{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1808 <br>KARAR NO\t: 2026/238<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2023/847 <br>KARAR NO\t: 2025/641<br>DAVA TARİHİ: 29/02/2016<br>KARAR TARİHİ: 23/09/2025<br>DAVA: Tazminat (... Sigortasından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 18/02/2026<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br> Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri murisi ...'ın 11/03/2015  tarihinde vefat ettiğini, ölümün doğal yollardan gerçekleştiğini, müteveffaya ... ... ... A.Ş. tarafından ... nolu poliçe ile ... sigortası poliçesi düzenlendiğini, davalı sigorta şirketine vefat nedeniyle tazminatın ödenmesi için ihtar yapılarak talepte bulunulmuş ise de sigorta şirketinin beyan yükümlülüğün ihlal edildiği gerekçesiyle tazminat bedelini ödemediğini belirterek, ... sigortası poliçesindeki tutarın ödenmesini talep ve dava etmiş,<br>Davacılar vekili 13/07/2016 tarihli dilekçesinde; davanın kabulüne, 105.193,50 TL teminat bedelinin 11/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisinin sigorta katılım sertifikası tanzim edilirken beyan etmediği hastalıkları nedeniyle vefat ettiği için beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve müvekkili sigorta şirketinin bedel ödeme borcunun ortadan kalktığını, sigorta katılım sertifikasında dain-i mürtehin olarak ... AŞ yer aldığından, davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; ''Yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar alınan rapor ile müteveffanın ölüm sebebi tam olarak tespit edilememiş ise de ATK'dan alınan raporda  dosya kapsamındaki tıbbi belgelerden; söz konusu 23.07.2014 tarihli sigorta sözleşmesi öncesinde, kişide, sağ kollum femoris kırığı, diabetes mellitus, tüberküloz, serebral enfarktüs, serebral arterin trombozuna bağlı, akut miyokardial enfarktüs, serebrovasküler hastalık, sol parezi, flaksid hemipleji, esansiyel hipertansiyon, kronik iskemik kalp hastalığı, kardiovasküler hastalık, aterosklerotik kalp hastalığı, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi karma” hastalık  tanılarının bulunduğu, adli dosyada kayıtlı bilgilerde; kişinin 3.3.2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi’ne öksürük şikayeti ile müracaatının olduğu, pnömoni tanısı ile tedavisinin düzenlenildiği, 8.3.2015 tarihinde İstanbul ... ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine müracaat ettiği, solunum hastalıklarına yönelik reçetesinin düzenlenildiği, 11.03.2015 tarihinde evinde öldüğü dikkate alındığında Kişinin ölümünün akciğer enfeksiyonuna bağlı meydana gelmiş olabileceğinin değerlendirildiği anlaşılmıştır.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacıların murisi ile davalı arasında poliçe düzenlenirken sigortalıya daha önceden geçirmiş olduğu bir hastalık veya süregelen bir hastalık veya rahatsızlığı olup olmadığı, tedavi görüp görmediği, düzenli ilaç kullanıp kullanmadığı hususunun sorulduğu, murisin ise doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının sabit olduğu, beyan yükümlülüğü ile ihlali gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu, sigorta ettirenin kusurunun kast derecesinde bulunduğu, sigortacı bilirkişi tarafından da bu hastalıklar beyan edilmiş olsaydı poliçenin hiç düzenlenmeyeceğinin belirtildiği anlaşılmış olup davalı sigortanı tazminat ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığı...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu raporlarının her ikisi de illiyet bağının kurulamadığını tespit edilmekle mahkemenin aksi yöndeki kararının hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda illiyet bağı kurulamadığı ve davalı şirketin \"Sür Prim Tablosu\" sunmadığı nedenleriyle indirim yapılamayacağından tazminatın tamamının ödenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen son alınan raporda murisin kastı olmadığı kabul etmekle birlikte varsayıma dayalı olarak %50 indirim yapılması gerektiği savunulduğundan bilirkişi raporları arasında çelişli olduğunu, bu çelişkinin giderilmediğini, artırılan dava değeri üzerinden fahiş bir karşı vekalet ücreti hükmedilmesinin hak arama özgürlüğünü kısıtlayan ve belirsiz alacak davasının getirdiği hukuki korumayı işlevsiz kılan bir sonuç doğurduğunu, son bilirkişi raporunda dahi murisin geçirdiği rahatsızlıklar nedeniyle hafıza problemleri yaşayabileceği, hastalıklarını hatırlamamasının olası olduğu belirtildiğinden, olayda kast ve illiyet bağı olmadığı için sigorta şirketinin tazminat tutarının tamamını ödemesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, ... sigortası poliçesi kapsamında vefat teminatının, davacılara ödenmesi istemine ilişkindir. ... ... Sigortası Katılım Sertifikasında, poliçenin 23/07/2014-2015 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde düzenlendiği, müteveffa ...'ın sigortalı, dava dışı ... A.Ş. ... İkitelli Şubesinin dain-i mürtehin olarak yer aldığı, vefat teminatının 105.193,50 TL olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu ... sigortası poliçesinde ... A.Ş. ... İkitelli Şubesinin dain-i mürtehin belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1490 ve 1493/7 maddeleri ile 4721 sayılı TMK'nın 879. maddesi nazara alındığında dava dışı banka tarafından verilen muvafakat nedeniyle davacıların işbu dava yönünden aktif husumetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Dava ilk olarak asliye ticaret mahkemesinde açılmış, görevsizlik kararı ile tüketici mahkemesine tevzi edilmiştir. Tüketici mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi akabinde Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde \"Mahkemece öncelikle ... AŞ'den krediye ilişkin kayıtlar getirtilerek, muris tarafından kullanılan kredinin tüketici kredisi mi yoksa ticari kredi mi olduğu tespit edilerek görev hususunun değerlendirilmesi, poliçede dain-i mürtehin olarak yer alan ... AŞ'den kredi borcunun ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise davaya kayıtsız şartsız muvafakatlerinin olup olmadığı sorularak aktif husumet ehliyetinin değerlendirilmesi, sayılan eksiklikler ikmal edildikten sonra murise ait tüm tedavi evrakları, hastane kayıtları getirtilerek beyan edilmeyen hastalık ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumundan yada endokrinoloji, kardiyoloji ve dahiliye uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmesi gerektiğinden\" karar kaldırılmıştır. Kaldırma kararının ardından tüketici mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizce \"Somut olayda uyuşmazlık; sigorta sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, söz konusu sigorta poliçesinin, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin kullandığı ticari kredi nedeniyle düzenlendiği, tüketici işlemi olmadığı anlaşılmakla, eldeki davada 6502 sayılı yasanın uygulanması mümkün değildir. O halde poliçenin düzenlenmesine esas temel ilişki ticari nitelikte kredi olduğundan davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait olmasına rağmen işin esasına geçilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.\" gerekçesiyle kaldırma kararının verilmiş, akabinde dosya İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir. Davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 13/07/2016  tarihli dilekçe ile 105.193,50 TL teminat bedelinin tahsili talep edilmiş ancak harç yatırılmamıştır. Dosya İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildikten sonra da dava konusu edilen 105.193,50 TL üzerinden eksik harç tutarının tamamlanmadığı tespit edilmiştir. Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağı gözetilerek davacı vekiline Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca süre verilip re'sen eksik harcın tamamlatılması, harç tamamlanmadığında dosyanın işlemden kaldırılması, yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, harç ikmal edildiği takdirde talep hakkında karar verilmesi gerekirken, re'sen nazara alınması gereken harç eksikliği tamamlanmadan karar verilmesi hatalıdır.Sigortacının borç ve yükümlülükleri arasında yer alan Aydınlatma Yükümlülüğünün düzenlendiği TTK'nın 1423. maddesinde; \"(1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.<br> (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. (3)Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemesini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler\"  hükmüne yer verilmiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesinde; \"sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır\" hükmü düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.<br>Yine ... Sigortaları Genel Şartları'nın \"Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü\" başlıklı C.2 maddesi;<br> 2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır.<br>2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir.\t<br>Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur.<br>Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.<br>Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder.<br>2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer.<br>2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir.<br>2.5-Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur.\" şeklindedir.<br>Gerek TTK'nın 1435. maddesi ve gerekse ... Sigortaları Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.<br> TTK'nın 1436. maddesinde; \"(1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun. (2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür.\"<br> TTK'nın 1437. maddesinde \"(1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır.\" hükümlerine yer verilmiştir.<br>Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK'nın 1439. maddesinde; \"(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.<br>(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.\" şeklinde ifade edilmiştir.<br>TTK 1439;<br>*Riziko öncesindeki yaptırımı \"cayma\" veya \"prim artırımı\"<br>*Riziko gerçekleştikten sonraki yaptırımı da<br>**Kusur varsa (ve rizikonun gerçekleşmesine veya sigortacının ödeme borcunun miktarına etki edebilecek nitelikte ise) kusur derecesine göre indirim<br>**Kast varsa<br>***Riziko ile bağlantı söz konusu ise sigortacının borçtan kurtulması<br>***Riziko ile bağlantı söz konusu değilse, sigortacının ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödeme yapması (\"orantısal ödeme\") olarak hükme bağlanmaktadır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:I, S:435, 436) <br>TTK 1439 çerçevesinde, değişik durumlarda söz konusu olacak sonuçlar şöyledir;<br>Riziko Öncesinde<br>Kusursuz İhlal: Cayma (veya Prim Farkı)<br>Kusurlu İhlal: Cayma (veya Prim Farkı)<br>Riziko Sonrasında<br>Kusursuz İhlal:Tam Tazminat / Bedel<br>Bağlantısız Kusurlu İhlal:Tam Tazminat / Bedel<br>Bağlantılı Kusurlu İhlal: İndirim (Kusurun Ağırlığına Göre)<br>Bağlantısız Kasıtlı İhlal:\tİndirim (Alınan Primle Alınması Gereken Prim Arasındaki Orana Göre)<br>Bağlantılı Kasıtlı İhlal: Fesih / Edim Borcu Ortadan Kalkar (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:I, S: 436) Yasal düzenleme ve genel şartlar bir arada değerlendirildiğinde; sigorta ettiren, riziko şahsıyla ilgili bildiği bir hususu beyan etmemişse karine olarak kusurlu kabul edilir. Ancak beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle tazminat ödememe hali, beyan yükümlülüğünün kasten yerinde getirilmemesi ve beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması halinde söz konusu olacaktır. İhlal kasta dayanıyorsa ancak beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında bağlantı yoksa bu durumda sigortacının ödenen primle, ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini ödemesi gerekmektedir. Sigortalının kastı olmaksızın ihmali ile beyan yükümlülüğünü ihlal etmiş olması halinde ise beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında bağlantı varsa indirim yapılacak, bağlantı yok ise tazminat tamamen ödenecektir. ... ... Sigortası Katılım Sertifikası Başvuru Formunun 2.sayfasında \"Sigortalı Adayının Sağlık Beyan Formu\" başlıklı kısımda; \"Kalp hastalığı, Kanser, ... Hipertansiyon veya Felç Hastalığı, Diyabet (Şeker) veya Böbrek Hastalıkları...\" gibi hastalıklarının olup olmadığına dair sorular ile \"Yukarıdakiler dışında herhangi bir hastalık geçirdiniz mi?, Son yıllarda bir hastalık veya kaza sonucu muayene olduğunuz mu?, ...Şu anda bunlar dışında bir sağlık sorununuz var mı?\" sorularının tamamının karşısında yer alan \"HAYIR\" yanıtının olduğu kısmın bilgisayar ortamında \"X\" şeklinde işaretlendiği, 4.sayfada el yazısı ile \"teslim aldım\" yazıldığı ayrıca 4 sayfadan ibaret formun her bir sayfasının sigortalı tarafından imzalandığı tespit edilmiştir.TÜİK ölüm belgesinde; ...'ın 11/03/2015 tarihinde öldüğü, ölüm nedeninin ... (30 dakika), esansiyel hipertansiyon (15 yıl), İnsülin bağımlı olmayan diabetes mellitus (15 yıl) olduğu belirtilmiştir.Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 10/01/2025 tarihli 204 karar no.lu raporda; \"...1-Adli dosyada kayıtlı bilgilerde; Kişi ile ... arasında 23.07.2014 başlangıç tarihli “finansör işletme yılık grup ... sigortası katılım sertifikası” imzalanıldığı kayıtlı olduğu,2- Dosya kapsamındaki tıbbi belgelerden; söz konusu 23.07.2014 tarihli sigorta sözleşmesi öncesinde;Kişide; sağ kollum femoris kırığı, diabetes mellitus, tüberküloz, serebral enfarktüs, serebral arterin trombozuna bağlı, akut miyokardial enfarktüs, serebrovasküler hastalık, sol parezi, flaksid hemipleji, esansiyel hipertansiyon, kronik iskemik kalp hastalığı, kardiovasküler hastalık, aterosklerotik kalp hastalığı, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi karma hastalık tanılarının bulunduğu, 3-Adli dosyada kayıtlı bilgilerde; kişinin 3.3.2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi’ne öksürük şikayeti ile müracaatının olduğu, pnömoni tanısı ile tedavisinin düzenlenildiği, 8.3.2015 tarihinde İstanbul ... ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine  müracaat ettiği, solunum hastalıklarına yönelik reçetesinin düzenlenildiği, 11.03.2015  tarihinde evinde öldüğü dikkate alındığında;Kişinin ölümünün akciğer enfeksiyonuna bağlı meydana gelmiş olabileceğiAncak dosya kapsamında ölüm anına ait ölüm sebebi ve mekanizmasını açıklayacak muayene bulgusu, laboratuar tetkiki, radyografık tetkik, EKG bulgusu gibi herhangi bir tıbbi belge bulunmadığı, zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskobik, mikroskobik incelemeler ile toksikolojik analizler de yapılmamış olduğundan;Mevcut verilerle; kişinin kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği ve sözleşme öncesi tanısı konulan hastalıkları ile ölümü arasında illiyet olup olmadığı  hususunda  değerlendirme yapılamadığı...\" mütalaa olunmuştur. Somut olayda sigortalının sözleşme tarihi öncesinde \"sağ kollum femoris kırığı, diabetes mellitus, tüberküloz, serebral enfarktüs, serebral arterin trombozuna bağlı, akut miyokardial enfarktüs, serebrovasküler hastalık, sol parezi, flaksid hemipleji, esansiyel hipertansiyon, kronik iskemik kalp hastalığı, kardiovasküler hastalık, aterosklerotik kalp hastalığı, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi karma\" hastalıkları bulunduğu Adli Tıp Kurumunda alınan raporlarla tespit edilmiş ise de söz konusu hastalıkları ile vefatı arasında illiyet bağı kurulamamıştır. Bu durumda mahkemenin \"...beyan yükümlülüğü ile ihlali gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu...\" şeklindeki gerekçesi hatalıdır. Ancak muris tarafından söz konusu hastalıklar sigorta şirketine bildirilmediği için beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı ise sabittir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığı üzere sigortalı, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğundan, bildiği bir hususu beyan etmemişse karine olarak kusurlu kabul edilir. Murisin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı tespit edilmiş ise de, bildirmediği hastalıkları ile vefatı arasında illiyet bağı tespit edilmediğinden, TTK'nın 1439.maddesi uyarınca sigortacının ödenen primle, ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini ödemesi gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, sigortalı tarafından hastalıklar beyan edilmiş olsa idi sigorta şirketinin min %100 fazla prim alacağı, bu nedenle tazminat tutarından %50 oranında indirim yapılması gerektiği kanaati bildirilmiş ise de bu tespite ulaştıran bir veri dosya kapsamında bulunmadığından, rapor hükme elverişli değildir. Bu durumda mahkemece öncelikle davalı sigorta şirketinden, poliçenin düzenlendiği tarihte, sigortalı murisin bildirmediği \"sağ kollum femoris kırığı, diabetes mellitus, tüberküloz, serebral enfarktüs, serebral arterin trombozuna bağlı, akut miyokardial enfarktüs, serebrovasküler hastalık, sol parezi, flaksid hemipleji, esansiyel hipertansiyon, kronik iskemik kalp hastalığı, kardiovasküler hastalık, aterosklerotik kalp hastalığı, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi karma\" rahatsızlıklarının bildirilmesi halinde alınacak (alınması gereken) prim tutarının sorulması, şayet davalı sigorta şirketi tarafından anılan veriler dosyaya sunulmaz ise bu durumda dava dışı sigorta şirketlerinden aynı hususların araştırılması, gelecek cevaba göre proporsiyon hesabıyla tazminatın belirlenmesi için dosyadaki mevcut bilirkişilerden ek rapor alınarak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.Ayrıca ... ... Sigortası Katılım Sertifikası Başvuru Formunun 2.sayfasında \"Sağlık Beyanı\" başlıklı kısımda sorulan soruların altında; \"Ben aşağıda imzası bulunan sigortalı adayı olarak eksiksiz olarak doldurduğum bu form nedeniyle ... ... ... A.Ş.'nin bir taahhüt altına girmediğini, işbu ... sigortası başvuru formunda / sağlık beyanında mevcut tüm soruları okuyarak eksiksiz ve doğru olarak yanıtladığım, aksi halde sigortamın iptali ile tüm haklarımı kaybedeceğimin tarafıma açıklandığını,  ....yukarıda belirttiğim tüm hususlar hakkında doktor, sağlık kurumları ve diğer ilgili kişi ve kuruluşlardan bilgi alma konusunda ... ... ... A.Ş.'yi yetkili kıldığımı kabul, beyan ve tasdik ederim.\" denilerek, davalıya sağlık bilgilerine ulaşması konusunda, sigortalı tarafından yetki verildiği anlaşılmaktadır. Sigorta şirketinin, sigortalının sağlık durumunu araştırma gibi bir yükümlülüğü mevcut değil ise de, kendisine verilen bu yetkiyi poliçenin düzenlenmesi aşamasında da kullanarak gerekli risk değerlendirmesi yapıp, yasal süre içerisinde cayma iradesini bildirmesi yada ek prim ödenmesini istemesi mümkün iken sahip olduğu yetkiyi poliçenin düzenlenmesi aşamasında kullanmayarak sigorta primini tahsil edip bundan ticari kazanç elde ederek risk gerçekleştikten sonra bu hususu dile getirmesinin TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde değerlendirilmesi, bu çerçevede sigorta şirketinin müterafik kusurunun ise yine bir üst paragrafta belirtilen hususta rapor alındıktan sonra mahkemece tartışılması gerekmektedir.6102 sayılı TTK'nın \"Lehtar Atanmasına İlişkin Yorum Kuralı\" başlıklı 1494.maddesine göre; \"(1) Ölüm rizikosuna karşı yapılmış sigortalarda, birden fazla kişi payları belirtilmeksizin lehtar olarak atanmışsa, sigorta bedeli üzerinde hepsi eşit oranda hak sahibidir. Hak sahiplerinden biri tarafından alınmayan pay, diğerlerinin payına eklenir. Mirasın reddi veya mirastan vazgeçme lehtarın hakkı üzerinde etkili olmaz. (2) Ölüm rizikosuna karşı yapılan sigortalarda lehtar belirtilmemişse, sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline karşı yapılmış sigortalarda ise sigortalı lehine yapıldığı kabul olunur.\" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereği murisin mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi mirasçıların payları eşittir. Mahkemece karar verilirken anılan hüküm göz önünde bulundurulmalıdır.Açıklanan nedenlerle; öncelikle eksik harcın tamamlanması, akabinde proporsiyon hesabı için gerekli araştırma yapılarak ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/847 E. 2025/641 K. sayılı 23/09/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,<br>3-Davacılar tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,<br>4-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>5-Davacıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ef1c8152a95402f","SID":"fa749a3b85acd5db"}}