{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/743 <br>KARAR NO\t: 2026/164<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/01/2022<br>NUMARASI\t: 2021/26 Esas -  2022/21 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının alacağının tahsili amacıyla taraflarınca İstanbul 27.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında fatura alacağı sebebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı borçlu şirketin, borçlu olmadığını iddia ederek yetkiye, borca ve faize itiraz etmiş ve takibi durdurmuş olduğunu, davalı yanın haksız ve mesnetsiz itirazının iptali amacıyla işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu,  her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacının alacağının haklılığının ortaya çıkacağını, davacının huzurdaki davaya ve icra takibine konu alacağının, davalı borçlu şirket ile arasındaki alacak ilişkisinden kaynaklanmakta olduğunu,  davalı takip borçlusunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek durmasına yol açmak suretiyle davacının alacağına kavuşmasını engellediğinin açıkça ortada olduğunu,  işbu sebeplerle davalı borçlu şirket aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu,  yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı .... Şti.’nin 29.11.1995 tarihinde Ümraniye/ İstanbul adresinde kurulmuş ve 1995 yılından günümüze kadar bir çok sektörde öncü bir konumda faaliyet göstermekte olduğunu, davalı ile davacı taraf arasında ticari bir ilişki gerçekleşmemiş olduğunu, işbu ticari ilişki gerçekleşmediğinden huzurdaki davaya konu edilen faturalara ilişkin davalının İade faturası düzenlemiş ve davacı tarafa iletmiş olduğunu,  davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının, davacıya ... kargo takip numarası, ... Seri Numarası ile ... tarafından kargo ile iletilmiş ve 02.10.2020 tarihinde davacının çalışanına teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafından davalıya gönderilen faturalara bu şekilde itiraz edilmiş olduğunu, söz konusu faturanın, taraflar arasında önceden yapılmış ve geçerli bir sözleşme ilişkisine dayanmasının şart olduğunu,  öncelikle ödeme emrine yapmış oldukları yetki itirazlarının dikkate alınarak icra müdürlüğünün yetkisizliğine ve dava şartı gerçekleşmediğinden haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini ve esasa ilişkin itirazlarının da dikkate alınarak davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"İtirazın iptali davalarında kural olarak ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraf üzerinde ise de ileri sürülen savunmaya göre ispat yükünün yer değiştirmesi söz konusu olabilmektedir. Davalı taraf, takibe konu edilen faturaya konu ticari ilişkinin gerçekleşmediği beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Buna göre eldeki davada ürünlerin teslim edildiği hususunda ispat yükü davacı alacaklı üzerinde bulunmaktadır. Mali raporda yapılan tespitlere göre, davacı ve davalı tarafın defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, lehe ve aleyhe delil vasfını haiz olduğu, taraf defterleri arasında 28.320,-TL cari hesap farkının olduğu, bu farkın davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş toplam tutarı 28.320,-TL olan 2 Adet E-Arşiv faturasına, davalı tarafından 3 gün sonra toplam tutarı 28.320,-TL olan 2 Adet E-Arşiv faturası düzenlenmesi ve işbu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmış olduğu tespit edilmiştir. Davacı yan tarafından davalı yana düzenlenmiş ve toplamı 28.320,-TL olan 2 Adet E-Arşiv faturası üzerinde teslim alan imzasının olmadığı ve işbu faturalara konu “Börek Teşhir Ünitesi” açıklamalı ürünlerin davalı yana teslimine ait irsaliye düzenlenmemiş olduğu, ancak, davalı tarafından işbu faturaların ticari defterlerine kayıt edilmiş olduğu ve davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş ve toplam tutarı 28.320,-TL olan 2 Adet E-Arşiv Faturasının Davalı BA Bildirimlerinde alım olarak bildirilmiş olduğu, 3 gün sonraki tarihli  irsaliye düzenlenmeden davalı tarafından davacı yana E-Arşiv faturası düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından delil listesinde dosyaya sunulmuş, Kargo Teslim Belgesine göre, davalı tarafından işbu İADE FATURA’larının düzenlenmesinden 2 ay sonra ... ile davalı firma dışında bir firma olan ...  Ltd. Şti. tarafından  25.09.2020 tarihinde davacı yan adresine gönderilmiş olduğu ve davacı adresinde 02.10.2020 tarihinde ... adında şahıs tarafından teslim alınmış olduğu, buna göre, iade faturalarının yasal süresi içerisinde usulüne uygun şekilde davacı yana teslim edildiğine dair bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; e-arşiv faturasının belirli şartlar yerine getirildiği takdirde geriye dönük düzenlenebileceği, süresinde iade faturası düzenlendiği kabul edilse dahi usulüne uygun şekilde davacı tarafa tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin davalı tarafça ibraz edilmediği nazara alındığında davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından kabul edilip, defterine kaydediği ancak dava konusu iki adet faturanın davalı defterlerine kaydedildikten sonra muhasebe yöntemleriyle defter kaydından çıkartıldığı ve bedelinin ödenmediğinin tespit edildiği, dava konusu iki adet faturanın davalı tarafından benimsenerek ticari defterlere kaydedilmesi karşısında davacının bu alacağının davalı tarafından da kabul edildiği anlaşılmakla davalının daha sonra bu faturaları ticari defter kayıtlarından muhasebe yöntemleriyle çıkarmış olması onu sorumluluktan kurtarmayacağından (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10/102019 tarih ve 2018/2190 Esas, 2019/4712 Karar sayılı kararı) davacı tarafça fatura konusu ürünlerin teslim edilmesine rağmen davalı tarafından söz konusu ürünlerin fatura karşılığının ödenmemiş olduğu, davacının dava konusu faturalara dayalı takip yapmakta haklı olduğu, davanın kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin kararını oluştururken dikkate aldığı söz konusu bilirkişi   raporunda \" Davacı Yanın Ticari Defterlerinin Usulüne Uygunluk Yönünden Tetkik Edilmesi ile ilgili tespitte Davacı Yanın 2020 yılı kapanış tasdikinin yaptırılmamış olduğu ve Davacı yanın 2020 Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu  \"şeklinde tespit edildiğini, dolayısıyla HMK'nın 222. maddesine göre; ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesinin şartları arasında, bu defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olması da yer aldığını, maddeden de anlaşılacağı üzere hükümde belirtilen tüm koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği ve dolayısıyla hükme dayanak teşkil etme gücünü kazanması mümkün olmadığını, eğer ki, ticari defterler TTK’nın 65. maddesine uygun olarak tutulmamış ise bu defterler ticari davalarda delil olamayacağını, bu nedenle davacının Ticari defter ve kayıtlarının huzurdaki davaya delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini, davacının faiz taleplerinin, taraflar arasında temerrüt halini düzenleyen yazılı bir sözleşme ve/veya takip konusu faturalara ilişkin davacı yanca davalıya keşide edilmiş muteber bir temerrüt ihtarnamesinin dosya içeriğinde yer almadığından ve varlığı da iddia edilmediğinden davacının işbu faiz talebinde de bulunmaya hakkı olmadığını ancak  davacının  takip öncesi işlemiş faiz talebi Yerel Mahkeme tarafından kabul edildiğini, mahkemeye sunulan bir talebin, bir itirazın değerlendirilmemiş olması ve konu hakkında bir karar verilmemiş olması eksik inceleme olarak değerlendirildiğini, hal böyle iken yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura\" sebebine dayalı olarak 28.320,00 TL asıl alacağın, 917,49 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 14/10/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 28.320,00 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 28.320,00 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturaları davalının kayıtlarında yer almakta ise de, düzenlenen iade faturaları nedeniyle bakiye sıfır görünmektedir.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davalı tarafından davacının takibe konu faturaları ticari defterlerine kaydettikten sonra aynı miktarda iade faturası düzenlemesinden ve bu iade faturalarının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Davalı, adına fatura düzenlenen faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı, davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Davalı taraça iade faturalarına dayanılmış ise de bu faturaların, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir.  Davalının iade faturaları nazara alınmadığında taraf defterleri tam mutabık olup, buna göre davacının takip tarihi itibariyle 28.320,00 TL alacağı bulunmaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça, takip öncesi işlemiş faize hükmedildiği ileri sürülmüş ise de, asıl alacak hüküm altına alınmış olup, dava konusu olmayan takip öncesi işlemiş faiz hakkında bir karar verilmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 483,64 TL harcın, alınması gerekli olan 1.934,53 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.450,89 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ee9e1d6dff823dd","SID":"d8b1822927e0bab5"}}