{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1581 <br>KARAR NO\t: 2026/245<br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/10/2021<br>NUMARASI\t: 2016/893 Esas, 2021/697 Karar<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN <br>2017/305 E., 2017/449 K. SAYILI DOSYASI<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ : 19/02/2026<br>  Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :<br>I. ASIL DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili davacı ile davalı arasında ...'daki ... Otel'in sonsuzluk ve çocuk havuzlarının inşaasının ince işleri ile mekaniğinin müvekkili tarafından tarafından yapılması konusunda 13.03.2015 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme sonrasında yapılan işler dolayısıyla 09.06.2015 tarihli ... nolu 118.000 TL ve 28.08.2016 tarih ... nolu 74.340 TL tutarlı iki adet fatura kesilerek davalı şirkete gönderildiğini, faturalara her hangi bir itiraz olmadığını, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirip havuzların kullanıma açıldığını, faturalara ilişkin ödemelere 25.03.2015 tarihinde başlandığını, aralıklarla farklı bakiyelerde ödemeler yapıldığını ve 09.06.2015 tarih ... nolu 118.000 TL tutarlı faturaya dayalı olan borcun bittiğini, 03.02.2016 tarihinde yapılan 5.000 TL'lik ödeme sonrasında 28.08.2016 tarihli ... nolu 74.300 faturadan kaynaklı alacak bakiyesinin 15.000 TL kaldığını, bakiye kalan 15.000 TL'nin ödenmesi konusunda birçok kez talepte bulunulmuş ise de çeşitli bahanelerle bakiye tutarın ödenmediğini, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan borcun ödenmesi için davalı şirket aleyhine İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının 20.07.2016 tarihli dilekçesi ile takibe, borca ve tüm ferilere itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı şirketin ödeme güçlüğüne düşünceye kadar borcuna itiraz etmediğini, gecikmeli de olsa ödemelerde bulunduğunu, bakiye kalan 15.000 TL ödenmediğinden icra takibi başlatılmasının zaruri hal aldığını beyanla, açıklanan nedenlerle davalı şirketin itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>II. ASIL DAVA CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin ...'da bulunan ... ... Otel'in işletmecisi olduğunu, müvekkil ile davacının 13.03.2015 tarihli teklif formu sözleşme ile otelin havuzlarının mekanik ve ince işlerinin yapılması hususunda anlaşmaya vardıklarını, 13.03.2015 tarihli sözleşme kapsamında davacı otel havuzunun pahlama, sıva, şap, izolasyon, havuz içi yüzeyin kaplanması, seramik işleri gibi imalat işleri ile ekolojik havuz elektro mekanik sistemlerinin kurulması işini yüklendiğini, BK.470 Maddesine göre eser sözleşmesinin “.. Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir..” şeklinde olduğunu, yüklenicinin borcunun üstlendiği edimleri iş sahibin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek olduğunu, yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışın esas alınacağını, davacının yüklendiği işin tamamlamasından sonra havuzdan su sızıntısının başladığını, otele ait mutfak, restaurantın sızan sulardan dolayı kullanılamaz hale geldiğini, ayrıca sızan suların elektrik sistemine zarar verdiğini, aynca havuz fayanslarının kırılıp döküldüğünü, otel müşterilerine zarar verir hale geldiğini, bu durumun müvekkil tarafından davacıya bildirildiğini, eksiklikler davacının bilgisi dahilinde olmasına rağmen davacıya gönderilen 07.09.2015 tarihli e.mail ile havuzdaki eksikliklerin giderilmesi için görüşme talebinde bulunulduğunu, davacının müvekkil şirket yetkililerine gönderdiği 14.01.2016 tarihli e.mailde eksik ve düzeltilecek işler için gerekli malzemeleri aldığını ve gerekli tadilatla ilgili programını yaptığını bildirdiği, davacının müvekkile gönderdiği 11.01.2016 tarihli e.mailde: “..Bahsi geçen yerlerdeki işçilik kalitesinin şirketimin standartlarına göre düşük olduğunu düşündüğümden bu tutarı cebimden ödedim...” demek suretiyle üstlendiği işin kusurlu ve eksik olduğunu kabul ettiğini, yapılan işlerin bedeli olarak 177.340 TL müvekkil tarafından davacıya ödendiği ve davacıya borcunun kalmadığını, davacı tarafından ileri sürülen alacak iddiası işin sözleşmeye aykırı olarak eksik ifa kapsamında yapılması nedeniyle yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından üstlenilen işin sözleşmeye ve fenni koşullara aykırı olduğu yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, davacının, dava dilekçesinde ileri sürülen müvekkilin ödeme güçlüğü içinde olduğunu ve bu nedenle ödeme yapılmadığı yönündeki iddiaların soyut iddialar olduğunu beyanla, her türlü dava ve talep hakkı saklı tutularak, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir.<br>III. BİRLEŞEN DAVA <br>Birleşen dava dosyasında davacı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13.03.2015 tarihli sözleşme ile davalının müvekkiline ait ... Otel'in havuzunun pahlama, sıva, şap, izolasyon, havuz içi yüzeyin kaplanması, seramik işleri gibi imalat işleri ile ekolojik havuz elektro mekanik sistemlerinin kurulması işini yüklendiğini, havuz yapımı tamamlandıktan sonra, havuzdan sızıntılar olduğunu, davalının meydana gelen eserdeki ayıpların tadilatlarını yapmış ise de, sonucun değişmediğini, kusurlu imalat neticesinde başkaca firmalara tamirat ve tadilat bedeli ödemek suretiyle müvekkilinin  63.537,08 TL zarara uğradığını beyanla, davanın kabulü ile şimdilik 30.000 TL'lik tazminatın davalıdan tahsilini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>IV. BİRLEŞEN DAVA CEVAP<br>Birleşen dava dosyasında davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle, davacı dava dilekçesinde zarar iddiasını 63.537,08 TL gibi net bir tutar belirtmesine karşın davayı 30.000 TL üzerinden açtığını, bu davanın kötü niyetli açıldığını, havuzda oluşan problemlerin nedeninin müvekkili olmadığını, taleplerin yersiz olduğunu, havuzun bozulmasına davacının sebep olduğunu, havuzun sezon boyu müşterileri tarafından kullanıldığını, otel müşterilerinin memnun kaldığını, davanın reddinin talep edildiğini, süresinde ve kanuna uygun bir ayıp ihbarının olmadığını, davacının kusurlu işleri düzelttirmek için ödeme yaptığını iddia ettiği şirketin müvekkilinin iş kapsamı dışındaki işleri yapan ve havuzun bozulmasına sebep olan yüklenici olduğunu beyanla, bu sebeplerle davanın reddine ve  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir.<br>V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda;Asıl dava yönünden;<br>Asıl davanın, faturaya dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, alınan 16/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda, tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmekle, her iki tarafın süresinde tasdikleri yaptırılmış, birbirini doğrulayan ve usulüne uygun olarak tutulmuş defter ve kayıtlarına göre davaya konu faturanın ödenmeyen bakiyesi kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının anılı faturaya süresinde itiraz ve faturayı iade etmeksizin ticari defterlerine kaydettiği, asıl davada sözleşme bedelinin eksik ödendiğinin, bakiye davacı alacağı konusunda tarafların mutabık olduğunun dosya kapsamındaki mail yazışmaları vb. sair delillerle ve HMK'nun 222. maddesi uyarınca sübut bulduğu, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin eksik ve ayıplı ifa edildiği savunması hakkında ayrıca bir dava ikame ettiği, davaya konu fatura bakiyesine ilişkin olarak TTK.'nın 18/3. maddesi gereğince davalıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği ve somut olayda TTK'nun 1530. maddesinin koşullarının da bulunmadığı anlaşıldığından, takipte talep edilen işlemiş faizin yerinde olmadığı, yalnız ödenmeyen asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamının gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Birleşen dava yönünden;<br>Birleşen davanın, taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince davacı birleşen davalı yüklenicinin eksik ve ayıplı ifada bulunduğundan bahisle eksik ve ayıplı işlerin düzeltilmesi için yapılan masrafların tazmini talebiyle açıldığı, birleşen dava dilekçesinde işin geç teslimi nedeniyle zarara uğranıldığı da ifade edilmiş ise de, talep sonucunda yalnızca üçüncü kişiye yapılan ödemenin kısmen davalıdan tahsilinin talep edildiği, bu nedenle taleple bağlılık ilkesi uyarınca somut olarak ileri sürülen talep yönünden inceleme yapılabileceği, ayıba ilişkin hakların kullanılabilmesi için öncelikle ayıp ihbarında bulunulmasının zorunlu olduğu, ayıp ihbarının herhangi bir şekli şartının bulunmadığı, davalı birleşen davacı yanın, davacı birleşen davalının verdiği garanti süresi içinde ayıplı olduğunu düşündüğü işlerle ilgili ayıp ihbarında bulunduğunun dosya kapsamında taraflarca inkar edilmeyen mail yazışmaları ile ispatlandığı, ayıp ihbarının yapılmış olması nedeniyle ayıp iddiası ile ilgili olarak söz konusu inceleme kapsamında, davalı birleşen davacıya ait otelin bulunduğu Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazıldığı, ilgili otelde keşif yapılması suretiyle alınan raporda özetle; \"su akıntısının havuz yalıtımından değil, drenaj borularından ve savaktan sıçrayan sulardan kaynaklandığı, havuza su eklenmesi, havuza elektrik getirilmesi, su hattının havuza getirilmesi, denge havuzunun yapılması, havuzun beton altyapı zeminin yapılması işlerinin davacı sorumluluğunda olmadığı, davacının denge tankı ile ilgili işlerinin yalnızca sıva fayans ve mekanik tesisat olduğu bu nedenle denge tankında yaşanan su taşmasının davacının sorumluluğunda olmadığı, gaz betonun suyun tabanına yaptığı basıncı karşılayabileceği, havuzun taban kısmında keşif tarihi itibarıyla deformasyon olmadığı, havuzdaki su akıntısının gazbeton nedeniyle olmadığı, dinamit patlamalarının uzakta olduğu ve havuz inşaatını etkilemeyeceği, havuzda yalnızca savaklardan sıçrayan ve savak giderlerinden kaynaklanan su akıntılarının bulunduğu, savak giderlerinin tekrardan açılıp, yalıtım yapılıp, mozaik kaplanması ve savak duvarları olan camların yükseltilmesi ve taban duvar ve yan camlarla birleşim kısımlarının yalıtılması ile sorunun çözüleceği, savak giderlerinin kırılıp, gider borularının yalıtılması ve tekrardan kırılan yerlerin düzeltilmesi, 5x5 mozaik uygulanması ve tamamlanmasının 24/08/2016 dava tarihi itibarıyla malzeme + işçilik bedelinin 12.500 TL olacağı\" hususlarının belirtildiği, anılı raporda davalı birleşen davacı tarafça dosyaya sunulan üçüncü kişi faturalarına konu havuzdaki sızmanın mutfak ve restoran tavanlarının kabarmasına sebep olduğu bu durumun davacı tarafça üstlenilen işler kapsamında kalıp kalmadığının muğlak olması sebebiyle muğlaklığın giderilmesi ve itirazların karşılanması için bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verildiği, alınan ek raporda mutfak ve restoran kısımlarında karşılaşılan akıntı izlerinin ve tavanların kabarmasının davacı kapsamında kaldığının belirtildiği, bu defa kök ve ek rapor arasında çelişki hasıl olduğundan çelişkinin giderilmesi için dosyanın ikinci kez ek rapor alınması için talimat mahkemesine gönderildiği, ikinci ek raporda özetle; \"mutfak ve restoran bölümündeki önceki su akıntısı ve kabarmaların hangi kişi tarafından yapılan imalat sonucu oluştuğu konusunda dosyada bilgi belge bulunmadığı, denge tankında sorun olmadığı, keşif tarihinde mahallinde görülen cam koruma ve savak boşaltma kısmındaki su akıntılarının savak kısmının izolasyonu ve mozaik işlerinin uygun yapılmamış olması, savaktan oluşan su akıntılarının ilgili şirketin sorumlu olduğu kanaatine varıldığı\" şeklinde görüş bildirilmek suretiyle ikinci ek raporla, ilk ek rapordaki tespitten dönüldüğü, mutfak ve restoran duvarlarındaki kabarmaların kim tarafından yapılan işten kaynaklandığı tespit edilemediğinden ve ayrıca bu işle ilgili eksikliğin tespit edildiği delil tespiti dosyası bulunmadığından, bu zararla ilgili davacı birleşen davalının sorumlu olduğu olduğundan bahsedilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre denge tankının taşmasının davacı birleşen davalının sorumluluğundaki işlerden olmadığı, ancak davacı birleşen davalının sorumluluğunda olan havuzun tabanında ayıp bulunduğuna dair davalı birleşen davacı iddiasının talimat mahkemesince yapılan keşif tarihi itibarıyla bilirkişilerce herhangi bir sorunun tespit edilememiş olması ve yine bu işle ilgili eksikliğin tespit edildiği delil tespiti dosyası bulunmadığından ispatlanamadığı, yine taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı birleşen davalının sorumluluğunda olan savak giderlerinin ve mozaiklerin yalıtımındaki ayıp konusunda davacı birleşen davalı sorumlu ise de, mahkememiz nezdinde oluşturulan yeni bilirkişi heyetince üçüncü kişi faturaları incelenmek suretiyle hazırlanan raporda tespit edildiği üzere, üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülen işlerin fatura içeriklerinden davacının sorumluluğundaki işlerle ilgili olduğunun tespit edilememesi ve dosya kapsamında üçüncü kişi ile davalı birleşen davacı arasında yapılan işlerin kapsamını gösterir sözleşmenin bulunmaması sebepleri ile davalı birleşen davacının bu sebeple uğradığını iddia ettiği zararının miktarını kanıtlayamadığı, sonuç olarak davalı birleşen davacı yanın bilirkişi raporlarında davacı birleşen davalı sorumluluğunda ve ayıplı olduğu tespit edilen savak giderleri ve mozaiklerin yalıtımındaki ayıbın varlığını ispatladığı ancak buna ilişkin tazminat talebinin kabul edilebilmesi için zararının varlığını da ispatla mükellef olduğu, davalı birleşen davacı yanın birleşen davadaki talebinin yalnız TBK'nun 475/2. maddesindeki genel hükümler çerçevesinde maddi zararına ilişkin olması fakat sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme, eserin ücretsiz onarımına ilişkin herhangi bir talebinin bulunmaması ve asıl talep ettiği zararı bakımından üçüncü kişiye yaptırılan işlerin içeriğinin davacı birleşen davalının sorumluluğundaki işlere ilişkin olduğunu ispatlayamaması nedeniyle kabule şayan olmadığı, üçüncü kişi faturaları arasında havuzda kullanılan bir kısım malzemelere (clor, parlatıcı, havuz çöktürücü, havuz PH, vb.) ilişkin 4.781,08 TL bedelli bir fatura mevcut ise de, havuz suyunun doldurulmasının davacı birleşen davalının sorumluluğunda olmaması nedeniyle davalı birleşen davacı zararı olarak kabul edilemeyeceği, yine diğer faturaların doğrudan havuz ile ilgili olmayıp otelin genel tadilatı ile ilgili olabileceği tespit edildiğinden davalı birleşen davacı zararı olarak sayılamayacağı anlaşıldığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>IV. İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından, davalının yaptığı işlerin ayıplı olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davalı tarafla yapılan yazışmalarda gerekli tamiratların yapılacağının belirtildiği, işin tamamlanmasının akabinde havuzdan su sızıntısı başladığı ve sızıntının otele ait diğer bölümlere zarar verdiği havuzda oluşan çatlaklar sebebiyle alt katta bulunan WC, duş kabinleri, depo, mutfak kullanılamamış, ancak sezonun başlamış olması sebebiyle gerekli düzeltmelerin sezon sonunda (ekim 2015 itibariyle) başlatılması kararlaştırıldığı, ticari ahlak gereği ve firma yetkililerinin eksiklikleri tamamlayacaklarına ilişkin beyanlarıyla yetinilerek müvekkil tarafından herhangi bir yasal işlem başlatılmadığı, bu süreçte davacıya, ödemeler yapıldığı, seçimlik hakkın kullanılmış olmasının tazminat istemeye engel olmadığı, TBK'nın 475/son maddesine göre, İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.\", yine TBK’nın “Borcun İfa Edilmemesi” başlığı altındaki 112. maddesinde “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” hükmüne yer verildiği bu hükmün, borç ilişkisinden doğan her türlü yükümlülüğün ihlaline uygulanacak genel bir kural niteliğinde olduğu,hal böyle iken mahkeme tarafından ayıplı işler tespit edilmişken tazminat talebinin reddedilmesinde hukuka uyar bir yön bulunmadığı iddialarıyla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak asıl davanın reddine davacı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, birleşen davanın kabulü ile şimdilik toplam 30.000-TL tazminatın karşı dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davacı/birleşen dava davalıdan tahsiline karar verilmesini talep edilmiştir. <br>V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı taraf yüklenici, asıl davada davalı-birleşen davada davacı taraf iş sahibidir. Asıl davada davacı tarafın, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden işi bitirip teslim etmiş olmasına rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine başlattığı icra takibine itirazın iptalini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, birleşen davada ise davalı tarafın eserdeki ayıplar nedeniyle yapmak zorunda kaldığını iddia ettiği masrafların tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanı reddine karar verildiği, karara karşı asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya incelendiğinde, asıl davada tarafların birbiriyle örtüşen ticari defter kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu kesinleşmiş olup asıl davaya yönelik istinaf istemi yerinde değildir.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede ise, dava konusu uyuşmazlık işin eksik ve ayıplı yapılıp yapılmadığı ve bedeline ilişkindir. Birleşen davada davalı işi eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim ettiğini, davacı ise ayıpların kendisi tarafından giderildiğini iddia etmiş, bilirkişi de işin ayıplı yapıldığını ve fakat davacı tarafça sunulan faturaların tespit edilen ayıplarla örtüşmediğini belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece gerekirse yeniden keşif yapılarak, hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişilerden alınacak ek raporla, tespit edilen eksik ve ayıpların davalı sorumluluğunda olanların teslim tarihindeki piyasa rayiçlerine göre değeri (TBK. m. 481) belirlenerek birleşen dava yönünden sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı-birleşen davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin esastan reddine, birleşen davaya yönelik istinaf talebinin kabulü ile birleşen dava yönünden usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı-birleşen davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,  birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 tarih, 2016/893 Esas, 2021/697 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, \t<br>4-Davalı-birleşen davacıdan asıl davaya yönelik alınması 1.024,65 TL karar harcından davalı-birleşen davacı tarafça peşin olarak yatırılan 256,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 768,49 TL'nin davalı-birleşen davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>5-Davalı-birleşen davacı tarafça asıl davaya yönelik yapılan istinaf yargılama giderinin üzerine BIRAKILMASINA,<br>6-Davalı-birleşen davacı tarafından birleşen davaya yönelik yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,<br>7-Davalı-birleşen davacı tarafça birleşen davaya yönelik yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,<br>8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29a2764861c53d68","SID":"41ad8c791b45c647"}}