{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2025/301 Esas 2026/159  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/301 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/159<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 18/07/2018 <br>NUMARASI\t\t: 2017/801 Esas 2018/542 Karar <br><br>DAVA\t: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 10/11/2017 <br>KARAR TARİHİ\t: 24/02/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 24/02/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı şirket vekili ve davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29/12/2020 tarih ve 2018/2102 Esas 2020/1571 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20/09/2021 tarih ve 2021/2536 Esas 2021/5581 Karar sayılı onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 2020/22944 başvuru numaralı dosyada 24/10/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (F) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin de içinde bulunduğu ... Grubu tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede müvekkilinin dini ve milli duyguları kullanılarak \"yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği\" garantisi ile para toplanıldığını, müvekkiline de yatırmış olduğu 29.735,00 DM (15.203 Euro) karşılığında ortaklık durum belgesi verildiğini,   nitekim bu sürecin SPK raporlarında detaylı bir şekilde anlatıldığını, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık, izinsiz halka arz, kanuna aykırı aracılık faaliyeti gibi suçlamalarla ceza davaları açıldığını, yatırılan paranın iadesinin istenmesine rağmen müvekkili tarafından davalı tarafa yatırılan paranın iade edilmediğini, müvekkiline bugüne kadar kar payı dağıtılmadığını ve taahhüt edildiği halde müvekkilinin parasını geri alamadığını,  davalı tarafça yapılan para toplama işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalının basiretli iş adamı gibi davranmadığını, davalıların eyleminin SPK mevzuatına aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığını, taraflar arasında kanuna uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın davalı şirketle birlikte doğan zarardan müteselsilen sorumlu olduğunu iddia ederek, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete verilen 29.735,00 DM (15.203 Euro)'nin  şimdilik 1.000 Euro'luk kısmının paranın ödendiği tarihten itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereği davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 10.686,00 Euro olarak ıslah etmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirketler arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle TTK'nın 329 ve 405 maddeleri gereğince hisse senetlerinin geri alınması ve bedellerinin davacıya iadesinin mümkün olmadığını, davacının hile, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, keza şirket ile ortaklar arasındaki davaların beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu sürenin de geçtiğini, davacının dayandığı ortaklık durum belgesi altındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığından müvekkillerini bağlamayacağını, davacının müvekkili şirketlere ödediği bir bedel bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin hisse senetlerini edinmek suretiyle müvekkili şirkette pay sahibi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tDavalı ...'a ve vasisine dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı, davalı şirketin SPK'ya kendisinin sunduğu CD'ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davalı tarafça yapılan ödemeler düşüldükten sonra davacının bakiye 5.596,00 Avro alacağının kaldığı, bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine,  6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 99. maddesi gereğince davacının talebi de nazara alınarak aynen ödenmesi kayıt ve şartıyla 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince dava tarihi olan 10/11/2017 tarihinden itibaren (davacının talebi de nazara alınarak) Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte 5.596,00 Euro'nun davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.  <br>           İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının davacının hile ve/veya ödeme iddiasını ispat etmesine yönelik kabulünün dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığına ilişkin mahkemenin değerlendirmesinin TTK'nın 329 ve 405. maddelerine aykırılık teşkil ettiğinin, geçersiz hükümsüz bir ilişkide zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin uygulanamayacağı ile zaman aşımı def'isinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğuna ilişkin gerekçenin de yerinde olmadığı, hak dürüşücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiği, hatta kanunda öngörülen 10 yıllık süreninde dolduğunu, mahkemece geçersiz saydığı hisse senetlerinin davalı tarafa iadesine karar verilmemesinin yerinde olmadığını, davalı tarafından SPK'ye sunulan CD ve üst yazı içeriğinin yanlış değerlendirildiğini, gerekli delillerin toplanmadığını, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini, yemin delilini kullanma hakkının engellendiğini, isticvap istemlerinin yasaya aykırı şekilde reddedildiğini, davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin şirkete iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının ıslah talebinin kabulünün de hatalı olduğunu, mahkemece davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirkete iadesine karar verilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, mahkemece ıslah ile arttırılan miktara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de doğru olmadığını, ödeme belgelerinin hepsi dikkate alınmaksızın karar verildiğini, dava tarihindeki yabancı para değeri üzerinden zarar hesabı yapılmasının da hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> \tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  faiz başlangıcı yönünden kararın hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin davalı şirkete paranın ödendiği tarih olması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tazmini istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tMahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı şirket vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29/12/2020 tarih ve 2018/2102 Esas 2020/1571 Karar sayılı ilamı ile davacı vekili ve davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3332 Sayılı Yasanın geçici 4. maddesi gereğince davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik verilen karara karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2021 tarih ve 2021/2536 Esas 2021/5581 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararının onanmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tKararın kesinleşmesi üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm 2020/22944 başvuru numaralı dosyada 24/10/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ekli listenin (F) sütununda belirtilen mahkeme olan Dairemize gönderilmesine ilişkin karar verildiği görülmüştür. <br> Dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı üzerine dosyanın yeniden esasa kaydedilerek yapılan yargılama sırasında, davacı vekili Av. ... 09/01/2026 tarihli UYAP üzerinden sunduğu e-imzalı dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir. <br>Davacı vekili Av. ...'ün dosya içerisinde yer alan Eskişehir 1. Noterliğinin 30/10/2017 tarih 21230 yevmiye numaralı vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.   <br>\tHMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. <br> Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nun 307. maddesinde; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur.<br>\tSomut dosyada; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararı ile yeniden yargılama yapılması için dosya Dairemize gönderilmekle kesinleşmeye yönelik hukuki sonuçlar ortadan kalkmakla feragat beyanı üzerine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.<br>\tHal böyle olunca, HMK'nun 310/2. \"Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.<br>\" maddesi gereğince davadan feragatin mümkün olduğu gözetilerek davacı vekili Av. ...'ün feragat talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.\t  <br>\tDairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında davalı şirket vekili Av. ...'in 12/01/2026 tarihli Uyap üzerinden gönderdiği e-imzalı dilekçesindeki feragat nedeniyle davacıdan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı hususu gözetilerek anılan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gibi, anılan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan feragat ettiği gözetilerek davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının, davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan feragat ettiği gözetilerek KABULÜNE,<br>2-Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2018 tarih 2017/801 Esas 2018/542 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>4-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının 2/3'ü olan 488,00 TL'den peşin alınan 76,67 TL harç ile 906,50 TL ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan 495,17 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Yargılama aşamasında vekille temsil edilen davalı şirket yararına talebi gözetilerek vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t7-Davalı şirket tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talep gözetilerek anılan davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t8-HMK'nun 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>\tB)1-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t2-Davalı şirket tarafından yatırılan 431,44 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete iadesine,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,  <br>\t4-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talebi gözetilerek davalı şirket üzerinde bırakılmasına,  <br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ve talebi bulunmadığından davalı şirket yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\t6-Konya 5. İcra Dairesi'nin 2018/8754 sayılı takip dosyasına davalı şirket tarafından sunulan teminatın İİK'nun 36. maddesi uyarınca davalı şirkete iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/02/2026<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...      ...  ...  ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a09d2965db06a627","SID":"98ba2c0ebffdd6e9"}}