{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1461 <br>KARAR NO\t: 2026/179<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/12/2021<br>NUMARASI\t: 2020/260  E. - 2021/947 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketten 04.11.2015 tarihinde 62.000,00 TL bedel ödeyerek toplamda 79.050 kilo demir satın aldığını, davacı şirketin müvekkili şirkete satılan demirden 15.512,40 kilosunu 26.11.2015 tarihinde, 20.509,60 kilosunu ise 26.11.2015 tarihinde teslim etiğini, alan 43.049  kilo  demirin bugüne dek teslim edilmediğini,  demirin teslim edilmesi veya güncel değerinin ödenmesi talep edilmesine rağmen  davalının  bugüne kadar  ödemeye yanaşmadığını ileri sürerek,  fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalarak  şimdilik, 43.049 kilo demirin davacıya ayni olarak ödenmesine, bu mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibarıyla 43.049 kilo demir fiyatının belirlenerek TL bedel karşılığının  ödeme tarihinden itibaren işleyecek  reeskont avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalının 2015 yılına kadar açık hesap ilişkisi içerisinde çalıştığını, çalıştıkları süre zarfında davacının  sürekli davalıya  borçlu kalarak açık hesap çalıştığını,  dönem dönem yaptığı ödemelerle kısmen de olsa borcunu ödediğini, davacının sunmuş olduğu ... AŞ'nin 04/11/2015 tarihli, 62.000,00 TL bedelli dekontunda ödemenin neye ilişkin yapıldığının açıklanmadığını,  kaldı ki tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde işbu meblağın ödendiği tarihte  davacının davalıya 79.630,61 TL borçlu göründüğünü, TBK'nın 101 ve 102.maddelerinin  açık  olduğunu, davacının dayandığı açıklamasız dekontun  davacının cari hesapta mevcut 79.630,61 TL'lik borcuna karşılık yapılmış bir ödeme olduğunu,  bu tarihten 22 gün sonra ise davacının evvelinde çalıştığı gibi yeni mal siparişleri vererek 26/11/2015 tarihi itibariyle cari hesapta toplamda 53.652,61 TL borçlu duruma düştüğünü,  davacının dayandığı  \"Cari Hareket Raporu\" isimli belgede davalının  imzası bulunmadığını, istenildiği zaman herkes tarafından hazırlanabilecek türde bir belge olduğunu, kaldı ki bu belgede geçen 62.000,00 TL'lik ödeme yapıldığı tarihte  davacının davalıya  79.630,61 TL açık hesapta borçlu konumda olduğunu,  dolayısıyla hayatın olağan akışına göre davalının davacıdan olan alacağını tahsil etmeden yeni siparişlerine de onay vermeyeceği karinesinin bulunduğunu, kabul manasına gelmemekle birlikte şayet davacı tarafın yapmış olduğu ödemelerin demir siparişine ilişkin olduğunu ispat etse bile o tarih itibariyle davalıya  79.630,61 TL açık hesap borcu olması sebebiyle TBK'nın 101 ve 102.maddeleri gereğince yine de davalıdan alacaklı konuma gelemeyeceğini, çünkü resmi kayıtlarda açık hesap borcu  olduğunu,   dava dilekçesinde davacının  ne talep ettiği ve 43.049 kilo demir alacağı olduğunu hangi ilkelere göre hesapladığının da anlaşılamadığını, davacının kötüniyetli olduğunu,  haksız kazanç sağlama gayesinde olduğunu  savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, hukuki niteliği itibari ile; alacak davasıdır. 7155 sayılı Yasa ile 6102 sayılı Yasaya  5/A maddesi eklenerek  ticari davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olup, mahkememizdeki dava 23/07/2020 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.  Aynı Yasa ile  6325 sayılı Kanuna dava şartı arabuluculuk başlığı ile 18/A maddesi de eklenmiş olup bu madde uyarınca yapılan incelemede davacının arabulucuya başvurduğu, 02/07/2019 tarihinde yapılan toplantıya tarafların katıldığı, 02/07/2019 tarihinde yapılan toplantı neticesinde tarafların anlaşamadıklarına ilişkin arabuluculuk son tutanağının düzenlenmiş olduğu  görülmüştür. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. Taraflar tacir olup ticari defterlere dayanıldığından ticari defterler üzerinde inceleme yaptırılmak üzere rapor alınmıştır. Mali müşavir... ve metalürji mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle; davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin incelendiği, her iki tarafın ticari defterlerinin de usulüne uygun olduğu, lehlerine delil vasfının bulunduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalı şirkete 53.652,61 TL borçlu olduğu, davalı şirket kayıtlarına göre ise davalı şirketin davacı şirkete 25.977,39 TL borçlu durumda bulunduğu, dolayısıyla taraf ticari defter kayıtları arasında, (53.652,61 TL+25.977,39 TL=) 79.630,00 TL mutabakatsızlık bulunduğu, 79.630,00 TL mutabakatsızlığın davacı şirketçe davalı şirkete 22.12.2015 tarihinde yapılan, ancak davacı yanca ticari defterlerine kaydedilmemiş 79.630,00 TL banka havale kaydından kaynaklandığı, ekte sunulan davalı şirket banka ekstresinden görüldüğü üzere, davacı şirketin davalı şirkete 22.12.2015 tarihinde 79.630,00 TL havale gerçekleştirdiği sabit olup, dolayısıyla, bu kayıt yönünden davalı şirketin ticari defter kayıtlarına itibar edileceği, bu kayıt dışında kalan diğer kayıtlar yönünden ise taraf ticari defter kayıtlarının birbirini teyit ettikleri, tarafların BA/BS formu beyanlarında 5 adet fatura karşılığı KDV hariç 41.452,00 TL alım/satım beyanında mutabık oldukları, davacı şirketin hesabından, davalı şirketin hesabına, 04.11.2015 tarihinde yapılmış olan 62.000,00 TL havaleye ilişkin dekontta davacı şirketçe herhangi bir açıklama yapılmadığı, tarafların açık hesap şeklinde çalıştıkları ve davacı şirketin işbu davaya konu ettiği 62.000,00 TL banka havalesini gönderdiği 04.11.2015 tarihinde, davacı şirketin 2014 kasım-aralık ve 2015/ocak ayı alımlarından kaynaklı olarak davalı şirkete 79.630,61 TL borçlu durumda bulunduğu ve davalı şirketin dekontu üzerinde hiçbir açıklama bulunmayan 62.000,00 TL ödemeyi davacı şirketin 79.630,61 TL borcundan mahsup ettiği ve sonucunda havale tarihi itibarıyla davacı şirketten 17.630,61 TL alacak bakiyesinin kaldığı, davacı şirketin 62.000,00 TL' yi davalı şirkete demir siparişine istinaden gönderdiğinin ve bakiye demir alacağı olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacı şirketin davalı şirkete 22.12.2015 tarihinde göndermiş olduğu, ancak ticari defterlerine kaydetmediği 79.630,00 TL' den bakiye kalan 25.977,39 TL alacağının, huzurdaki davaya konu edilip, edilemeyeceği hususunun hukuki değerlendirmeye muhtaç olduğu, davacının sipariş verdiğini iddia ettiği inşaat demirinin 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla takribi fiyatının ortalama 3.500,00 TL/ton civarında olduğu tespit edilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre; davaya konu ihtilafın, davalı şirketten 62.000,00 TL bedel karşılığında sipariş edilen 79.050 kg demirden 36.022 kg demirin teslim edildiği, kalan 43.049 kg demirin bugüne kadar teslim edilmediği iddiasıyla, 43.049 kg demirin ayni olarak teslimi, bunun mümkün olmaması halinde dava tarihi itibarıyla güncel fiyatının belirlenerek hesaplanacak tutarın ödenmesi talebine ilişkin olduğu, davalı taraf ise davacı yanca yapılan 62.000,00 TL ödemenin cari hesap borcuna ilişkin yapılmış ödeme olduğu, demir siparişine ilişkin yapılmadığını savunduğu, taraflar tacir olduğundan tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, taraflar arasında 2014 yılından itibaren yazılı bir sözleşmeye dayalı olmaksızın, ancak açık cari hesap ilişkisi içerisinde sürdürüldüğü görülen mal alım satımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında, davalı şirketin davacı şirkete gerçekleştirildiği görülen mal satışları sonucunda düzenlemiş ve ticari defterlerinde davacı şirket adına borç kaydı yapılmış satış faturalarını, davacı şirketin herhangi bir yasal nitelikli itiraza konu etmeksizin ve benimseyerek ticari defterlerine davalı şirket alacağı olarak kaydettiği ve ilgili dönem BA formları ile davalı şirketten mal alımı olarak beyan etmiş olduğu, davacı şirketçe davaya konu yapılan 04.11.2015 tarihli, 62.000,00 TL tutarlı havale dekontu incelendiğinde, dekont içeriğinde herhangi bir açıklamaya yer verilmediği ve herhangi bir siparişle ilişkilendirme yapılmamış olduğu, söz konusu havale işleminin gerçekleştiği 04.11.2015 tarihinde, davacı şirketin davalı şirkete faturalara dayalı açık cari hesaptan kaynaklanan 79.630,61 TL borçlu durumda bulunduğu ve bu borcun kaynağı faturaların yaklaşık 10-11 ay öncesine ilişkin mal alım/satımlarına ilişkin oldukları, bir diğer ifadeyle davacı şirketin açık cari hesap borcunun 10-11 ay gibi uzun vadeye dayanmış olduğu, dolayısıyla davalı şirketin üzerinde herhangi bir içeriğe yer verilmeyen dekont mucibi davacı ödemesini davacının 10-11 ay önceden gelen fatura borçlarına mahsup edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı şirketçe davalı şirkete 04.11.2015 tarihinde yapılan 62.000,00TL ödemeye rağmen, davalı şirketin davacı şirkete (79.630,61 TL - 62.000,00 TL=) 17.630,61 TL borç bakiyesinin kaldığı, davalı şirketin davacı şirketten 17.630,61 TL alacak bakiyesinin bulunmasına rağmen, 26.11.2015 tarihinde, 224992 nolu faturayla, 12510 kg demir karşılığı (12.510 kg x 1,0508 TL/kg+KDV) 15.512,40 TL tutarlı, 224993 nolu faturayla, 16.540 kg demir karşılığı (16.540 kg X 1,0508 TL/kg +KDV) 20.509,60 TL tutarlı olmak üzere toplam tutarı KDV dahil 36.022,00 TL olan 2 adet satış faturası ile davacı şirkete 29.050,00 kg demir satışı yapıldığı ve bu faturaların ticari defterlere kaydedilmesi sonucunda, davacı şirketin davalı şirkete (17.630,61 TL mevcut bakiye borç + 36.022,00 TL/29.050kg demir satışı=)53.652,61 TL borçlu duruma geçtiği ve 26.11.2015 tarihi itibarıyla tarafların 53.652,61 TL borç alacak bakiyesinde mutabık oldukları, bu tarihten bir ay sonra, 22.12.2015 tarihinde davacı kayıtlarında yer almayan, ancak davalı şirket kayıtlarında yer alan ve banka ekstresi ile doğruluğu teyit edilen 79.630,00 TL davacı şirket banka ödemesi sonucunda davacı şirketin davalı şirketten; (79.630,00 TL banka ödemesi - 53.652,61 TL C/H borç bakiyesi=) 25.977,39 TL alacaklı duruma geçtiği ve bu alacağın davalı şirket ticari defter kayıtlarında 2017 yılına devir edilerek halen mevcudiyetini muhafaza ettiği, davacı şirketin 62.000,00 TL' yi davalı şirkete demir siparişine istinaden gönderdiğinin ve bakiye demir alacağı olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu, zira davacının açıklamasız gönderilen para havalesine ilişkin dekonttan başka herhangi bir delil sunmadığı, açıklama yapılmadan gönderilen para havalesinin ise ödeme anlamına geldiği, davacı şirketin davalı şirkete 22.12.2015 tarihinde göndermiş olduğu, ancak ticari defterlerine kaydetmediği 79.630,00 TL' den bakiye kalan 25.977,39 TL alacağının ise davamızın konusu olmadığı, dolayısıyla davacı şirketin dava konusu yaptığı 62.000,00 TL yi davalı şirkete demir siparişine istinaden gönderdiğinin ve bu bedelden bakiye demir alacağı olduğu iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kayıtlarda görüldüğü üzere davalı ile  davacı arasında süregelen bir alışveriş mevcut olup, bu alışverişin demir alım-satımı olduğuna dair taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını,  mahkemenin \"Gönderilen 62.000 TL'nin demir siparişine istinaden gönderildiğinin ve bu bedelden bakiye demir alacağı olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu\" tespitinin doğru  olmadığını, aradaki ticari ilişkinin demir alım-satım ilişkisi olduğunun taraflar arasında bir ihtilaf  içermediğini, davacının demir sipariş ettiğini, bedelini davalıya gönderdiğini, karşılığında bir kısım demiri teslim aldığını, ancak kalanı davalının  teslim etmediğini,  alışverişin sürekli bu minvalde olduğunu,  ihtilafın özünün demirlerin müvekkiline teslim edilip edilmediği, bundan dolayı da herhangi bir demir teslim borcu olup olmadığı noktasında toplandığını,  borca ilişkin malların irsaliye ve faturalarını, teslim evraklarını da davalı tarafın dosyaya sunamadığını,teslime dair ispat yükünün davalı yanca yerine getirilmediğini,mahkemece aslen aradaki alışverişe dair faturalarda belirtilen demir miktarının ne olduğunu, ödenen bedeller ile teslim edilen demir miktarının uyuşup uyuşmadığının tespit edilmesi  gerektiği halde bu hususun hiç incelenmediğini, kararın bu yönüyle eksik kaldığını, teslim edilen demir miktarı ile ödenen bedele ilişkin bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının ödeme yaptığı tarihlerdeki demir bedellerinin belirlenmesi, ödeme yapılan miktarın kaç ton demire karşılık geldiği ve bu demirlerin tesliminin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının demir sipariş ettiği ve bedelini ödediği halde demirin eksik teslim edildiği yönündeki iddia ve beyanı bir yana zaten rapora göre dahi müvekkilinin 25.000 TL alacaklı konumda  olduğunu,  bu tespitin  müvekkilinin iddialarının ispatı olduğunu,  keza kabul anlamına gelmemek üzere, mahkeme kararında belirtilen iş bu  davacı alacağının da demir siparişine ilişkin alacak-borç ilişkisine dayandığını, dolayısıyla da bu miktar için dahi olsa davalı tarafından teslim edilen miktarın ne olduğu, ödenen bedele karşılık gelip gelmediği, hususları incelenmeksizin karar ittihazının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalı şirketten 25.977,39 TL alacaklı olduğunu, ticari defter kayıtlarının bunu doğruladığını,  taraflar arasında arasında yapılan ticaretin tümüyle demir alım-satımı olduğunun davalı tarafın da inkar edilmediğini,  o halde iş bu alacak miktarının demir siparişine ilişkin olduğunun kabulü ile, bu bedele ödendiği tarihte karşılık gelen demirin ayni olarak müvekkiline teslimine karar verilmesi gerektiğini,  zira  davacı ticari defterleri ile davalı defterlerinin uyuştuğunu, aralarında müvekkilin 53.652,61 TL borçlu olduğu yönünde defterlerde mutabakat olduğunu,  o halde  davacının borcunun ne kadar olduğunu bildiği halde ne sebeple borcundan fazla miktarı (22/12/2015 tarihinde gönderilen 79.630 TL) davalı hesabına havale ettiğini sorgulanması gerektiğini,  taraflar arasındaki ilişkinin ön ödeme ile sipariş şeklinde yapıldığını gösteren bu durum karşısında mahkemenin 25.977,39 TL yönünden bu davanın konusu olmadığı yönündeki değerlendirmesinin de hatalı olduğunu ortaya koyduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında avans olarak verildiği ileri sürülen miktara karşılık malın teslimi, mümkün olmaması hâlinde ödenen bedelin güncel demir bedeli üzerinden tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ile aralarında demir alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, 04.11.2015 tarihinde davalıya  62.000,00 TL göndererek 79.050 kilo demir satın aldığını,  ancak bu demirin 43.049  kilosunun teslim edilmediğini ileri sürerek  demirin aynen teslimine, mümkün olmazsa bedelinin iadesine karar verilmesini talep etmiş; davalı ise, tarafların açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişki içinde olduğunu, davacının ödeme tarihinde kendisine açık hesap borcu bulunduğunu, yapılan ödemenin bu borca istinaden yapıldığını savunmuştur. Taraflar arasında yazılı olmayan demir alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, defter kayıtlarına göre ilişkinin  açık hesap şeklinde işlediği anlaşılmaktadır.  Uyuşmazlık konusu 04.11.2015 tarihli  dekontta davacının  tarafından davalıya 62.000 TL gönderildiği, ödemenin neye istinaden yapıldığına dair bir açıklama bulunmadığı görülmektedir.  Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  2012/8181 Esas, 2012/14755 Karar sayılı emsal kararında da   ifade edildiği üzere  kural olarak havale bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tediyesi amacıyla yapıldığına karine teşkil eder.  HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davacı, bu ödemeyi taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında avans olarak yaptığını ispatla yükümlüdür.  Davacı, taraflar arasında sözlü şekilde kurulan satım sözleşmesi kapsamında alınacak demir  için avans ödemesi yapıldığını ileri sürmüştür. Yukarıda belirtildiği gibi, iddianın ileri sürülüş şekline göre paranın avans olarak gönderildiğini ve bakiye demir alacağı olduğunu  kanıtlama yükümlülüğü davacıdadır. Davalının, havale makbuzu içeriğinden anlaşılan bir durumu ayrıca kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. Tarafların tacir olmasının bu sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Aksine, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken davacı şirketin, yaptığı sözleşme ve ödemelerde basiretli bir tacirden beklenir şekilde hareket ederek, sözleşme düzenlemesi ve yaptığı ödemelerin hangi amaçla yapıldığını delillendirmesi gerekir. Belirtilen şekilde davranılmaması karşısında, yasal düzenlemeler nedeniyle açıklama yapılmadan gönderilen havale konusu paranın, borç ödemesi için gönderildiğinin kabulü gerekir. Davacının yaptığı havalenin içeriğinden avans iddiası kanıtlanmamıştır. Kaldı ki mahkemece alınan bilirkişi raporunda, tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıya 04.11.2015 tarihinde 79.630,61 TL açık hesap borcu olduğu, bunun   her iki tarafın defterlerinde yer aldığı  görülmektedir.  Bu açıklamalar göre davacı vekilinin ispat yükünün davalıda olduğu yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, 25.000 TL'lik alacağın dava konusu olduğunu ileri sümekteyse de davacı eldeki davada davacı, davalıya yaptığı 62.000 TL'lik ödemeye rağmen eksik demir teslim edildiğini, bakiye demirin teslim edilmediğini ileri sürerek bunun teslimi, aksi hâlde bedelinin tespiti ile iadesine karar verilmesini istemiş olup açık hesap alacağının tahsili talebi bulunmadığından, bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,<br>3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br> HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.02.2026 <br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f6e4031885c8a6e4","SID":"2f7fbbd206bac14b"}}