{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t:2024/261 Esas<br>KARAR NO:2026/33<br><br>DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ:06/05/2024<br>KARAR TARİHİ:27/01/2026<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>DAVA: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.’nin elektrik enerjisi üretimi ve satışı faaliyetinde bulunduğunu, şirket yönetiminin KHK hükümleri gereğince ...’ye devredildiğini ve 6758 sayılı Kanun’un 19/6 maddesi uyarınca harçtan muaf olduğunu, şirket sermayesinin 28.10.2011 tarihli genel kurul kararı ile 32.000.000,00 TL’ye, 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile ise 51.056.000,00 TL’ye çıkarıldığını, davalı ...’ın 16.05.2014 tarihli sermaye artırımı kapsamında 1.280.000,00 TL sermaye taahhüdü karşılığında %2,5071 oranında pay sahibi olduğunu, artırılan 19.056.000,00 TL sermayenin 1/4’ünün tescilden önce ödendiğini, kalan kısmın ise 24 ay içinde ödenmesinin taahhüt edildiğini, davalının artırılan sermayeye isabet eden 360.000,00 TL tutarındaki sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmediğini ve temerrüde düştüğünü, bu nedenle ... 10. Noterliğinin 05.01.2017 tarihli ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının 16.01.2017 tarihli ihtar cevabında TTK 482. maddesinin şartlarının oluşmadığını ileri sürdüğünü ve malvarlığı üzerindeki tedbirleri gerekçe gösterdiğini ancak borcunu yine de ödemediğini, 14.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile artırılan sermaye payını ödemeyen ortaklara bir aylık süre tanındığını ve faiz hesaplandığını, bu kararın ticaret sicilinde ilan edildiğini, Beşiktaş 11. Noterliğinin 04.07.2019 tarihli ihtarnamesi ile davalının yeniden temerrüde düşürüldüğünü ancak sermaye borcunun yine yerine getirilmediğini, anonim şirketlerde pay sahibinin asli borcunun taahhüt ettiği sermaye payını ödemek olduğunu ve bu borcun zamanaşımına uğramayacağını, dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 360.000,00 TL sermaye koyma borcunun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile sermaye artırımı yaptığını ve artırılan sermayenin 24 ay içinde ödenmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin 360.000,00 TL sermaye taahhüdünü yerine getirmediğini iddia ettiğini, ancak söz konusu 24 aylık sürenin 16.05.2016 tarihinde sona erdiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 147/4 ve 149. maddeleri uyarınca ortaklık sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve zamanaşımının muacceliyet tarihinden itibaren başladığını, bu durumda davacının en geç 16.05.2021 tarihine kadar dava açması gerektiğini, işbu davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacı şirketin ... kayyımlığına dayanarak harçtan muaf olduğunu ileri sürdüğünü ancak müvekkilinin şirketteki hisselerinin Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 23.01.2023 tarihli ilamı ile müsadere edildiğini ve Hazine’ye devredildiğini, bu nedenle ...’nin kayyımlık görevinin sona erdiğini ve davacı şirketin harçtan muafiyetinin bulunmadığını, esasa ilişkin olarak davacı şirketin 05.01.2017 ve 04.07.2019 tarihli ihtarnameler ile sermaye taahhüdünün yerine getirilmemesi halinde ıskat yoluna gidileceğini bildirdiğini, 14.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile ıskat prosedürünü başlattığını ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan ettiğini, bu suretle seçimlik hakkını ıskat yönünde kullandığını, ıskat hakkını kullanan şirketin yeniden sermaye koyma borcunu talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ilgili yönetim kurulu kararlarının dosyaya sunulmadığını ve celbi gerektiğini, ayrıca TTK 501/3 maddesi uyarınca payın devri ve pay defterine kaydı ile sermaye borcundan kurtulma sonucunun doğacağını, müsadere kararı ile müvekkilinin paylarının Hazine’ye devredildiğini ve bu durumun ticaret sicilinde ilan edildiğini, bu nedenle sermaye taahhüdünün müvekkilinden talep edilemeyeceğini, müsadere kararına karşı Anayasa Mahkemesi ve AİHM nezdinde başvuru yapıldığını ve haklarının saklı olduğunu belirterek öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi halde esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: <br>Dava; Davacı tarafça ... A.Ş.'nin 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı gereğince, sermaye artırımı sonucunda taahhüt ettiği sermaye payı borcunu süresi içinde yerine getirmediği ve temerrüde düştüğü iddiasına dayalı Sermaye koyma borcundan kaynaklanan alacak davasıdır.<br>Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 03.12.2025 tarihli raporda; incelenen davacı yana ait 2014, 2015 ve 2016 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun yaptırılmış olduğu, davacı şirkete ait 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davacı şirketin 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davacı şirketin 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı ... A.Ş.'nin 16.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı gereğince, davalı ... tarafından ödenmesi öngörülen sermaye artırımında % 2,5071 oranında paya karşılık gelen  360.000,00-TL’nin 30.09.2024 tarihi itibariyle davacı şirkete ödenmediği, olayda, TK 501/II’de düzenlenen hallerden birisi söz konusu olmadığı için bakiye sermaye bedellerinin davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.<br>Dava,  anonim şirket sermaye borcunun tahsili  istemine  ilişkin alacak davasıdır.<br>26.09.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi  ilanına göre davacı şirkete,  ... 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 18.08.2016 tarih ve ... D.İş sayılı kararı ve  ... 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.08.2016 tarih ve 2016/... D.İş  sayılı kararı ile kayyım atandığı, daha sonra ... 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2016 tarihli ve ... Esas sayılı  dosyasından  verilen ara karar ile  kayyımlıklarının sona erdirilerek yetkilerinin ...'ye devredilmesine karar verildiği anlaşılmakta olup  davacı şirket, davalının hissedar olarak sermaye arttırım kararı sonrasında kendi payına düşen  sermaye koyma borcunu ifa etmediğinden bahisle eldeki alacak davasını açmıştır.<br>Davalı  hakkında ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet  kararı verildiği, ayrıca davalı sanığın ortağı olması nedeniyle kayyım atanan ve kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen tüm şirketlerdeki hisselerinin müsaderesine, soruşturma aşamasında sanıkların ortaklıklarındaki şirketlere ...'nin kayyım olarak atanması kararlarının hüküm kesinleşinceye kadar aynen devamına karar verildiği, hükmün Yargıtay 3.Ceza Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek '' hükmün  ... Şirketi'nin, iyi niyetli pay sahipleri ile üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine'' ifadesi eklenerek düzeltilerek onandığı, buna göre hükmün 23.01.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>Nitekim, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 03.04.2023 tarihli nüshasında davacı şirketin ''Tek Ortaklık  Bilgisi (Müsadere)'' başlıklı  ilanının yer aldığı, ilanda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığının E-81514179-100-... sayılı ve 14.03.2023 tarihli yazısında, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Ceza Dava dosyasından kurumlarına gönderilen müzekkerede özetle, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23.01.2023 tarihli ve 2021/2528 Esas, 2023/182 Karar sayılı \"düzeltilerek onanmasına\" karar verilen ilam gereği iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla, TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verildiği ve kesinleşmiş ilamın yasal gereği takdir ve ifası için gönderildiğinin belirtildiği,  bu kapsamda; anılan yargı mercilerinin kararları uyarınca şirketin iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla müsaderesine karar verildiğinden şirketin \"iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine\" kaydının işlendiğini, Maliye Hazinesi adına tescil ve ilan edildiğinin belirtildiği  görülmektedir.<br>TTK'nın 501/2 maddesi uyarınca esas sermayenin arttırılması sırasında iştirak taahhüdünde bulunan kimsenin payını  başkasına devretmesi hâlinde bedelin henüz ödenmemiş olan kısmının kendisinden istenemeyeceği belirtilmiş olup anılan maddede payın başkasına devrinden bahsedilmekte ve devrin şekline ilişkin herhangi bir istisnaya yer verilmediği görülmektedir. Buna göre somut olayda,  davalının  davacı şirketteki hisselerinin müsaderesine karar  verildiği, bu kararın kesinleştiği ve  hisselerin Hazine adına tescil edildiğinin 03.04.2023 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, bu hâliyle davalının  dava tarihi itibariyle davacı şirkette hissedar olmadığı, 501/2 maddesine göre  payın  başkasına devredilmesi  hâlinde bedelin henüz ödenmemiş olan kısmının, müsadere kararının kesinleşmesi ile   payı Hazineye devredilen davalıdan istenemeyeceği anlaşıldığından, mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir.<br>HÜKÜM: <br>1-)Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,<br>2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, 427,60 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-)Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>5-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi uyarınca 45.000,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,<br>Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026<br><br><br>Katip ...<br>(E-imzalı)<br><br> <br>Hakim ...<br>(E-imzalı)<br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d363cef2b1ae2ee","SID":"46bd3d60255de5a9"}}