{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/83 Esas<br>KARAR NO: 2026/289<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/01/2023<br>NUMARASI\t: 2022/151 E. - 2023/13 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>Tarafların İddia ve Savunmaları:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... (...) 22.08.2022 tarihli yönetim kurulunda müvekkilinin istifasına yönelik kararının yok hükmünde olduğunun, müvekkilinin üyelik sıfatının devam ettiğinin tespitini ve mürazaanın bu şekilde giderilmesini, yönetim kurulu üyelerinin belli bir zaman için seçildiğinden ve dava sona erinceye kadar seçim süresinin dolması, dolayısıyla ilamın infaz edilememe ihtimali karşısında işlemin yürürlüğünün tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin bu dönem içinde parasal haklarından da yoksun kalmakta olup maddi zararlarla ilgili tazminat hakkının saklı olduğunu, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İzah ettikleri ve mahkemece re'sen dikkate alınacak  sair hususlar ile birlikte öncelikle  müvekkili ...'dan bazı bilgi, belge ve tutanaklar ulaştırılamadığı için cevap verme sürelerinin uzatılmasını, davanın ve tedbir talebinin reddini, aksi halde davacı ...'in istifa dilekçesindeki imzaya dair kuşkunun ortadan kaldırılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/148008 sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, karar verilmesini  talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"DAVANIN REDDİNE, karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine dair sunulan dilekçenin gönderildiği \"...@gmail.com\" adresinin müvekkile ait olmadığını, asıl mail adresinin \"...@gmail.com\" olduğunu ve tüm resmi yazışmaların bu adresten yapıldığını, istifa beyanının bulunmadığını ve imzasının sahte şekilde kopyalandığını belirterek yönetim kurulu kararının iptalini talep ettiğini, yargılama sürecinde davalı tarafın belge aslını ibraz edemediğini ve söz konusu mail adresinin müvekkille bağını ispatlayamadığını vurguladığını, yerel mahkemenin ise ispat yükünü yanlış yorumlayarak davanın reddine karar verdiğini, oysa HMK 190. maddesi uyarınca sahte olduğu iddia edilen bir belgeden lehine hak çıkaran davalının bu belgenin sıhhatini ve mail adresinin aidiyetini ispatla yükümlü olduğunu, davalının dilekçedeki yazı karakterlerini dahi incelediğini beyan etmesine rağmen adres farklılığını ve mutad yazışma usullerinin dışına çıkılmasını fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, toplantı gününün ve mail gönderilen kişinin farklılığının kasıtlı bir işleme işaret ettiğini, ortada HMK anlamında geçerli bir belge aslı bulunmadığından ve irade fesadı açık olduğundan  kararın kaldırılarak davanın kabulüne ve tedbire karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinafının yerinde olmadığını,  HMK'nın ispat yüküne ilişkin kanun maddeleri uyarınca davacının iddia ettiği ve lehine hukuki sonuç doğurması beklenen vakıayı ispat yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürerek davacının yerinde olmayan istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE<br>Dava,  davacının ... üyelik sıfatının devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.  Davacı vekili, istifaya dayanak gösterilen dilekçenin müvekkiline ait olmadığını, dilekçenin gönderildiği e-posta  adresinin müvekkiline ait bulunmadığını, bu adres dışında davalıyla herhangi bir yazışmasının bulunmadığını, istifa yönünde hiçbir irade beyanı olmadığını, belge aslının ibraz edilmediğini ve bu nedenle yönetim kurulunun 22.08.2022 tarihli  kararının geçersiz olduğunu  ileri sürerek üyelik sıfatının  tespiti  talebinde bulunmuştur.Davalı ... vekili, davacının istifa iradesinin e-posta yoluyla kuruma ulaştığını, gönderilen mailin yazım dili, karakter ve puntolarının davacının önceki yazışmalarıyla uyumlu olduğunu, imza görüntüsünü de içerdiğini, bu nedenle istifa iradesinin gerçekliğinden şüphe edilmediğini, kurum içi teamüller gereği yedek üyeden atama yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/148008 sayılı soruşturma  dosyasında, ...’ın ihbarı üzerine “özel belgede sahtecilik” iddiasıyla yürütülen soruşturma neticesinde 19.09.2022 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının istifa dilekçesinin kendisine ait olmadığı ve e-posta adresinin müvekkiline ait olmadığı iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karşı davacı vekili istinaf başvurusunda  bulunmuştur. Uyuşmazlık , davacının istifa iradesinin bulunup bulunmadığı ile bu iddianın ispat yükünün kimin üzerinde olduğuna  ilişkindir. Bilindiği üzere, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi hükmü ve TMK 6.maddesi hükmü gereğince, ispat yükü, bu konuda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki  sonuçtan hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda  hukuki sonuç doğuran vakıa, istifa iradesinin mevcut ve davacıya ait olmasıdır. Davacının üyeliğini  sona erdiren istifa iradesinin varlığı ve davacıya aidiyeti, bu iradeye hukuki sonuç bağlayarak işlem tesis eden davalı tarafından ispatlanmalıdır.Olumsuz vakıaların ispatının davacıdan beklenemeyeceği yönündeki genel hukuk ilkesi gereğince, istifa etmediği yönündeki  olumsuz vakıanın ispatı davacıdan beklenemez.Dosya kapsamına göre,  davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirilmesine dayanak alınan istifa iradesinin, davacının daha önce meslek birliği nezdinde kayıtlı  ve kullandığı elektronik posta adresinden gönderilmediği, bu adresten daha önce davalı kuruma yapılmış herhangi bir yazışmanın da doğrulanamadığı bunun aksine davalı yanca delil sunulmadığı  anlaşılmaktadır. Davalı meslek birliğinin kararını  güvenli elektronik imza içermeyen ve aidiyeti tartışmalı bir elektronik posta mesajına dayanarak tesis etmiş ve bu beyanın  davacıya aidiyetini teyit etmeye yönelik herhangi bir doğrulama yapmamıştır. Davalı meslek birliği vekili, davacının istifa iradesinin e-posta yoluyla kuruma ulaştığını, gönderilen e-postanın yazım dili, karakter ve puntolarının davacının önceki yazışmalarıyla uyumlu olduğunu, ayrıca imza görüntüsü içerdiğini belirterek istifa iradesinin gerçekliğinden şüphe edilmediğini savunmuş ise de, özellikle elektronik ortamda , bu unsurların bir belge yada açıklamanın doğruluğunu teyide yeterli olmadığı, davalının kamu kurumu niteliğinde bir meslek birliği olduğu da dikkate alındığında işlem tesis ederken  özenli davranarak hukuka uygun davranma yükümlülüğü altında olduğu gözetildiğinde , davacının istifasına dayanak alınan e-postanın davacıya ait olduğu ve davacının geçerli bir istifa iradesinin kuruma iletildiğinin ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle davanın kabulü yerine reddi kararının ispat kurallarına göre hukuka aykırı olduğu   sonucuna varılmış, davacı vekilinin  istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne, 22.08.2022 tarihli davacının  istifasına yönelik  yönetim kurulu kararının iptaline, davacının üyeliğinin devam ettiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile,<br>2-İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/01/2023 tarih, 2022/151 E. 2023/13 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,<br>3-Davanın Kabulü ile; 22.08.2022 tarihli davacının  istifasına yönelik  yönetim kurulu kararının iptaline, davacının üyeliğinin devam ettiğinin TESPİTİNE<br>4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu  ile 651,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı,  114,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 287,40 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.00,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, <br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br>5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 272,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.010,50 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,<br>5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"831f650c51ca68e0","SID":"2284720a1b05f957"}}