{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1525 <br>KARAR NO\t\t: 2026/285<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06.06.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/667 Esas 2023/506 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 20.02.2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.02.2026<br><br>\tİzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2023 tarih 2022/667 Esas 2023/506 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu tarafından İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6334E sayılı dosyası kapsamında icra takibine itiraz edildiğini, borçlu tarafından ödeme emri kendisine tebliğ edilmeden 18.08.2020 tarihinde itiraz edilmiş olup borçlu davalıya ödeme emrinin ise  31.08.2020 tarihinde tebliğ olduğunu, yapılan itirazın kendilerine 29.08.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkil tarafların müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu oldukları senet borcu nedeniyle İzmir 2. İcra Dairesi 2018/267 E sayılı dosya alacağını tamamen ödemiş ve dosya infazen kapanmış olduğunu, İzmir 2. İcra Dairesi 2018/267E sayılı dosyada  30.12.2017 ödeme tarihli 39.000 TL bedelli ...'in alacaklı olduğu senet nedeniyle icra takibi  başlatılmıştır ve dosyada yapılan bir itiraz olmaması sebebiyle dosyanın kesinleşmiş olduğunu, İzmir 2. İcra Dairesi'nin 2018/267E sayılı dosyaya konu borcun 23.01.2020 tarihinde 47.662,48 TL bedelle icra dairesine tamamen taraflarınca ödendiğini,  İzmir 2. İcra dairesindeki borç tarafların aval olarak imzalamış oldukları senetten kaynaklandığı için tarafların söz konusu borçtan dolayı müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu, bu nedenle davalı tarafın payı oranında icra takibine konu tarafımızca ödenen borcun kendi payına düşen kısmını müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili tarafından davalı borçluya  ödeme yapılması hususunda şifahen  defaatle  talepte bulunulmuş olsa da davalının yapılan bu talepleri karşılıksız bırakmış olup, ödeme hususunda herhangi bir olumlu dönüşte bulunmadığını, müvekkile herhangi bir ödeme yapılmaması sonucunda İzmir 22. İcra Dairesinin 2020/6334 E sayılı dosya ile icra takibi açılmış ve davalı tarafın haksız itirazı ile söz konusu takibin durmuş olduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olup, söz konusu itiraz takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkilinin alacağını tahsil etmesini zorlaştırmak amacı ile yapılmış olduğunu, davalının yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin  devamına ve işbu haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davası açılabilmesi için hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, müvekkilinin icra takibine yaptığı itirazda haklı olup kesinlikle kötü niyetli olmadığını, tarafların, icra dosyasında diğer borçlu olarak yer alan .... Şti.'nin %50'şer paylı olarak ortakları olduğunu, davacı tarafın, ortak olunan şirketin borcunu ödediğini beyan ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı müvekkilinin iş bu senetten kaynaklı olarak borçlu olduğu düşünülse dahi şirket ortaklık payı olan %50 oranında borçlu olacağının açık olduğunu, davacının ödediğini beyan ettiği İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/267 E. sayılı takibine konu borcun oluşmasına davacının sebebiyet verdiğini, müvekkili hakkında haksız ve kötü niyetli olarak açılan davacının icra takibini kötü niyetli olarak başlattığı açık olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  6102 Sayılı TTK'nun 702/2.maddesine göre aval veren kişinin teminat altına aldığı borç  şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhütünün geçerli olduğu, her ne kadar kefil ibaresi geçse de kambiyo senedi üzerine tek taraflı verilen kişisel teminatın aval olduğu, avalistin  aval verdiği kişiye kambiyo hukuku gereğince rücu hakkına sahip olduğu, avalistin sorumluluğunun müteselsil, maddi açıdan bağımsız, soyut bir taahhüt niteliğinde olduğu, aval veren kimse bono bedelini ödediği takdirde bonodan dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kimseye ve ona karşı bono gereğince sorumlu olan kişilere karşı bonodan doğan hakları kazanacağı, senet bedeli  avalistten tahsil edildiği taktirde, avalist  lehine aval verdiği kişiye  ve lehine aval verdiği kişiye karşı müracaat borçlusu sıfatıyla sorumlu olanlar ile asli borçlu sıfatıyla da düzenleyene başvurabileceği, somut olayda, dava dışı lehtar tarafından başlatılan icra takibine davacı avalist ödeme yapmış olduğundan rücu hakkını kazandığı, davacı rücu hakkını aval verdiği kişiye karşı kullanabileceğinden ve davalı da senette avalist konumunda bulunduğundan davacının davalıya başvuruda bulunmasında yasal bir engel olmadığı, ödenen bedelin yarısı davacı tarafça talep edildiğinden takip dosyasına yapılan ödemeden iade alınan miktar düşüldükten sonra bakiye bedel üzerinden ödeme tarihinden takip tarihine kadar faiz işletilmek suretiyle davanın kısmen kabulüyle 23.153,37-TL asıl alacak ve 1.153,23-TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra dairesine sunulan itirazda yetki itirazında bulunulduğunu, davalıya karşı başlatılacak icra takibbinde Küçükçekmece İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, ilk derece mahkemesince davacının yerleşim yeri icra dairesinde takip başlatılabileceğinden bahisle yetki itirazının reddine karar verildiği ancak davacının yerleşim yerinin İzmir değil Beykoz olduğunu, bu nedenle takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, icra takibinin başlatıldığı İzmir'in ne alacaklının ne de borçlunun yerleşim yeri olduğunu, davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılan yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip nedeniyle avalistin takip alacaklısına yaptığı ödemenin rucuen tahsili amacıya yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİtirazın iptali davasının görülebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibinin varlığı gerekmektedir. Bu nedenle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın yerinde olup olmadığının değerlendirilerek bu ön sorunun çözümlenmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun anlaşılması halinde esasa geçilmesi, şayet takip yetkisiz icra dairesinde açılmış ise usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Zira geçerli bir takibin bulunması dava şartı olup yetkisiz icra dairesinde başlatılan icra takibi geçerli bir takip olarak değerlendirilemeyecektir. (Üstündağ, S.: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.10.2020 tarih ve 2020/(19)11-331 Esas. - 2020/793 Karar sayılı  )<br>\tİİK'nun 50. maddesi göndermesiyle, bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. 6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde ancak; 6102 Sayılı TTK'nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda,  tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden bononun tanzim edildiği yerdeki icra dairesinde takip yapılabilecektir. Şayet bonoda düzenleme yeri de gösterilmemiş ise TTK 777/4.maddesine göre düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacak ve bu yer ödeme yeri olarak kabul edileceğinden bononun düzenlendiği yerdeki icra dairesinde takip yapılabilir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta dava konusu 30.12.2017 ödeme tarihli 39.000,00-TL bedelli bonoda ödeme yeri ve düzenleme yeri açıkça gösterilmemiş olup, düzenleyen ....Şti.'nin kaşesi altında ... adresinin gösterildiği, TTK 777/4. Maddesi uyarınca keşidecinin adının yanında yer alan adresin düzenleme ve TTK 777/3. Hükmü uyarınca ödeme yeri olarak kabul edileceği, bu durumda alacaklının ödeme yeri olan İzmir'de icra takibinde bulunmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı, her ne kadar mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle davacının yerleşim yerinde takip başlatıldığından bahisle yetki itirazının yerinde olmadığı belirtilmiş ise de kararın sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.660,38-TL'den peşin alınan 415,09-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.245,29-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"204f3a1b6f033aeb","SID":"da9a0f7735b873e3"}}