{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ...2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2025/974 Esas - 2026/133<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN<br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2025/974 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/133<br><br><br>DAVA\t: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>DAVA TARİHİ\t: 22/12/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 25/02/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 25/02/2026<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri olan davacıların, davalı borçlunun İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 177/4. maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini talep ettiklerini, davalı borçlunun ilama bağlanmış alacağı icra emri tebliğine rağmen ödemediğini, davaların birliği ve usul ekonomisi ilkesi gereği, Yargıtay içtihadı uyarınca davacıların davalarının birlikte görülmesinde sakınca bulunmadığını, iflas avansının İİK 181. maddesi yollamasıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 325. maddesi uyarınca ödenmesi gereken taraftan alınmak üzere hazineden karşılanmasına karar verilmesinin gerektiğini, müvekkillerinin işçi olmaları nedeniyle maddi sıkıntı içinde olduklarını, aksi halde avans miktarının belirlenmesinde durumlarının gözetilmesi gerektiğini, İİK 177/4. maddesine dayalı iflas talebinde depo emri tebliğine gerek olmadığını, borçlunun acze düşüp düşmediğinin ve malvarlığı durumunun bu iflas talebi bakımından önem taşımadığını, ilama bağlı alacağın ödenmemesinin doğrudan iflas nedeni olduğunu, kesinleşmemiş ilamla dahi iflas talebinde bulunulabileceğini, haciz yoluyla yapılan takibin iflas yoluna çevrilmesine gerek kalmadan doğrudan iflas talebinde bulunulabileceğini belirterek, davalı borçlunun iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın dayanağını oluşturan mahkeme kararlarının ve dava konusunun her bir davacı için farklı olması nedeniyle davacıların bu davayı birlikte açmalarında hukuki yarar bulunmadığını, bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu sebeple davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde HMK 167. maddesi gereği yargılamanın usul ve hukuka uygun yürütülmesi için her bir davacı için dosyanın tefrikine karar verilmesini, dosyaların tefrikine de karşı kanaatte ise her bir davacı için ayrı bir dava söz konusu olacağından ayrı başvurma harcı alınması gerektiğini, eksik yatırılan harcın tamamlanması için davacı vekiline süre verilmesini, harcın yatırılmaması halinde davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, İİK 174/4 maddesi kapsamında davacı tarafların icra takiplerinde alacaklı olup olmadığını, usulüne uygun icra emri tebliğ edip etmediğini ispatlaması gerektiğini, tarafına tebliğ edilen dava dilekçesinde davacının hangi icra dosyası için davayı açtığı, icra emrinin gönderilip gönderilmediği konularında hiçbir açıklamada bulunulmadığını, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafın bu konuda açıklama yapmasından sonra savunma haklarını saklı tuttuklarını, icra dosyalarının celbi ile icra emri gönderilip gönderilmediğinin tespit edilmesini istediklerini, dava konusu icra emirlerinin yerine getirildiğini ve dosya borçlarının ödendiğini, icra emirlerinin yerine getirilmesi amacıyla ödemeler yapıldığını, bu ödemelere ilişkin internet bankacılığı üzerinden ulaşılabilen dekontları ve çek listesini sunduklarını, eksik dekontlar ve çek görsellerinin geldiğinde ayrıca mahkemeye sunulacağını, davacı vekiline Av. Erinç Çingir'in hesabına yapılan ödemelere ilişkin banka hesap hareketlerinin ilk icra takibi tarihinden itibaren istenilmesini ve hesap hareketlerine göre yapılan ödemeler dikkate alınarak dava konusu icra emirlerinin yerine getirilip getirilmediğinin hesap bilirkişisine gönderilerek tespit edilmesini talep ettiklerini, mahkemenin bu konuda da aksi kanaatte olması halinde yapılan ödemeleri davacının dayanak yaptığı icra dosyaları ve kapak hesapları dikkate alınarak dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesini, icra emirlerinin yerine getirilip getirilmediğinin, hangi dosyalar için icra emrinin yerine getirildiğinin, yapılan ödemeler ve ödeme tarihleri dikkate alınarak bir hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, zira hangi davacı için dava açılmasında hukuki yarar olup olmadığının vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedebilmek için tespit edilmesi gerektiğini belirterek, öncelikle davanın usulden reddini, dosyaların tefrik edilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise yapılan ödemeler dikkate alınarak icra emirlerinin yerine getirildiği kabul edilerek davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama harç ve gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini davanın reddini savunmuştur.<br>GEREKÇE:<br>Dava, ödenmeyen ilama müstenit alacak nedeniyle doğrudan iflas talebine ilişkindir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanununun 177/4.maddesine göre, ilâma müstenit alacak icra emri ile istenildiği halde ödenmemişse, alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflâsa tabi borçlunun iflâsını istiyebilir.<br>Davacı vekili tarafından 24/02/2026 tarihli dilekçesi ile; davalı şirketin, iş bu iflas davası açıldıktan sonra ödemeleri yaptığını, yapılan ödemeler sebebiyle davanın konusuz kaldığını, konusuz kalması durumunda haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini, HMK uyarınca davanın açılmasına sebebiyet veren davalı şirketin yargılama giderlerinden de sorumlu olduğunu, davacı sayısı kadar vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Davalı vekili 25/02/2026 tarihli duruşmadaki beyanında ise; ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığını, ödemenin davadan sonra ancak ön inceleme duruşmasından önce olduğunu, seri davalarda vekalet ücretinin belli bir orana göre hükmedilmekte olduğunu, bu hususun da dikkate alınmasını talep ve beyan etmiştir.<br>Yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillerden; İİK 177/4. maddesi gereğince açılan doğrudan iflas davasına konu olan alacağın davalı tarafından ödendiği, dava sırasında alacağın sona erdiği, bu şekilde davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Yargılama giderlerinden kimin ne oranda sorumlu olacağı hususuna gelince; 6100 sayılı HMK'nın 331.maddesine göre, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, buna göre davalı tarafından yapılan ödemelerin dava açıldıktan sonra yapıldığı, buna göre davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği ve davanın açıldığı tarihte davacı tarafın haklı olduğu sonucuna varılarak yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulmuştur.<br>Yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin belirlenmesi bakımından ise; davacı taraf vekili .... ... ....  sayılı emsal ilamını dayanak göstererek dava dilekçesinde gösterilen davacı sayısınca vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiği, ancak somut olayda dava dilekçesi incelendiğinde; dava dilekçesinde 87 farklı davacının adının bulunduğu, ancak sadece tek bir 615,40 TL başvuru harcı ve 615,40 TL maktu harç ile iflas avansı, ilan gideri ve gider avansı yatırılmak suretiyle iş bu davanın açıldığı, her bir davacı için ayrı ayrı harç yatırılmadığı, bu haliyle harcı yatırılarak usulüne uygun şekilde açılan tek bir davanın bulunduğu, her davacı için ayrı ayrı açılmış dava bulunmadığı, davacı taraf vekilince emsal olarak bildirilen ve az yukarıda açıklanan Yargıtay ilamı ve ilk derece mahkemesi kararında da her bir davacı yönünden ayrı ayrı harç yatırıldığının  anlaşıldığı, öte yandan  açılan davanın da henüz ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce davalının ödeme yapması üzerine konusuz kaldığı anlaşılmakla, 2026 yılı için geçerli olan AAÜT'nin  6.maddesi hükümleri de dikkate alınarak, açılan iş bu iflas davası bakımından karar tarihinde geçerli olan 45.000,00 TL vekalet ücretinin yarısı olan 22.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;<br>1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin olarak alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-Davacı tarafça yapılan 648,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>4-Davacı taraf kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 6.maddesi hükümlerine göre, ön inceleme duruşma tutanağı imzalanmadan önce karar verilmesi nedeniyle tarifedeki ücretin yarısı olan 22.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,<br>5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle  verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2026<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5ea11fced89c956","SID":"b98f77a29511444e"}}