{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/1484 <br>KARAR NO: 2025/1925 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/04/2022<br>NUMARASI: 2021/602 (E) - 2022/300 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/12/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, eşinin yönetimindeki araçta yolcu konumunda iken meydana gelen kazada yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğindeki davada geçici ve sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatlarının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakem heyeti kararlarının kesin hüküm niteliğinde olmadığını, mahkemece yeterli inceleme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatı taleplerine ilişkindir. Davanın açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de davanın görülmekte olmasıdır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir çıkarı bulunmamaktadır.Dava şartlarını düzenleyen HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde \"Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması\" biçiminde ifade edilen derdestlik dava şartlarındandır. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz. Buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir.Öte yandan dava konusu uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması da dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir.HMK'nin 303. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bir davaya şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarını, her iki davanın dava sebeplerini ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması zorunludur. Bu nedenle maddi anlamda kesin hükmün varlığının belirlenmesi bakımından eski (ilk) dava ile yeni (ikinci) davanın, konularının aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski (ilk) davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni (ikinci) davanın talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. İkisi aynı ise dava konularının aynı olduğu sonucuna ulaşılacaktır. <br>Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının \"i\" bendinde belirtilen dava şartlarından olan aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması koşulunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için eski (ilk) davanın biçimsel anlamda da kesinleşmiş olması da gerekmektedir.<br>Diğer yandan HMK'nin 115. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre de mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut olayda davacı tarafından ... Komisyonuna 05/10/2020 tarihinde eldeki dava ile aynı sebeplerle başvuru yapıldığı ve ....... karşı talepte bulunulduğu, ... Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince ../02/2021 tarihli ....... sayılı kararla, yapılan başvurunun, davalının taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, verilen karara karşı ... Komisyonu nezdinde itiraz yolunun açık olduğunun belirtildiği, davacı tarafça itiraz yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.  ... Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hüküm kısmında her ne kadar başvurunun usulden reddine karar verildiği yazılmış ise de; içerik itibarıyla ret kararı, ... Komisyonunun, Sigortacılık Kanunu'nun 30/16. maddesinde karar verme süresi olarak öngörülen dört aylık veya aynı Kanun'un 30/12. maddesindeki itiraz üzerine karar verme süresi olarak belirtilen iki aylık sürede zorunlu nedenlerle karar verilememesi halinde dosyadan el çekilmesine, uyuşmazlığın Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesindeki tahkim usulüne tabi olmadığına vs. ilişkin olmayıp davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilecek nitelikte bir karardır. Bu itibarla mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,<br>2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,  HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98af76dc1d524b48","SID":"4b2aa1b0a12ed38d"}}