{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1422 <br>KARAR NO\t\t: 2026/305<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12.07.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/515 E. - 2023/564 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 23.02.2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23.02.2026<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.07.2023 tarih 2022/515 E. - 2023/564 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... . tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkiline ait .... plakalı araç ile davalı şirketin ZMMS sigortacısı olduğu ... plakalı aracın kazaya karıştıklarını, kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde 03.03.2022 tarihinde 14.810,00 TL ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin müvekkilinin zararını karşılamadığını, bakiye hasar talebi için sigorta şirketine yapılan başvuru neticesi cevap alınamadığını, atanan eksperden alınan rapora göre müvekkilinin aracındaki hasarın daha büyük olduğunun tespit edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL hasar tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 22.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 20.796,36 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, ilk derece mahkemesinin yetkisiz olduğunu, müvekkili firmanın yerleşim yeri olan İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirketin poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, kaza nedeniyle davacı tarafa 03.03.2022 tarihinde 14.813,76 TL ödeme yapıldığını, davanın zaman aşımına uğradığını, sigortalı sürücünün kusursuz olduğunu, fatura sunulmadığından KDV'nin talep edilemeyeceğini, yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu kazanın .... ili .... ilçesinde meydana geldiği, davacının ... ili .... ilçesinde ikamet ettiği, söz konusu mahallerin mahkemenin yargı çevresi içerisinde olduğu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, davacının aracı üzerinde dava dışı....nin rehni bulunduğu, adı geçen kurum tarafından davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine kayıtsız ve koşulsuz olarak muvafakat edildiğinin bildirildiği, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 12.04.2023 tarihli raporda 18.02.2022 günü saat 11:10 sıralarında dava dışı ....'nın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile dava dışı ... .'ın sürücüsü olduğu .... plakalı aracın kavşak içinde çarpıştıkları, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %75, davacıya ait araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu; davacının davalı sigorta sürücüsünün kusuru oranında uğradığı zararı talep edebileceği, bilirkişi tarafından davacının zararının KDV, işçilik ve yedek parça dahil olmak üzere iskontosuz olarak toplam 47.480,17 TL olduğu, davacının %75 kusura karşılık olarak bu tutarın 35.610,12 TL'sini davalıdan talep edebileceği, davalı sigortanın davacıya  dava öncesinde  hasar bedeline ilişkin olarak 14.813,76 TL  ödeme yaptığı, bu ödemenin belirlenen toplam zarardan mahsup edilmesiyle davacının bakiye 20.796,36 TL zararının bulunduğu, iskontosuz ve KDV'li hesaplamanın hakkaniyete uygun olduğu, davalı sigortanın maddi hasarlı kazalarda araç başına 50.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olduğu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, zamanaşımının dava tarihi itibariyle kesildiği, bedel arttırım dilekçesine karşı zamanaşımını definde bulunulamayacağı, davalı sigortanın 03.03.2022 tarihinde kısmi ödeme yaptığı, bu tarih itibariyle davalı sigortanın temerrüde düştüğü, davacının bu tarih itibariyle faiz talep edebileceği, dava konusu aracın ticari taksi olması ve davacının sıfatına göre talep edilebilecek faiz türünün avans faizi olduğu, alınan kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporlarının, davacı ve davalı sigorta tarafından yapılan ekspertiz, davacı tarafından sunulan kaza ve hasara ilişkin fotoğraf ve kayıtlar ile diğer dosya kapsamını irdelediği, usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 20.796,36 TL'nin 03.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafa poliçe kapsamında işbu kaza nedeniyle araç hasar bedeli olan 14.813,76 TL ödendiğini, davanın açılmasında hukuki yarar ve dayanak bulunmadığını, belirsiz alacak davasının şartlarının oluşmadığını, davanın zamanaşımı ve yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili firmanın adresi İstanbul olduğundan yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, mahkemece hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, müvekkili şirket sigortalısının kusursuz olduğunu, her ne kadar davacıya ait araç sürücüsü dava dışı ....'a ATK raporunda %25 kusur isnat edilmişse de kazanın meydana geliş şekline göre davacıya ait araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, davacının müvekkili şirket tarafından yapılan 14.813,76 TL ödemenin üzerinde bakiye bir zarara katlandığını gösteren herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığını, davacı tarafından araç onarımı tamamlandıktan sonra dava açıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun ancak Genel Şartlara göre belirlenen hasar miktarından anlaşmalı serviste yapılacak iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, ancak somut olayda ve kararda iskonto uygulanmadığını, kazaya karışan sigortalı aracın hususi nitelikte bir araç olduğunu, ticari kullanımının söz konusu olmadığını, müvekkili şirket aleyhine ancak yasal faize hükmedilebileceğini, müvekkili sigorta şirketinin KDV’den sorumlu tutulamayacağını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından bakiye hasar bedeli tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tBelirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK'nın 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir.  Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak  miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava tarihi itibariyle zararın miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılması mümkündür. (Yargıtay HGK  17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>\tKTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da  yeterlidir. Davacı vekili dava dilekçesi ve değer artırım dilekçesi ile bu husustaki iradesini ortaya koymakla, davalı sigorta vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf itirazları yerinde değildir. <br>\tDavalı vekili, ilk derece mahkemesince KDV dahil ve iskontosuz hesaplamaya göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması davacıyı bağlamayacak olup, davalı taraf iskonto indirimi yapılmadan davacının gerçek zararından sorumludur. Yine sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan,  aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, hasar bedelin poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda esas yönünden bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br>\tNe var ki, davacı vekili dava dilekçesinde hükmedilecek tazminata avans faizi işletilmesini talep etmiş ise de, ilk derece mahkemesince davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın hususi araç olduğu gözetilerek, yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesi isabetli olmamıştır. Davalı vekilinin bu istinaf sebebi yerindedir. <br>\tBu durumda, davalının istinaf itirazı faiz türü yönünden yerinde görülmekle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.07.2023 tarih 2022/515 Esas 2023/564 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-İstinaf nedenleri ile sınırlı şekilde kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\tDavanın KABULÜ ile 20.796,36 TL'nin 03.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, <br>\tAlınması gerekli  1.420,59 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 355,00  TL ıslah harcı toplamı  435,70 TL harcın  mahsubu ile bakiye 984,89 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,<br>\tDavacı tarafından yapılan  80,70 TL başvuru harcı, 80,70 TL peşin harç, 355,00 TL ıslah harcı, 1.250,00 TL bilirkişi ücreti, 840,40 TL ekspertiz ücreti, 1.578,00 TL ATK rapor ücreti, 248,25 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 4.433,05 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, <br>\tDavacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,  <br>\t6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,<br>\tİzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/32 sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan  tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcından oluşan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6889ced2a5f1059","SID":"f73b198315fa7dac"}}