{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>57. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/3318 <br>KARAR NO\t: 2026/395<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/12/2022<br>NUMARASI\t: 2022/112 Esas, 2022/1196 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ: 03/02/2022<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:  23/02/2026<br>KARAR<br>Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın  kısmen kabulüne  yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;                                            <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin banka kanalı ile davalı tarafa 27.08.2018 tarihinde 20.000,00-TL, 31.08.2018 tarihinde 35.000,00-TL, 03.09.2018 tarihinde 40.000,00-TL, 21.09.2018 tarihinde 45.000,00-TL ve yine aynı tarihte 9.000,00-TL olmak üzere toplam 149.000,00-TL hesaptan hesaba EFT yoluyla, açıklama kısmına geri ödemeli borç yazarak para gönderdiğini, daha sonra davalı tarafın, müvekkiline 27.12.2018 tarihinde 25.000,00-TL, 08.01.2021 tarihinde 18.500,00-TL geri ödeme yaptığını, kalan miktar olan, yasal faiz hariç, 105.500,00-TL'nin   ödenmediğini, müvekkilinin 2018 yılından 2021 yılına kadar ödeme vaadiyle oyalandığını, davalı şirket yetkililerinin ödemeyi yapmayınca müvekkili tarafından asaleten 09.06.2021 tarihinde İstanbul 20. Noterliğinden ... yevmiye numaralı ihtarname çekilerek kalan bakiye alacağın talep edildiğini,  davalı tarafın herhangi bir ödemede bulunmadığını, bunun üzerine müvekkilinin alacağının tahsili için Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi açıldığını, ancak davalı tarafın  zaman kazanmak amacıyla borca ve imzaya itiraz etmek suretiyle takibi durdurduğunu, davalının itirazının kötüniyetli olduğunu belirterek davalının  Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine % 20’tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, talep ve dava etmiştir.<br>Davalı tarafından  cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın kısmen kabulü ile 105.500,00-TL asıl alacak  ve 3.112,25-TL işlemiş faiz yönünden davalının Küçükçekmece  2. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin bu miktarlar yönünden devamına;Asıl alacağa takip tarihinden itibaren  yasal faiz oranı uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 21.100,00-TL  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..\" karar verilmiş olup, bu karara karşı  davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve duruşma zabıtlarının  hiçbir şekilde müvekkiline tebliğ olmadığını, müvekkilinin savunmalarının alınmadığını, ticari defterlerinin incelenmediğini, hesapların detaylıca dökümünün alınmadığını, tanık beyanına başvurulmadığını, müvekkili şirketin böyle bir dava olduğundan haberi olmadığını, sadece dosya üzerinden karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf dilekçesinde açıkça istinaf sebeplerini ayrıca ve açıkça göstermek zorunda olduğunu, ve  istinaf başvurusunda hiçbir hukuki ve maddi gerekçe bulunmadığını belirterek  davalının HMK 342. Madde hükmüne aykırı dilekçesinin reddine, her halükarda davalının yasal yolların tüketilmesi amacıyla yaptığı, gerekçesiz ve hukuki  dayanaktan yoksun istinaf talebinin reddine,usul ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022-112 E., 2022-1196 K. Sayılı ve 12.12.2022 tarihli kararının onanmasına, talep etmiştir.<br>Değerlendirme:<br>Dava, Tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup bu karara karşı davalı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı HMK'nın  341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı).  Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir.  Bu  bağlamda  belirtmek  gerekirse; 4721 sayılı  Türk  Medeni  Kanunu’nun 6 ncı, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını kanunda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 386 - 392. Maddeleri arasında düzenlenen tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi, 386.maddesinde \"ödünç verenin, bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği bir sözleşmedir.\" olarak  tanımlanmış olup aynı yasanın 392.maddesinde; \"Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.\" düzenlemesine yer verilmiştir. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 102. maddesinde de “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır\" hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu icra takibine dayanak banka dekontunda borç/ödünç olarak verildiğine ilişkin hiç bir açıklama ve şerh bulunmaması halinde  banka havalesi ile gönderilen havalenin 6098 s.TBK.nun 102.m.si hükmü uyarınca bir borcun ödemesi olarak gönderildiği kanuni karinedir.6098 sayılı TBK'nın 555 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli, 2017/(13)3-575 E., 2021/353 K.; 12.03.2003 tarihli, 2003/3-118 E., 2003/158 K. sayılı kararları).Havalenin gönderiliş amacı, işlemin gerçekleştirilmesi anında düşülecek bir kayıtla (açıklamayla) yahut karşı tarafça inkâr edilecek olursa sonradan ispat vasıtaları kullanılarak da ortaya konulabilir.Dosya kapsamında bulunan Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacının davalı şirket aleyhine 10/10/2021 tarihinde  20.000,00-TL 27/08/2018 tarihli EFT , 35.000,00-TL 31/08/2018 tarihli EFT, 40.000,00-TL 03/09/2018 tarihli EFT, 9.000,00-TL 21/09/2018 tarihli EFT, 45.000,00-TL 21/09/2018 tarihli EFT ve  12.362,32-TL işlemiş faiz olmak üzere olmak üzere toplam 161.362,32-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin  davalı-borçluya   02/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığı ile borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı tarafından  davalının hesabına  27/08/2018 tarihinde \"geri ödemeli borç\" açıklaması ile  20.000,00-TL,  31/08/2018 tarihinde \"geri ödemeli borç\" açıklaması ile 35.000,00-TL, 03/09/2018 tarihinde \"geri ödemeli borç\" açıklaması ile 40.000,00-TL, 21/09/2018 tarihinde \"geri ödemeli borç\" açıklaması ile 9.000,00-TL ve  21/09/2018 tarihinde \" borç\"  açıklaması ile   45.000,00-TL gönderildiği, havale dekontlarına düşülen kayıtla davacının davalıya ödünç verdiğini ispatlamış olduğu, davacı tarafından davalıya  İstanbul 20. Noterliğinin 09.06.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin 09/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davaya konu takibin 10/10/2021 tarihinde başlatıldığı, dava dilekçesi, tensip zaptı ve ön inceleme duruşma günün  davalının elektronik tebligat adresine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu,  6100 sayılı HMK'nın 357. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceği anlaşılmakla  davanın vasıf mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilerek; davacı vekilinin  istinaf istemleri yerinde bulunmamıştır.  Bu itibarla,  6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; yukarıdaki gerekçelerle davalı vekilinin  istinaf talebinin HMK'nın 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.                         <br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan REDDİNE,    <br>2-İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,    <br>3-Alınması gerekli  7.206,71 TL  TL ilam harcından peşin alınan 1,801,67 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 5.405,04'TLnin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,     <br>5-Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,  <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 23/02/2026  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.    \t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b5633bfea251e41","SID":"cb25f2cbc9cc3bbd"}}