{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2026/318 <br>KARAR NO: 2026/478<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/10/2025<br>NUMARASI: 2023/716Esas   -    2025/895Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ: 03/03/2026<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/716 Esas  2025/895 Karar sayılı ilamına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle;“Müvekkil şirket nezdinde ... poliçe numaralı ... Kobi Sigortası ile sigortalı bulunan dava dışı ... Ltd. Şti. nin işletmekte olduğu ...satış mağazasının bulunduğu; ... Anonim Şirketi'nin yönetiminde, aynı zamanda ... Kooperatifi'ne ait, ... Mah. ... Cad. No:... .../KAYSERİ adresli işyerinde, ... tarihinde yangın tesisatına bağlı vanada suların patlaması neticesinde hasar ve zarar meydana geldiğini, hasarın meydana geldiği bina ... A.Ş. Tarafından ... Poliçe Numaralı Kapsamlı İş Yeri Sigortası ile sigortalı olduğunu, ilgili tarihte meydana gelen hasar ve zarar neticesinde müvekkil şirket tarafından sigortalısına 19/08/2022 tarihinde 92.629,A44-TL hasar bedeli ödendiğini; ödenen 92.629,44-TL bedelin tahsili hususunda; müvekkil sigorta şirketinin, davalılar aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını; yapılan takibin davalıların itirazları sonucu durdurulduğunu; 27/01/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurduklarını;  Kayseri Arabuluculuk Bürosu ... sayılı dosyası kapsamında yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını; davalının itirazının iptali için bu davayı açtıklarını, tüm bu nedenler ile haksız hukuka aykırı ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına ve davalıların takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle; dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin taraflarına tebliğ edilmediğini, bu davaya bakmakta görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olmadığını bu nedenle görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraflarca mahkeme nezdinde müvekkilleri ile  talep edilen sigorta tazminatı hakkında rehin alacaklılarından herhangi bir muvafakat alınmadığını davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle esastan reddi gerektiğini, müvekkilleri şirket nezdinde tanzim edilen sigorta poliçesi teminat kapsamında davacı kiracıyı koruma altına alan \"kiracı mali mesuliyet teminatı\" yer almamakla birlikte bu kapsamda işbu huzurda görülen davanın reddi gerektiğini, dava dışı davacı şirket sigortalısı tarafa belirtilen alışveriş merkezinde kiracı konumunda bulunmakla birlikte yaşanan hava muhalefeti nedeniyle ortaya çıkan zarar ve hasarın giderilmesi amacıyla bu davanın açıldığını; müvekkilinin bir sorumluluğundan bahsedilmesi için mutlak suretle meydana gelen hasarın poliçe teminat kapsamı dahilinde yer alması gerektiği gibi aynı zamanda zarar görene de söz konusu teminatın sağlanması gerektiği; davacının zarar gören ilgili alışveriş merkezinde kiracı olarak bulunduğunu, müvekkilleri şirket nezdinde tanzim edilen sigorta poliçesi kapsamında kiracı mali mesuliyet teminatı yer almadığını; bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını; zamanaşımı definin ve usuli itirazlarının dikkate alınarak davanın reddini, harç yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... A.Ş, vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil firma ... A.Ş ...'nin işletmeciliğini üstlendiğini, ... Kooperatifinin de ...'nin maliki konumunda olduğunu, her iki davalının da ... içerisinde gerçekleştirilen tesisat nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını, ... Ltd. Şti'nin işletmekte olduğu ...Mağazasının yangın tesisatına ilişkin... olarak ...A.Ş ile sözleşme ile tesisat projesinin ... firmasına yaptırıldığını, davanın ... A.Ş'ye açılması gerektiğini, müvekkil firmaların gerçekleşen olaydan kaynaklı herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, Davanın  ... A.ş'ye  (Mersis no: ...) davanın ihbarını talep ettiklerini,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin \"  davalı vekili, dava konusu binanın kanalizasyon bağlantısının ...’nin izni ve bilgisi dışında ruhsatsız olarak maliklerince yapıldığını, sorunun parsele ait kanalizasyon hattından kaynaklandığını, hasarın meydana gelmesinde kusurun davacıya ait olduğunu, ... Deşarj Yönetmeliği’ne aykırı bağlantı yapılmasından dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Zarar, davalıya ait kanalizasyon rögarının tıkanması veya arızası olmaksızın sırf sigortalı binanın geri tepmeyi engelleyici sisteminin olmamasından dolayı meydana gelmiş ise, davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağı sigortalı binanın malikinin kusuru nedeniyle kesilmiş olur.\"kararındanda görüleceği üzere davacıların sigortalısı ...Mağazasının İşleteninin ... ile yapmış olduğu tesisat projesi neticesinde  gerçekleşmiş olduğundan müvekkil firmaların sorumluluğu bakımından illiyet bağının kesilmiş durumda olduğunu,  ... mobilya'ya yangın tesisatının projesinin celbini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ...vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkillerinin açılan dava kapsamında husumet ehliyeti bulunmadığını, Davacını, yapı inşaatı sorumlusu olarak davayı müvekkilleri ...Kooperatifi'ne yöneltmiş ise de söz konusu yerin yapımının ...tarafından gerçekleştirildiğini, bu sebeple davanın ...'ye ihbar edilmesini, davacı taraf,ın ... tarihinde yangın tesisatına bağlı vanada suların patlaması neticesinde meydana gelen hasar ve zarardan dolayı sigortalılarına 92.649,44 TL hasar bedeli ödenmesinden bahisle Kayseri  İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, ilgili icra takibine müvekkillerinin itirazı sonucu takibin durduğunu eldeki dava açılmış ise de davacı tarafın açmış olduğu dava usul ve yasaya aykırı olduğundan reddi gerektiğini,  tüm bu nedenlerle  davacı tarafın açmış olduğu davanın reddine, başlatılan kötüniyetli icra takibi dolayısıyla %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İhbar olunan ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle;dava konusu işte idarelerinin ihale makamı olup yüklenici firma ile anahtar teslim götürü bedel sözleşmesi akdedildiğini, dava konusu edilen ihalesi yapılan 228 adet işyeri ve 55 adet imalathane inşaatları ile altyapı ve çevre düzenlemesi inşaatı işinin 24/04/2015 tarihinde sözleşmesi imzalanarak 04/05/2015 tarihinde yer teslimi yapılarak ...A.Ş nin uhdesinde imalatlara başlanıldığını, müşavirlik hizmetlerinin ... A.Ş tarafından yürütüldüğünü, bu davada idarenin sorumluluğunun bulunmadığını ve davanın yüklenici ve müşavir firmaya ihbar edilmesi gerektiğini,  hak sahiplerinin muayene ve ihbar külfetini yasal sürede yerine getirmediğini, proje uygulamasının, sözleşmeye uygun olarak inşa edildiğini, ayıptan ve kusurdan ari şekilde hak sahiplerine teslim edildiğini, idare tarafından yapımı gerçekleştirilen tüm uygulamaların, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ve buna bağlı olarak çıkartılan yönetmelik ve şartnameler çerçevesinde gerçekleştirildiğini, bu kapsamda hak sahiplerine teslim edilen işyerlerinin imalatları da; projelerine, şartnamelere, mahal listelerine göre fen ve sanat kurallarına uygun olarak tamamlandığını, müvekkili İdare tarafından anahtar teslimi götürü bedel ihale edilen işin uygulama projesi ve şartnamesi fen kuralları naza alınarak belirlendiğini,  TSE belgeli malzeme kullanıldığını, müşavir firma gözetiminde teknik kurallara uyularak imalatın yapıldığını, tüm bu nedenlerle haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;\" Somut olayda davacı sigorta şirketi, TTK 1472 maddesi gereğince rücu talebiyle icra takibi başlatmıştır. İtirazlar üzerine eldeki dava açılmıştır. Mahallinde keşif icra edilmiş ve uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Alınan her iki heyet raporunda da hasarın, kullanıma bağlı olarak meydana geldiği; davalıların zarara neden olmadıkları; dosyadaki herhangi bir tarafın ihmal suretiyle dahi zarara sebebiyet vermediği tespit edilmiştir. Neticede davacının, rücu talebinin haklılığını HMK 190 ve TMK 6 maddeleri kapsamında ispat edemediği görülmüştür. Tüm bu nedenlerle sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, takibin itirazla durması, haciz yapılmaması, kanuni şartların oluşmadığı görüldüğünden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ...\" gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle;   İlgili tarihte meydana gelen hasar ve zarar neticesinde müvekkil şirket tarafından sigortalısına 19/08/2022 tarihinde 92.629,44-TL hasar bedeli ödendiğini, hasar bedelini sigortalısına ödeyen müvekkil şirket, 6102 Sayılı TTK m.1472 \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.\" hükmü gereğince  hasar bedelinin ödenmesinden itibaren sigortalının kanunen halefi olarak işbu hasar bedelinin rücuen tazminatını kusursuz sorumluluğu bulunan ... Kooperatifi ve ...Anonim Şirketi'nden talep edebildiğini, aynı zamanda hasarın meydana geldiği bina için yaptırılan Kapsamlı İşyeri Sigortası nedeniyle sigortacı ... Anonim Şirketi'nin de sorumluluğu bulunduğunu, açıklanan nedenlerle hatalı ve eksik değerlendirme sonucu davanın reddine ilişkin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, açıklanan ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle, istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/716 E. - 2025/895 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacı taraf istinaf dilekçesinde TBK md. 69 hükümleri gereği yapı malikinin sorumluluğundan dolayı müvekkillerin sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de kabul manasına gelmemekle birlikte müvekkillerden ... A.Ş.'nin herhangi bir malik sıfatı bulunmamakta olup ilgili müvekkil şirket yalnızca ...'nin kiralama ve yönetim işleri ile ilgilenmekte olup malik sıfatı bulunmadığını, bu sebeple de müvekkil ...'ye karşı yapı malikinin sorumluluğuna gidilemediğini, diğer müvekkil bakımından ise müvekkil  bir yapı kooperatifi olup kooperatif feshedilmediğinden dolayı zorunlu olarak malik durumunda olduğunu , bunun yanında ferdileştirme çalışmaları devam etmekte olup yapının mülkiyeti kooperatif üyelerine devredileceğini, bu sebeple de müvekkilin yapı maliki olarak kabul edilmemesi gerektiğini, yapı malikinin sorumluluğundan bahsedebilmek için zararın binanın yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanması gerektiğini, eldeki davada ise yangın söndürme sisteminden kaynaklı bir su kaçağı olduğu iddia edildiğini, dolayısıyla yapının kendisinden kaynaklı bir zarar söz konusu olmadığını, bunun da yanında dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna karşı yaptığımız itirazlarda da belirttiği üzere  müvekkil avm'de bazı dükkanlar açık tavanken bazı dükkanlar ise ters tavan şeklinde kapalı tavan olduğunu, açık tavanlı dükkanlar avm nin merkezi yangın söndürme sistemini kullandığını, ters tavan yaptıran dükkanlar ise ana hattan bağlanmak suretiyle kendileri ayrı bir yangın söndürme spring tertibatı yaptırmak durumunda olduğunu, ters tavan yaptıran dükkanların yangın spring tertibatını bağladığı vana olduğunu, dosya kapsamında alınan raporda ise su kaçağının ters tavan yapılması sebebiyle sonradan yapılan yangın spring tertibatından mı kaynaklandığı, yoksa boş bırakılan vanalardan birinden mi kaynaklandığı açıkça belirtilmediğini, davacının sigortalısı olan iş yeri 4 veya 5 dükkanın birleşimi olup bu sebeple de yukarıda belirtilen vanalardan 4 veya 5 adet olduğunu, ters tavan olmayan açık tavan dükkanlarda bu vanaların kullanılmasına gerek kalmadığı için kör tapa ile kapatılması yoluna gidildiğini, davacının sigortalısı ters tavan yaptırmış olup birleşen dükkanlarda ters tavan sebebi ile yangın spring tertibatı yaptırdığını, su beslemesini ise sadece bir veya iki vanadan almış diğer vanaları ise kör tapa ile kapatmadan açık bıraktığını, kullanılmayan vanaların kör tapa ile kapatılması sorumluluğu dükkanı kullanan kiracıda olduğunu,  su baskını daha sonradan yapılan yangın spring sisteminden de kaynaklanmış olsa, boş bırakılan vanadan da kaynaklanmış olsa burada müvekkile yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını,  zira yukarıda da izah edilen şekilde sonradan yaptırılan yangın spring sistemi dükkanı kullanan sigortalı tarafından yaptırılmakta olup boş bırakılan vanaların kör tapa ile kapatılması da dükanı kullanana ait bir sorumluluk olduğunu, ancak dosya kapsamındaki raporda su kaçağının vanadan mı yoksa yangın spring sisteminden mi kaynaklandığı üzerine hiç düşülmediğini, su kaçağı vanadan da meydana gelse, yangın spring sisteminden de kaynaklanmış olsa spring sistemini yapma veya vanayı kör tapa ile kapatma sorumluluğu davacının sigortalısında olup bu sebeple de müvekkilimize yüklenebilecek herhangi bir sorumluluk bulunmadığını, bu sebeple de bina malikinin sorumluluğuna gidilecek dahi olsa zarar görenin kusuru illiyet bağını kestiği için yine müvekkillerin sorumluluğu bulunmadığını, eldeki icra takibinden kaynaklı açılan dava haksız fiile dayalı ödenen tazminata ilişkin olup bu davalarda sorumluluğun doğabilmesi için kusura dayalı bir haksız fiil, zarar ve haksız fiil ile zarar arasında da bir illiyet bağının olması gerektiğini, oysa tanzim edilen bilirkişi raporundan görüldüğü üzere tarafın mezkur olay kapsamında bir sorumluluğu veya ihmali bulunmadığını,  ...'nin yapılışı aşamasında, çatı su izolasyonu, çatı döşemeleri, aydınlatma pencereleri kenarları ve döşeme ek yerlerindeki su izolasyonu kendilerinden beklenecek özeni göstererek yapıldığını, haliyle teknik ve maddi anlamda ...'de gerçekleşebilecek her türlü durum gözetilerek çalışmalar yapıldığını ve her türlü tedbir alındığını, dava konusu taşınmazlar müvekkil tarafından davalıya ayıpsız şekilde teslim edildiğini, gerek sözleşmeler gerek Yer Teslim Tutanakları hükümlerinden anlaşıldığı üzere, davacı, söz konusu taşınmazları hasarsız ve sorunsuz bir şekilde, herhangi bir çekince koymaksızın teslim alarak kullanmaya başladığını, bu nedenle, taşınmazları hasarsız ve sorunsuz bir şekilde teslim alan davacının, sonradan oluştuğu anlaşılan hasardan müvekkili sorumlu tutmaya çalışması hukuka ve hakkaniyete aykırı olup tarafımızca kabul edilemediğini, dolayısıyla, dava konusu taşınmazlar, müvekkil tarafından davalıya ayıpsız şekilde teslim edilmiş olduğundan; müvekkilin taşınmazlarda meydana geldiği ileri sürülen hasarlardan sorumlu tutulması mümkün olmadığını, zararın meydana gelmesinde müvekkillerin bir kusuru bulunmaması nedeniyle illiyet bağı kesildiğini, arz ve izah olunan sebeplerle davacının istinaf başvurusunun REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacı taraf, istinaf dilekçesinde TBK’nın 69. maddesi hükümlerine dayanarak yapı malikinin sorumluluğu kapsamında  ... A.Ş. ve ... Kooperatifi'nin sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüş ise de anılı firmaların yapı maliki sıfatı bulunmadığını, anılı firmalar yalnızca ...’nin kiralama ve yönetim faaliyetlerini yürütmekte olup taşınmaz üzerinde malik sıfatına sahip olmadığını, bu nedenle, malik sıfatı bulunmayan davalılar bakımından TBK’nın 69. maddesi uyarınca yapı malikinin sorumluluğuna gidilmesi hukuken mümkün olmadığını, bununla birlikte davacı tarafından, TBK m. 69 uyarınca yapının yapımından veya bakımındaki eksiklikten kaynaklanan bir durumun mevcut olduğu, dava konusu zararın bu nedene bağlı olarak meydana geldiği ve zarar ile fiil arasında illiyet bağı bulunduğu hususları ispat edilemediğini, Yapı malikinin sorumluluğundan söz edilebilmesi için, zararın binanın yapımındaki bozukluktan veya bakım ve onarım yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanması gerektiğini, eldeki davada ise hasarın, yangın söndürme sisteminden kaynaklandığı iddia edilmiş olup, bu durum yapının bizzat kendisinden kaynaklanan bir zarar niteliği taşımadığını, dolayısıyla somut olayda yapı malikine atfedilebilecek bir sorumluluk halinin bulunmadığı açık olduğunu, uyuşmazlık konusu ...,  yapı kullanma izin belgesine göre 14.11.2018 tarihinde inşaatı tamamlanarak fiilen kullanıma açıldığını, hasar tarihi itibarıyla yapının tamamlanmasının üzerinden yaklaşık dört yıl geçtiğini, meydana gelen hasarın, yangın tesisatında yer alan malzemelerin uzun süreli kullanım sonucu zamanla aşınması ve yıpranması nedeniyle ortaya çıktığı, hasarın meydana gelmesinde herhangi bir üçüncü kişinin kusur veya etkisinin bulunmadığı  sabit olduğunu, TTK md. 1473 vd. maddeleri kapsamında müvekkil şirketin sorumluluğundan, ancak sigortalısının kusuru oranında ve poliçedeki teminat limitleriyle sınırlı şekilde bahsedilebileceğini, somut olayda sigortalının herhangi bir kusurunun veya sorumluluğunun bulunmadığı hususu gözetildiğinde bu durum karşısında müvekkil yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması  hukuka uygun olduğunu, yerel mahkemece mahallinde keşif icra edilerek alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığını, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davalıların sorumlu tutulamayacağı hüküm altına alındığını, bu itibarla davacının, rücu talebinin haklılığını HMK’nın 190. maddesi ile TMK’nın 6. maddeleri uyarınca ispat edemediği anlaşılarak sübut bulmayan davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, arz ve izah olunan gerekçeler ile davacının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava; davacının işyerinde bulunan yangın tesisatına bağlı vanada meydana gelen su patlaması nedeniyle, davacının sigortalısına ödediği maddi zararın sorumlulardan tazminine ilişkin bulunmaktadır.<br>Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarara sebep olduğu iddia edilen davalılardan rücuen tahsilini içeren icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Sigortacının rücu hakkı, zarar sigortalarında geçerli olan halefiyet ilkesinden kaynaklanır. Halefîyet ilkesine göre sigortacı ödediği tazminat dolayısıyla sigortalının haklarına sahip olur ve üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya dava açabilir (TTK.m.1472; 1481). Bu ilkenin bir sonucu olarak sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kişinin yerine geçer, onun halefi olur. Böylece, zarara neden olan kişilere karşı sigorta ettirenin açabileceği tüm davaları sigortacı açar ve meydana gelen zararın tazminine ilişkin talep haklarını kullanır. Bu şekilde üçüncü kişilere karşı haksız fiilden kaynaklanan tazminat talep yetkisi, zararı tazmin ettiği takdirde sigortacıya intikal eder. <br>Dava,  davalı ... Koop. yönünden TBK 69. maddesine dayanan bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat isteminden ibarettir. İşbu davalı, yapının maliki olup davacının sigortalısı bu işyerinde kiracı konumundadır. Diğer davalı ...A.Ş  ise yapının işletmecisidir.<br>BK.nun 58/1.maddesi (TBK.nun 69.maddesi) gereğince imal olunan bir şeyin sahibi o şeyin korunmasındaki kusurundan dolayı oluşan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı durumunda (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi )  sorumluluktan kurtulabilir.<br>TBK. m.69'de öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için, yapı eserinin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanan bir zararın doğması gerekir. Eş söyleyiş ile meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu ve ya bakım eksikliği şeklindeki eylem arasında illiyet bağı olması gerekir. Yapı eseri sahibi ancak, davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığı ile bu illiyet bağının kesildiğini ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulabilecektir.<br>Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.<br>Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir.<br>6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 69. (818 s. BK 58.) maddesinde düzenlenen bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türü olan özen (olağan sebep) sorumluluğudur. 6098 sayılı TBK'nun 69/1. maddesinde \"Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur\" denilmektedir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu, yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki eksikliğe dayanmaktadır. Sorumluluğun doğmasında, yapılıştaki bozukluk-bakım eksikliği ayrımının bir önemi bulunmamaktadır. Zira, malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterli görülmektedir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumlu tutulabilmesi için; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden zararın doğması, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu bakımından bulunması zorunlu unsur olan illiyet bağı yönünden ise, bu bağın kesilmesine yol açacak sebeplerin somut olayda gerçekleşmemiş olması gereklidir. İlliyet bağını kesen sebepler ise; mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurudur. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin  ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu sözkonusu olmaz (HGK'nun 29.11.2017 tarih, 2017/3-439 Esas ve 2017/1463 Karar).<br>Bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluk için; bina veya sair inşa eserinin maliki olmak ve zararın doğmasında bina veya sair inşa eserinin yapılmasındaki bozukluktan veya bakımındaki bir noksandan meydana gelmesi gerekir. Malikin bina veya sair inşa eserinin tehlike taşımayacak bir durumda bulunmasını sağlama yükümlülüğü, yalnız onu kullananlara karşı değil, herkese karşı mevcut olan bir yükümlülüktür.<br>6098 sayılı TBK 244. Maddesinde ;Bir yapının ayıplı olmasından doğan davaların, mülkiyetin geçmesinden başlayarak beş yılın ve satıcının ağır kusuru varsa yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı düzenlendikten sonra 246. Maddesinde  Taşınır satışına ilişkin kuralların, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanacağı düzenlenmiştir.<br>Bu durumda 6098 sayılı yasanın taşınır satımında ayıba ilişkin hükümlerin somut olayda uygulama alanı bulacaktır.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde; “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.<br>TBK 223.maddede ise \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Açık ayıp,  teslimden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır. Maddi ayıplar, açık veya gizli olsun; ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen ancak yapılmamış olması nedeni ile karşı tarafça fark edilen ayıplarda bulunmaktadır. Örneğin, projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesi alma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi gibi.<br>Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin74. vd maddelerinde \"Yangın Algılama ve Uyarı Sistemleri\"ne yer verilmiştir, Periyodik testler, bakım ve denetim başlıklı 84.maddesine göre; \"(1) Bu Yönetmelikte öngörülen acil aydınlatma, yönlendirme ve yangın algılama ve uyarı sistemleri; bina sahibinin ve yöneticinin veya bunların yazılı olarak sorumluluklarını devrettiği bina yetkilisinin sorumluluğu altında, ilgili standartlarda belirtilen sistemin gerektirdiği periyodik kontrole, teste ve bakıma tabi tutulur. (2) Kabul işlemlerinde de, birinci fıkrada belirtilen hususlara uyulur.\"<br>Yönetmeliğin 90 vd maddelerinde ise \"Yangın Söndürme Sistemleri\"ne yer verilmiştir. Periyodik testler ve bakım başlıklı 100.maddesine göre \"(1) Bu Yönetmelikte öngörülen yangın söndürme sistemlerinin, bina sahibi, yöneticisi veya bunların yazılı olarak sorumluluklarını devrettiği bina yetkilisinin sorumluluğu altında, ilgili standartlarda belirtilen sistemin gerektirdiği periyodik kontrole, teste ve bakıma tabi tutulması şarttır.\"<br>Hükme esas alınan bilirkişi raporunda raporda belirtilen  yangın tesisatına bağlı vanadaki arıza ile ilgili olarak; “açık” yada “gizli” ayıp olarak nitelendirilip nitelendirilemeceyeği , davalı bina malikinin kusursuz sorumluluğu olup olmadığı, bakım veya yapım eksikliğinin olup olmadığı, yapının mütemmim cüzü Yangın Güvenlik Tesisatı ve bu tesisatın bir unsuru olan “vana parçasından”, yangın Güvenlik sisteminin bakım, onarım ve yenilenmesinde tek otorite ve yetkili bina sahibinin/yönetimi olduğu nazara alınarak bu otoritenin gerektiğinde sistemin bakım onarımını yapmasının hukuki zorunluluk olduğunu, kullanıcıların bu sisteme müdahale yetkisi olmadığını, kullanıcının sorumluluğunun sistemin bütünlüğünü korumak olduğu, davalı bina maliki ve yönetiminin yangın bakım tutanaklarını dosyaya güvenlik sisteminin periyodik bakımları ile ilgili yangın bakım tutanaklarını dosyaya sunmasının istenilerek periyodik bakımın yapılıp yapılmadığının tespiti ile davacı kiracının sunduğu kira sözleşmesi hükümleri de nazara alınarak anlatılan temel ilkeler doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin  istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ,<br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. Gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin  2023/716 Esas 2025/895 sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre  bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri  halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 03/03/2026<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f8d9c8929dd460a","SID":"2a6717e24b737247"}}