{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1061 <br>KARAR NO\t: 2026/99<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/07/2021<br>NUMARASI\t: 2018/1339 Esas -  2021/537 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  Müvekkili ...' in davalı borçlu ...' tan olan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 579.775,68 TL alacağının tahsili amacıyla İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla 31.07.2018 tarihinde borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra dosyasına ilişkin ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine davalı borçlu vekili tarafından müvekkiline karşı başlatılan takibe, borca, asıl alacağa, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ve bu itirazı üzerine borçlu aleyhine yapılan icra takibinin durduğunu, davalı borçluya karşı başlatılan İcra takibine borçlu vekili tarafından borcunun sabit olmasına rağmen haksız olarak itiraz edilerek takibi durdurmakla müvekkilinin alacağını elde etmesinin güçleştirildiğini, müvekkili ...' in, ortağı olduğu ... ... A.Ş. 'nin 30.03.2018 tarihinde yapılan 2015-2016-2017 yılları olağan genel kurul toplantısı kararı ile davalı ... ve ...' ın Üç yıl Süre ile yönetim kurulu üyeleri olarak  seçildiğini,  02.04.2018 tarihli görev taksimine ilişkin yönetim kurulu kararı ile müvekkilinin yönetim kurulu başkanı, davalının yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçilmiş olup, müşterek (çift) imza ile şirketi temsil ve ilzam yetkisi verildiğini, davalı - borçlunun müvekkilinin sermaye arttırım taahhüdüne uygun olarak verdiği nakdi kendi nam ve hesabına şirkete yatırarak müvekkilinin sermaye arttırım taahhüdünde açık olmasını sağladığını, ... . A.Ş. nam ve hesabına aktarılması gereken paraları kendi hesabına geçirdiğini,  S.M. Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan 09.05.2018 tarihli \"Genel Değerlendirme Raporunda\" davalının hukuka aykırı ve usulsüz yaptığı işlemlerin, şirket hesabından yüklü miktarda nakit para çektiğinin ve sair eylemlerde bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalının suç sayılan eylemlerinden haberdar olur olmaz paha fazla zarara uğramamak için Bakırköy 37. Noterliği' nin 14.05.2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile istifa ettiğini, davacı müvekkili ile davalı arasında imzalanan 13.05.2015 tarihli protokol ile ...'a ait ... ...Anonim şirketinin 8400 pay adedine karşılık gelen %20 hissesinin davacı müvekkiline devredilmesi, ödemenin bir kısmının nakit olarak geriye kalan kısmının şirketin banka hesabına sermaye taahhüt ödemesi olarak yatırılması konusunda mutabakat sağlandığını,  aynı gün taraflar arasında imzalanan hisse devir ve temlik sözleşmesinin \"2.MEVZUU\" kısmı, \" taraflardan ... hissedarı bulunduğu ve İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun .../... sicil numarasında kayıtlı bulunan ... ...Anonim Şirketi'ne ait beheri 175 Türk Lirası kıymetinde 18.915 adet hissesinden toplam 8400 adet hissesini nominal değeri olan 1.470.000 Türk Lirası bedelle yine taraflardan ...'e sattığını ve bedelinin %25'i olan 367.500 Türk Lirasını tamamen alarak geri kalan %75 sermaye bedeli olan 1.102.500 Türk Lirasını 31.12.2016 tarihine kadar ... ...Anonim Şirketi' nin banka hesabına yatıracaktır \"şeklinde düzenlendiğini, yine aynı gün düzenlenen devir beyannamesi ve kabul beyannamesinde ...' ın hisse devir bedelinin %25'i olan 367.500 Türk Lirası peşin ve nakit olarak aldığını ve ...'in de hisse devir bedelinin %25'i olan 367.500 Türk Lirası peşin ve nakit olarak ödediğinin hüküm altına alındığını, bilahare müvekkili ... ile ... arasındaki sözlü mutabakat gereği aynı zamanda şirket yönetim kurulu başkanı olan ...' a şirketin banka hesabına sermaye taahhüt ödemesi olarak yatırmak üzere ... Bankası üzerinden 19.10.2017 tarihinde iki adet 95.000 Türk Lirası ve 55.000 Türk liralık ... üzerinden 23.10.2017 tarihinde 99.090 Türk liralık ayrıca 75.000 TL lik çek ile 300.000 Türk Liralık olmak üzere toplam 549.990 Türk Liralık ödeme yapıldığını ancak bu ödemelerin ... tarafından şirket banka hesabına yatırılmayarak uhdesinde tutulduğunu ifade ederek davalı borçlunun itirazının iptali ile  %20' den az olmamak üzere davacı lehine icra inkar tazminatın mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  Davacı tarafın 28.12.2018 tarihli dava dilekçesi ile tamamen kurgusal bir olay yaratarak basit bir hisse devir işlemini içinden çıkılmaz ve anlaşılmaz hale getirdiğini, tarafların, müvekkilinin hisselerine sahip bulunduğu İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’nun ... sicil numarasına kayıtlı dava dışı ... ...Anonim Şirketi’nin % 20 hissesine denk gelen 8.400 adet payın toplam 1.590.000 TL. bedelle devir edilmesi konusunda mutabık kaldıkları, bu anlaşma doğrultusunda toplam hisse bedeli olan  1.590.000 TL.’nin 487.500 TL.’si müvekkiline, kalan 1.102.500 TL.’nin sermaye taahhüt ödemesi olarak şirket banka hesabına ödenmesini kararlaştırdıklarını, yapılan anlaşma doğrultusunda davacının protokolde nakit olarak kararlaştırılan kısmı farklı tarihlerde parça parça ödediğini,  davacı yanın, müvekkiline hisse devri sırasında hiçbir şekilde elden bir ödeme yapmadığını, aksi yöndeki iddianın hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu,13.05.2015 tarihli hisse devrine ilişkin protokolde, \"...toplam bedelin yeni hastanenin inşaat işlerinin tamamlanarak ruhsatın alındığı tarihe kadar ödenmesinde mutabık kalmışlardır...\" şeklindeki ifadeyle devir anında nakit olarak herhangi bir bedel alınmadığının, alınacak toplam bedelin inşaat ruhsat tarihine kadar davacı yanca peyder pey ödeneceğinin açıkça zikredildiğini, nitekim davacı yanın, davalı müvekkiline yaptığı ilk ödemenin tarihi(19.10.2017), inşaat ruhsatının alınması için gerekli Sağlık Bakanlığı ön izin belgesinden(17.10.2017) iki gün sonrasına ait olduğunu, davacı yanın bu ön izin belgesi sonrasında yapı ruhsatının alındığı 06.02.2018 tarihe kadar ödemelerin bir kısmını anlaşmaya uygun olarak ödediğini, bu ödemelere ilişkin bilginin 23.10.2017 tarihinde davacının ...@gmail.com adresine mail yoluyla da gönderildiğini, davacının ilk 3 ödemeyi müvekkilinin şahsi hesabına banka transferi yoluyla, geri kalan ödemeleri ise dava dışı ...Ltd. Şti. tarafından keşide edilip davacı adına düzenlenen çeklerin cirosu yoluyla gerçekleştirdiğini,  davacının banka yoluyla yaptığı ödemelerde açıklama kısmına açık ve net bir şekilde; “... aş hisse satış bedeli” yazdığını ve ödemeleri müvekkiline yaptığını, bu sarih duruma rağmen dava dilekçesinde müvekkiline ödenen hisse satış bedellerini sanki şirkete sermaye taahhüt yoluyla yapılması gereken ödemeler gibi yansıtıldığını,  düzenlemeye rağmen davacı yanın müvekkilinin banka hesabına yaptığı ödemelerin şirkete sermaye taahhüt yoluyla yapması gereken ödemelerin karşılığı olarak yaptığının kabulünün mümkün olmadığını, davacının zorlama bir kurgu üzerine dava dilekçesini inşa ettiğini, bütün bu hususların dışında davalı müvekkilinin şirkette %51 hisse çoğunluğu varken Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı devretmeyeceğinin sabit bir gerçek olduğunu, müvekkilinin 2015 yılından itibaren tek başına imar değişikliği, Sağlık Bakanlığı Ön izin işlemlerini bizzat kendisinin yürüttüğünü ve şirketin tüm maliyetlerini kendisinin karşıladığını, davacının, 19.10.2017 tarihine kadar hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin, Hastane Projesi gerçekleşsin diye Yönetim Kurulu Başkanlığını şirkette sahip bulunduğu oyçokluğuna rağmen Davacıya devrettiğini,  davacının ilk iş olarak kendisi ve kardeşi ...'in ortak olduğu .... Ltd. Şirketine Hastane Projesi inşaat işlerini vermesini sağladığını, davacının kardeşi ve ortağı olan ...' in, Hastane Projesi inşaatı ile ilgili olarak ticari teamüllere aykırı işlemler yapmaya kalkıştığını, şirket maliyetlerini, inşaat maliyetlerini şirket yönetimi ve ortaklar kurulu onayına sunmayarak, şirket hissesinin %51 sahibi olan müvekkiline bilgi vermeyerek kötü niyetli girişimlerde bulunmaya başladığını, bu durum üzerine şirket ortaklar kurulunun olağanüstü toplantılara çağrılarak gerekli bilgilendirme yapıldığını, hastane projesi inşaat işlemlerinde ...'in ve kardeşi ...'in usulsüzlük yapma izlenimi doğmuş ve ortaklar kurulu tarafından ...'in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine uygun olmadığı kanaatine varıldığını, bu durum üzerine Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine son verileceği bilgisi kendisine verilmiş olup,  istifa ettiğini, davacının davalı müvekkili ile ilgili; 09.05.2018 tarihli \"Genel Değerlendirme Raporunda\" hukuka aykırı ve usulsüz işlemler yaptığı, şirket hesabından yüklü miktarda nakit para çektiği ve sair eylemlerde bulunduğuna ilişkin iddiaların tamamı ile gerçek dışı olduğunu, nitekim 05.06.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında, tüm ortaklar kurulu tarafından \"Genel Değerlendirme Raporu ve Mali Hesapların\" detaylı incelenmiş olup hiçbir usulsüzlük ve hukuka aykırı işlem olmadığının tespit edildiğini, davacının, kendisi ve kardeşi ... ile birlikte yapılan toplantıda ...' in el yazısıyla yazmış olduğu ve ... ile birlikte hesaplanan şirket giderlerinin toplamı olan 420.000,00 TL'ye ilişkin hiçbir şekilde ödeme yapmamış olup şirketin maddi krize girmesine sebep olduğunu, davacının, şirket ortağı olduğunda Rami'deki yeni hastane projesine de ortak olduğunu ve Rami hastane projesi için yapılan ve daha sonra sunulacak olan 488.520,00 TL masrafları da ödemeyerek şirketin maddi krize girmesine sebep olduğunu,  Davalı ve Davalının kardeşi ...' ın, hem şirket giderlerini karşılamak hem de yeni hastane projesini hayata geçirebilmek için kendilerine ait Özel Halk Otobüsünü ve ... ... Sitesindeki evlerini satmak zorunda kaldıklarını,  davacı yanın, 30 yıllık arkadaşlarım diyerek ...'ü şirkete ortak ettirdiğini,  ...' ın, şirkete ortak olması sonucunda hisse satış bedeli ödemesini Davalıya kısmen yaptığını,  geri kalan hisse satış bedeli ödemesini yapmadığını, bu durum üzerine ödeme yapmadığı için hakkında yasal tahsil işlemleri başlatıldığını, dosyanın Arabuluculuk aşamasında olduğunu, ayrıca hastane projesi için hastane yatırımı katkı payı ödemelerini yapmayıp projenin gecikmesine ve şirketin maddi krize girmesine sebep olduğunu,  ...' un, şirkete ortak olması sonucunda hisse satış bedeli ödemesini Davalıya hiç yapmadığını, bu durum üzerine hakkında yasal tahsil işlemleri başlatılmış olup dosyanın Arabuluculuk aşamasında olduğunu, ayrıca hastane projesi için hastane yatırımı katkı payı ödemelerini yapmayıp projenin gecikmesine ve şirketin maddi krize girmesine sebep olduğunu,  ...' nın, şirkete ortak olması sonucunda hisse satış bedeli ödemesini yapmış olup hastane projesi için hastane yatırımı katkı payı ödemelerini yapmayıp projenin gecikmesine ve şirketin maddi krize girmesine sebep olduğunu, davacının, daha sonra protokolde yazılı olan ve şirket hesabına yatırılması gereken 1.102.500,00.TL tutarındaki sermaye taahhüdü ödemesini yapmadan şirkete ait hisselerini ...'e 1.900.000.TL'ye devrettiğini, kar amacı güderek almış olduğu fiyatın çok üstünde bir rakama satmış olduğunun aşikar olduğunu,  davacı yanın, bir diğer ifade ile davalı müvekkilinin yıllardır emek harcadığı ve gerçekleşmesi için varını yoğunu ortaya koyduğu hastane projesinin hayata geçmesine engel olduğunu, davalı müvekkilinin de, yaşanan tüm bu olaylardan sonra hisselerini ...'e  devretmek zorunda kaldığını belirterek davanın reddine, takibinde kötü niyetli ve haksız olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI\t: \t<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi kök ve ek raporları  birlikte incelenip değerlendirildiğinde, açılan davanın itirazın iptali davası olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasında düzenlenen hisse devir ve temlik sözleşmesi, 13.05.2015 tarihli protokol ile  devir ve kabul beyannamelerinden doğduğu, davacının iddiasının, hisse devir bedelinin peşin olarak ödendiği, davalıya banka ve çek yoluyla ödenen kısımların sermaye taahhüdünde kullanılmak ve şirketin hesabına yatırılmak üzere verildiği, davalının bu bedelleri şirkete yatırmadığı dolayısıyla iade etmesi gerektiği yönünde olduğu,  davacı tarafın savunmasının ise, hisse devir bedelinin peşin olarak ödenmediği, ödenen bedellerin hisse devir bedeli olduğuna ilişkindir.  Davacı ve davalı arasında  yapılan  hisse devir sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme uyarınca davalının ...A.Ş.'deki %20 hissesini davacıya devrettiği, 13.05.2015 tarihli protokol uyarınca satış bedelinin 1.590.000-TL olarak kararlaştırıldığı, davacının bu bedelin %25'i olan 487.500 TL'yi peşin olarak geriye kalan %75'i olan 1.102.500 TL'yi de sermaye bedeli olarak 31.12.2016 tarihine kadar şirketin hesabına yatırmayı taahhüt ettiği, davacının davalıya 19.10.2017 tarihinde iki adet 95.000 TL ve 55.000 TL, 23.10.2017 tarihinde 99.090 TL ve 75.000 TL ayrıca çek ile de 300.000 TL olmak üzere toplam 549.990 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Teknik bilirkişi raporunda   ifade edildiği üzere,  devirden kaynaklanan vergisel yükümlülükler dikkate alınarak uygulamada hisse devir sözleşmesinde genel olarak devir bedelinin sembolik olarak gösterildiği ve gösterilen bu bedelin nakden alınmış olduğunun da ifade edildiği,  TBK. m. 97 hükmü dikkate alındığında, hisse devrinin vadeli ya da bir takım şartlara bağlı olarak gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasında yapılan hisse devir sözleşmelerinde ve noterce düzenlenen hisse devir protokolünde hisse bedellerinin nakden ve tamamen alınmış olduğunun yazılı olmasının, tek başına hisse bedellerinin ödenmiş olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı,  davacının, gerçek hisse devir bedelini ödemiş olduğunu yazılı belgelerle ispat etmesi gerekeceği, aksi taktirde davacının hisse devir bedeli oranında sebepsiz olarak zenginleşeceği, davacının, hisse devir bedelinin tamamının ödenmiş olduğunun hisse devir protokolünde  davalı tarafından ikrar edilmiş olduğu, dolayısıyla da davacının bir alacağının bulunmadığı yönündeki iddialarının yerinde olmadığı,  13.05.2015 tarihli protokol uyarınca satış bedelinin %25'i olan 487.500 TL'nin davalıya peşin olarak fiilen ödendiğine ilişkin herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, bu bakımdan anılan bedelin peşin olarak ödendiğinin kabul edilemeyeceği, davacının davalıya 19.10.2017 tarihinde iki adet 95.000 TL ve 55.000 TL, 23.10.2017 tarihinde 99.090 TL ve 75.000 TL ayrıca çek ile de 300.000 TL olmak üzere toplam 549.990 TL ödeme yaptığı, davacı tarafından hisse devir bedeli olan 487.500-TL'nin peşin ödendiğine ilişkin somut bir delil sunulmadığından anılan ödemelerin 487.500-TL'lik kısmının hisse devir bedeline ilişkin olarak yapıldığının kabulü gerektiği, davacı vekilince sunulan taraflar arasında geçtiği iddia olunan whatsup görüşmelerinin taraflar arasındaki hisse devrinin ödenmiş sermayeye isabet eden ve taraflarca mutabık kalınan bedelin nasıl ödeneceğine yönelik olduğu kanaatini uyandırdığı, bu durumda davacının talep edebileceği alacak miktarının 62.490-TL olarak hesaplanabileceği kanaatine varıldığından  davacının  davasının kısmen kabulü ile İstanbul 8. İcra Müdürlüğü' nün  ... E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen  iptali ile  takibin 62.490 TL asıl alacak üzerinden devamına,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalı tarafın cevap dilekçesinde davacı tarafından yapılan  ödemelerin alındığını kabul ettiğini, herhangi bir ödeme alınmadan bu denli büyük bir hisse devrinin yapıldığının kabulünün hem ticari teamüllere hem de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ek bilirkişi raporu alınmaksızın eksiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, takibe konu alacağın likit alacak olduğunu, davalı tarafın aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle  kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın şirket giderleri için hiçbir ödeme yapmadığı için şirketin maddi krize girmesine sebep olduğunu, davalının, 2015 yılından itibaren tek başına imar değişikliği ve Sağlık Bakanlığı Ön izin işlemlerini kendisi yürüttüğünü ve şirketin tüm maliyetlerini kendisi karşıladığını, davacının davalının yıllardır emek harcadığı ve gerçekleşmesi için tüm maddi manevi imkanlarını kullanarak varını yoğunu ortaya koyduğu hastane projesinin hayata geçmesine engel olduğunu, davacı tarafın bilirkişi raporunda belirtilen ödeme tablosundaki ödemeler dışında davalıya hiçbir ödeme yapmadığını, ayrıca şirketin banka hesabına yapması gereken sermaye taahhüt borcu ödemesini ve davacının şirkete ortak olduğu tarihten, ortaklıktan ayrıldığı tarihe kadar şirketin mevcut tüm giderleri için hiçbir ödeme yapmadığını, davacı tarafın davalı aleyhine haksız ve kötü niyetli şekilde icra takibi başlattığını, davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :\t<br>Dava, dava dışı ... özel sağlık hizmetleri A. Ş.'nin davalıya ait  hisselerinden 8.400 adedinin davacıya satışına ilişkin şirket hisse devir protokolü, hisse devir ve temlik sözleşmesi ve devir beyannamelerine dayalı yapılan ödemelerden bir kısmının sözleşmelere aykırı olarak şirket hesabına aktarılmadığı gerekçesi ile istirdadı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında 13.05.2015 tarihinde \"protokol\" başlıklı belge düzenlenmiştir. Protokolün konu başlığında: Satıcının hisselerine sahip bulunduğu ... ...anonim şirketindeki hisselerinin bir kısmının alıcıya olası devrine ilişkin ana prensiplerin belirlenmesinden ibarettir. Genel hükümler bölümü 3.1. Maddesi Taraflar devre  konu olacak 8.400 adet pay adedine karşılık gelen %20 hisse bedelinin 1.590.000 TL bedelle devir edilmesinde 487.500 TL nin nakit olarak, kalan 1.102.500 TL nin şirketin banka hesabına sermaye taahhüt ödemesi olarak yatırılmasına ve toplam bedelin yeni hastanenin inşaat işlerinin tamamlanarak ruhsatın alındığı tarihe kadar ödenmesinde mutabık kalmışlardır. 3.2. Maddesi; 3.1 maddede yer alan koşullarda mutabık kaldıkları ve devamında hisse devri gerçekleştiği takdirde aşağıda yer alan ana koşullarda prensip olarak mutabık kalmışlardır.\" şekline düzenlemeler bulunduğu bu haliyle bu sözleşmenin bir ön sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.  Taraflar arasında aynı tarihte düzenlendiği anlaşılan \"hisse devir ve temlik sözleşmesi\" bağışıklı belge bulunduğu Taraflar başlıklı bölümde \" ... arasında iş bu hisse devir ve temlik sözleşmesi tanzim ve ibra olunmuştur.\" Mevzu başlıklı bölümde: Taraflardan ... hissedarı bulunduğu ve İstanbul ticaret sicili müdürlüğü'nün.. sicil numarasında kayıtlı bulunan ... ...Anonim Şirketine ait beheri 175 TL'si kıymetinde olan 18.915 adet hissesinden toplam 8.400 adet hissesini nominal değeri olan 1.470.000 TL bedelle yine taraflardan ...'e satmış ve bedelinin %25'i  olan 367.500 TL nakden ve tamamen alarak geri kalan %75 sermaye bedeli olan 1.102.500 TL yi 31/12/2016 tarihine kadar ...  Anonim Şirketinin banka hesabına yatıracaktır Taraflar iş bu hisse devir ve temlikinden dolayı birbirlerini ibra ederler.\" üzenlemesini içerdiği görülmektedir.  Yine taraflar arasında aynı tarihte düzenlenen davalının imzasını taşıyan devir beyannamesinde: \"...  Anonim Şirketinin defterlerinde adıma kayıtlı bulunan nama yazılı hisselerinden 8.400 adet hisse karşılığı beheri 175 TL 1.470.000 TL tutarında hissemi ...'e tüm hak ve vecibeleri ile devir ettim %25 kısmı nakit geri kalan %75 kısmı 31/12/2016 tarihine kadar şirket banka hesabına yatıracaktır.  pay defterine  kAydının yapılmasını saygılarımı arz ederim\"  şeklinde olduğu görülmektedir. Aynı tarihli kabul beyannamesi başlıklı davacının imzasını taşıyan belgede;  ...Anonim Şirketinin defterlerinde ... adına kayıtlı bulunan  nama yazılı hisselerinden1.470.000,00 TL tutarında beheri 175 TL nominal değerindeki 8.400 adet hisseyi rüçhan hakları da dahil Olmak üzere tüm hak ve vecibeleri ile devir aldım. Devir bedelinin %25 kısmını nakit olarak ödedim. Geriye kalan %75 kısmını 31/12/2016 tarihine kadar şirket banka hesabına yatıracağım, Bu hisselerin pay defterine adıma  kayıtlarının yapılmasını saygılarımla arz ederim.\" Şeklinde olduğu görülmektedir. Davacının iddiası hisse devir bedelinin peşin olarak ödendiği, davalıya banka ve çek yoluyla ödenen kısımların sermaye taahhüdünde kullanılmak ve şirketin hesabına yatırılmak üzere verildiği davalının bu bedelleri şirkete yatırmadığı dolayısıyla iade etmesi gerektiği yönündedir. Davaların savunması ise hisse devir bedelinin peşin olarak ödenmediği, bilahare ödenen bedellerin hisse devir bedeli olduğu, dolayısıyla davacının bir alacağının bulunmadığı yönündedir,Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın Senetle ispat zorunluluğu başlıklı 200. Maddesi \"(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.\" düzenlemesini içermektedir. Dosyadaki hisse devrine ilişkin protokol, sözleşme ve beyannameler birlikte değerlendirildiğinde \"protokol\" başlıklı belgenin  hisselerinin bir kısmının alıcıya olası devrine ilişkin ana prensiplerin belirlenmesinden ibaret olduğu, devir konusu hisse adedi,  hisse bedeli ve ödeme şekli konusunda  8.400 adet payın  hisse bedelinin 1.590.000 TL, 487.500 TL nin nakit olarak, kalan 1.102.500 TL nin şirketin banka hesabına sermaye taahhüdü olarak şirket hesabına ödenmesi konusunda \"mutabık\" olduklarının beyan edildiği, aynı tarihli hisse devir sözleşmesinde ise beheri 175 TL'si kıymetinde olan  8.400 adet hissesini normal değeri olan 1.470.000 TL bedelle satıldığı,  bedelinin %25'i  olan 367.500 TL nakden ve tamamen alındığı, geri kalan %75 sermaye bedeli olan 1.102.500 TL nin 31/12/2016 tarihine kadar ...  Şirketinin banka hesabına yatırılacağı  hüküm altına alınmış olmakla ön protokolde belirlenen satış bedelinin satış sözleşmesi ile bu şekilde revize edilerek anlaşmaya varıldığı, yine şirkete hitaben yazıldığı izlenimi veren kabul ve devir beyannamelerinde de aynı rakamların imza altına alındığı anlaşılmakla  tarafların satıma konu hisselerin bedeli ve ödeme şeklinin \"hisse devir sözleşmesi\"nde belirlendiği şekli ile kararlaştırıldığı, bu şartlarla birbirine karşı sorumlu oldukları toplam hisse bedelinin 1.470.000 TL ve %25'inde 367.500 TL olarak kararlaştırıldığı  sonucuna ulaşılmaktadır. Bu haliyle bu belirlemenin aksi yönündeki satış bedelinin 1.590.000 TL ve %25 inin, 487.500 TL olduğuna yönelik bilirkişi raporu ve mahkemenin kabulü yerinde değildir.  6102 sayılı TTK da anonim şirketlerin senede bağlanmamış paylarının devrine ilişkin doğrudan bir düzenleme bulunmamakla birlikte  TTK  490, 491 ve 492 maddelerinde nama yazılı payların devrine ilişkin düzenlemeler bulunduğu, buna göre kanunda yada esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya tabi olmadan devredilebileceği, bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devir olunabileceği, şirketin  sadece devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise şirketçe istenen teminat verilmemiş olması halinde  onay vermeyi reddedebileceği, esas sözleşme ile nama yazılı payların şirketin onayı ile devredilebileceğine dair düzenleme yapılabileceği şeklinde düzenlemelerini içermektedir. Çıplak payın devri  6098 sayılı TBK temlik hükümlerine tabidir. Bu durumda TBK  183 vd. İle TTK  nama yazılı paylara ilişkin hükümlerinin birlikte uygulanması gerekmektedir. Buna göre bedeli tamamen ödenmiş ancak senede bağlanmamış çıplak payın devri  alacağın temliki hükümlerine göre yazılı  şekilde yapılması gerekli ve yeterlidir.   TTK 490 maddesi ile “Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler.” düzenlemesi bulunmaktadır. Esas sözleşmemde herhangi bir sınırlama getirilmediği durumlarda  pay devri sözleşme ile tamamlanmaktadır. Pay devrinin şirketin pay defterine tescili kurucu bir unsur olmayıp açıklayıcı bir işlemdir. Ancak TTK 499/4 uyarınca şirket ile ilişkilerde sadece pay defterine kayıtlı kişi pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir. Eğer pay bedeli kısmen ödenmiş ise bakiye sermaye borcu için bir nevi borç yüklenmesi olduğundan devri anonim ortaklığın onaylaması gerekir. (TTK 491/1 TBK 195/1) bu durumda devrin onanması ile eski ortak pay ödeme borcundan kurtulur. Yeni ortak sermaye payını ödeme borcu altına girer. Somut davada satışa konu nama yazılı hisselerin sahibi olan davalının ödenmemiş sermaye payı borcu bulunduğu bu haliyle devrin dava dışı şirketin kabulüne bağlı olduğu, davalı şirketin 13/05/2015 tarih ve 16  sayılı kararı ile 8.400 adet,  itibarı değeri 1.470,00 TL olan hissenin devir kabul beyannamesi başlığı ile kayıt altına alındığı,15/05/2015 tarih ve 17 numaralı karar ile devir kararının onaylandığı ve yeni sermaye durumuna göre şirket ortaklarının hisse adet ve tutarlarının belirlendiği  görülmektedir.  Davacı tarafça dosyaya sunulan taraflar arasındaki  mail yazışmalarında;  davacının davalıya hitaben şirket hesap numarası istediği,  davalı tarafça ödemenin şahsi hesabına göndereceksiniz cevabını verildiği, davacının hangi hesap no uygunsa yarın gönderirsin cevabını verdiği, davalının kendine ait IBAN numarasını davacıya verdiği, ayrıca \"açıklama kısımına  ... A.Ş. hisse satış bedeli yazılacak\" şeklinde talepte bulunduğu,   davacının da 95 gönderim şeklinde beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça davalının banka hesabına havale yoluyla ve ayrıca bir kısım çekler ile 19/12/017 ila 13 Şubat 2018 tarihleri arasında toplam 549.990 TL ödendiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir . Banka dekontları üzerinde davalının talebi gibi \"... a.ş hisse satış bedeli\" açıklamasının bulunduğu da görülmektedir. Az yukarıda metni verilen hisse devir sözleşmesi ile davacının davalıya 367.500 TL ödediğin  kabulü gerekir. HMK 200 hükmünce yazılı belge ile ödendiği kabul edilen bedelinin ödenmediğinin yazılı belge yada yemin, ikrar gibi kesin deliller ile ispatı gerekir. Davalı tarafça böyle bir belge sunulmamış olmakla davacının hisse bedelinin nakten ödediği,  davalıya ödenen 549.990 TL bedelin hisse devir bedeli olmayıp sözleşme gereği şirkete ödenecek sermaye payına ilişkin olduğu, davalı tarafça şirket hesaplarına aktarılmadığı, davalının şirket yetkilisi olduğu dönemde ödemenin yapılacağı ıban numarasını  davacıya bildirdiği ve ödemenin  davacı tarafça o hesaba yapıldığı, diğer yandan 2015 yılında yapılan hisse devir sözleşmesine karşılık hiç bedel ödenmeden davacıya şirket hisselerinin  devredildiği, davacını şirkete ortak edildiği savunmasının makul olmadığı, bunu kabulü halinde davacıdan hiç bedel tahsil edilmeden 2015 yılında hisselerin devredilip, davacının şirkete ortak edilmesi    bedelinin ise   19/12/017 ila 13 Şubat 2018 tarihleri arasında ödendiği savunmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğu anlaşılmakla davalı uhdesinde kalan   549.990 TL nin davacıya iadesinin gerektiği, takip öncesi davalının temerrüde  düşürüldüğü ispat edilmediğinden takip öncesi faiz talebinin yerine olmadığı anlaşılmakla asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiştir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davalının uhdesinde kalan miktarın belirli ve likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur. Reddedilen kısım yönünden davacının takip başlatmasında ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyeti ispatlanmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece kurulan hüküm isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>3-Davacının  KISMEN KABULÜ ile İstanbul 8. İcra Müdürlüğü' nün  ... E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın  549.990 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  yasal faiz uygulanmasına , <br>4-Fazlaya ilişkin  talebin REDDİNE,<br>5-Hükmolunan meblağın %20 si oranında 109.998,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, <br>7- Başlangıçta peşin olarak alınan 7.002,24 TL harcın alınması gerekli olan 37.569,81 TL harçtan mahsubu ile bakiye 30.567,57 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>8-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 7.002,24 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri 229,10 TL, bilirkişi ücreti 4.500,00 TL, olmak üzere toplam 4.765,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre  4.520,20 TL nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>10-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 87.998,40 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>11-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 29.785,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,<br>12-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, <br>13-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; <br>a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,<br>b-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.068,00 TL harcın, alınması gerekli olan  37.569,81 TL harçtan mahsubu ile bakiye 36.501,81 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>c-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL  istinaf başvuru harcı, 54,00 TL posta ve tebligat gideri toplam 274,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>14-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/01/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a85e8e9b826b93f","SID":"0a7046eae36e1747"}}