{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/331 Esas<br>KARAR NO: 2026/299<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/10/2024<br>NUMARASI: 2017/257 Esas, 2024/246 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 25/02/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkili şirkette çalıştığını, daha sonra müvekkili şirketten teker teker ayrıldıklarını, Kasım 2012'de müvekkili şirket ile temasa geçen bazı müşterilerin bir takım kişilerin kendileriyle ilişki kurduklarını ve müvekkili şirkete ait programlara birebir benzeyen nitelikteki programların başka firmalar üzerinden pazarlanmaya çalışıldığını, söz konusu yazılımlar üzerinde bir lisans devri olup olmadığını sorduklarını, yaptıkları araştırmada davalıların ayrılırken müvekkiline ait programların kaynak kodlarını yanlarında götürdüklerini ve bu kodlar üzerinde çok küçük değişiklikler yaparak 3.kişilere satmaya çalıştıklarını, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını, yapılan aramada müvekkiline ait bilgisayarların kaynak kodlarına ve bunların işlenmiş şekillerine ulaşıldığını, soruşturma sonunda davalılar hakkında Anadolu FSHCM'de dava açıldığını, davalıların eylemlerinin 5846 sayılı yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek davalıların tecavüzlerinin men'ine, FSEK 68.maddesi gereğince şimdilik 500.000-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  ...,  .....ve .......vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık ta iş mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkillinin, dava dilekçesinin belirtilen mobil şebeke ürünleri vc optimizasyon hizmeti ile alakalı hizmet vermediğini, davacı şirketten farklı olarak veri yönetim yazılımı üretimi yaptığını, uyuşmazlığa konu yazılımın eser niteliğinin olup olmadığını, öncelikle ortada kopyalanan bir yazılım olmadığını, bir gizlice kopyalama varsa o da davacının arama-el koyma sırasında müvekkilinin bilişim sistemlerine yüklediği yazılım ve varmış gibi gösterdikleri elektronik postalar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı vekili ... ve  .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'nun .....AŞ.'nin %45 ortağı ve yönetim kurulu başkanı iken, ..../11/2012 tarihli kararı ile yönetim kurulu başkanlığı görevinden alındığını, bu tarihten itibaren huzurdaki dava konusunu aşan birçok dava açıldığını, müvekkili ... ile .....'ün isminin belgelerde olmadığını, davalı  ...'nun geçici olarak, .....'ün ise daimi olarak yurtdısında bulunduğunu, yani olayla bir ilgileri olma ihtimalleri dahi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafça davalıların dava konusu  \"....... (yeni ismi ile“......”)\" isimli yazılım programlarının eski çalışanı olan davalılarca izinsiz olarak kullanıldığı ve satışa sunulduğu hususunu ispat yükü altında bulunduğu, ceza yargılaması sırasında tespit edildiği üzere, yapılan arama işlemine ilişkin CD 'nin dosyada mevcut görüntü çözümlemesi ve mahkeme  tarafından yapılan incelemesinde, olay günü arama işleminin yapılacağı iş yerine usulüne uygun olarak alınmış mahkeme kararı ile giden kolluk görevlilerinin yanında katılan şirket vekili, şirket ortağı ve bilgisayar uzmanı olan katılan şirket çalışanının da bulunduğu, tüm arama işlemini başından sonuna kadar katılan şirket vekili ile çalışanlarının yürüttükleri, kolluk görevlilerinin sadece güvenliği sağlamak amacıyla aramanın yapıldığı işyeri odasının kapısında  durdukları, arama tutanağına bakıldığında arama işlemini bizzat yapan bu kişilerin isimlerinin yazılmadığı, yine CMK 134/3 maddesi uyarınca sitemdeki verilerin bir yedeğinin alınmadığı, ele geçirilen hard diskteki yazılımın katılan şirket yazılımı ile imla hatalarına kadar aynı olması dolayısıyla sanıklar ve müdafiileri tarafından bu yazılımın arama sırasında katılan şirket çalışanları tarafından hard diske yüklenmiş veya bu hard disklerin yine katılan şirket çalışanları tarafından getirilmiş olabileceğinin savunulduğu, keza kovuşturma aşamasında alınan heyet raporunda katılan şirketin sanıklar arasındaki mail yazışmalarında suça konu yazılımın geliştirilip piyasaya sürüleceğine ilişkin konuşmalar yapıldığı iddiası ile ilgili olarak sunulan mail çıktılarının da arama günü yani 06/12/2012 tarihinde hard diske kopyalanmış olduğunun tespit edildiği,  kovuşturma sonucu katılan şirkete ait yazılımın kaynak kodları kullanılmak suretiyle üretilmiş bir yazılımın sanıklardan ele geçtiğine dair hiç bir delilin bulunmadığı  şeklindeki tespit nazara alınarak davalıların beraatlerine karar verildiği, bu kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu haliyle maddi vakıanın davacı tarafça ispat edilemediği,  yargılaması sırasında da ceza yargılamasına mesnet arama işlemi dışında bir delilin mevcut olmadığı dikkate alındığında, davacı tarafın davalıların haksız eylemi yönünden ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil şirkete ait programların kaynak kodlarının davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde çoğaltılması ve işlenmesi suretiyle, müvekkil şirketin FSEK kapsamında mali hakları ihlal edilmesine rağmen yerel mahkeme tarafından tazminat talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik uygulaması ve TBK'nın 74. maddesi uyarınca, hukuk hâkiminin ceza yargılaması sonucu verilen beraat kararı ile bağlı olmadığını, ceza yargılaması bakımından usul yönünden verilmiş beraat kararının olayın esasına ilişkin bir kanaat oluşturmadığı gibi maddi vakıanın oluşmadığı anlamına gelmediğini  ve tazminat hukuku bakımından değerlendirme yapılmasını engellemediğini,  zira davalıların müvekkil şirketin FSEK md.68 kapsamında korunan özellikle yayma ve çoğaltma şeklindeki mali haklarını ihlal ettiğine ilişkin ispat faaliyetinin yerine getirildiğini, yerel mahkeme kararına gerekçe gösterilen BAM 16. Ceza Dairesi Başkanı ....... tarafından yazılan karşı oyla da,  yargılama aşamasında elde edilen deliller nazarında maddi vakıaya ilişkin tespitlere yer verilerek, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulabilmesi için delillerin yeterli olduğunun vurgulandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, davacının eylemlerinin 5846 sayılı yasaya aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla tecavüzlerinin men'ine ve FSEK 68.maddesi uyarınca tazminat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin eski çalışanı olan davalıların, davacı şirkete ait eser niteliğindeki yazılıma ait kaynak kodlarını kullanarak benzer yazılımları piyasaya sürdüğü iddiasıyla işbu davanın açıldığı, davaya konu iddiaya ilişkin yapılan ceza yargılama sonucu İstanbul Anadolu Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi'nin  2014/380 E- 2017/401 K.sayılı kararı ile, katılan şirkete ait yazılımın kaynak kodları kullanılmak suretiyle üretilmiş bir yazılımın sanıklardan ele geçtiğine dair hiç bir delilin bulunmadığı gerekçe siyle verilen beraat kararının kesinleştiği, hukuk hâkiminin ceza yargılaması sonucu verilen beraat kararı ile bağlı olmadığı, ancak ceza soruşturmasına mesnet arama kararı dışında bir delilin de mevcut olmadığı, söz konusu arama kararının da davacı şirket vekili, yetkilileri ve çalışanları tarafından yürütüldüğünün, kolluk görevlilerinin sadece güvenliği sağlamak amacıyla aramanın yapıldığı işyeri odasının kapısında  durduklarının, suça konu yazılımın geliştirilip piyasaya sürüleceğine ilişkin konuşmalar yapıldığı iddiası ile ilgili olarak sunulan mail çıktılarının da arama günü hard diske kopyalanmış olduğunun  kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, tarafsız bir bilgisayar uzmanı tarafından yapılmış bir arama işlemi veya delil tespiti bulunmadığı, ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin   yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/02/2026<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"797c98c5cc89ab7e","SID":"ea7f02443eaec838"}}