{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1218 <br>KARAR NO\t: 2026/215<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2021<br>NUMARASI\t: 2015/1168  Esas - 2021/1252 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 11/02/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; 9/07/2014 tarihinde ... ...'nin çatı oluk ve giderlerinden taşan suların çatıdan alt kata sızarak müvekkili şirket nezdinde sigortalı ... A.Ş'ne ait olan iş yeri ve içerisindeki eşyalara zarar verdiği, sigortalı iş yeri sahibinin yapmış olduğu hasar ihbarı üzerine, hasarın nedeni ile miktarının tespiti için eksper tayin edildiği, alınan eksper raporunda sigortalı iş yerindeki demirbaş ve emtialarda meydana gelen hasar tazminat tutarının 25.490,32-TL olarak tespit edildiğini, bu değerin 16.12.2014 tarihinde sigortalıya ödenip, sigortalının haklarına halef olunduğunu, söz konusu tutarın ödenmesi için davalı yana yapılan müracaatlardan bir sonuç alınamadığını, meydana gelen zararlardan davalıların ... poliçesi limitleri ve müşterek ... poliçelerindeki katılım payları ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduklarını açıklanan nedenlerle müvekkili  şirket tarafından, ... no'lu İşyeri ... Poliçesi kapsamında ödenmiş bulunan 25.490,32 TL tazminat tutarının ödeme tarihi olan 16.12.2014 tarihinden itibaren işlemiş ve dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faizleri ile birlikte müştereken  ve müteselsilen rücuen tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı ... .... A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; Müvekkili firma tarafından ... Alışveriş Merkezindeki işyeriyle ilgili olarak, ... ... A.Ş. ile ... sayılı \"... Klasik Ticari Yangın ... Poliçesi\" tanzim edilmiş olup, dava konusu olaya ilişkin risk söz konusu sigortanın mali mesuliyet teminatı kapsamında bulunduğunu, dava konusu olaya ilişkin risk, sigortanın teminatı kapsamında olduğu için, iddia edilen zarardan ve bedelden ... ... A.Ş.'nin  sorumlu olabileceğini, müvekkili firmanın sigortacısı ... ... A.Ş.'nin  meydana gelen hasarın tespiti için ... Ltd. Şti' ni görevlendirdiğini, mahallinde yapılan ekspertiz incelemesi ile mahalde meydana gelen hasar bedelinin toplam 6.818,52-TL olarak tespit edildiğini, müvekkili firmanın, dava konusu alışveriş merkezinin 1/2 hisse sahibi olduğunu, sorumluluklarına tekabül eden 3.409,26-TL'nin davacı şirkete, sigortacı  tarafından ödenmek üzere teklif edildiğini  ancak davacı tarafından hasar miktarının daha yüksek olduğu gerekçesiyle ödemenin kabul edilmediğini, davacı tarafın bu zararın dışında, başkaca bir zararının olduğunu ispat edemediğini, ayrıca müvekkili firma  temerrüte düşürülmediği için, faiz talebinin de haksız olduğunu açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı  ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Su hasarının şiddetli yağış neticesinde meydana  geldiğini ve mücbir sebep niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini bu nedenle de yapı malikinin sorumluluğu hükümleri kapsamında müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davacı ... şirketi tarafından talep olunan bedelin (25.490,32-TL), müvekkil şirketin işbu dava bakımından sorumluluğunu hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte talep olunan tazminat bedelinin de gerçeği yansıtmadığını ve fahiş olduğunu, davalı şirketin sigortalı bulunduğu ... ... A.Ş. tarafından tanzim olunan ekspertiz raporunda tazminat tutarı olarak toplam 6.818,52-71. tespit edilmiş olduğunu, iki ekspertiz raporu arasındaki açık farkın davacının taleplerinin ne denli fahiş olduğunun kanıtı olduğunu, bilirkişilerce söz konusu maddi gerçekliğe uygun hasar miktarının hesaplanması gerektiğini beyanla  açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri  ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... ...  A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; ... .... A.Ş.'nin ... ettiren, ... .... A.Ş.'nin sigortalı bulunduğu 31.12.2013/2014 vadeli ... Endüstriyel Paket ... Poliçesi'nin 3. Şahıs Mali Mesuliyete ilişkin teminat kapsamı itibariyle 3. şahıslara ait malların maddi anlamda zarara uğraması sebebiyle sigortalıya karşı ileri sürülebilecek zarar- ziyan taleplerinin neticelerine karşı T.C.'nin hukuki sorumlulukla ilgili düzenlemeleri çerçevesinde her bir hasarda en az 100.00,00 TL olmak üzere hasarın %10'u muafiyet uygulanmak üzere poliçede belirtilen limitin %50 'si için geçerli olmak üzere ... ... deki kiracılar da 3. kişi sayılmak üzere bedeni maddi tefriki yapılmaksızın her bir hasarda 1.000.000,00 TL limitin %50 si ile sınırlı olarak teminat altına alındığını, ... ... A.Ş tarafından yaptırılan ekspertize ilişkin rapordan sigortalı mahallin 70 m2 olduğu, sigortalı ...'in kiracı konumunda bulunduğu, hasara konu kıymetlerin emtea ve demirbaş konumunda değerlendirildiğini, mağaza içinde bulunan parkelerin ...'in malı sayılıp sayılmayacağı hususlarının ve ... mağazasında oluşan hasarın riziko öncesi durumu sağlamaya imkan veren maliyetinin tespitinin yapılması gerektiğini, parke uygulamasının niteliği itibariyle demirbaşına kayıtlı bir kıymet olmayıp, bina muhteviyatı kapsamında olduğunu, davacı şirketçe ödenen tazminat tutarının hasarın gerçek giderilme maliyetini aşan, eskisine göre uyumlu olmayan, hasardan önceki konuma getirme maliyetini yansıtmaktan uzak, önceki durumu iyileştirme ve haksız kazanım sağlama derecesinde aşkın bir meblağ olduğunu, her iki rapor arasında ortantısızlık mevcut olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve yersiz açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı  ... ... A.Ş vekili cevap dilekçesi ile; Dava konusu hadisesinin meydana geldiği ... Alişveriş Merkezine ilişkin olarak müvekkili şirketçe ... sayılı ... Klasik Ticari Yangın ... Poliçesi tanzim edildiğini, poliçede malikin kiracıya karşı Mali Mesuliyet teminatı da  bulunduğunu, davacı tarafça dava açılmadan önce sulhen müvekkili şirkete başvuruda bulunulduğunu, müvekkili şirketçe mezkur başvuru üzerine meydana gelen hasarın tespiti ile ... ... Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti'nin görevlendirildiğini, mahallinde yapılan ekspertiz incelemesi ile davacı şirkete sigortalı mahalde meydana gelen hasar bedelinin toplam 6.818,52-TL olarak tespit edildiğini, poliçe hükümleri uyarınca meydana gelen hasardan sorumluluklarının %50 oranında olduğundan sorumluluklarına  tekabül eden 3.409.26-TL'nin  davacı şirkete ödenmek üzere teklif edildiğini ancak hasar miktarının daha yüksek olduğu gerekçesiyle ödemenin kabul edilmediğini açıklanan nedenlerle müvekkili şirket aleyhine haksız ve mesnetsiz açılmış davanın esastan reddine, yargılama  giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI\t<br>Mahkemece,  \"...Taraflar rapora itiraz etmişler ise de; dosyanın gelinen aşaması itibariyle yeni bir rapor almaya gerek görülmemiştir.Zira yukarıda bahsedildiği gibi son rapordan önceki raporlarda meteroloji mühendisi hariç bir kısım hesaplama/tespit hatalarının olduğu, davalı ... Bankası'nın davadan önce davacıya ödeme teklifinde bulunduğu nazara alındığında sorumluluğuna ilişkin bir itirazının olmadığı, yalnızca hesap miktarına ilişkin itirazlarının olduğu, yine 03/03/2020 tarihli raporda davalıların sırf ... işçiliğinin iyi olması ve  bakım için sürekli çalışanlarının olması sebebiyle sorumluluklarının bulunmadığının tespit edildiği, bir binanın bakımı için devamlı işçi mevcudiyetinin bina bakımının düzenli yapıldığı anlamına gelmeyeceği, yine davacının sigortalısının kusurundan hasarın meydana geldiğinin de taraflarca iddia ve ispat edilmediği, sonuçta yağmur sonrası iş yerine sirayet eden hasarın(başkaca bir sorumlu bulunmadığına göre) binadan kaynaklı olduğuna ilişkin son bilirkişi raporunun olaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında mübrez ekspertiz raporlarından taraflar arasındaki uyuşmazlığın lake banko ve lake orta teşhirin yenileme mi onarım mı görmesi gerektiğine ve zemin parkesinin yenileme bedeline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan son raporda davacının ekspertiz raporunun olay tarihindeki piyasa koşullarına uygun olduğu tespit edilmiş, davacının talep ettiği zemin parke değişim bedelinin yalnızca parke bedeli olmadığı, söküm, atım, malzeme ve işçilik bedeli olduğu nazara alındığında davalıların birim fiyatına ilişkin itirazları da yerinde görülmemiş, hasarın mücbir sebepten kaynaklanmadığı aynı miktarda yağışın önceki yıllarda tekrarlandığı meteroloji mühendisinin raporlarından anlaşılmış, neticeten davanın kabulüne, davalı ... şirketlerinin arasında koasürans ... poliçesinin olması ve davacının da ... şirketlerinin koasürans payları ile sorumlu olmasını talep ettiğinden ... şirketlerinin yarı yarıya sorumlu olmasına karar verilmiş fakat talep gereği bu davalılar yönünden de dava tam kabul olmuştur.<br>Davacı ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmiş olup, davacının sigortalısı ile davalılar arasında haksız fiile dayalı bir sorumluluk olmadığı anlaşılmıştır. Davacı bina malikinin sorumluluğuna dayandığından temerrüt olayın meydana geldiği andan itibaren başlamaz. Hal böyle olunca davacı sigortalısı davalıları temerrüde düşürmediğinden ve dosyada davalıların ihtarla temerrüde düştüğüne ilişkin bir tebliğ tarihili belge bulunmadığından davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talebi uygun bulunmamış, ne var ki davalılardan ... ... A.Ş'nin 17/02/2015 tarihli dilekçesi ile davacıya hasarın kısmen ödenmesine ilişkin teklif gönderildiği, en geç bu tarih itibariyle hasardan haberdar olduğu anlaşılmış, bu davalı yönünden 17/02/2015 tarihinden itibaren faiz işletilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile davanın kabulü ile, toplam 25.490,32-TL maddi tazminat tutarının davalı ... ... A.Ş yönünden 17/02/2015 tarihinden diğer davalılar yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ... ... A.Ş ve ... A.Ş'nin müşterek ... kapsamında payları oranında her birinin 12.745,16-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... .... A.Ş ile ... A.Ş vekilleri yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Dava konusu olayda yapı malikinin sorumluluğundan kaynaklı bir eksiklik ya da hata  bulunmadığı bilirkişi raporları ile sabit hale gelmişken müvekkil şirkete sorumluluk atfedilmesi kabul edilemeyeceğini, kaldı ki dava konusu su baskının mücbir sebep olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.<br>Davalı ...A.Ş vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkilimiz şirket nezdinde tanzim edilen poliçede dava dışı ... Bankası rehin alacaklısı (dain-i mürtehin) olarak gösterildiğini, davacı tarafça mahkemeniz nezdinde müvekkilimiz şirketten talep edilen ... tazminatı hakkında rehin alacaklılarından herhangi bir muvafakat alınmamış olup davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik ve hatalı inceleme neticesinde tanzim edildiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkilimiz şirket aleyhine karar verilecek olması halinde dahi faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki ... poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre davacı ... şirketi tarafından, dava dışı sigortalı kiracı ... .... A.Ş.'ye ait işyeri için 31/12/2013-2014 tarihlerinde geçerli olmak üzere \"İşyeri  ... Poliçesi\" düzenlenmiştir. Poliçede demirbaş teminatı 200.000,00 TL, emtia teminatı 300.000,00 TL olup, dahili su hasarı ek teminatlar ile teminat altına alınmıştır. Dava konusu hasarın 16/12/2014 tarihinde meydana geldiği ve davacı ... şirketi tarafından sigortalısına 13/09/2019 tarihinde 25.490,32 TL hasar ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, ... poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, ... tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Davacı ... şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, ... şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceği yukarıda yer verilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı  karşısında işbu uyuşmazlık yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, ... poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davacının aktif husumetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Somut olayda; bölgede etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle davalı bina maliklerine ait ... bina çatısından sızan sulardan kaynaklı davaya konu hasarın meydana geldiğinden bahisle ödenen hasar tazminatının, bina malikinin sorumluğu ile  3. Şahıs Mali Mesuliyete ilişkin ... teminat kapsamında rücuen tazmini talep edilmiştir. Dava dışı sigortalının kiracı olarak bulunduğu ...'nin, davalılar ... .... A.Ş ile ... A.Ş.'nin her biri adına  1/2 oranında kayıtlı olduğu, her iki bina malikince davalılardan ... ... AŞ tarafından Ticari Yangın Sigortası Poliçesi, ... AŞ tarafından Endüstriyel Paket ... Poliçesi düzenlendiği, her iki poliçede  3. Şahıs Mali Mesuliyete ilişkin teminat kapsamı itibariyle 3. şahıslara ve kiracılara ait malların maddi anlamda zarara uğraması sebebiyle sigortalıya karşı ileri sürülebilecek zarar-ziyan taleplerin %50 koasürans payları oranında teminat kapsamına alındığı görülmüştür.Davacı ... şirketi tarafından görevlendirilen ... ... tarafından düzenlenen 06.12.2014 tarihli Ekspertiz Raporunda; \"Sigortalı işyerinde yapılan incelemede, işyeri zemin lamine parkelerinde, ayakkabıların bulunduğu ahşap dolap ile raflarda lekelenme, kabarma, şişmeler olduğu, 12 adet ayakkabının suya maruz kalarak hasarlanmış olduğunun tespit edildiği, hasara neden olan söz konusu suların işyerinin depo bölümü kısmında bulunan şaft boşluklarından gelen sular neticesinde olduğu, işyerinin bulunduğu bölüm üzerindeki diğer mağazalarda da aynı şekilde hasar olduğu, muhtemelen aşırı yağışlar sonrasında çatı oluklarından ve /veya giderlerinden taşan yağmur sularının içeriye sirayet etmesi neticesinde hasarın meydana gelmiş olduğu görüş ve kanaatine varıldığı,Riziko mahalline sirayet eden sular sonucu dekorasyonun ağır derecede hasar görmüş olduğu, zemin lamine parkenin teşhir bölümünde bulunan ahşap bankoların yenilenmesinin gerektiği, hasarların giderilmesi ile ilgili olarak sigortalının kendilerine göndermiş olduğu onarım tekliflerinden sonra riziko mahalline ... firmanın (... İnşaat) yönlendirildiği, firmanın yapmış olduğu tespitler doğrultusunda sigortalının almış olduğu onarım tekliflerinin kısmen makul, kısmen fahiş olduğunun tespit edildiği, söz konusu hasarla ilgili olarak sigortalı işyerinde yapılan incelemeler neticesinde, gerekli onarım masraflarının çıkarıldığı, alanın metrajlar ve yapılan piyasa araştırması çerçevesinde, hasarın mevcut poliçe dahili su klozu dahilinde tazminatın hesabında dikkate alındığı, tazminat hesabında eski - yeni farkının tenzil edildiği, hasar miktarının ... ... yönetimine rücu edilmesinin uygun olduğu, buna göre zemin parke hasarı malzeme işçilik dahil 24.431,80 TL, emtea hasarı (12 adet ayakkabı) 1.058,52 TL olmak üzere toplam hasar bedeli 25.490,32 TL olduğu \" Davalı ... ... A.Ş. Tarafından görevlendirilen ... ...  Ltd. Şti tarafından düzenlenen  29.01.2015 tarihli  Ekspertiz Raporunda; \"Beyanlar ve tutanaklar incelendiğinde hasara, 19.07.2014 tarihinde meydana gelen şiddetli yağış sırasında ...'nin çatı oluklarından taşarak ... dahiline sirayet eden yağmur sularının neden olduğu kanaatine varıldığı, hasarın, oluş şekli itibari ile ani ve beklenmedik olduğu ve poliçe vadesi içerisinde vukuu bulduğu,Yapılan ekspertiz çalışmasında, lamine parkelerin karardığı, bazı köşe bölümlerinin şiştiğinin tespit edildiği, ayrıca bankoların alt kısımlarında gerek su sirayetine, gerekse de kullanıma bağlı olarak deformasyonların mevcut olduğunun görüldüğü,   zarar gören ayakkabıların genel merkeze gönderildiği ifade edildiği,  buna göre zemin parke hasarı 5.760,00 TL, emtea (ayakkabı) hasarı 1.598,52 TL, sovtaj tenzili 540,00 TL olmak üzere toplam hasar bedeli 6.818,52 TL olduğu \" şeklinde tespit ve görüş bildirilmiştir.İnşaat Mühendisi ile ... uzmanından alınan 10/07/2017 tarihli müşterek kök ve 24/12/2017, 07/06/2018 tarihli ek raporlarda  özetle ; \" Yerinde yapılan ölçümlemeye göre işyerinin 95,00 m2 olduğu, buna göre lamine hasar bedelinin; 16.909,21 TL, hasarlı lake banko bedelinin; 2.210,00 TL, hasarlı orta teşhir bankosu bedelinin 3.697,50 TL ve hasarlı 12 adet Ayakkabı bedelinin 1.058,52 TL olmak üzere toplam hasar bedelinin; 23.875,23 TL olarak hesap ve takdir edildiği, davalı ... .... A.Ş.'nin olay günü yağan yağmurun ortalama istatistik değerlerinin üzerinde gerçekleştiği ve mücbir sebep sayılması yönündeki iddiasının somut teknik ve resmi belgelere dayalı olarak ispat edemediğinden, toplam 23.875,23 TL hasar bedelinden sorumlu olacağından söz edilebileceği”İnşaat Mühendisi,  ... uzmanı ile meteoroloji uzmanından oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan ikinci 03/03/2020 tarihli kök ve 19/11/2020 tarihli ek raporda özetle; \"Meteorolojik açıdan değerlendirildiğinde; Tüm meteorolojik verilerin değerlendirmesi sonucunda 19.07.2014 tarihinde olay yerine en yakın gözlem ve ölçüm yapan istasyonlarda 12 saatlik periyotlara göre “çok kuvvetli yağış” kategorisinde yağışlar kaydedildiği, İstanbul Anadolu Yakasında kaydedilen en yüksek yağış miktarının Üsküdar İlçesinde olduğu, yağışlar sonucu çeşitli araç, ev ve iş yerlerinde hasarlar meydana geldiği, uzun yıllara ait gözlenmiş “Yağış - Şiddet - Süre Tekerrür” analizlerine göre bu yağışın öngörülebilir olduğu ve gerekli tedbirlerin alınması sonucunda hadisenin meydana getirebileceği hasarların önlenebilir olduğu,Teknik değerlendirme neticesinde, dava dışı kiracı ... A.Ş.'nin işyerinde meydana gelen hasar için ödenebilir bedelin 21.825,45 TL olduğu, ayrıca yapının birinci sınıf işçilik ve malzeme ile yapılmış ... binası olduğu, yapıya ait özel bakım ve onarım ekibinin bulunduğu, bu nedenle bina yapımında ve bakımında bir eksiklik bulunmadığı, hasarın neden kaynaklanmış olabileceği hususunda değerlendirme yapıldığında, hasarın şaft boşluğundan söz konusu işyerine sirayet eden yağmur suyuna bağlı olduğu ...\" İnşaat Mühendisi,  ... uzmanı ile hesap uzmanından oluşan üçüncü heyetten alınan  üçlü bilirkişi heyetinden alınan 15/09/2021 tarihli raporda özetle ; \" Dosyasında bulunan 03.03.2020 tarihli bilirkişi raporu ile 19.11.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere; ... ... tarafından düzenlenen Ekspertiz Raporunda belirtilen hasarın giderilmesi için belirlenen 25.490,32 TL'nin haddi layıkında olduğu, ancak lamine parke ve banko teşhir ünitelerinin bu bedelinden eski / yeni farkı olarak   %15 indirim yapılması gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı, buna göre, ödenebilir hasar bedelinin; 21.825,45 TL olması gerektiği belirtildiği, ancak ... ... tarafından düzenlenmiş bulunan 06.12.2014 tarihli ekspertiz raporunda yapılan hesaplamada eski / yeni farkı olarak %15 oranında indirim yapıldığı belirlenmiş olup, bu nedenle bilirkişi heyeti tarafından yapılan ikinci %15 oranındaki indirimin mükerrer olduğu anlaşıldığı,Yapılan keşif, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde tespit edilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde; hasarın meydana geldiği işyerinin birinci sınıf işçilik ve malzeme ile yapılmış bir ... binası olması, yapı içerisinde çok sayıda nitelikli işyeri bulunması, yapıya ait özel bakım ve onarım ekibinin bulunması ile civardaki benzer işyerlerinin sunum ve kaliteleri de göz önüne alındığında, hasar bedeli içerisinde en çok yer tutar imalat kalemi olan zemin lamine parke uygulamasında malzeme niteliğinin üst kalitede olması gerektiği görüldüğü, bu tespit ve hesaplar neticesinde, meydana gelen hasarın giderilmesi için gerekli olan tutarın ayrıntılı bilgi, gerekçe ve açıklamaları gerek bilirkişi raporlarında ve gerekse ekspertiz raporlarında yer alan tespit ve hesaplamalar çerçevesinde; toplam hasar tutarı 25.490,32 TL olması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, somut olayda ise dava dışı kiracının kullanımdan kaynaklı bir kusuru tespit edilmediğinden, zararın meydana gelmesinde binanın yapımı veya binadaki özen eksikliği nedeniyle bina malikinin de sorumlu olduğu tespit edildiği\"  yönünde görüş ve kanaate varıldığı bildirilmiştir.Türk Borçlar Kanunu'nda yapı malikinin sorumluluğu 69. maddede düzenlenmiştir. TBK 69. maddesinde “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” denilmektedir. Görüldüğü üzere kanun hükmü, bina ve yapı eserleri nedeniyle sorumluluğu, bunların yapım bozukluğu veya bakım eksikliğine dayandırmaktadır. Burada yasa koyucu, her geçen gün artan yapılaşma nedeniyle, başkaların zarar görmesini engellemeyi amaçlamıştır. Bu sebeple, bu yapılar nedeniyle zarar tehlikesinin önlenmesi amacıyla yasa koyucu kusursuz sorumluluk ilkesini kabul etmiştir. \"TBK'muz bu sorumluluğu \"özen\" ilkesine dayanan kusursuz sorumluluk halleri arasında saymıştır. Bina ve diğer yapı eseri sahibinin sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk olduğundan, zarar gören kişinin, sorumlunun kusurunu kanıtlaması gerekmediği gibi, sorumlu kişi de kusursuzluğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. \" (Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 23. Bası, Ankara 2019, S. 452-453) \" Kusura dayanmayan sorumlulukta; sorumluluğu doğuran olay, zarar ve zararla söz konusu olay arasında bir illiyet bağı bulunması sorumluluğu doğurmak için yeterlidir (Tandoğan Halûk, Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku, Ankara 1981, s. 3-10; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku,  Cilt I, Beşinci Bası, İstanbul 1985, s. 671). Yani zararın yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olması gerekmektedir.İlliyet bağının varlığı ve kesilmesi, Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 Esas 2016/163 Karar sayılı ilamında \"... Kanunda, bu illiyet bağının varlığı konusunda bir karine kabul edilmemiştir. Yapım bozukluğunu veya bakım eksikliğini ispat etmesi gereken zarar görenin, bir de illiyet bağının varlığını ispat etmesi gerekir. Ancak doktrindeki baskın görüşe göre, hakim, zarar görenin bu konudaki ispat külfetini değerlendirirken fazla katı olmamalıdır (Ataay Aytekin, Borçlar Hukuku Genel Teorisi, İstanbul 1995, s.348; Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.203; İmre Zahit, Doktrinde ve Türk Hukukunda Kusursuz Mesuliyet Halleri, İstanbul 1949, s.182; Tunçomağ Kenan, Borçlar Hukuku, İstanbul 1972, s.357; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.110; Tandoğan Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, 1961, s:193).Bazen illiyet bağının ispatı çok zor olabilir. Bu tür durumlarda, zarar verici olgunun, bina veya yapı eserinin yapılışındaki bozukluğa veya bakım eksikliğine bağlanması, hayatın olağan akışına uygun ise, hakim illiyet bağının varlığına karar verebilir (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.205).<br>Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır. (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2009, s.611, s.617) Başka deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.Bazı hallerde zararın ortaya çıkış biçimi, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinin varlığını gösteren fiili bir karine oluşturur. Yapının yapımı ile ilgili mevzuata ve teknik kurallara uyulmadığı, alışılmış tedbirlerin alınmadığı ve resmi makamlarca yapılan denetimler sonucunda, bina ve yapı eserinin teknik niteliklerinin uygun görülmediği ispatlanırsa, bunlar eksikliğin ve illiyet bağının varlığına birer belirti sayılır. Keza, daha önce aynı zararların ortaya çıkması, zarar verici olaydan sonra yeni güvenlik tedbirlerinin alınmamış olması da birer belirti oluşturabilir (Koç Nevzat, Bina ve Yapı Eseri Maliklerinin Hukuki Sorumluluğu (BK.m.58), Ankara 1990, s. 45 v.d.). İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır. Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37). \" şeklinde ifade edilmiştir.Kısaca, bina veya diğer yapı eseri sahibinin kusursuz sorumluluğunda dikkat ve özen ilkesine dayanan diğer kusursuz sorumluluk hallerinden farklı olarak kurtuluş kanıtı getirme olanağı yoktur. Ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığını kanıtlayarak kişi sorumluluktan kurtulabilir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; olay günü aşırı yağışlar sonucu ... çatısından sızan suların sigortalı işyerine sirayet etmesi sebebi ile hasarın meydana geldiği tespit edilmekle çatıdan su sızmasını engelleyecek tedbirlerin alınmamasından ve çatının periyodik bakımlarının gereği gibi yapılmamasından dolayı davalı bina maliklerinin TBK 69. maddesi kapsamında kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, bununla birlikte meteoroloji mühendisi bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere  uzun yıllara ait gözlenmiş “Yağış - Şiddet - Süre Tekerrür” analizlerine göre bu yağışın öngörülebilir olduğu ve gerekli tedbirlerin alınması sonucunda hadisenin meydana getirebileceği hasarların önlenebilir olduğu anlaşılmakla  davalı bina malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde zarar ile arasındaki illiyet bağının ortadan kesilmesini gerektirecek bir mücbir sebebin bulunmadığı da görülmüştür. Diğer yandan  davalı bina maliklerince düzenlenen poliçelerde  3. Şahıs Mali Mesuliyete ilişkin teminat kapsamı itibariyle 3. şahıslara ve kiracılara ait malların maddi anlamda zarara uğraması sebebiyle sigortalıya karşı ileri sürülebilecek zarar-ziyan taleplerin %50 koasürans payları oranında poliçe limiti ile teminat kapsamına alındığından meydana gelen zarardan davalı ... şirketleri de sorumludur. Davalı ... şirketi her ne kadar tanzim edilen poliçede dava dışı ... Bankası rehin alacaklısı (dain-i mürtehin) olarak gösterildiğini, davacı tarafça  talep edilen ... tazminatı hakkında rehin alacaklılarından herhangi bir muvafakat alınmadığından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiş ise poliçede dain mürtehin olarak gösterilen ... Bankası'nın poliçe kapsamındaki rehin alacağı, dava dışı sigortalının alacağından doğmaktadır.  Somut olaydaki talep edilebilir alacak ise sigortalının değil, zarar gören üçüncü kişiye ait olduğundan dava dışı bankanın davaya konu alacak üzerinde rehin hakkı bulunmamaktadır.<br>Davalı ... ... A.Ş. yönünden uygulanan temerrüt tarihi bakımından;  Davalı ... ... A.Ş.  faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları \"Hasar Halinde Tarafların Durumu\" başlıklı 7. Maddesinde; \"İşbu mukavelenameye göre, sigortalının mali mes'uliyetini mucip olabilecek bir vakıanın  hudusunda, sigortalı ıttıla tarihinden itibaren beş gün içinde sigortacıyı yazı ile haberdar  etmekle mükelleftir.  Bu ihbarın kazanın nerede, hangi tarih ve saatte, ne gibi sebeplerle ve hangi hal ve şartlar altında  vukua geldiğine ve kazada ölen ve yaralananlara, zarar gören mallar ile bunların sahiplerine ve  zamanın vüs'atine dair tafsilatlı ve doğru malumatı ihtiva etmesi iktiza eder. \"Sorumluluk sigortalarına ilişkin bu husus TTK'nın  \" Bildirim Yükümlülüğü\"  başlıklıklı \"MADDE 1475- (1) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir. (2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427 nci madde uygulanır.(3) Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile  uygulanır.\"Tazminat ödeme borcu\" Genel Olarak\" başlıklı MADDE 1427- (1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa ... tazminatı nakden ödenir.(2) ... tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez\"  hükümlerine yer verilmiştir. Dosya kapsamına göre davalı ... ... A.Ş.'ne hangi tarihte ihbarın yapıldığı tespit edilememiş ise de davalı ... şirketince görevlendirilen eksperin raporunu 29/01/2015 tarihinde tamamladığı,  sigortalı mahalde meydana gelen hasarın tespit edildiği, dolayısıyla davalı sigortacının edimini ilişkin araştırmanın en geç raporun düzenlendiği 29/01/2015 tarihinde tamamlandığı anlaşılmakla bu tarihten itibaren temerrüt gerçekleşmiştir. Mahkemece, davalı sigortacı tarafından, davacıya hasarın kısmen ödenmesine ilişkin teklif gönderildiği 17/02/2015 tarihi temerrüte esas alınması hatalı ise de bu husus davacı tarafından istinaf edilmediğinden eleştiri konusu yapılmıştır.Zararın miktarı bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporunda; hasarın meydana geldiği işyerinin birinci sınıf işçilik ve malzeme ile yapılmış bir ... binası olması, yapı içerisinde çok sayıda nitelikli işyeri bulunması, yapıya ait özel bakım ve onarım ekibinin bulunması ile civardaki benzer işyerlerinin sunum ve kaliteleri de göz önüne alındığında, hasar bedeli içerisinde en çok yer tutar imalat kalemi olan zemin lamine parke uygulamasında malzeme niteliğinin üst kalitede olması gerektiği, bu tespit ve hesaplar neticesinde, meydana gelen hasarın giderilmesi için gerekli olan tutarın ayrıntılı bilgi, gerekçe ve açıklamaları gerek bilirkişi raporlarında ve gerekse ekspertiz raporunda yer alan tespit ve hesaplamalar çerçevesinde toplam hasar tutarı piyasa koşullarına uygun olarak 25.490,32 TL belirlenmiş olup hükme esas alınan raporun denetime açık hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının talep ettiği zemin parke değişim bedelinin yalnızca parke bedeli olmadığı, söküm, atım, malzeme ve işçilik bedeli olduğu ve tespit edilen bedelin piyasa koşullarına uygun bulunduğu anlaşılmakla davalı sigortalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.  Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalılar yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri  ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalılar ... .... A.Ş, ... A.Ş ile ...A.Ş vekillerinin stinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1.Davalılar ...  A.Ş,  ... A.Ş ile ...A.Ş vekillerinin <br>istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden her bir davalı yönünden ayrı ayrı alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı ...A.Ş. tarafından yatırılan 435,31 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 296,69 TL'nin, davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 450,00 TL harcın  mahsubu ile bakiye kalan 282,00 TL'nin,  davalı  ... .... A.Ş. tarafından yatırılan 435,48 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 296,52 TL harcının bu davalılardar tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, <br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.11/02/2026<br>MUHALEFET ŞERHİ<br>492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\",1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d94da493770a7344","SID":"4a2fa610d2206af5"}}