{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/594 <br>KARAR NO: 2026/847<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/10/2024<br>NUMARASI:2024/28 Esas -  2024/645 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:25/02/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından 31.01.2022, 29.11.2022, 15.01.2023 ve  20.07.2023 tarihli haberlerinde müvekkilinin hedef gösterildiğini, kişilik haklarını zedelediğini ileri sürerek her bir haber için 50.000 TL olmak üzere toplam 200.000,00 Türk Lirası manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan yayın tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak Müvekkil'e verilmesine,  tazmin talebimize ilave olarak TBK'nın 58/2. hükmü gereğince Sayın Mahkemenizce saldırıyı kınayan bir karar verilmesine ve bu kararın giderleri davalıya ait olmak üzere ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 (üç) gazetede yayımlatılmasını talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince; \"Davanın kısmen kabulüne; 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 15/01/2023  tarihinden itibaren işleyecek, 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 20.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle ile birlikte olmak üzere toplam 20.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacının kınama ve  yayın talebinin reddine,\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı  vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, tazminat koşullarının bulunmadığını, hükmolunan tazminatın aşırı yüksek olduğunu ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Basın yolu ile kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat davasıdır.Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde  yaşayabilmesini gerçekleştirmektir.Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve  yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız  kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken  özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Somut olaya gelince; 15.01.2023 tarihli haberde; “...'a bir kıyak daha! Teşvik tutarı arttırıldı. İktidara yakınlığıyla bilinen ve muhalefetin “...” olarak adlandırdığı şirketlerden ... Holding” verilen teşvik ikinci kez artırıldı.  20.07.2023 tarihinde “.... uçak manzaralı otel kıyağı İktidara yakınlığıyla bilinen ... Holding ve ... Holding'in ortak şirketi ... Şirketi'nin İstanbul Havalimanı yakınlarına yapmak istediği otel proje onay aldı....\" şeklindeki başlıklarla yayınlanan haberler olduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı  başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, ifade özgürlüğünün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen \"haber\" veya \"fikirler\" için değil, aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de geçerli olduğu, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın \"demokratik toplum\" olamayacağını, kamuya mal olmuş, toplumda tanınır kişilerin başkalarına göre daha fazla eleştirilere katlanma yükümlülüğün bulunduğu gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır (Emsal; Yargıtay 4. HD Esas No: 2022/11863 Karar No:2024/13154).Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davanın reddi yönünden yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/28 Esas 2024/645 Karar sayılı 17/10/2024 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; <br>2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının REDDİNE, <br>3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin alınan 3.415,50 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 2.683,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>3/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>3/c-Davalı tarafça yapılan 60,80 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,<br>3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/(3). 10. ve 13/(1). maddelerine göre  45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, <br>4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; <br>4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, <br>4/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 255,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.424,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, <br>4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, <br>5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, <br>6-İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... takip dosyasına yatırmış olduğu 59.683,60 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,<br>7-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a67f0018bc481f3","SID":"0817410fc15403aa"}}