{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2026/310 - 2026/343<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2026/310<br>KARAR NO\t: 2026/343<br>KARAR TARİHİ\t: 27/02/2026<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 27/02/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA TARİHİ                     : 07/03/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 05/11/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/211 Esas - 2025/726 Karar<br><br><br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALILAR \t: 1- ...<br>\t  2-...<br>VEKİLİ\t: Av....<br><br>DAVA\t: Eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi<br>HÜKÜM\t: İstinaf başvurusunun esastan reddi\t <br>İSTİNAF  EDEN\t: Davacı vekili<br><br>Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; <br>Davacı ... ile Davalı Koçsu Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti ve Hayat Sapanca Gayrimenkul Yatırım İnş. San. ve Ltd. Şti arasında Sakarya İli ... İlçesi ... Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve Sakarya İli ... İlçesi ... Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davacı  tarafından  yapılan imalatların yapım masrafların davacı tarafından karşılanmadığını, davalı borçlulardan ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri, kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedelleri alacakları bulunduğunu, davalıların ödeme yapmaması üzerine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek Sapanca İcra Müdürlüğü 2022/382 Esas sayılı icra takibine davalılarca yapılan itirazların iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;<br>Davalılar vekili davanın zamanaşımına uğradığını, takibe konu faturaların hiç birisinin davalılar adına kesilmediğini, aksine faturaların davacı adına düzenlendiğini, taraflar arısında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını ve belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;<br>\"İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlılığı kuralı karşısında, somutlaştırılmayan ve yeterli açıklama içermeyen, netleştirilmeyen ve yargılama yapmaya elverişli şekilde açık olarak ortaya konmayan davanın HMK 119/2 maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br>Davacı müvekkilinin, davalı şirketler ile yapılan sözlü eser sözleşmesine binaen toplam 12 adet yapının yapımını üstlendiğini, bu doğrultuda yaptığı masraflar ise davalı şirketlerin talimatları ile müvekkilinin kendi adına fatura edildiğini, yapılan 12 adet yapı için bakiye  938.000,00 TL'nin takip konusu yapılmasının söz konusu olduğunu, dava konusu işin yapımı için çeşitli masraflar yapılmış olup daha önceden de izah edildiği üzere bazı masrafların davalıların talimatıyla müvekkil adına fatura edilmesinin söz konusu olduğunu, yerel mahkemece fatura davalı adına kesilmediği için usulden ret kararı ile karşılaşıldığını, bu iddialarının değerlendirilemediğini, davalı tarafça cevap dilekçesinde dava konusu hiçbir borcun kabul edilmediğini, bilirkişi raporuna bakılıp davalı tarafın ticari defterleri incelendiğinde davalı tarafın müvekkile borcunun olduğunun açıkça ortada olduğunu, davaya konu takip alacağı için müvekkilinin davacı tarafından davalı şirketlerin talimatları ile faturalar kesilmiş fatura içeriklerinden de anlaşılacağı üzere müvekkili davacının yapmış olduğu işleri ve harcamaları gösterir tüm alacak kalemlerinin faturalara yansıtıldığını, bu fatura bedellerinde yazan alacak kalemlerinin toplamı olarak asıl alacak olan 938.000,00 TL talep edildiğini, ilk derece mahkemesinin önüne gelen uyuşmazlığı çözmek yerine usul hükümlerini hak arama özgürlüğünü engelleyen bir bariyere dönüştürdüğünü, verilen kararın davayı sona erdiren, esas incelemesini tamamen dışlayan, tarafların maddi hukuk iddialarını tartışmasız bırakan, ölçüsüz ve aşırı şekilci bir karar olduğunu, HMK 119/2’nin uygulanma şartlarının oluşmadığını, <br><br>somutlaştırma yükünün (HMK 194) yerine getirildiğini, itirazın iptali davasının “takibe bağlılığı” ilkesinin hatalı uygulandığını, <br><br>hâkimin davayı aydınlatma ödevinin (HMK 31) hatalı kullanıldığını beyanla; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın bölge adliye mahkemesinde yeniden görülmesine, bölge adliye mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı  istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı HMK, 6098 Sayılı TBK, 6102 sayılı TTK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br>Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince kamu düzeni yönünden ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İlk derece Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarihli, 2023/129 Esas, 2023/368 Karar sayılı ilamıyla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 26/10/2023 tarihli, 2023/1265 Esas, 2023/1349 Karar sayılı ilamıyla mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, davanın usulden reddine dair verilen kararına karşı davacı vekilince istinafa başvurulmuş, Dairemizin 14/03/2025 tarihli, 2025/400 Esas, 2025/448 Karar sayılı ilamıyla kararın HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, HMK'nun 119/2 md. gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, \"Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların  ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi sözkonusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır.\" şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.<br>6100 sayılı Kanun'un 119/1-e. maddesi uyarınca da, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin dava dilekçesinde yer alması zorunludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25. maddesi gereğince de hâkim, tarafların ileri sürmediği vakıaları ve söylemediği bir şeyi dikkate alamaz, hatırlatmada dahi bulunamaz ve hâkimin kendiliğinden delil toplaması da mümkün değildir. Kanunda vakıaların açık ve somut olarak gösterilmesi yeterli görülmemiş, 6100 sayılı Kanun’un 119/1-f. hükmünde ayrıca, açık ve somut olarak gösterilmesi gereken her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin de belirtilmesi aranmıştır. Keza, bu durum, yukarıda açıklanan 194. maddenin ikinci fıkrasının da tereddüt uyandırmayacak derecede açık hükmünün bir gereğidir.<br>Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, davacı, dilekçesinde talebinin dayanağı olan vakıaları tek tek, açık ve somut olarak göstermek ve her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini de somut olarak belirtmek durumundadır. Bu eksiklikleri gidermenin yolu, 119. maddenin 2. fıkrasındaki süre vermek değildir. Zira, 6100 sayılı Kanun'un 119. maddesinde dilekçedeki eksiklik halinde ne yapılması gerektiği maddenin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Bu fıkraya ve maddenin gerekçesine bakıldığında, Kanun koyucunun, dilekçedeki bazı eksikliklerin bir haftalık süre verilerek tamamlanması, tamamlanmadığı takdirde de davanın açılmamış sayılması gerektiğini kabul ettiği görülmektedir. Bunlar, 119. maddenin 1. fikrasının (b), (c), (ç), (ğ), (h) bentlerindeki hallerdir. Bunun dışındaki hallerde ne yapılacağı 119. maddede belirtilmeyip ya ilgili özel kanun hükmüne (örneğin, dava değerinin gösterilmemesi halinde Harçlar Kanunu hükümleri) veya diğer hükümlere başvurulması gerekmektedir. Dilekçede vakıaların hiç ya da somut olarak gösterilmemesi ve delillerle bağlantı kurulmaması halindeki özel düzenleme ise 194. maddedir. Dolayısıyla bu hükümden hareketle sorun çözülmelidir.<br>Daha önce doktrinde ve kısmen yargı kararlarında zikredilen somutlaştırma yükü, 6100 sayılı Kanun ile birlikte açık bir kanunî düzenlemeye kavuşmuştur. Ancak, bu noktada iddia yükü ile somutlaştırma yükünü birbirinden ayırdetmek de gerekir. Dilekçede hiçbir vakıaya veya hukukî nitelikte vakıa sayılacak iddialara yer verilmemişse, o zaman \"iddia yükünün\" yerine getirilmemesinden; belirli vakıa iddiaları mevcut olmakla birlikte, bunların somut ve açık şekilde gösterilmemesi (ve delillerle bağlantı kurulmaması) halinde ise, somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilir. Bu her iki yük de usûlî yükler olmakla birlikte, sonuçları ayrı değerlendirilmelidir. İddia yükünün yerine getirilmemesi halinde, gerçek anlamda bir vakıa iddiası mevcut değildir ve 6100 sayılı Kanun'un 25. maddesi gereğince hâkimin mevcut olmayan bir vakıaya dayanması, hatta bunu hatırlatması mümkün olmayacaktır. İddia edilmeyen bir şeyin ispatına yönelik faaliyetten de söz edilemez. Kısaca, iddia yoksa, ispat da yoktur. Bu sebeple, iddia yükünün yerine getirilmemesi halinde, dilekçeler teatisi aşamasında bu eksiklik tamamlanmamışsa, bu aşamadan sonra başkaca bir inceleme yapmadan, işin esasına girmeden, davanın \"iddia yükü yerine getirilmediğinden usûlden reddi\" gerekir. Çünkü, esasa girip ne ön inceleme ne tahkikat konusu yapılacak bir vakıa mevcuttur.<br>Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir.<br>Davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı, zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya, ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra, karşı tarafça savunma yapılabilir ve mahkemece bir vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve vakıa üzerinde inceleme ve tartışma yapılarak karar verilebilir. Soyut ve genel ifadelerle dilekçe yazmak, tarafın kendi bilmediği bir şeyi karşı tarafın bilmesini ve mahkemenin de talepte dahi bulunanın bilmediği, somut olarak ileri sürmediği, belirsiz bir şeyden sonuç çıkarmasını beklemek anlamına gelir ki, bu durum hukuk kuralları bir yana mantık kurallarıyla da bağdaşan bir durum değildir. Yargıtayın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar. Unutmamak gerekir ki, talebin tam tespit edilemediği belirsiz alacak davasında dahi, talep konusu belirsiz olsa dahi, Kanun hukuki ilişkinin belirtilmesini zorunlu kılmıştır (HMK m. 107). Çünkü, kişi, belirsiz ve bilinmeyen bir hukukî ilişki ve vakıadan hareketle bir talepte bulunamaz.<br>Somutlaştırma yükü de iddia yükü gibi usûlî bir yük olmakla birlikte, sonucu iddia yükünden farklıdır. İddia yükünde ortada bir vakıa yokken, somutlaştırma yükünde bir vakıa mevcut, ancak kanunun aradığı şekilde açık ve somut değildir. Bu durumda, özellikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ön inceleme hükümleri (HMK m. 320, 137, 140) dikkate alınmalıdır. Çünkü, \"maddi ve hukuk açıdan belirsiz yahut çelişkili\" hususlarda hâkim davayı aydınlatmak durumundadır. Somut olmayan vakıalarda, maddi ve belirli ölçüde hukuki belirsizlik mevcuttur, bu belirsizliğin giderilmesi gerekir. Bu belirsizlik dilekçelerin verildiği aşamada giderilebileceği gibi, özellikle gerek 6100 sayılı Kanun madde 320 gerekse madde 137 ve 140 hükümleri gereğince, hâkim tarafından bu konuda çaba gösterilmesi gerekir. Çünkü, ön ncelemede tarafların iddia ve savunmalarının tespit edilmesi, anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktaların tek tek belirlenmesi gerekli  ve  zorunlu  olup  bu  aynı  zamanda  hâkimin  ödevidir.  Bu  çerçevede  hâkimin ön incelemede mutlaka somutlaştırmayı sağlaması gerekir. Bu sebeple, sadece tarafların dilekçelerini tekrar ettikleri yönündeki beyanların tutanağa geçirilmesi veya soyut ifadelerle tespit yapılması yeterli değildir. Bu, mahkemenin yargılamayı yürütmesi bakımından sağlıklı olmayacağı ve Kanuna aykırı olacağı gibi, Yargıtay denetimine elverişli bir durum da oluşturmayacaktır. Bunun gibi, tarafların üzerinde bulunan yükleri (iddi, somutlaştırma ve ispat yükü) ve hâkimin görevi ve ödevini bilirkişinin üzerine yıkarak, bilirkişinin bu tespitleri yapması da beklenemez ve bu tespitlere göre de dava yürütülemez. Zira, tarafın iddiası olmayan veya somutlaştırmadığı bir hususu, bilirkişi incelemez, değerlendiremez; bilirkişi hâkimin yerine de geçerek davayı aydınlatamaz, uyuşmazlık ve vakıa belirlemesinde bulunamaz. Bilirkişi ancak, varolanı inceleyebilir, açıklayabilir, teknik bilgisiyle istenen hususu tespit edebilir. Başlangıçta taraflarca ve hâkim tarafından gerçekleştirilmeyen bu işlemlerin sonradan bilirkişi marifetiyle giderilmesi usûlen mümkün değildir.<br>Eğer somutlaştırma yükü, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevine rağmen, davacı tarafından yerine getirilmemişse, o zaman bu yüke bağlanan yaptırım ortaya çıkacaktır. Somutlaştırma yükünün yerine getirmemenin yaptırımı, ispat yükünü yerine getirmemektir. Bu ise, aslında vakıanın ispata elverişli kabul edilememesi ve bunun sonucu olarak da belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda, somutlaştırma yükü ve dolayısıyla ispat yükü yerine getirmediğinden, ispat edilemeyen davanın reddi sonucu doğacaktır ki, bu da davanın esastan reddi olup işin esası bakımından kesin hüküm oluşturacaktır.<br>Sonuç olarak dava dilekçesinde, gerek 6100 sayılı Kanun madde 119/1-e. gerekse madde 194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması halinde, önce hâkim davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini (yeni bir vakıa meydana getirmeden, sadece mevcut vakıa kapsamında) davacıdan istemeli, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmeli, bu eksiklik tamamlanmaz, somutlaştırma gerçekleşmezse, ispatsız kalan davanın reddine karar verilmesi gereklidir.<br>Ayrıca, itirazın iptali davasının takibe bağlılığı sebebiyle takip talebinde ileri sürülmeyen sebeplere ve belgelere itirazın iptali davasında dayanılması ve ileri sürülmesi mümkün değildir. Öte yandan, itirazın iptali davasında icra takibinden birden çok alacak kalemi talep edildiğinde hangi alacak kalemi için ne kadar talep edildiğinin açıklanarak neticei talebin belirli hale getirilmesi zorunluluktur. <br>Somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde davacı ile Davalı Koçsu Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti ve Hayat Sapanca Gayrimenkul Yatırım İnş. San. ve Ltd. Şti arasında Sakarya İli ... İlçesi ... Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve Sakarya İli ... İlçesi ... Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davacı tarafından yapılan imalatların yapım masrafların davacı tarafından karşılanmadığını, davalı borçlulardan ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri, kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedelleri alacakları bulunduğunu, davalıların ödeme yapmaması üzerine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek icra takibine davalılarca yapılan itirazların iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı icra takibinde alacağın sebebini bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik alacağı, kar payı ve ek iş-işçilik bedelleri olarak göstermiştir. Asıl alacak olarak 938.000,00 TL talepte bulunmuş, ancak hangi alacak kalemi için hangi bedelde talepte bulunulduğunu ayrı ayrı göstermemiştir. Davacı, dava dilekçesinde icra takibini başlatırken dayandığı vakıaları ortaya koymadığı ve itirazın iptali davasında kendisini sınırlayacak borcun doğum sebeplerini göstermediği, vakıaları somut olarak belirtmediği ve delillerle bağlantı kurmadığı anlaşılmakla talebini açık anlaşılır ispata elverişli şekilde ortaya koymamıştır. Ayrıca, icra takibinden birden çok alacak kalemi talep edildiğinde hangi alacak kalemi için ne kadar talepte bulunduğu belirgin değildir.  Davacı vekili, verilen ihtar ve sürelere istinaden üç adet açıklamam ve beyan dilekçesi sunmuştur. Son olarak da, kaldırma kararında işaret edilmesi üzerine 6100 sayılı HMK'nun 31., 119/1-e-ğ ve 194 maddeleri hükümleri uyarınca uyuşmazlığın aydınlatılması ve taleplerin belirlenmesi için davacı vekiline ihtaratlı süre verilmiştir. Davacı vekili açıklama ve beyan dilekçelerinde, itirazın iptali istenen takip dosyasının takip talebinde dayanak belge olarak dava davalılar ile ilgisi olmayan aksine davacı adına kesilmiş olan faturalar gösterildiği, davacı itirazın iptali davası sırasında davalılar ile arasında düzenlenen farklı faturaları delil olarak dayandığı, bu faturaların icra takibinde borcun sebebi olarak gösterilmediğinden ispat vasıtası olarak da kullanılamayacağı, \"Diğer giderler\" şeklinde belirtiği alacak kalemi ile belirsiz bir alacak talebinde bulunduğu, açıklamalarda talep edilen alacak kalemleri toplamı ile takip konusu alacak kalemleri toplamının miktar olarak uyumsuz olduğu, davacının talebinin icra takibindeki dayanak belgeler ile ilişkilendirilemediği, yapılması istenen açıklamalarda davacının taleplerinin ve miktarlarını net olarak açıklayamadığı, somutlaştırma yükünün yerine getirilmediği, itirazın iptali davası açısından yargılama konusu olacak hüküm kurmaya elverişli açık bir talep bulunmadığı, davacının iddiaları itiraza uğrayan icra takibini aşar nitelikte vakıalar ve talepler içerdiği anlaşılmakla Mahkemece davanın HMK 119/2 maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>V. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar  verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Sakarya Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 05/11/2025 tarih ve 2025/211 E - 2025/726 K. sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcından alınması gereken harcın mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın tebliği ve diğer işlemlerin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.2 ve 361/1 maddeleri gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 27/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br><br>    \t\t                                               *\t                       <br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"948dd47fb1997c61","SID":"8b556cd0ec5b58a9"}}