{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2026/137 <br>KARAR NO\t: 2026/322<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2025<br>NUMARASI\t: 2025/869 E. - 2025/824 K.<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirket ile müvekkili arasında 21/07/2023 tarihinde  “... ...SÖZLEŞMESİ” aylık kira bedeli  135.000TL + KDV olarak  sözleşmenin imzalandığını, işbu sözleşmede madde-6 15. paragraf da ( 3. sayfa 5. paragraf) kiracının kiraya verene 6.500.000,00 TL teminat çeki vereceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin bu madde kapsamında  6.500.000,00 TL bedelli T.C. ... Bankasının Manisa İli ...-sanayi sitesi şubesine ait 30/12/2024 günlü 3951635 seri numaralı çeki teminat karşılığı olarak davalı şirkete verdiğini, sözleşmede açıkça \"Makinenin teminatı olarak 180.000,00EURO +KDV bedeli karşılığı olarak 6.500.000,00TL Kiracı , Kiraya verene 8 ay süreli şahsi aval'li teminat çeki verecektir. Kira süresinin sonunda makinenin sorunsuz şekilde Kiraya verene teslim edilmesinden sonra teminat çekin kiracıya teslim edilecektir.\" şeklinde belirtildiğini, davalı şirket ile imzalanan kira sözleşmesi gereği teminat karşılığı olarak verilen çek makinenin davalı şirkete teslim edilmesine rağmen müvekkiline iade edilmediğini ve davalı taraflarca  30.12.2024 keşide tarihli çekin 03.01.2025 tarihinde bankaya ibraz ederek tahsil etmek istendiğini, müvekkilinin sözleşme gereği dava konusu çeki teminat olarak vermesine rağmen davalılar teminat konusu makineyi teslim almalarına rağmen çeki iade etmemiş bankaya ibrazını sağlayarak tahsil etme çabası içerisine girişmiş iş bu davaya konu çeki bankaya ibrazını sağlamak suretiyle karşılıksız işlemi görmesine sebebiyet vermiş olduklarını, sonrasında  6.500.000TL bedelli dava konusu  çeki  1.638.660,80 TL  olarak takibe koyarak  İstanbul 4. İcra Dairesi ...Esas dosyasında icra takibi başlatıldığını, akabinde ise iş bu çekin karşılıksız olması sebebiyle müvekkili hakkında Karşılıksız çek şikayetinde bulunulmuş, yapılan yargılama sonrasında  İstanbul 13. İcra Ceza Mahkemesinin 2025/52  esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında Karşılıksız çek keşide etme suçundan ceza verilmiş olduğunu, davalıların müvekkilinden almış olduğu çekin kira sözleşmesi gereğince teminat olarak verildiğinin bilinmekte olduğunu, zira ekte sunulan kira sözleşmesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olduğunu, müvekkili davalılardan defalarca kez çeki  iade istemesine rağmen davalılar teminat olarak kendisine verilen çeki iade etmeyerek kötü niyetli olarak  çeki tahsil etme yolunu tercih ettiklerini, işbu çek sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi 2025/869 E. 2025/824 K. sayılı, 02/12/2025 tarihli kararı ile; \"Taraflar arasında Kira Sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.  21/07/2023 tarihli sözleşmenin 6.maddesi gereğince davalılara verilen çekin teminat olarak verildiğinin iddia edildiği, eldeki davada taraflar arasında 21/07/2023 tarihli sözleşmeye yönelik, talebin dayanağı çekin kira sözleşmesi kapsamında verilip verilmediğinin tespitinin gerektiği, uyuşmazlığın temeli kira ilişkisinden kaynaklandığından davalı tarafların kira sözleşmesine göre yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığının tespiti gerekmektedir. Kira sözleşmesi hükümleri gereği varsa oluşan zarardan davalının sorumlu olup olmayacağının görevli mahkemede tartışılması gerekecektir. Taraflardan birinin şirket olmasının eldeki davada mahkememizi görevli hale getirmeyeceği zira uyuşmazlığın doğrudan kira sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle (benzer yönde İstanbul BAM 37. HD, 2025/512 Esas, 2025/2259 Karar) sulh hukuk mahkemeleri kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından ihtisas mahkemeleri olup, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakma görevi sulh hukuk mahkemelerine ait olduğundan davanın özel görevli mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesinde karara bağlanması gerektiği ve usul ekonomisi ilkesi gereğince (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/15-2141 E., 2019/442 K.) dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde anılı davada mahkememizin görevsiz olduğunun kanaati ile izah olunan nedenlerle,1-Davacının dava konusu ettiği uyuşmazlığın niteliği sözleşme kapsamı dikkate alındığında kiralama sözleşmede açıkça belirtilen teminat senedinden kaynaklı menfi tespit davası olduğu ve temel ilişkinin kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı görülmekle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4/1-a, 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,2-HMK'nın 4. maddesi gereğince mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin SULH HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun  20. maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine \" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu davada henüz dava dilekçesi taraflarına tebliğ edilemeden mahkemece davanın usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar verildiğini, davadan gerekçeli kararın müvekkili şirkete tebliğ edildiği tarihte haberdar olduklarını,  davanın esasına ilişkin tüm savunma ve cevap haklarını ve davacının delillerine mukabil delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, mahkemece görevli mahkemenin belirlenmesinde dava konusu ve talep sonucu esas alınmadığını, hukuki nitelendirme hatalı yapıldığını, teminat senedi iddiası görevi belirleyen bir kriter değil, esasa ilişkin savunma olduğunu, mahkeme davacının \"çekin kira sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiği\" iddiasını doğru kabul ederek, uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı sonucuna ulaştığını, mahkeme dava dilekçesini taraflarına tebliğ etmediğinden, iddia ve delillerini sunma imkanı tanımadığını, çekin teminat çeki olup olmadığı, teminat çekinin hangi koşullarda takibe konu edilebileceği, bedelsizlik iddiasının yerinde olup olmadığı esasa ilişkin meseleler olduğunu, görev incelemesi sırasında esasa etkili savunmaların doğruluğu tartışılamayacağını, mahkemenin bu yaklaşımı, görev tespitini esasa bağlayan hatalı bir yöntem olduğunu, karar bu yönüyle açıkça hukuka aykırı olduğunu, davanın ticari dava niteliği göz ardı edildiğini, söz konusu davada her iki taraf tacir olduğunu ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, davaya konu çek tarafların ticari ilişkisi kapsamında verilen bir çek olduğunu,  TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılacağını, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiğini, söz konusu senedin kambiyo senedi olduğunu, TTK madde 4 ve madde 5 uyarınca, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davaları ticari dava niteliğinde olduğundan Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini,  yerel mahkemenin “taraflardan birinin şirket olmasının tek başına yeterli olmadığı” yönündeki değerlendirmesi, somut uyuşmazlığın özüne uygun bir nitelendirme olmadığını,  davacı tarafın da tacir olup olmadığı ve çekin aradaki ticari ilişkiye istinaden verilip verilmediği araştırılmadığını,  kiralanan araç da bir iş makinesi olup, iş makinesinin tarafların ticari işletmesi ile ilgili kiralandığı da sözleşme kapsamında anlaşılacağını, mahkemece verilen görevsizlik kararı hatalı olduğunu, mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu ilişkin kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davacı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br> Dava; kira sözleşme ilişkisine istinaden teminat olarak verildiği iddia olunan çeke yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından; somut uyuşmazlık yönünden görevli mahkemelerin Sulh Hukuk Mahkemesi olmakla görevsizlik nedeni ile davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verildiği, davalılar vekilinin yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesinde düzenlenen; \"Kiralanan taşınırların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar\" hükmüne göre  sulh hukuk mahkemeleri kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından görevli mahkeme olup, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakma görevi sulh hukuk mahkemelerine aittir. Somut olayda her ne kadar kambiyo senedinden dolayı menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davacı ile davalı şirket arasındaki kira sözleşmesinin 6. maddesi kapsamında teminat olarak verildiği ifade edilen kambiyo senedinin dava konusu olduğu ve davalıların istinaf dilekçesinde kira sözleşmesine yönelik herhangi bir itirazının bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı vekili kambiyo senedinin kiralama sözleşmesine istinaden teminat senedi olarak verildiğini iddia ederek işbu menfi tespit davasını ikame etmiş olup görev konusunun davacının ileri sürdüğü maddi vakıalar ve talep sonucuna göre belirlenmesi gerekmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlık, senedin kira sözleşmesi kapsamında teminat senedi olarak verilip verilmediği, verilmiş ise bedelsiz olup olmadığı noktasında toplandığına göre, davanın kira uyuşmazlıklarında münhasıran görevli olan sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin görevsizlik nedeni ile davanın usulden reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış olup davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/12/2025 tarih ve 2025/869 E., 2025/824 K. sayılı kararına karşı, davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin  HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,  <br> HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve  HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dae46d2ffd09c6f7","SID":"ab69d7162d887472"}}