{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2026/70 Esas<br>KARAR NO: 2026/359 Karar<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/05/2025<br>NUMARASI: 2025/. D.İŞ  -  2025... K.<br>DAVANIN KONUSU: İnternet İçeriğinin Yayından Çıkarılması/Engellenmesi<br>KARAR TARİHİ: 27/02/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>TALEP: Talep eden vekili talep dilekçesinde;  davacı ... A.Ş.'nin, uzun yıllardır Türkiye'de faaliyet gösteren, güvenilir ..... bir finans kuruluşu olduğunu, müşteri memnuniyetini esas alarak bankacılık hizmeti sunduğunu, bu doğrultuda alacaklarını da sözleşmelere uygun şekilde hukuki yollarla tahsil ettiğini, davacı banka ile .......... şirketi arasında 2.000.000,00 TL limitli bir kredi ilişkisi kurulduğunu, davalı ...'nun bu krediye müteselsil kefil olduğunu, şirketin borçlarını ödememesi üzerine yasal takip sürecine geçildiğini, ...'nun ise hem kefil sıfatı, hem de taşınmaz rehni nedeniyle hukuki süreçte yer aldığını, bu süreçte davalı aleyhine başlatılan takiplerin tamamının banka lehine sonuçlandığı, menfi tespit ve borca itiraz davalarının kesinleştiğini, cezai süreçlerde de savcılık ve mahkeme kararları ile herhangi bir suç unsurunun tespit edilmediğini ve takipsizlik kararlarının verildiğini, tüm yargı süreçlerinin banka lehine sonuçlanmasına rağmen, davalı ...'nun ... (eski ......) ve .......gibi sosyal medya platformlarında bankayı kamuoyu nezdinde karalamaya yönelik, gerçeğe aykırı içerikler paylaştığını, müvekkili Banka'nın ticari itibarını hedef alan paylaşımlar yaptığını, bu içeriklerin birçok haber sitesine de yansıdığını, bu paylaşımların tamamının yanıltıcı nitelikte olduğunu, müvekkilin ticari itibarına ve marka değerine zarar verdiğini belirterek, sosyal medya platformlarında ve çeşitli haber sitelerinde yer alan bağlantıların tamamına erişimin engellenmesini ve içeriklerin yayından kaldırılmasına, karar örneğinin Erişim Sağlayıcıları Birliği ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na gönderilmesini talep etmiştir.<br>İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE DAİR KARAR: İstanbul Anadolu ...... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...11.2025 tarihli 2025/.... D.İŞ  - 2025/... K. sayılı Ek kararıyla; \"... alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, talep edenin ...... ibareli markaların tescilli sahibi olduğu, hasımsız karşı tarafça sosyal medya ortamında yazılan yazıların bankanın marka hakkına zarar verdiği iddiasıyla bu sitelere erişimin engellenmesi yönünde tedbir talebinde bulunduğu aldırılan ../06/2025 tarihli bilirkişi raporunda karşı tarafça yapılan paylaşımların ticari alanda kullanım olmayıp banka ile aralarında yaşanan sorunlara ilişkin paylaşım olduğunun değerlendirildiği buna göre karşı tarafı bildirilmeyen her ne kadar bilirkişi raporunda ... olarak tespit edilmiş ise de bu  yönde taraf teşkili yönünden talepte de bulunulmadığı yapılan paylaşımların banka ile müşterisi arasında yaşanan bir takım uyuşmazlıklara ilişkin paylaşımlar olduğu, marka hakkına yönelik tecavüzün bu aşamada tespit edilemediği, değişik iş dosyası üzerinden gerekli tespitlerin de yapıldığı...\" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF İSTEMİ: İhtiyati tedbir talep eden vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; talep dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,...'nun müvekkili banka aleyhine yaptığı asılsız paylaşımlar nedeniyle bankanın itibarının ciddi şekilde zarar gördüğünü, Bu paylaşımlarla ilgili...'nın ....... Nisan 2025 tarihli \"..............\" başlığı ile haber yapıldığını,Bu haberin aynı başlık ve içerikle farklı yerel basında da yer aldığını,Müvekkilinin asılsız bu haber ve paylaşımlar nedeniyle müşterilerinin gözünde itibar kaybına uğradığı gibi sosyal medya ortamında  linç kültürüne de maruz kaldığını,Banka çalışanlarının dahi bu durumdan etkilendiğini, baskılara maruz kaldıklarını,Bu paylaşımların 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 9 maddesi kapsamında kişilik haklarının ihlali niteliğinde olduğunu,Bu Kanunun 9. maddesi kapsamında yayınların içerikten çıkartılması Mahkemeden talep edilmesine rağmen, Mahkemece haksız ve usulsüz olarak talebin reddine karar verildiğini, Mahkemece bu paylaşımların banka-müşteri arasındaki ilişki kapsamında yapılan eleştiriler olduğu kabul edilmişse de, müvekkilini suçlayıcı ve itibarsızlaştırıcı paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini,Yerel Mahkemenin paylaşımların içeriklerini incelemeden, salt görünüşteki ifadeler üzerinden kanaate vardığını, bilirkişi raporundaki açıklamaları gerekçe olarak kararına dercettiğini,Hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğunu, bilirkişilerin hukuki değerlendirme yapmalarının usule ve hukuka aykırı olduğunu,Mahkemece bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, hatalı tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, Bilirkişi raporunda paylaşımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağına dair görüşlerinin yerinde olmadığını, Mahkemece bu değerlendirmelerin hükme esas alınmasının da kabul edilemeyeceğini,Anayasa Mahkemesinin .../10/2023 tarihli, 2020/.. Esas, 2023/.... Karar sayılı kararına göre, erişimin engellenmesi ve içeriğin yayından çıkartılması talepleri bakımından Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu,Zira bu kararda 5651 sayılı Kanunun 9. maddesini, Sulh Ceza hakimliklerinin çekişmeli yargılama yapmadan karar verdikleri, haklar arasında adil bir denge gözetilmediği ve ilgili maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle  iptal ettiğini, Bu durumda TMK'nın 24 ve 25. maddeleri ile TBK'nın 58. maddesinde düzenlenen kişilik haklarına saldırının önlenmesi, durdurulması ve giderilmesine ilişkin taleplerin hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiğini belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile, talep ettikleri şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, bu içeriklerin yayından çıkartılmasını, ayrıca erişimin engellenmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: İlk derece mahkemesince marka vekili ... ve bilgisayar mühendisi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 05/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; Marka hakkı ihlali kapsamında değerlendirilebilmesi için temel koşulun \"ticaret  alanında kullanım\" şeklinde gerçekleşmesi olduğunu, karşı tarafın kullanımda olduğu ..., ...,  ... hesaplarının ise şahsi sosyal medya hesapları olduğu, tespit isteyen taraf ile karşı taraf arasındaki alacak-borç ilişkisi sebebiyle yaşanan hukuki süreçte kendisinin mağdur edildiği yönündeki haklı veyahut haksız paylaşımlarını içerdiği için ticaret alanında kullanım koşulunun gerçekleşmediği ve markaya tecavüz olarak değerlendirilmesinin mümkün olamayacağı, tespiti yapılan paylaşımların içeriklerinin gerçek olup olmadığı konusunda taraflarınca objektif olarak değerlendirme yapılması mümkün olmamakla birlikte, paylaşımların haklı ya da haksız tüketici şikâyeti olduğunu algılayabilecek muhatap kitlesi olduğu da değerlendirildiğinde, tüm hukuki nitelendirmeler mahkemeye ait olmak üzere, haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği yönünde görüş bildirmişlerdir.<br>G E R E K Ç E : Talep, davacı bankanın müşterisi tarafından internet ortamında yaptığı paylaşımlar nedeniyle ticari itibarının ve markasının zarar gördüğü iddiasıyla, yayınların içerikten çıkartılması ve erişimin engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İhtiyati tedbir talep eden tarafça, marka hakkına ve ticari itibarına zarar verildiği iddiasıyla ihtiyati tedbir talep edildiğinden, Mahkemece yalnızca bu yönden inceleme yapılması yerindedir. TMK’nın 24. ve 25. maddelerinde düzenlenen kişilik haklarının ihlalinin mevcut olup olmadığına ilişkin inceleme yapmak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanında olmadığından, bu konuda gerekçeli kararda değerlendirme yapılmamış olmasında da hukuka aykırılık yoktur.Alınan bilirkişi raporunda, tedbire konu edilen paylaşımların kişisel hesaplardan ve banka müşterisi sıfatıyla bankayla ilgili müşteri yakınmaları niteliğinde olduğu, ticari anlamada marka kullanımın söz konusu olmadığına dair görüş bildirildiğinden, ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmemiş olmakla, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M  : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:<br>1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 732,00  TL maktu harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın  talep edenden alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-İstinaf yargılama giderleri olarak; talep eden tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 27/02/2026 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi. <br>     <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0451d7f84ea864d8","SID":"adae53636b09cbe2"}}