{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   4. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/3334 - 2026/176<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/3334 <br>KARAR NO\t: 2026/176<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (eser sözleşmesinden kaynaklanan )        <br>DAVA TARİHİ                    : 30/01/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 29/01/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/01/2026<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle fatura düzenlendiğini ve bedelinin fatura kesim tarihinde ödenmesi gerekirken ödenmediğini, 42.434,00 TL asıl alacak ve 920,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 43.354,00 TL'nin tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/118214 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ve dava değerini 1.000,00 TL göstererek itirazın iptali ve takibin devamı ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, UYAP üzerinden gönderdiği 26.05.2022 havale  tarihli dilekçe ile talep sonucunu ıslah ettiğini ileri sürerek 43.354,00 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>B) DAVALININ SAVUNMASI: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin Kayseri İlinde bulunan ....... A.Ş.'nin elektrik ile ilgili muhtelif işlerini yapmakta olduğunu, söz konusu işleri ifa ederken çeşitli iş kalemlerini farklı kişi ve taşeronlara yaptırdığını, müvekkili ile davacı arasında yapılan sözlü anlaşma gereğince, davacı tarafın müvekkilinin yapmış olduğu iş ile ilgili olarak yaklaşık 4 (iki) aylık bir süreliğine personel temin ile işçilik hizmeti sunduğunu, sözleşme gereğince davacının temin etmiş olduğu işçilerin maaş ve sigortalarının müvekkili şirket tarafında karşılanacağı, diğer masrafların ise davacıya ait olacağının kararlaştırıldığını, davacının 11 işçi ile hizmet sunduğunu ve bu ekibin 2-3 ay boyunca hizmet verdiğini, çalışan kişilerin maaş ve SGK primlerinin müvekkili şirket tarafından düzenli olarak banka yolu ile ödendiğini, ilgili belgelerin bankadan temin edilebileceğini, davacı tarafın işe başladığı ilk günden itibaren kendi ekibinin konaklama, yiyecek vb. giderleri için müvekkili şirket tarafından davacıya sürekli iş avansı ve ödemeler gönderildiğini, ekte sunulan ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere davacının yapılan iş karşılığı işçilik maaşları dışında toplamda 139.000,00 TL ödeme aldığını, müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan sözleşmeye göre aylık yapılan işler karşılığında 40.000,00 TL ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını ancak davacının başka yerde iş bulması nedeniyle müvekkili şirkette yapmış olduğu işi tamamlamadan ekibi ile birlikte ayrıldığını, müvekkili şirketin bu süreçte davacıya yapılan iş karşılığı toplamda 80.000,00 TL ödemesi gerekirken işlerin devam edeceği varsayılarak 139.000,00 TL ödeme yaptığını, yapılan fazla ödemelerin iadesine ilişkin davacı ile görüşüldüğünü ancak davacının aldığı fazla ödemeyi iadeye yanaşmadığı gibi müvekkili şirkete haksız ve hukuka aykırı olarak 07.09.2021 tarihinde e-fatura düzenleyerek muhasebe sistemi üzerinden habersiz şekilde gönderdiğini, söz konusu fatura müvekkili şirkete haber verilmediği gibi fatura fiziki olarak da gelmediğinden durumun farkına varılamadığını, müvekkili şirket tarafından e-arşiv sistemine bakıldığında bu faturanın kesilmiş olduğunu gördüğünü ve 30.09.2021 tarihinde iade faturası düzenlenerek 07.09.2021 tarihli faturanın iade edildiğini ve ekran görüntüsünün davacıya gönderildiğini, ekte sunulan belgelerden anlaşılacağı üzere davacının ekibinde çalışan kişilerin işe giriş tarihleri 21.06.2021, işten çıkış tarihleri ise 18.09.2021 tarihi olduğunu, davacının işi yarıda bırakıp gitmesinin müvekkili şirketin işlerininin aksamasına ve mağduriyetine neden olduğunu, hal böyle iken davacının 2 aylık bir süre için astronomik bir rakam olan 320.000,00 TL fatura kestiğini, bu nedenle başlatılan icra takibinin haksız olduğunu savunmuş, davacının kötüniyetli takip başlattığından bahisle davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/11/2022 tarih ve E.2022/166, K. 2022/2512 sayılı kararı ile; \"....Dava, yapım işi karşılığı düzenlenen faturadan kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davalı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine ...tarihli .... nolu 320.000,00 TL bedelli faturaya dayalı 42.434,00 TL asıl alacak ve 920,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 43.354,00 TL'nın tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Dairesinin 2021/118214 esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun ödeme emrine süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı taraf faturaya konu işin yapıldığını iddia etmiş, davalı taraf ise davacının faturada yazılı alacağının bulunmadığını, davacı tarafından 07.09.2021 tarihinde gönderilen 320.000,00 TL faturayı kabul etmediklerini belirterek 30.09.2021 tarihinde aynı bedelle iade faturası düzenleyerek davacıya gönderildiğini, davacının toplamda 80.000,00 TL hakediş yapmasına rağmen işe devam edeceği varsayılarak toplamda 139.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının alacağının bulunmadığını savunmuştur.<br>Dosyaya sunulan yazılı bir sözleşme bulunmasa bile, akdi ilişkinin varlığı takibe ve davaya konu edilen faturanın bu akdi ilişki kapsamında düzenlendiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının fatura yazılı miktar kadar iş yapıp yapmadığı, davacının e-arşiv sistemi üzerinden gönderdiği faturaya davalının süresinde itiraz edip etmediği, davalının düzenlemiş olduğu faturanın davacı yönünden hüküm ve sonuç doğurup doğurmayacağı, buradan varılacak sonuca göre davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.<br>Davalının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporundan, davalı tarafından davacıya avans ödemesi altında 13.08.2021-17.09.2021 tarihleri arasında olmak üzere 6 farklı ödeme ile toplamda 95.000,00 TL avans ödemesine dair kayıt bulunduğu, davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen 07.09.2021 tarihli 320.000,00 TL bedelli e-faturanın davalının ticari defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından 30.09.2021 tarihli ve aynı bedelle iade faturası düzenlendiği anlaşılmaktadır. <br>Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 sayılı TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacak miktarı kadar iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. Aradan uzun zaman geçtikten sonra iade faturası düzenlenmiş olması alacağın varlığını ortan kaldıran bir hukuki sonuç doğurmayacaktır. (Yar. 15. HD.'nin 2019/1984 E.-2020/62 K. Ve 2016/3890 E.-2018/368 K.)<br>Somut olayda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı hususunda ihtilaf bulunmamasına, davacı tarafından düzenlenen 07.09.2021 tarihli e-faturanın davalıya gönderilmiş olmasına, faturaya itiraz süresi geçtikten sonra dahi davalı tarafından 17.09.2021 tarihinde davacıya ödeme yapılmış olmasına, itiraz süresi geçtikten sonra kesinleşen fatura yönünden davalı tarafından 30.09.2021 tarihinde düzenlenen iade faturasının davacı yönünden hüküm ve sonuç doğurmayacağının ve  fatura ile kesinleşen miktar yönünden tahkikat yapılmasına gerek bulunmadığının anlaşılmasına göre davacının takibe konu edilen 42.434,00 TL asıl alacak yönünden alacaklı olduğunun kabulü gereklidir. <br>Takipte talep edilen işlemiş faiz yönünden, TBK.'nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Davacının takip başlatılmadan önce davalıya ihtar çekerek temerrüde düşürmediğinden davacının işlemiş faize yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Takibe konu alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likid ve muayyen olduğunun anlaşılmasına göre, kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve reddedilen kısma yönelik koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>1-Davanın kısmen kabulüne, davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/118214 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 42.434,00 TL asıl alacak ve takip talebinde belirtilen şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Alacak likit olduğundan 42.434.00 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.486,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>3-Koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,...\" karar verilmiştir.<br>D) İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Davalı vekili istinafında; Dava konusu ile ilgili olarak yerel mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati haciz kararına ilişkin yaptıkları istinaf neticesinde \"bu aşamada ileri sürülen mevcut iddia ve savunmalarda  taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi kurulduğunun anlaşıldığı, taraflar tacir olmakla bir birlerinden sözleşme kapsamında alacaklı - borçlu olup olmadıklarının yargılamayı gerektirdiği, dosyaya sunulan faturanın tek başına alacağın ispatına yeterli olmadığı, eser sözleşmesinde müteahitin işi yaptığını, karşı yan iş sahibinin ise buna mükabil ödemeyi ispatlaması gerektiği, bu safhada dosyaya sunulan faturanın tek başına yaklaşık ispata yeterli olmadığı, kaldı ki 1.000,00 TL'nin günümüz koşullarında ödenemeyecek bir tutar olmadığı hususları ile bir arada değerlendirildiğinde dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Ara kararı usul ve esas bakımından hukuka aykırı olmakla; davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerindedir. \" şeklinde dosyanın esasını etkileyecek şekilde karar verildiğini, yerel mahkemenin işin yapılıp yapılmadığına dair bir araştırma yapmadan davanın kabulüne karar vermesinin kanuna ve yerleşik yargı kararlarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı tarafın davalı müvekkili şirketten alacaklı olduğuna dair faturaların mevcut olmadığını, davacının dava konusu işi yapmış olduğuna ilişkin bir belgenin mevcut olmadığını, bilirkişi raporunda davalı müvekkili şirketin davacı şirketten muhasebe kayıtlarına dayanılarak 95.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketten, müvekkili şirketin alacaklı olduğu iddialarının kanıtladığını belirterek cevap dilekçesini yineleyerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda  karar verilmesini talep etmiştir.<br>E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dava; yapım işi karşılığı düzenlenen faturadan kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki; eldeki dava dosyasında, kararı katılma yoluyla istinaf eden davacı tarafın istinaf harç ve giderlerini yatırmaması nedeniyle Dairemizce harç eksikliği nedeniyle geri çevirme kararı verilmiştir. Bunun üzerine dosya kendisine iade edilen yerel mahkemece, davacı vekiline muhtıra çıkartılmış ancak davacı vekili mahkemeye sunduğu dilekçe ile istinaf taleplerinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir. Davacı vekilinin bu yazılı beyanı üzerine mahkemece ek karar verilerek davacının istinaf kanun yoluna başvurma talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ve ve dosya yeniden dairemize gönderilmiştir. Bu duruma göre dosyada yalnızca davalı vekilinin istinafının mevcut olduğu anlaşılmıştır.   <br>Takibe ve davaya konu fatura alacağının dayandığı temel ilişkiye baktığımızda; Davalı şirketin, ... A.Ş.'nin elektrik ile ilgili muhtelif işlerini yaptığı, söz konusu işleri ifa ederken çeşitli iş kalemlerini farklı kişi ve taşeronlara yaptırdığı, davacı taşeron ile davalı şirket arasında yapılan anlaşma gereğince de, davacı tarafın, davalının yapmış olduğu .....İlçeleri AG-YG ve aydınlatma elektrik tesisi yapım işiyle  ilgili olarak yaklaşık 4 aylık bir süreliğine davalı şirkete personel temini ve işçilik hizmeti sunduğu, yani olayda davacının alt yüklenici, davalının ise yüklenici konumunda bulunduğu, dava konusu alacağın, bu hizmetin karşılığı olarak tanzim edilen ve bir kısmı ödenmediği için takibe konu edilen faturaya dayandığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı taraf faturaya konu işin yapıldığını iddia ederken, davalı taraf ise davacının faturada yazılı alacağının bulunmadığını, davacı tarafından 07.09.2021 tarihinde gönderilen 320.000,00 TL faturayı kabul etmediklerini belirterek 30.09.2021 tarihinde aynı bedelle iade faturası düzenleyerek davacıya gönderildiğini, davacının toplamda 80.000,00 TL hakediş yapmasına rağmen işe devam edeceği varsayılarak kendisine toplamda 139.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının alacağının bulunmadığını savunmaktadır.  <br>Mahkemece, mali müşavir bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmiştir. Mahkemece, ilk celsede tarafların ticari defterlerini sunması veya bulunduğu yeri bildirmesi için kesin süre verildiği, davacının ticari defterleri Mardin'de olduğundan bilirkişi incelemesine sadece davalı şirketin ticari kayıtları sunulduğu ve bilirkişinin yalnızca davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaparak raporunu hazırladığı, Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilerek takibin 42.434,00 TL asıl alacak ve takip talebinde belirtilen şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ayrıca alacak likit olduğundan 42.434.00 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.486,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verildiği, ve işbu kararı davalı vekilinin istinaf ettiği anlaşılmaktadır.<br>**Davalı vekili istinafında özetle; yerel mahkemenin işin yapılıp yapılmadığına dair bir araştırma yapmadan davanın kabulüne karar vermesinin kanuna ve yerleşik yargı kararlarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı tarafın davalı müvekkili şirketten alacaklı olduğuna dair faturaların mevcut olmadığını, davacının dava konusu işi yapmış olduğuna ilişkin bir belgenin mevcut olmadığını, bilirkişi raporunda davalı müvekkili şirketin davacı şirketten muhasebe kayıtlarına dayanılarak 95.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketten, müvekkili şirketin alacaklı olduğu yönündeki savunmalarının kanıtladığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istinaf konusu etmektedir. <br>**İstinafın Değerlendirilmesi:  <br>Yerel mahkeme hükmünde; \"...Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 sayılı TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacak miktarı kadar iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. Aradan uzun zaman geçtikten sonra iade faturası düzenlenmiş olması alacağın varlığını ortan kaldıran bir hukuki sonuç doğurmayacaktır...\" şeklindeki gerekçeye dayanarak davacının davasının kısmen kabulüne karar vermiştir. <br>Somut olayda, davacı alt yüklenici, yapılan tüm işler karşılığında 320.000,00-TL tutarlı ve 07/09/2021 tarihli e-arşiv fatura düzenlemiş olup davalı şirket bu faturayı ticari defterlerine de işlemiştir. <br>Davalının uyuşmazlık konusu faturayı ticari defterine kaydetmesi nedeniyle faturalara konu hizmetin ya da işin davalıya teslim edildiğine dair karine oluşturacağı  gözetildiğinde karinenin aksinin ispat külfeti davalı üzerinde bulunsa da mahkemece, ilk celsede her iki taraf vekiline ticari defterlerini sunmaları için kesin süreli ihtarat yapılmış olup davalı şirket defterlerini bilirkişi incelemesine sunmasına rağmen davacı taraf hiçbir defter kaydı sunmamıştır. Davacının ticari defterlerinin Mardin ilinde olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta ancak mahkemece, Mardin Asliye Ticaret Mahkemesine (veya Ticaret Mahkemesi sıfatı bulunan Asliye Hukuk Mahkemesine) talimat yazılarak davacı defterlerinin incelenmesi sağlanmamıştır. <br>Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 20/07/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; \"....davalı vekilinin Mahkemeye sunduğu 15/02/2022 tarihli cevap dilekçesi “eklerinde yer alan tevsik edici belge mahiyetindeki ..... ..'ya ait banka dekontları “incelendiklerinde; Davaya konu takibe dayanak yapılan davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen fatura tipi satış olan e-arşiv faturaya istinaden davalı şirket tarafından davacı tarafa yapılan 139.000,00 TL toplam tutarlı ödemelerden 13/08/2021 kayıt tarihi ile 15.000,00 TL tutarlı-19/08/2021 kayıt tarihi ile 15.000,00 TL tutarlı-27/08/2021 kayıt tarihi ile 5.000,00 TL tutarlı-03/09/2021 kayıt tarihi ile 30.000,00 TL tutarlı- “17/09/2021 kayıt tarihi ile 10.000,00 TL tutarlı ve 17/09/2021 kayıt tarihi ile 20.000,00 TL tutarlı olmak “üzere toplamda 95.000,00 TL tutarındaki ödemelerin davalının yasal ticari defter kayıtlarında yer aldıklar/görüldükleri ancak geriye kalan 08/07/2021 tarihli 15.000,00 TL tutarlı-14/07/2021 tarihli 15.000,00 TL tutarlı-14/07/2021 tarihli 10.000,00 TL tutarlı-31/07/2021 tarihli 1.000,00 TL tutarlı- 31/07/2021 tarihli 1.000,00 TL tutarlı ve 10/08/2021 tarihli 2.000,00 TL tutarlı olmak üzere toplamda 44.000,00 TL tutarındaki ödemelerin ise davalının yasal ticari defter kayıtlarında yer almadıkları/görülmedikleri yönünde görüş ve tespitlerim hâsıl olmuştur...\" denilerek ödemelere ilişkin dekontlar ayrıntılı olarak yazılmıştır. <br>Ne var ki, davalı şirket esasen ödeme dekontlarını dosyaya sunmasına rağmen mahkemece bu savunma delilleri de değerlendirilmeden  karar verilmiştir. <br>Bu durumda,mahkemece davacının ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi sağlanmalı,davalı yanca dayanılan ödeme belgeleri değenlendirilmeli ve  davalının yemin deliline dayandığı da  nazara alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesis edilmelidir.<br>Buna göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtilen esaslar dahilinde yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davalı tarafından yatırılan  peşin istinaf karar ve ilam harcının istek halinde İADESİNE,<br>4-Davacı / Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>5-Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>6-İİK'nın 36. maddesine göre varsa yatırılan teminatın davalıya iadesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Kanun'un 362/1-g maddesi uyarınca 29/01/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57469e99b0052a64","SID":"04b9b0987c2ed2b3"}}