{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t:2023/450 Esas<br>KARAR NO\t:2026/202 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:2020/555 Esas - 2022/744 Karar <br>TARİH:24.11.2022 <br>DAVA:Kıymetli Evrak İptali Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ:05/02/2026<br> İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının dava dışı  ... A.Ş.'de ortaklığı bulunmamasına rağmen, 810.300,00-TL değerinde 810.300 adet adet hamiline yazılı pay senedinin kendisine ait olduğu ve zayi olduğu gerekçesi ile İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde hasımsız iptal davası açtığını, mahkemece senetlerin zayii nedeniyle iptaline karar verilmiş ise de;  iptal davasına konu pay senetlerinin davacı uhdesinde olduğunu, 16/09/2020 tarihli yönetim kurulu toplantısında şirkete yönetim kuruluna ibraz edildiğini ve pay sahipliğinin pay defterine işlendiğini, ayrıca iptal yargılamasında yapılan ilanlarda altı ay yerine üç aylık süre belirlendiğini, mahkemece ilan süresinin sehven üç ay belirlendiği belirtilerek ilan tarihinden itibaren altı beklenmesine karar verilmiş ise de, ilanın kendisinin kanuna aykırı olduğunu, davacının senetlerin maliki ve zilyedi olduğunu, senetlerin zayi olmadığını ileri sürerek İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1279 E. 2020/236 K. Sayılı dosyası uyarınca verilen; “hamiline hisse senetlerinin iptaline ve yeniden düzenlenerek talep edene yerilmesine” dair kararın iptaline karar verilmesini, yargılama sonuçlanıncaya kadar  İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1279 E.2020/236 K. Sayılı dosyası kararının icrasının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve karşı avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davalının dava dışı ...Şirketi'nin kurucusu ve ortağı olduğunu, 05/09/2018 tarihli genel kurul toplantısına kabul edilmemesi nedeniyle ... Şirketindeki mevcut ortaklığının tespiti için İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/855 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dosyada önce ailesine duyduğu güven nedeniyle, şirket kararı ile bastırılan hamiline yazılı pay senetlerini teslim almadığını beyan ettiğini, ancak bizzat o dosya davalısı şirket tarafından hamiline yazılı pay senetlerinin kendisine teslim edildiğinin beyan edildiğini, bunun üzerinde ofis ve işyerinde u-yapılan arama sonucunda hisse senetlerinin bulunamaması nedeniyle İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde zayi nedeniyle iptal davası açıldığını ve mahkemece 2019/1279 Esas 2020/236 karar sayılı ve 25/06/2020  tarihli kararı ile senetlerin zayii nedeniyle iptaline karar verildiğini,  söz konusu senetlerin davacı ...'ın elinde olduklarının 22/09/2020 tarihli genel kurul toplantısında öğrenildiğini, davalının bu toplantıya pay sahibi olmadığı gerekçesi ile alınmadığını, sermaye arttırımı kararı alındığını, bu toplantıda alınan kararların iptali için de dava açıldığını, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/855 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama aşamasında hisselerin tutanak ile davalıya teslim edilmiş olduğunun da belirlendiğini, anılan dava reddedilmiş ise de red gerekçesinin, davalının(o dosya davalısı) 04/06/2016 tarihi itibariyle 810.300 adet hamiline yazılı paya sahip olduğu tespit edilse bile, hamiline yazılı payların zilyetliğin devri yolu ile devredilmesi mümkün olduğundan davacının halen pay sahibi olup olmadığının tespit edilemeyeceği yönünde olduğunu, bu kararın da istinaf edildiğini, davalının pay senetlerini kimseye devretmediğini savunarak,  davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  24.11.2022 tarih ve 2020/555 Esas - 2022/744 Karar  sayılı kararında; \"İncelenen tüm dosya kapsamına göre davacı, davalı tarafından İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2019/1279 esas - 2020/236 karar sayılı dosyasında alınan iptal kararı sonrasında iptale konu senetlerin zayi olmayıp kendi elinde bulunduğu iddiası ile iptal kararının iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır.İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2019/1279 esas - 2020/236 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; ... tarafından 05.12.2019 tarihinde yapılan talebe istinaden ...A.Ş. 'ye ait 810.300,00-TL bedelli hamile yazılı hisse senetlerinin TTK 661 ve 666 mad. gereğince zayi nedeniyle iptaline, iptaline karar verilen senetlerin TTK 666/3 mad. gereğince ...A.Ş. tarafından yeniden düzenlenerek talep edene teslimine dair 25.06.2020 tarihinde verilen kararın 16.07.2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacı tarafça iptal davasında sürenin önce 3 ay olarak verilmesi sonradan düzeltilerek 6 aya çıkarılması hususu itiraz konusu yapılmış ise de, somut olaydaki uyuşmazlığın iptal kararının iptali istemine ilişkin olmasına ve meşru hak sahiplerinin tespit edilmesi gereken bir dava olmasına göre zayi nedeniyle iptal davasında belirtilen usuli eksikliklerin ileri sürülmesi; esasen bu hususlar sonradan da düzeltilmiş olmakla yerinde görülmemiştir.Yine davacı tarafça İstanbul 14.ATM'nin 2018/855 esas sayılı dosyasında davalının açtığı ortaklık sıfatının tespiti talepli dava bulunduğu, davalının şirketteki payının bulunup bulunmadığı, ihtilaflı iken iptale karar verilemeyeceği belirtilmiş ise de; pay sahipliği sıfatının tespitine yönelik uyuşmazlığın varlığı, senedin zayi nedeniyle iptal kararı alınmasını etkileyemeyecek olup nitekim dava açıldıktan sonra tespit talebiyle açılan davada redde karar verilmiş ise de; söz konusu davada alınan bilirkişi raporunda ...'in 04.06.2016 tarihine kadar hamiline yazılı senetler çerçevesinde pay sahibi olduğunun tespit edildiği ancak bu tarihten sonra hamile yazılı senetlerin devri için zilyetliğin devri dışında bir işlem gerekmediğinden pay devri yapılıp yapılmadığının tespit edilemeyeceği, dolayısıyla ...'in halen pay sahibi olup olmadığının belirlenemeyeceği sonucuna ulaşıldığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür.Hamile yazılı hisse senetleri de hamile yazılı kıymetli evraka dair hükümler çerçevesinde iptal edilebilir ve dolayısıyla iptal kararından sonra ortaya çıkan hamil iptal kararının iptalini talep edebilir. Bu nedenle davalının aktif husumet ehliyetine ilişkin itirazı da yerinde görülmemiştir.Somut olayda, davacı taraf senedin hamili olduğunu iddia etmekte olup iptal kararının iptali isteminde bulunduğuna göre senedin meşru hamilinin tespiti gerekmektedir.Hamile yazılı kıymetli evrak sahibinin rızası dışında elinden çıkmış olursa TTK 659/3 mad.ile MK 990 mad.hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde üçüncü kişinin meşru hamil sıfatına haiz olabilmesi için senedi iyi niyetle devir alması gerekir. MK mad.3 gereğince her hukuki işlemde asıl olan iyi niyetin kabulü olup bunun aksini iddia eden kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. İyiniyet - kötü niyet olgusu maddi bir vakıa olduğundan her türlü delille ispatı kural olarak mümkündür. Mahkememizce şirket kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, şirketin pay defterinde 21.01.2009 tarihinde ... tarafından 397.000 adet hissenin ...'e 2444 adetlik hissenin ...'e satışı sonrasında davacı ... 'in hissesinin kalmadığı, yine İstanbul 14.ATM'nin 2018/855 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile kararında da işaret edildiği üzere 04.06.2016 tarihi itibariyle ...'in şirkette 810.300,00-TL itibari değeri haiz 810.300 adet hamiline yazılı hisseye sahip olduğu, 16.09.2020 tarihli yönetim kurulu kararında ...'in uhdesinde bulundurduğu 810.300,00-TL tutarındaki hisse senetlerini ibraz ederek pay defterine işlenmesini talep etmesi nedeniyle 16.09.2020 günlü yönetim kurulu kararı ile hisse senetlerinin pay defterine kaydedildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında ihtilafa konu edilen paylar hamile yazılı pay senetlerine bağlandığından, bu senetlerin pay defterine işlenmesi ve pay defteri üzerinde takip edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla pay defteri hamiline yazılı pay senetleri bakımından bir ispat vesikası teşkil etmeyecektir. Kaldı ki yönetim kurulu kararı ile bir pay sahibinin artık pay sahibi olmadığı ve bu payın başka bir pay sahibine ait olduğunun tespit edilmesi de olanaklı değildir. ...'in paylarının sıfıra indirilmesi yönetim kurulu kararına dayanılarak gerçekleştirilmiş ise de; şirket pay defterinde yer alan kayıt ya da pay sahipliğinin tespitine dair alınan yönetim kurulu kararı hamile yazılı senede bağlanmış payların mülkiyeti üzerine bir etkiye sahip değildir. Davada tarafların söz konusu hisselerin ilgili yönetim kurulu kararı öncesinde ... 'den ...'e devir edildiğine dair bir iddia ya da savunmaları bulunmamaktadır. Bu durumda senetlerin iptaline ilişkin kararda da tespit edildiği üzere ...'in söz konusu senetlerin zilyedi olduğu fakat senetlerin rızası dışında elinden çıktığını kabul etmek gerekmektedir. İptal kararından sonra ortaya çıkan duruma göre ispat yükü, senetlerin rızası dışında elinden çıktığı kabul edilen ... üzerindedir. ... 'in senetlerin iktisabında  iyi niyetli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Ancak Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere hamilin iyi niyeti kötü niyeti saptanırken bilmekten ziyade hukuki eksikliği bilmesi gerektiği bahsinde kendisinin kişisel durumunun da dikkate alındığı görülmektedir. Örneğin aile bağları, şirket yöneticiliği, şirket ortaklığı gibi konular kötü niyetin göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Bu kapsamda aile bağları gereğince senedin rıza dışında elden çıktığını yahut senedin bedelsiz olduğunu bilmesi gereken kişiler senedi devir alırken kötü niyetli yahut bilerek borçlu zararına hareket eden kişi konumunda addedilebilmektedir.Somut olay yönünden davacının ...A.Ş. şirketinin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğu, davalının öncesinde şirketin ortağı olduğu, davacı vekilinin son celse beyanında da belirttiği üzere şirketin bir aile şirketi olup, davacının davalı ile aralarında baba-oğul ilişkisi bulunduğu bu kapsamda gerek aile bağları gerekse şirketin aile şirketi olup ortak sayısının azlığı dikkate alındığında davacının, senetlerin davalının rızası dışında elden çıktığını bilmesi gereken kişilerden olduğu kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,'' Davanın REDDİNE; '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli karar incelendiğinde \"yönetim kurulu kararı ile bir pay sahibinin artık pay sahibi olmadığı ve bu payın başka bir pay sahibine ait olduğunun tespit edilmesi de olanaklı değildir.\" şeklinde bir gerekçelendirmeye yer verdiğinin görüldüğünü, bizatihi bu gerekçenin dahi yerel mahkemenin işbu dosya üzerinde eksik inceleme yaparak karar verdiğini ortaya koyduğunu, fiziki belgelerin incelenmesi suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunun 20. sayfasının \"B.2-)\" başlıklı bölümü incelendiği takdirde mezkur yönetim kurulu karar metninin;  \"Yönetim Kurulu şirket merkezinde toplanarak gündemdeki konuları görüşmeye başlamış ve ... uhdesinde bulundurduğu toplam 810.300 TL tutarındaki hisse senetlerini ibraz ederek tespit ve pay defterine işlenmesini talep etmiş olmakla; gereği 16.09.2020 günü Yönetim Kurulu Kararı ile pay defterine işlenmesine karar verilmiştir.\" şeklinde olduğunun görüleceğini, mezkur yönetim kurulu kararının -şüpheye mahal bırakmayacak derecede net bir şekilde- müvekkili davacı tarafından 810.300.-TL tutarındaki hisse senetlerini ibraz ettiğini, işbu senetleri zilyetliğinde bulundurduğunu somut olarak ortaya koyduğunu, hem yönetim kurul kararı tarihi, hem de işbu davanın ikame tarih itibariyle yürürlükteki haliyle Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) ilgili 426/2. maddesinin; \"Hamiline yazılı pay senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse, şirkete karşı pay sahipliğinden doğan haklarını kullanmaya yetkilidir.\" hükmünü havi olduğunu, yine hem yönetim kurul kararı hem de işbu davanın ikame tarihi itibariyle yürürlükteki haliyle TTK'nın 489. maddesinin ise  \"Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade eder.\" hükmünü havi olduğunu,  hamiline yazılı pay senetlerinin zilyetliğinin, pay sahipliği hakkını kullanmak için tek zorunlu usuli şart olduğunu; yine bu senetlerin devrinin de usulen sadece zilyetliğin devri ile gerçekleştirilebildiğini, bu durumda mezkur senetleri zilyetliğinde bulunduran müvekkili aleyhine, sanki pay senetleri fiziken ibraz edilmemişçesine sadece yönetim kurulu kararı alındığı şeklindeki gerekçelendirmenin somut gerçeğe aykırı olduğunu,Davalının birbirleriyle çelişik beyanlarının ve de savunmasına dahil etmediği hususların yerel mahkemenin hükmüne esas teşkil ettiğini, davalının  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki 2018/855E. sayılı dosyayla ikame etmiş olduğu pay sahipliğinin tespiti dava dilekçesinde ... A.Ş.'ye ait hisselerini hiçbir zaman teslim almadığını iddia ettiğini, bu dava dosyasında alınan 09.07.2020 tarihli bilirkişi raporunun 9. sayfasında ise davalının bizatihi kendi imzası karşılığında hisse senetlerinin kendisine teslim edildiğine dair tutanakların varlığının tespit edildiğini, yine davalı tarafından İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2019/1279E. sayılı dosya ile ikame edilmiş olan hisse senedi zayi konulu dava dilekçesinde ise hamiline yazılı hisse senetlerini evinde, iş yerinde yaptığı aramalara rağmen bulamadığını iddia ettiğini, eldeki davaya karşı cevap dilekçesinde ise \"hisse senetlerinin kendisine teslim edildiğini öğrenmesi üzerine, evinde ve bürosunda gerekli aramaları yapmış ve fakat ilgili senetlere ulaşamamıştır.\" ifadelerine yer verildiğini, davalı tarafın hisse senetlerini teslim aldığını, bizatihi kendisi yönetim kurulu başkanı ve şirket ortağı olduğu tarihlerde basiretli tacir olarak işlemlerinden sorumlu olduğunu, bu nedenle de imzaladığı tutanaklarla teslim aldığı sabit olan hisse senetlerini almadığına yönelik iddiaların kabul edilemeyeceğini, kaldı ki evinde ve ofisinde arama yaptığına ilişkin beyanlarının da bu senetleri teslim aldığını gösterdiğini,Yerel mahkemece gerekçeli kararda \"...'in söz konusu senetlerin zilyedi olduğu ve fakat senetlerin rızası dışında elinden çıktığını kabul etmek gerekir.\" ifadelerine yer verildiğini, ne cevap dilekçesinde ne de işbu davayla ilişkili yukarıda esas bilgileri verilen davaların hiçbirinde davalı tarafça senetlerin rıza dışı elinden çıktığının iddia ve/veya savunma olarak ileri sürülmediğini,  mahkemece davalı tarafın savunma olarak ileri sürmediği hususlara dayanılarak karar verildiğini ancak bunun açık ve sarih olarak HMK 25. maddeye aykırı olduğunu, bununla birlikte ne davacı olarak taraflarınca ne de davalı cevap dilekçesinde iddia ve/veya savunma olarak ileri sürülmeyen ve fakat yerel mahkemece gerekçe olarak yer verilen nedenlerden birnin de \"aile bağları\" olduğunu; yargılamanın hiçbir tarafının \"aile bağları\", \"aile şirketi\" gibi ifade ve/veya savunma yapılmadığını; bu hususun da açık ve sarih olarak hükmü hukuka aykırı hale getirmekte olduğunu, taraflarca getirilme ilkesine aykırılığın sadece gerekçeli kararda değil, aynı zamanda hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda da apaçık bir şekilde vuku bulduğunu; davalı tarafından senetlerin kötü niyetli olarak elinden çıktığı iddia olunmamışken ve hatta çelişkili ifadelerle aksine birden fazla iddiası bulunmaktayken-, taraflarca aile şirketi, kötü niyet gibi nedenlere dayanılmamış olmasına rağmen, bilirkişi heyetinde HMK'ya aykırı olarak bu olgulara dayanarak, gerçeğe ve hukuka aykırı tespitlere yer verildiğini,Zayi olduğu iddia edilen senetlerin asılları ortaya konulmasına, senetlerin zayi olmadığı ispatlanmasına ve böylelikle senetlerin zayiine ilişkin iptal kararının iptali zaruri olmasına rağmen yerel mahkemece davanın reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,  iptal kararının maddi hüküm niteliğini haiz olmadığını, hakkın varlığına, içeriğine ve hak üzerindeki tasarruf yetkisine tesir etmeyeceğini; dolayısıyla bir iptal kararının varlığının, lehine karar verilen kişinin pay senetlerinin gerçekten de \"maliki\" ve/veya \"zilyedi\" olduğunu kanıtlamayacağını, bu işlevi bulunmadığını, bu kapsamda; senetlerin zayi olduğu iddiası karşısında verilen kararın, işbu senetlerin gerçek maliki ve zilyedinin tespit edilmesi sonucunda iptal edilmesinin ilgili mevzuatın amir hükümleri gereği olduğunu,İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce alınan bilirkişi raporu ve gerekçeli karar da incelendiği takdirde pay sahipliğinin tespiti talebinin ret nedeninin; 04.06.2016 tarihi itibariyle davalının 810.300 adet hamiline yazılı hisseye sahip olduğu anlaşılmış olmasına rağmen, hamiline yazılı hisse senetlerinin devir şekli dikkate alındığında 04.06.2016 tarihi sonrasında davalının bu senetleri uhdesinde bulundurmaya devam edip etmediği veya devredip devretmediği ya da bu senetlerin başka malikinin bulunup bulunmadığının tespit edilemeyecek olması olduğunu,Müvekkili tarafından senetlerin malikliği ve de zilyetliğinin açık ve sarih olarak ortaya konulması itibariyle davalının söz konusu hisse senetlerinin maliki veya zilyedi olmadığının ve dahi senetlerin de zayi olmadığının sabit olarak ispatlandığını, TTK'nın 663. maddesinin açık ve sarih olarak \"senedin zilyedi bulunmuş ve onu zayi etmiş olduğuna dair inandırıcı açıklamalar yapan\" tarafa iptal hakkı verdiğini,  ancak yukarıda da izaha çalışıldığı üzere; çelişkili beyanlarda bulunan davalının, senetlerin hiçbir zaman zilyedi olmadığını dahi kabul ettiğini, Bu kapsamda yerel mahkeme kararıyla  istanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/855 esas sayılı dosyasın verilen hükmün de birbirlerine aykırı durum yarattığını, bu durumun hukukun güvenilirliği ilkesine de zarar verdiğini,18.11.2022 tarihinde dosyaya uzman görüşü (hukuki mütalaa) sunulmuş olmasına  ve uzman görüşü ile bilirkişi raporunda açık çelişkiler yer almasına rağmen, yerel mahkemece bu çelişkiler giderilmeden ve hatta uzman görüşüne kararda hiç yer vermeden dosyanın gerekçelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu( Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 10.11.2016 tarih, 2015/5127E. ve 2016/4635K. no'lu ilamı), taraflarca getirilme ilkesi (HMK m.25) ile bağlantılı bir kurum olan hâkimin davayı aydınlatması ödevi, hakimin iddia ve savunma ile sınırlı olarak belirsizlik ve çelişkilerin giderilmesi için öngörüldüğünü ve doğruya ulaşmak noktasında hakime yüklenmiş bir görev olduğunu, heyet olarak yargılama yapan yerel mahkemenin açık ve sarih olan çelişkileri gidermeden ve dahi mezkur uzman görüşüne gerekçeli kararda hiç yer vermeden kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle de kararın kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek, arz ve izaha çalışılan nedenlerle; icrasının geri bırakılması taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,  davanın kabulüne, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2019/1279 esas, 2020/236 karar sayılı zayi nedeniyle iptal kararının iptaline, bu talepleri uygun görülmezse kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. <br>Dava; hamiline yazılı pay senetlerinin zayi nedeniyle iptaline dair verilen kararın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış ve dava dışı ... Şirketi defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/855 esas sayılı dosyası kapsamından; İş bu dosya davalısının, dava dışı ... Şirketi'nde kurucu ve pay sahibi olduğu, şirketin paylarının hamiline yazılı paylara bağlandığı ve hamiline yazılı pay senetleri çıkartıldığı, şirketin çıkarmış olduğu hamiline yazılı pay senetlerinden kendi payına denk düşen senetler ile muris ...'den kendisine kalan miras payı karşılığı hamiline yazılı pay senetlerinin kendisine teslim edilmediği, şirketin 05/08/2019 tarihli genel kurul toplantısına pay senetlerini ibraz edemediği gerekçe gösterilerek alınmadığı iddialarına dayalı olarak, davalı ... Şirketi ortağı olduğunun ve payının tespitine karar verilmesi istemli dava açtığı, davalı şirket tarafından hamiline yazılı pay senetlerinin davacıya teslim edildiğinin savunulduğu, davacının senetleri üçüncü kişilere devretmiş olmasından endişe edildiğinin beyan edildiği,  mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile davacı ...'nin kendisine tutanakla teslim edilen hamiline yazılı pay senetleri karşılığında davalı şirkette 04/06/2016 tarihi itibariyle 810.300,00-TL karşılığı 810.300 adet paya sahip olduğunun, ancak hamiline yazılı senetlerin devrinin zilyetliğin devri yoluyla gerçekleşmesi nedeniyle dava tarihi itibariyle davacının halen pay sahibi olup olmadığının pay defteri kayıtları ile tespit edilemeyeceğinin belirtildiği, mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, dairemizce UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 Hukuk Dairesi'nin  2021/347 esas, 2023/1621 karar sayılı, 23/10/2023 tarihli ilamı ile davada husumetin yalnızca şirkete yöneltilmesinin yeterli olmadığı, dava konusu ve davacının hakkını dayandırdığı 810.000 adet hamiline yazılı senedi elinde bulundurduğu anlaşılan ...'e husumet yöneltilmesi gerektiği, mahkemece davacı tarafa hamiline yazılı hisse senetlerin elinde bulunduran kişiye karşı istirdat davası açmak üzere mehil verilmesi, belirtilen dava ikame edildikten sonra işbu dava dosyası ile birleştirilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kaldırıldığı ve mahkemesine geri gönderilerek 2023/741 esasını aldığı, aynı zamanda kaldırma ilamı sonrasında ... tarafından İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/689 esası üzerinden açılan davanın, İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde devam eden dava ile birleştirildiği anlaşılmış olup, dosyanın bundan sonraki akıbeti sistem üzerinden tespit edilememiştir.TTK'nun 658/1 fıkrası uyarınca, senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile veya hamiline yazılı senet sayılır. TTK'nun 489/1 fıkrası uyarınca anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi ile hüküm ifade eder. Hamiline yazılı senetlerin iptali TTK'nun 661 ve devamı maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olup, TTK'nun 661/1 fıkrası uyarınca hamiline yazılı pay senetlerinin iptaline hak sahibinin istemi üzerine mahkemece karar verilir. Hükmün üçüncü fıkrası TTK'nun 663 maddesi uyarınca dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması halinde belli olmayan hamili ilan yoluyla, senedi belirli bir süre içinde ibraz etmeye çağırır ve aksi  takdirde senedin iptaline karar verileceğini ihtar eder. Sürenin en az altı ay olarak belirlenmesi gerekir; bu süre ilk ilan gününden itibaren işlemeye başlar. TTK'nun 666/1 fıkrası uyarınca mahkeme, belirlenen süre içinde ibraz edilmeyen senedin iptaline karar verir veya gerekli görürse başka önlemler de alabilir. Tüm bu düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anonim şirket hamiline yazılı pay senedinin zilyetliğini elinde bulunduran kişi kural olarak o senetten doğan hakkın yani payın da sahibi sayılır. Bu durumda hamiline yazılı pay senedinin zayi nedeniyle iptali kararının kaldırılmasına ve muarazanın giderilmesine yönelik eldeki davada ispat yükü de senetlerin zilyetliğini elinde bulunduran davacıda değil, senetlerin rızası hilafına elinden çıktığını ve senetlerin meşru hamilinin kendisi olduğunu iddia eden davalıdadır. Bu dosya davalısı ...'in davacısı olduğu İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/741 esas sayılı dosyası ile o dosya ile birleşen davada devam eden yargılamada, senetlerin meşru hamilinin kim olduğunun yargılama konusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece bu dosyanın akıbeti araştırılıp, bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği de  değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,  dava konusu hisselerin davalı ...'den ...'e devredildiğine dair bir iddia ve savunma bulunmadığı, bu nedenle davalının dava konusu senetlerin zilyedi olduğunu, fakat senetlerin rızası dışında elinden çıktığını kabul etmek gerektiği yönündeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma ilamı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/11/2022 tarih ve  2020/555 Esas ve 2022/744 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"72394894b01721ce","SID":"ce42cebea8d9e5ce"}}