{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/486 <br>KARAR NO: 2026/948<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2025<br>NUMARASI: 2024/314 Esas -  2025/1044 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/02/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 352. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.10.2022  tarihinde, .... Büyükçekmece Yerleşkesi adresinde müvekkili şirketin mevcut yer altı güzergahında bulunan kabloların, davalı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yapılan çalışmalar sırasında haksız ve hukuka aykırı bir şekilde hasara uğratıldığını, müvekkili tarafından haksız fiili gerçekleştiren davalıya hasar bedeli ödeme yazısı gönderilmiş olduğunu ve davalıdan hasar bedelinin ödenmesi talep edildiğini, ancak davalı tarafından bugüne kadar müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, hasara ilişkin hasar belgelerinin, davalıya yazılan tebligat yazıları, hakediş icmal sayfaları, hakediş hasar işleri özet formlarının  sunulduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.\"bu doğrultuda haksız fiil neticesinde müvekkili şirket zararlarının davalıdan tazmin edilmesi gerektiği izahtan vareste olduğunu, nitekim müvekkili tarafından ikame edilen ve emsal nitelikteki İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.03.2021 tarihli ve 2017/1443 E., 2021/282 K. sayılı kararında da \"Davalı şirketin meydana gelen zarardan TBK’nun 49 vd maddelerindeki haksız fiil hükümleri ve adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu, davacının kablo tesislerine verilen hasarın malzeme bedeli + KDV dahil hasar tarihindeki USD/TL Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığının 31.494,67 TL olduğu, davalının haksız fiilin meydana geldiği tarih itibariyle hiçbir ihbar ve ihtara gerek olmaksızın temürrüde düştüğü anlaşılmakla davacının davasının kabulüne\" dair karar tesis edilerek haksız fiil sebebiyle müvekkili şirket zararlarının tahsil edilmesi gerektiğinin açık bir şekilde hüküm altına alındığını, müvekkilinin hak ettiği yasal alacaklarının ödenmesi konusunda davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını  ve bu kapsamda davalı tarafından gerçekleştirilen haksız fiil sebebiyle işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin hakları  saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız fiil neticesinde davanın kabulüne karar verilerek, hasar tarihi olan 30.10.2022 tarihinde itibaren 86.765,33- TL müvekkili şirket alacağının T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uygulanan değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yargı yolu yönünden davanın güncel uyuşmazlık mahkemesi kararlarına göre idare  mahkemesinde açılması  gerektiğini, müvekkili idarenin, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin görev alanı içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere 2560 sayılı Kanun ile kurulmuş olduğunu, tüzel kişiliği haiz bir kamu kuruluşu olduğunu, müvekkili İdare su ve kanalizasyon hizmetleri noktasında ise Tekel manada yetkili ve görevli olduğunu, dava konusu eylemin hizmet kusuru niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, zira tazminat isteminin dayandırıldığı eylemin, müvekkili ... açısından kamu hizmetinin ifasına ilişkin bulunmakta ve hizmet kusuru ile bağımlı olması sebebi ile tam yargı davasının konusunu oluşturmakta olduğunu, müvekkili ...'nin davacıya sözleşmeye dayalı bir taahhüdü ve borcu olmadığını, bu yüzden ... aleyhine açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, uyuşmazlık Mahkemesinin Esas No: 2021/602 Karar No: 2021/612 Karar Tarih: 29/11/2021, Uyuşmazlık Mahkemesinin Esas No: 2021/608 Karar No: 2021/680 Karar Tarih: 27/12/2021tarihli kararları ile benzer davaların İdari yargı yerinde görülmesi gerektiği yönünde kararlar verilmiş olmakla; kesin ve güncel olarak verilen işbu kararlara göre bu tür davalarda İdari Yargı yolunun görevli olduğu yönünde kararlar verildiğini, esasa ilişkin itiraz hakkı saklı kalmak kaydıyla, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, hasar tarihi konusunda herhangi bir ihtilaf bulunması halinde işbu davanın zamanaşımı ve hak düşürücü sürede açılmamış olmasından dolayı usul hukukuna göre reddine karar verilmesini talep ettiklerini,  müvekkili idare ...'ye işbu davada husumet yöneltilemediğini,  dava ve hukuki menfaat şartı  olmadığını, davacı tarafça açılan davanın, hukuki mesnetten yoksun olduğunu, eğer mevcut ise söz konusu zarara idarenin sebep olmadığını, zarar ile idare  eylem ve işlemleri arasında illiyet bağı olmadığını, davacının davasının usul hukuku ilkelerine göre reddedilmesi gerektiğini, öncelikle yargı yolu ve görev itirazının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine, dava şartı yokluğundan davanın reddine, davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, davacının faiz isteminin tümüyle reddini  talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"...Sunulan bilirkişi heyet raporu dahilinde; davacı şirket çalışanları tarafından düzenlenen hasar tutanağı, ekinde yer alan fotoğraflar, hasar onarım proje bilgileri ile hasar mahalline ait krokiler dava konusu hasarın davalı şirket tarafından yapılan çalışmalar sırasında meydana geldiği, hasarın meydana geldiği tarihte davaya konu kazı yapılan adreste Altyapı Kazı Ruhsatı alındığına dair belgenin dosya kapsamında mevcut olduğu, ancak yapılan çalışmaların davacı tarafın nezaretçi eşliğinde yapılmadığı anlaşıldığından, davalı kurumun meydana gelen hasarda kusurlu olduğu, ilgili mevzuatlara aykırı somut bir durumun dosya münderecatındaki belgelerden tespit edilemediği, bu sebeple davacı tarafa müterafik <br>kusur atfedilemeyeceği, zarar kalemi yönünden hasar onarım bedeli isteminin kadri marufunda olduğu ifade edilmiştir. Anlaşıldığı üzere eylem ve zarar arasındaki illiyet rabıtası açıktır. Bunun yanında kaza sonrası oluşan hasara ve gerçek zarar bedelinin tespitine yönelik olarak onarım bedelinin gerçek zarar miktarıyla uyumlu olduğu da ortaya konulmuştur. Davaya konu hasarın davalı adına kazı esnasında davacı şirketin kablolarına zarar vermesinden kaynaklandığı, hasar sonucu oluşan zarar miktarının tutulan tutanak ve bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, zarardan davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak; davacının davasının kabulü ile, 86.765,33-TL'nin hasar tarihi olan 30/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacının davasının kabulü ile, 86.765,33-TL'nin hasar tarihi olan 30/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davacının davasını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını, davanın husumetten yönünden reddi  gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, davaya konu tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak  davanın  reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil hukuki sebebine dayalı tazminat  istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 345. maddesinde \" İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.\" Aynı kanunun 346. maddesinde ise \"(1) İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder,\" hükmü düzenlenmiştir.Dosya içeriğinden; Gerekçeli kararın davalı vekiline 17/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince istinaf başvuru dilekçesinin 09/01/2026 tarihinde gönderildiği, veriliş tarihine göre istinaf başvurusu için 2 haftalık yasal sürenin dolduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusu yasal süre dışında yapıldığından 6100 Sayılı HMK'nın 345/1. ve 352/1. maddeleri gereğince süre yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2025 tarih, 2024/314 Esas  2025/1044 Karar sayılı mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 345/1. ve 352/1. maddeleri gereğince süre yönünden USULDEN REDDİNE, <br>2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, <br>3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK'nın 345/1. ve 352/1 maddeleri gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e76742d400032603","SID":"cdb5a3557d41af02"}}