{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1132 <br>KARAR NO\t: 2026/70<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/04/2022<br>NUMARASI\t: 2019/90 Esas -  2022/173 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı karşı davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının uluslararası taşımacılıkla iştigal ettiğini, davacının davalıya ait portakal emtiasının Türkiye'den Kanada'ya denizyolu ile taşınması işini üstlenerek gerçekleştirdiğini, davacının davalı için yaptığı taşımadan kaynaklanan bedelleri ödemediğini, davalı taşınması lalep edilen malların teslimi için yapılan taşımaya ilişkin olarak iki adet fatura düzenlendiğini, faturaların davalıya tebliğ edildiğini, 18.12.2017 tarihli ve ... numaralı 4.600 USD bedelli deniz navlun faturası, ikincisinin ise 29.12.2017 tarih ve ... numaralı 90 USD bedelli araç bekleme faturaları olduğunu, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, alacağın tahsili amaçlı olarak davalı aleyhinde Küçükçekmcce 3. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının taşımanın yapıldığını kabulle birlikte emtianın uygun taşınmadığı gerekçesi ile hasarlandığı iddiasında olduğunu, takibe konu 29.12.2017 tarih vc ... numaralı 90 USD bedelli faturanın araç bekleme faturası olduğunu, davalı varış ihbarına müteakip malı çekmediğini, malın bir süre gümrükte beklediği için bu faturanın düzenlenmesi gerektiğini, malın bir süre gümrükte davalının alıcısı tarafından bekletildiğini belirterek, borca, faize ve ferilere ilişkin itirazın iptalini ve takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere % 40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davalı tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle;  Davalının Kanada'daki müşterisine 21,200 kg'lık portakal sattığını, nakliye şirketi olan davacı ile anlaşarak deniz yoluyla göndermek islediğini, taraflar arasında mail yolu ile iletişim kurulduğunu, davalının 08.12.2018 tarihti mail ile taşınacak portakalların bulunduğu konteynern +4 derece vc % 90 nem koşullarını haiz olması gereklisini belirterek davalı ile taşıma hususunda anlaşmaya varıldığını, davacı konteyner üzerine san etiketle bu koşulları yazdığını, davalının müfterisine teslim edilen portakalların yerinde yapılan inceleme sonucu zıya uğradığını, davacı tarafından paylaşılan ... + ... Ekspertiz raporunda  inceleme gerçekleştirildiğini, davalının müşterisinin surveyorlanmn hazır bulunduğu vc incelemede portakalların çok kötü bir kondisyonda olduğunun belirtildiğini, davacının rapor içeriğinde paletlerin üzerindeki sıcaklıkların ölçüldüğünü iddia etmiş ise de ölçülen portakalın ıç sıcaklığı olduğunu, paletlerin soğutucuya konulmuş soğutucunun sıcaklığının -0,3 ila -0,4 arası ölçüldüğünü, paletlerin konteynerden boşaltılarak soğutma odasına konulması vc konteynerlerin gemiye alınması sebebiyle konteyner sıcaklığını ölçemediklerini belirttiklerini, ürün denetmenlerının Fethiye Grup Başkanlığı davalının ihraç edilecek bu portakallarının 11.12,2017 tarihinde denetimini yaptığını, kontrol sonucu uygunluk belgesi verdiğini, bu belgede portakalların 1 Sınıf kaliteye sahip olduğunun yazılı olduğunu, konteyner üzerindeki davacı yanca yapıştırılan sarı renkli etikette bu konteynerin olması gereken koşulların yazılı olduğunu, konteyner üzerindeki dijital ekranın kapalı olduğunu, konteyner da elektrik olmadığını, davacının zıyaa uğrattığı yük nedeniyle TTK 1199 md. Uyarınca navlun bedeli talep edemeyeceğini, davanın reddinin gerektiğini, davalının gümrük belgeleri faturada cinsi ve değen yazılı portakallar nedeniyle zarara uğradığını, zararın kapsamı 12.02.2018 tarihli yazısında belirtildiğini, 12.020 USD portakal bedeli, 2,504,02 USD portakalların paket, kutu maliyeti, 1.270.72 USD taşıma komisyon ücreti, USD ekspertiz bedeli, 9.000 USD müşteri ...'in mahrum kaldığı satış karı nedeniyle uğradığı zarar, tazmini gereken zararlar olduğunu, portakalların geri getirilmesi maliyeti karşısında, Kanada'da imha edilmesi alternatifi makul olduğundan ve imhası da bu bedele tabi olduğundan yaklaşık 4.000 Kanada Doları  zararının tazmini gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin ürünlerin alıcısı ile 5 yıllık çerçeve anlaşması yaptığını, bu anlaşma için seyahat, numune gönderimi ve diğer masrafları yaptığım, ilk ürün gönderiminde başarısız olunması nedeniyle alıcının da muhatapları ile sorun yaşadığından çerçeve anlaşmasının yürürlülük imkanının kalmadığını, müşterinin 12.02.2018 tarihli ihtar/mektupta bu durumu bildirdiğini, bu nedenle masrafların ve sözleşmenin geçersiz hale gelmesi nedeniyle uğranılan zararların davacı-karşı davalıdan tazmini gerektiğini, sayılan zararların bir kısmının belirsiz nicelikte olduğunu belirterek davanın reddini, davalının uğradığı tüm zararlara ilişkin döviz cinsinden USD olarak belirlenecek, şimdilik 38.271,46 USD tazminat bedelinin USD mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranında, ürün teslim tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalıya ödenmesini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.avalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sss davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...TTK m.1193 vd. hükümlerine göre, navlun ödemesini isteme hakkı taşıyana ait olup davacının taşıyan olduğu ve taşımanın yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti düzenleyene ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini ve alacağını kanıtlamak zorundadır. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Taraflar tacir olup yapılan defter incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporlarında dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun belirtildiği,  davacı ve davalı tarafın  ticari defterlerinin örtüştüğü, davalı tarafça süresinde faturalara itiraz ettiğine ya da faturaları iade ettiğine dair delil ve belge ileri sürülmediği  dikkate alındığında, davacı tarafın faturalara dayalı alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca ve taşımaya ilişkin kayıtlarla  ispatlamış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekili TTK 1199/1 maddesi gereğince taşıyanın navlun ücreti talep  edemeyeceğini ileri sürmüş ise de  TTK m 1199/1 maddesinde \" boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır\" düzenlemesi bulunmaktadır. Düzenlemede açıkça kazadan söz edilmekte olup, kaza taşıyanın ve adamlarının kusuru dışında bir sebep olarak anlaşılmaktadır. Hasarlı şekilde ya da gecikmeyle teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi bulunmadığından asıl davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı/karşı davacı yük hasarı nedeniyle davacı dışı alıcı ... tarafından kendisinden talep edilen  zararı  davacı taşıyandan talep etmektedir. TTK 1188. Maddesinde \" Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç teslim halinde taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı 1 yıl içinde  yargı yoluna başvurulmadığı taktirde düşer\" düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda  yükün 08/01/2018 tarihinde hasarlı olarak teslim edildiği, karşı davacı tarafından 21/03/2019  tarihinde arabuluculuk yoluna  başvurulduğu ve karşı dava harcının 29/04/2019 Tarihinde yatırıldığı anlaşılmış olup hak düşürücü sürenin geçtiği görülmektedir. Karşı davacı cevap dilekçesinde davalı tarafın oyalama stratejisi ile hareket ettiklerinin  kuvvetle muhtemel olduğu yönünde beyanda bulunmuş ise de buna ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş ve delil de sunulmamıştır. Buna göre davacı tarafın 6102 sayılı TTK'nın 1189.maddesinde ifade edildiği şekilde taşıyıcı tarafından dava süresini kaçırması yönünde oyalandığına yönelik  ispata elverişli somut bir delil bulunmadığından benzer nitelikteki olaya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesinin 2019/514 Esas  2019/1671  Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak  karşı davanın hak düşürücü süre yönünden reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  bir davada ispat yükünün belirlenerek taraflara hatırlatılması gerektiğini, davalı karşı davacı tarafından mevcut delillerin yeterli olduğunun düşünüldüğünü, mahkemenin bu delilleri yeterli bulmuyor olması durumunda ise 4 nolu delilin başta olmak üzere delilleri toplaması gerektiğini, ayrıca (deliller arsında bulunan) karşı taraftan süreçle ilgili yazışmaların ibrazını istemeli ve davalı karşı davacıya yemin delilini hatırlatması gerektiğini, bu usule riayet edilmeksizin sürpriz karar verilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin uzunca bir süre davanın esasını tartıştığını, yapılacak incelemelere ilişkin davalı karşı davacı tarafa ödeme yükümlülüğü getirdiğini, bu yargılama yönteminin adil olmadığını, davacının da karşı davaya cevap vermediğini, icra itirazı ve dava ile ileri sürülen takas mahsuba karşı bir beyanda bulunmadığını, takas mahsubu  için belirlenmiş özel bir dil bulunmadığını, hukuki yorumu hakimin yapacağını, takasın diğer tarafın kabulüne bağlı olmadığını, takasın şartlarının oluştuğu tarihte hüküm ve sonuç doğuracağını, davanın esasına ilişkin bilirkişi raporunun da yetersiz olduğunu, eksik incelemeye ve hatalı takdire dayalı olduğunu, bilirkişilerin taşımaya konu portakalların küflenerek bozulması, zıyaa uğramasından davacı-karşı davalı taşıyıcının sorumlu olduğuna ilişkin tespitlerin yerinde olduğunu, bu tespit dışındaki belirlemeleri kabul etmediklerini, delillerin dosyada olduğunu, talepleri hususunda ispat sorunu bulunmadığını, davalı karşı davacının Kanada'daki müşterisi ile 5 yıllık çerçeve anlaşması ile dış-ticaretinin bozulmasının hesaplanabilir bir zarar kalemi olduğunu, bilirkişilerin piyasa koşullarında bu zararı kadri marufunda takdir ederek görüş bildirmesinin uzmanlıklarının gereği olduğunu, ancak bu hesaplamanın yapılmadığını, davacının davasının itirazın iptali davası olduğunu, alacak konusunun yargılamayı gerektirdiğini, icra tazminatına konu olamayacağını, %20 oranının döviz miktarına değil, takip tarihinde belirtilen Türk Lirası karşılığına uygulanacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.\t<br>GEREKÇE :\t<br>Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun  alacağı için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın  kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; karşı davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı  noktasındadır. Davacı tarafından davalı hakkında Küçükçekmece  3.İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile; '' 4.600 USD tutarında fatura ve 90 USD tutarında fatura'' borcun sebebi gösterilerek 4.690,00 USD alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı ile takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Davacı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait portakal emtiasının Kanada ülkesine deniz yolu ile taşıma işini  yaptığı, taraflar arasında e mail yazışmaları bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf taşıma Hizmetinin verilmediğini savunmamış Ancak ürünlerin hasarlı teslim edildiğini bu yüzden zarara uğradığını Türk Ticaret Kanunu 1199 maddesi gereği navlun ücretinin ödenmesinin gerekmediğini savunmuş ayrıca uğradığını iddia ettiği zarar kalemleri için karşı dava açmıştır.  Hak düşürücü süre mevzuatımızda genel bir düzenlemeye konu olmamakla ve kendisine dair bir tanıma yer verilmemekle birlikte çeşitli haklar için öngörülmüştür. Hak düşürücü süre ifadesinden anlaşılacağı üzere bu kurum; ilgili hakkın düşmesi, sona ermesi, ortadan kalkması sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153’üncü ve 154’üncü maddelerinde hüküm altına almasına karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zaman aşımının durması ve kesilmesine ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması da mümkün değildir. Bu doğrultuda zaman aşımından farklı olarak hak düşürücü sürelerin durması ve kesilmesi söz konusu olmamaktadır. Ancak bu genel kurala ilişkin hak düşürücü sürelerin durmaması, kesilmemesi hususunda istisnai durumların da söz konusu olabilmektedir. (6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesi, 7226 sayılı Kanunun Geçici 1-a. Maddesi gibi)   TTK'nun  Hak düşürücü süre başlıklı 1188- maddesi \" (1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar.\"  \"Hak düşürücü süre itirazından yararlanma hakkının kaybedilmesi\" başlıklı 1189- Maddesi (1) Tazminat isteminin muhatabı, zarar göreni dava açma süresini kaçırması sonucunu doğuracak şekilde oyalarsa, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanamaz. (2) Bu takdirde, dava açma süresi, zarar görenin, bu durumu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. \" düzenlemelerini içermektedir. Deniz Ticareti sözleşmelerinden olan navlun sözleşmesinde taşıyanın sorumluluğu ve hakların düzenleyen TTK 1178 ve devamı düzenlemelerine göre 'taşıyanın kasten veya pervasızca bir davranışla böyle bir zararın veya gecikmenin meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmesi hali taşıyanın 1186 maddede öngörülen sorumluluk sınırlanmasından faydalanmasını engellemekle birlikte dava için hak düşürücü süreyi düzenleyen 1188 maddesindeki sürenin uzamasını gerektiren bir hal değildir.Somut olayda davalı/karşı davacı taraf TTK 1199 hükmünce navlun ücreti ödenmemesi gerektiğinin savunmuş ise de;  TTK m 1199/1 maddesinde \" boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır\" düzenlemesi bulunmaktadır. Düzenlemede açıkça kazadan söz edilmekte olup somut olayda hasar kazadan meydana gelmemiştir. Yükün kaza dışındaki sebepler ile  hasarlı şekilde ya da gecikmeyle teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi bulunmadığından davalının bu yöndeki savunma ve iddiaları yerinde değilidir. Davalı taraf istinaf dilekçesinde ayrıca davacının kendisini oyaladığı bu sebeple TTK 1189 hükmünce   hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazından yararlanamayacağını savunmuş ise de tacir olup her türlü işinde basiretli davranma yükümlülüğünde bulunan davalının davacı ile yazışmalarındaki bir kısım eksikliklerden bahseden beyanları oyalama olarak nitelendirilmesi mümkün değilidir.  Davalı karşı taraf dayandığı bu vakıayı ispat yükü altında olup  herhangi bir delil de sunulmamıştır. Somut olayda  yükün 08/01/2018 tarihinde hasarlı olarak teslim edildiği, karşı davacı tarafından 21/03/2019  tarihinde arabuluculuk yoluna  başvurulduğu ve karşı dava harcının 29/04/2019 Tarihinde yatırıldığı davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı görülmektedir. Bu durumda karşı davanın reddi ile asıl davaya bu yönde yapılan savunmalara itibar edilmemiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. <br>Davacı ve davalının HMK 222 maddesi gereği sahibi lehine delil olma niteliğine sahip  ticari defterlerindeki kayıtlara göre davacı tarafça takibe dayanak yaptığı 2 adet faturanın  her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, herhangi bir ödemenin yapılmadığı, davalı tarafça faturalara itiraz ettiğine dair bir itirazda da bulunmadığı anlaşılmakla  davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı karşı davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Asıl dava yönünden; Alınması gerekli 1.717,20- TL  harcın davalı- karşı davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 429,30- TL harcın   mahsubu ile eksik 1287,90 - TL istinaf karar harcının davalı- karşı davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-Karşı dava yönünden; Alınması gerekli   732,00- TL  harcın davalı- karşı davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 70,80- TL harctan  mahsubu ile eksik  661,20- TL istinaf karar harcının davalı- karşı davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>4-Davalı karşı davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9763f2246ab10e01","SID":"47762faf56267a9a"}}