteri portföyünü ve ... 'ını sömürerek fiilen şirket ile tüm ilişkisini kopardığını, davalı, doğruluk ve dürüstlük ile bağdaşmayacak şekilde, hali hazırda ortağı olduğu davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirkete diğer ortağın iznini dahi almaksızın ortak olduğunu, davacı şirketten çaldığı tüm iş bağlantısını ve bilgisini ...'e yönlendirdiğini, davacı şirket kabasından sebepsiz harcadığı paraları açıklayamadığını, belgeleyemediğini ve iade de etmediğini,  davacı şirketin davalının idareci görevini suistimali neticesinde hem nakden hem de potansiyel müşterilerini kaybetmek suretiyle zarar gördüğünü ileri sürerek;  öncelikle davalının temsil yetkisinin tedbiren sınırlandırılması ve dava sonunda müdürlükten çıkarılmasına, davacı şirketin uğradığı zararın tespiti ile davalıdan ticari avans faizi ile tahsil edilerek şirkete ödenmesine, davalının ... şirketindeki hisseleri üzerine tedbiren ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 05/10/2022 tarih ve 2019/613 Esas - 2022/737 Karar sayılı kararında; \"Şirketin ...'dan sicil dosyası celp edilmiş, ihtarnameler, ticari defter ve kayıtlar celp ve ibraz edilmiştir. Davalı ...'ın davacı şirket ortaklığından ayrılma talebiyle İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu 2014/1109 Esas sayılı dosyanın kararı ve Yargıtay İlamı celp edilmiş, bildirilen tanıklar dinlenmiş, ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Dosya üzerinde yapılan incelemede; davacının müdürlük görevinin 12/02/2013 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra sadece ortak sıfatıyla şirkette bulunduğu anlaşılmaktadır. Şirket ana sözleşmesi incelendiğinde ortaklara rekabet yasağı düzenlemesi bulunmadığı anlaşılmaktadır. TTK'nun 626. maddesinde şirket müdürleri için geçerli olan özen ve sadakat yükümlülüğü ile rekabet yasağı düzenlenmiştir. Bu madde haksız rekabetin özel bir görünümü olarak düzenlenmiştir. Davacı ... Değerlendirme... Şirketi'nin 06/12/2010 tarihinde ana sözleşmesinin tescil edildiği, müdürün rekabet etmeme yükümlülüğünü kaldıracak herhangi bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır. Rekabet yasağının konu bakımından sınırını, şirketin faaliyet konusu oluşturmaktadır. Bu düzenlemeye göre şirketin faaliyet konusuna giren bir işlemi, müdür kendi adına veya başkası adına ve hesabına yapamayacaktır. Aynı şekilde müdür, aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak veya yönetici olarak görev alamaz. Davalı, dava dışı ...... Şirketine kurucu ortak olup, aynı zamanda şirketin müdürü konumundadır. Dava dışı şirketin 23/11/2011 tarihinde sicile tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dava dışı şirketin faaliyet konusunun davacı şirket ile benzer olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, davacı şirketin 09/12/2010 tarihinde sicilde ilan edilen ana sözleşmesine göre müdür olarak belirlenmiş olmasına rağmen ve müdür olarak görev yapmakta iken aynı zamanda dava dışı ... avrupa... şirketinin kurucu ortağı ve müdürü olarak görev yapması rekabet yasağına aykırılık teşkil etmektedir. Davalının müdürlük görevi 12/02/2013 tarihi itibariyle sona erdiği hususu sicilde tescil edilmiştir.Mahkememizin 2014/615 Esas-2017/1260 Karar sayılı kararı ile; \" davalının şirklet müdürü iken aynı faaliyet alanında başka bir şirketin kurucusu olduğu, müdürlükten daha sonra istifa etmesi nedeniyle müdürlükten azli talebinin konusunun kalmadığı, davalının eyleminin TTK.nun 626.maddesine aykırı olduğu kabul edilerek davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine ancak zarar iddialarının ispatlanamadığından reddine,  dava dilekçesinde talep edilen davalının şirkete olan borcunun tahsiline \" karar verilmiş, karar  davacı ve davalı tarafından İstinaf edilmiştir.İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesi'nin 2018/1077 Esas- 2019/1416 Karar sayılı ilamı ile; \" ... 27/11/2014 tarihli yazısına göre... şti. ...'nin müşterisi olup, mahkemenin müzekkerisinde soru öyle sorulduğundan ... firması ile davacı ... firması arasında yapılan sözleşme vb belgenin bulunmadığı bildirilmiştir.Davacı firmanın iş yaptığı ve 30/12/2010 tarihli fatura sunulan ... talimatla alınan ifadesinde davalının yaptığı işlerde sözleşmeyi kendi adına imzaladığını, paranın bir kısmını kendi, bir kısmının eşinin hesabına ödendiğini, faturanın ise davacı şirketten geldiğini, daha sonra ... firması ile de iş yaptığını fakat ...'un fatura vermediğini ifade etmiştir. Tanığın belirttiği işlerin neler olduğu ve ne kadar ödeme yapıldığı belirlenmemiştir. ... firmasının ... firması ile yaptığı işlemlerin tespiti ve ... ile davacı şirket arasındaki işlerden ... firmasına aktarılan işlerin olup olmadığı, böylelikle davacı şirketin zararının olup olmadığı belirlenmesi gerekirken; yanlış müzekkere yazılmış olmasından dolayı esasa yönelik deliller toplanmadan karar verilmiş olması, HMK'nın 353/1-a-6.maddesine aykırı olduğundan hükmün kaldırılması gerekmiştir. Hüküm noksan tahkikat yönünden kaldırıldığı için davalının istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesi mümkün olmamıştır. Açıklanan nedenlerle mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle  inceleme yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu meyanda davanın esasına yönelik deliller toplanmadan eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verildiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK' nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine \" şeklinde karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. İstinaf kaldırma kararına istinaden davacı vekiline ... şirketinden celbini istediği belgelerin neler olduğunu ve tarih aralığını açıklaması için davacıya süre verilmiş, ... şirketine müzekkere yazılarak, ... firmasının dava dışı ... firması ile yaptığı işlerin dökümü ve davacı ile ... arasında yapılan işlerden ... firmasına aktarılan işler olup olmadığı sorularak, bunlara ilişkin sözleşme, fatura ve tahsilat örnekleri istenmiştir.  Davacı tanığı ... için Ankara ATM'ye talimat yazılmış ancak tanığın vefat etmiş olması sebebiyle talimat bila ikmal iade edilmiştir. İstinaf Dairesi kararında adı geçen tanığa davacı tarafından açıklattırılmak istenen... ile ilgili yapılan işlemlerin dava dilekçesinde tazminata konu edilmediği ve hiç bahsedilmediği, bu hususun davadan sonraki döneme ilişkin olduğu, haksız rekabetin tespiti noktasında davacı tarafça sonradan ileri sürüldüğü anlaşılmakla, dosyaya katkısı olmayacağı kanaatine varıldığından araştırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Daha önce atanan bilirkişi heyetinden davacı firmanın ticari defter ve kayıtları ile davalının ortağı ve yöneticisi olduğu ... firmasının 2010-2012 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti raporunda; \" Rekabet yasağı ihlali kapsamında doğan zarar nedeniyle talep edilebilecek tazminatın ise mali inceleme sonrasında tespit edilebileceği ancak mali açıdan gerekli incelemenin yapılması için gerekli olan ticari defter kaydı ile belge, beyanname ve raporlarının ibraz edilmediği ve bu nedenle dava dışı  ... A.Ş. ve bu şirket tarafından Mahkemeye gönderilmiş durumdaki fatura örnekleri ile sınırlı olmak üzere davalının şirketinin tespiti yapılabilen toplam 24.699 50 TL.lik  işlem tutarı kapsamında kaldığı “hizmet üretim maliyeti” ve “Faaliyet gideri” paylarının ne kadar olduğu, dolayısıyla da ne düzeyde “Faaliyet Karı” elde ettiği ile ilgili olarak, gerekli belgeler ibraz edilmediğinden. herhangi bir tespitin yapılamayacağı \" yönünde görüş bildirilmiştir.Davalıya ortağı ve yetkilisi olduğu ... firmasının ticari defter ve kayıtlarını sunması konusunda ihtarat yapıldığı ve sunmuş olduğu kayıtların dava konusu haksız rekabet eylemlerinden dolayı elde ettiği net karı belirlemeye yeterli olmadığı, bu durumda haksız rekabetten dolayı davacının uğramış olduğu zarar tutarının davalının eksik belge sunması nedeniyle hesaplanamadığı, dava dilekçesinde haksız rekabetten dolayı 1.000 TL. nin talep edildiği, TBK'nın 50 ve 51. maddelerinin verdiği yetkiyle somut olayın özellikleri dikkate alınarak, davacının 1.000 TL'lik maddi tazminat talebinin mahkememizce uygun bulunrak, bu miktar üzerinden davacının tazminat talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalının müdür olarak çalıştığı dönemde davacı şirkete dava tarihi itibariyle 33.971,82 TL. borcu bulunduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği, davacı tarafından bu miktar zarar nedeniyle belirsiz alacak olarak açılan dava değerinin yükseltilerek harcının yatırıldığı anlaşılmakla bu miktar alacak talebinin de kabulüne, davalının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebin konusu kalmadığından karar vermeye yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, <br>''1-Davalının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebin konusu kalmadığından karar vermeye yer olmadığına, <br>2-Davalının davacı şirkette müdür iken benzer alanda çalışan dava dışı şirkette de müdür sıfatıyla çalışmasının haksız rekabet olduğunun tespitine, haksız rekabet nedeniyle tazminat isteminin kabulü  ile 1.000 TL. tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, <br>3-Davalının davacı şirket hesabına 33.971,82 TL borcu olduğu anlaşılmakla bu tutarın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin usulüne uygun olmayan bir şekilde  çıkarttığı vekalet ile dava açtığını, davacı şirket vekilinin usulüne uygun olmayan bir vekalet ile davayı devam ettirdiğini, bu konu mahkeme heyetine bildirilmiş ise de mahkeme heyetinin 19.01.2022 tarihli celsede sunduğu iddialarla ilgili olarak taraflara 2 haftalık kesin süre verdiği ve her iki taraf da süresinde bu iddialarla ilgili olarak beyanda bulunduğu halde, mahkemenin her hangi bir şekilde görüş bildirmediğini, karar vermediğini, sonraki duruşma tarihi olan 08.06.2022 de başkanın kısaca beyanlara bir göz attığını ve her hangi bir gerekçe sunmadan \"Daha önceki celse 1 nolu ara karar göre herhangi bir usulsüzlük tespit edilemediğinden bu konudaki itirazların reddine\" kısa bir ara kararla duruşmaya devam ettiğini, bu konudaki beyanlarını tekrarla,  Ahzu kabz yetkisine sahip avukat TTK 631 uyarınca ticari vekil olduğunu ve genel kurulca tayin edilmesi gerektiğini, aynı kanunun 624 maddesi son fıkrası uyarınca \"Birden fazla müdürün varlığı hâlinde, bunlar çoğunlukla karar alırlar.\" düzenlemesi mevcut olduğunu; bu düzenlemenin yasanın amir hükümlerinden olup, aksine davranışın usulsüzlük olduğunu; oysa söz konusu davada, ne davacı şirket nede diğer davacı, müvekkili bu yönde bir karar almak için çağırmadığını veya bir ortaklar kurulu kararı çıkarmadığını; bilirkişi raporlarına da yansıyan şirket adresinin değiştirilmesi için gereken son derece basit bir kararda bile ortaklar kurulu kararı aranırken, şirketin temsili için tek başına hareket edilmesine müsaade edilmesinin yasa koyucunun tercih edeceği bir husus olmadığını; bu durumun tamamıyla TTK aykırı bir durum olduğunu; mahkemenin öncelikle davacı şirkete vekalet hususunun tamamlatılması için süre vermesi gerekirken bunu yapmadığını,Davacılar vekilinin bila tarihli dava dilekçesinde gerek konu kısmında gerekse sonuç kısmında sunduğu taleplerin son derece açık olduğunu;  bu taleplerin davalının şirket hesaplarından çektiği paraların iadesi ve haksız rekabet nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin olduğunu, yaptırılan bilirkişi incelmelerinde haksız rekabet  ile ilgili  herhangi bir hesaplama yapılmadığını, sadece ve sadece müvekkilin sermaye borcu ile ilgili hesaplama yapıldığını,  davanın hiç bir aşamasında davacıların ödenmemiş sermaye borcunun ödenmesini talep etmediklerini; çünkü bilirkişi raporuna göre davacılardan ...' nın da ödenmemiş sermaye borcu olduğunu,  yine mahkemece tayin edilen bilirkişilerin raporlarında da belirttiği üzere sunulan defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş defterler olmadığını; HMK 222/2'ye göre mahkemenin davacı tarafın defterlerini delil olarak kabul etmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, Davacı şirketin haksız rekabetten kaynaklı taleplerinin samimi ve gerçekçi olmadığını; davacılardan ...' şirkete ortak olduktan sonra tamamen kendi şirketi gibi hareket ettiğini, hiç bir iş geliştirme ve projeye katkıda bulunmadığını şirketi bilerek ve isteyerek tasfiye durumuna soktuğunu, anlamsız istek ve arzuları neticesinde şirketin toplantı yapamaz hale geldiğini, olumlu veya olumsuz bir karar alamadığını; dava tarihinden bu yana herhangi bir ortaklar kurulu toplantısı, yönetim kurulu, müdürler toplantısı yapılmadığını; şirket şu anda fiilen yok durumunda olup, sadece kayıtlarda bir şirket olduğunu, müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasına hiç bir şekilde izin verilmediğini, müvekkilinin ödenmemiş Bağkur primleri dolayısıyla zarar içinde olduğunu, bahsedilen ortaklar cari hesabının şirket harcamaları için yapıldığını, Davacılardan ...'nın davadaki sıfatı davanın hiç bir aşamasında netleşdiğini; bir an için müvekkilin davacı şirkete borçlu olduğu düşünülse bile, diğer davacının ne gibi bir hak ve alacağının olduğunun belli olmadığını; bu nedenle davacılardan ... için husumet yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, dava, davacılar lehine sonuçlandığında alacaklının kim olacağını; bunun garabet bir durum olduğunu; şirketin ortağından alacağı için diğer ortağın dava açma hakkı olmadığını, İleri sürerek yukarıda açıklanan nedenlerden; geçerli olmayan vekalet ile davanın açılması, ...' nın  husumet yetkisinin olmaması, usulüne uygun olarak tutulmayan ticari defter ve kayıtların delil olarak kabul edilmesi, ve mahkemenin tespit edeceği sair hususlar ile usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın kaldırılarak davanın reddine dair yeniden karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı şirketin %50 pay ile ortağı ve aynı zamanda müdürü olan davalının müdürlükten haklı nedenle azli, rekabet yasağına aykırı davrandığının tespiti ile bu sebepler şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesi, davalının şirkete olan borcunun tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemenin  2014/615 esas, 2017/1260 karar sayılı kararı ile, konusu kalmayan müdürlükten azil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının müdürün rekabet yasağına aykırı davrandığının tespitine, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zarar ispatlanmadığından reddine, davalının davacı şirkete olan  33.971,82-TL borcunun dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte şirkete verilmesine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusu  dairemizin  2018/1077 esas,  2019/1416 karar sayılı ilamı ile, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle tazminat istemi bakımından eksik tahkikat yapıldığı gerekçesiyle  kabul edilmiş, mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı yan davacı şirket adına dava açılırken sunulan vekaletnamenin tek müdür tarafından verildiğini, ahzu kabz yetkisine sahip olan avukatın TTK'nun 631 maddesi kapsamında ticari vekil sayılması ve ortaklar kurulu kararı ile atanması gerektiğini ileri sürmüş ise de; davalı şirketin ana sözleşmesine göre alıan genel kurul kararı ile atanan iki müdür tarafından elli bin TL'ye kadar olan  işlemler için münfediren, 50.000,00-TL üzeri işlemler için müştereken temsil edildiği, dava değeri nazara alındığında şirketi münferiden temsile yetkili müdürlerden birinin şirketin taraf olduğu eldeki davada temsilin sağlanması bakımından 6100 Sayılı HMK'nun 72 ve devamı maddeleri kapsamında bir avukata vekalet verme yetkisi bulunduğu, davaya vekalet ve ticari vekillik kurumlarının birbirinden farklı oldukları, şirket adına sunulan vekaletnamenin geçerli olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacılardan ..., davacı şirketin %50 pay ile diğer ortağı ve şirketin müdürlerinden biri olduğu, TTK'nun 644/1-a bendi atfı ile 553 ve 555 maddeleri uyarınca davacının pay sahibi olarak şirketin uğradığı zararın, şirkete ödenmek kaydıyla tazmini amacıyla yönetici sorumluluğu davası açabileceği, öte yandan her ne kadar yargılama sırasında davalının müdürlükten istifa etmesi nedeniyle konusuz kalmış olsa da, azil talebi bakımından da TTK'nun 630/2 fıkrası uyarınca davacı ortağın aktif husumetinin bulunduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece kaldırma ilamı sonrası eksik tahkikat işlemlerinin tamamlandığı ve rekabet yasağına aykırılık nedeniyle uğranılan zararın varlığı ve miktarı bakımından daha önce rapor tanzim eden heyetten iki ek rapor daha alındığı, davalının davacı şirket defterlerine göre şirkete 33.971,82-TL borçlu gözüktüğü, davalının, davacı şirket hesabından çekilen paraların şirket hesabına harcandığı yönündeki savunmasını kanıtlayamadığı, yine davalının davacı şirket müdürü olduğu dönemde, rekabete izin veren bir genel kurul kararı bulunmamasına rağmen, aynı faaliyet kolundaki dava dışı ... Şirketi'nin kurucu ortağı ve yetkilisi olduğunun, dolayısıyla rekabet yasağına aykırı davrandığının sicil kayıtları ile sabit olduğu, davalı ortağı olduğu şirket defterlerini sunmadığından zarar tespitinin yapılamadığı, bu durumda mahkemece TBK'nun 50/2 fıkrası uyarınca zararın talep gibi 1.000,00-TL olarak takdir edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  2.388,92-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 597,29-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.791,63-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10f0af02f57b9a05","SID":"aa3e133cfd7c0c91"}}