{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1971 <br>KARAR NO\t: 2026/262<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/06/2022<br>NUMARASI\t: 2017/1060 Esas - 2022/351 Karar<br>DAVA: Tazminat (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 01/12/2017<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili, 22/09/2017 tarihinde müvekkili şirketin bilgisi dışında davalı ...'nın ... nolu hesabından kredili mevduat hesabı da kullanılarak 68.400-TL'nin müvekkilinin davalı ...'nın ...5005 nolu hesabına aktarıldığını, o hesaptan da 68.703-TL'nin müvekkilinin tanımadığı dava dışı ...'ın ... nolu ... hesabına aktarıldığını; aynı gün bilgisi dışında müvekkilinin ...şubesindeki ... nolu hesabından, müvekkilinin ... Bankası'ndaki hesabına 10.000-TL aktarıldığını, o hesaptan da 18.320-TL'nin aynı kişinin hesabına aktarıldığını; bu işlemler sonucunda toplam 87.023-TL zarar oluştuğunu, müvekkilinin aynı gün işlemleri öğrenir öğrenmez bankalara başvurarak durumu bildirdiğini ve savcılığa şikayette bulunduğunu, aynı gün ...'ın paraları bankadan çektiğini ve güvenlik önlemlerini almayan davalı bankaların sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalı ...'ndan ...'ın hesabına aktarılan 68.703-TL'den, 68.400-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen 22/09/2017 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline; 303-TL'sinin  davalı ...'ndan 22/09/2017 tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsiline; davalı ...'ndan ...'ın hesabına aktarılan 18.320-TL'nin ... Bankası'ndan 22/09/2017 tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... vekili, işlemlerin mobil bankacılık/internet bankacılığı suretiyle gerçekleştirildiğini, tek kullanımlık şifrelerin davacının telefon numarasına gönderildiğini, şifre gizliliği davacının sorumluluğunda olduğundan müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, müvekkili bankadan ...'a 68.703-TL aktarılmadığını, işlemin diğer davalı bankadan yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, işlemlerin internet bankacılığı aracılığıyla gerçekleştirildiğini, sms'lerin davacı adına kayıtlı telefon numarasına gönderildiğini, davacı şirket yetkilisi ... adına kayıtlı telefon numarasının olaydan 5 gün sonra 27/09/2017 tarihinde değiştirildiğini, bu hususun dikkate alınması gerektiğini ve davacının özel şifre gibi hassas bilgilerini korumaması suretiyle işlemlerin gerçekleştirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI\t:Mahkemece, teknik ve bankacılık alanında uzman bilirkişi raporuna göre, davacının ... nolu telefon hattına yeni sim kartı alınarak 3. kişiler tarafından davacının internet bankacılığına giriş yapılarak, ... Bankası hesabından 68.400-TL, ... Bankası hesabından 68.703-TL, ... hesabından 10.000-TL EFT işlemleriyle davacının zarara uğratıldığı; bu hususta ceza soruşturmasının da bulunduğu, hesabın bulunduğu davalı bankanın  teknolojik imkanlar çerçevesinde, paranın ele geçirilmesini engellemek için gerekli güvenlik önlemlerini alma,  internet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcunun elektronik bankacılık işlemlerinin güvenle yapılabilmesini sağlamak olduğu, ancak bankanın objektif özen yükümlülüğünü ifa etmediği ve en hafif kusurundan dahi sorumlu tutulmaması gerektiği, zararın meydana gelmesinde davacının kusurunun ispat edilemediği; ...'a karşı dava yöneltilmediği, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından söz konusu 10.000-TL'den de davalı bankaların müteselsilen sorumlu olduğu; açılan davanın haklı bulunduğu, kısa kararda sehven davanın kabulüne denildiği, davanın 87.023-TL üzerinden açıldığı, aşkın talep nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hüküm fıkrasında ise davanın kabulü ile, davalı ... yönünden 86.720-TL'nin (davalı ... 68.400-TL'sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) 22/09/2017 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden 68.703-TL'nin (davalı ... 68.400-TL'sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) 22/09/2017 tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>TAVZİH RET KARARI:Mahkemenin 06/09/2022 tarihli kararıyla, tavzih yoluyla unutulan talepler hakkında karar verilerek hükmün genişletilmesine yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili, müvekkilinin telefon numarasının kim tarafından kullanıldığını araştıramayacağını, sim kartın değiştirilmesinde davacının kusuru bulunduğunu; müvekkilinin her türlü güvenlik önlemini almasına rağmen sim kartın usulüne uygun değiştirilmesini sağlamayan dava dışı gsm şirketinin kusurlu olduğunu, zira sim kart değişikliği işlemlerinin kontrol ve onaylarını gereği gibi yapmayarak müşteriye ait hattın sim kartının 3. kişilere geçmesine sebebiyet vererek internet bankacılığı sistemine 3. kişilerin girmesine ve zarara sebebiyet verdiğini, bu nedenle müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını; müşterinin, sim kart güvenliğini sağlamak dahil olmak üzere tüm önlemleri alması gerektiğini; davacının sim kart değişikliğini müvekkiline bildirmediğinden asli ve tam kusurlu olduğu ve müterafik kusurunun bulunduğunu ancak bilirkişi raporlarında böyle bir inceleme yapılmadığını; bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili olduğunu; olay 3. kişilerin haksız fiili sebebiyle gerçekleştiğinden illiyet bağının kesildiğini; davacının basiretli tacir gibi davranmadığını ve ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili bankanın davacının cep telefonuna ait sim kartının sahte kimlik, veri ve belgelerle kopyalanması haline veya sim kartı değişikliği yapılması haline müdahale edebilecek veya engelleyebilecek bir imkanının bulunmadığını; her türlü özen gösterildiği halde davacının kötü niyetli kişilerin eylemiyle zarara uğramasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını; davacının olaydan 5 gün sonra akıllı telefonunu değiştirerek akıllı olmayan telefona geçmesinin davacının kusurunu gösterdiğini; bilirkişi raporunun olayı ortaya döktüğünü ve müvekkilinin para geçiş işlemlerinde kusurunun tespit edemediğini, müvekkilinin olaydan sorumluluğunun (hesaba gelen 68.400-hesaptan giden 68.700=) 300-TL ve 3-TL eft masrafı üzerinden 303-TL olduğunun ifade edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili tavzih talebinin reddine ilişkin karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde, kısa kararının dosya kapsamına uygun olduğunu, gerekçeli kararda \"kısa kararda sehven davanın kabulüne dendiği davanın 87.023,00 TL üzerinden açıldığı aşkın talep nedeniyle davanın kısmen kabulü ile ....\" denilerek aşkın talep olmamasına rağmen sehven hata yapıldığını; davanın toplamda 87.023-TL üzerinden açılarak harç yatırılmış olup, dava dilekçesinin sonuç kısmında da hangi davalıdan ne kadar istenildiğinin açıkça yazıldığını; 87.023-TL'nin toplam zarar talebi olduğu, müşterek müteselsil sorumluluk miktarı 68.400-TL, ... Bankası'nın sorumlu olduğu 303-TL, ... Bankası'nın sorumlu olduğu 18.320-TL'nin toplamı 87.023-TL olduğunu, hükmün de bu şekilde kurulduğunu; bu nedenlerle kısa karara aykırı ve aşkın talep olmamasına rağmen aşkın talep varmış gibi sehven hesap hatasıyla yazılan gerekçeli kararın ve hüküm kısmının  3, 6, 7, 8, nolu kararların tashihi,  tavzihi (düzeltilmesi) gerektiğini, HMK'nın 304. maddesinde belirtildiği gibi \"Hükümdeki yazı ve hesap hataları diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceğini belirterek, tavzih ret kararının kaldırılmasına ve gerekçeli kararın düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.  <br>GEREKÇE:Dava, davacının davalı bankalardaki hesaplarında bulunan paranın, mobil ve telefon bankacılığı yoluyla rızası dışında üçüncü kişilerin hesabına eft yapılması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. \"İnternet bankacılığını müşterilerine özendiren bankaların, kendilerine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapıyı sağlayarak güvenli önlemlerini almak zorundadır\" (Yargıtay 11. HD'nin 2018/3563 E., 2019/5115 K. sayılı ve 09/09/2019 tarihli ilamı). İnternet bankacılığı ile yapılan işlemlerde şube işlemleri gibi mevduat, bankanın kontrol ve sorumluluğundadır.Nitekim olay tarihinden sonra yürürlüğe giren somut olayda uygulanması söz konusu olmasa da mevcut uygulamalardaki aksaklıklar gözetilerek düzenlenen, BDDK tarafından 15/03/2020 tarihli RG'de yayımlanıp 01/07/2020 tarihinde yürürlüğe girecek iken bir kısım maddelerinin yürürlüğü  01/01/2021 tarihine ertelenen \"Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin\" 34.(15) maddesinde \"Banka, akıllı telefonlar gibi birden fazla kimlik doğrulama bileşeninin bankaya iletilmesinde kullanılan mobil cihazlar üzerindeki bankacılık uygulamalarının kullandığı hassas verilerin, aynı mobil cihaz üzerindeki diğer uygulamalar ve çalışmakta olan işlemler tarafından erişilemez olmasını sağlayacak önlemler alır. Banka, söz konusu mobil cihazların kaybolması ya da çalınması halinde bunlar üzerindeki hassas verilerin yetkisiz kişilerce erişilemez olmasını sağlamak ve mobil cihazların ele geçirilmesi, güvenilirliğinin bozulması, işletim sistemi yazılımının kırılması veya değiştirilmesi gibi hallerden kaynaklanacak risklerin azaltılması amacıyla günün teknolojisine uygun kontroller tesis etmekle yükümlüdür.\" denilmiştir.Kimlik doğrulama ilgili bu madde ile ilgili olarak BDDK yaptığı açıklamada \" Ayrıca, BSEBY’nin 34/7 maddesi,38/3 maddesi uyarınca, mobil bankacılık uygulamasının ilk kurulumu, aktifleştirilmesi, yeniden aktifleştirilmesi ya da uygulamanın kullanılamaz olması durumları haricinde, mobil bankacılık uygulamasını yükleyerek aktifleştirmiş olan müşterilere, oturum açma ya da oturumun devamında herhangi bir işlemin doğrulanması için hiçbir şekilde SMS ile OTP ya da “doğrulama kodu” gönderilmesi mümkün bulunmamakta olup, SMS ile yapılacak bu tür bildirimlere, yalnızca bu hükümlerde belirtilen istisnai durumlarda başvurulması ve bunun rutin bir uygulama haline getirilmemesi gerekmektedir. Çünkü SMS ile gönderilen OTP ya da doğrulama kodunun, aynı mobil cihaz üzerinde yüklü diğer uygulamalar tarafından okunmayacağı ve bu uygulamalar tarafından üçüncü bir tarafa (örn. bir saldırgana) yönlendirilmeyeceğinin garantisi bulunmadığı gibi mobil cihaz  üzerindeki “SMS mesajlaşma uygulaması” bankanın kendi kontrolünde olan bir mobil uygulama niteliğinde de bulunmadığı için müşteriye SMS ile gösterilecek OTP ya da doğrulama kodunun bütünlüğü ya da güvenilirliği konusunda da yeterli güvence sağlanamayabileceği tabiidir.\"denilmektedir.Somut olayda 22/09/2017 tarihinde, davacının dava dışı ...'taki hesabına saat 13:37'de giriş yapıldığı, saat 13:40'ta davacının davalı ...'ndaki hesabına 10.000-TL gönderildiği, işlemlerin 88.247.110.13 nolu IP üzerinden yapıldığı; aynı gün davacının davalı ...'ndaki hesabına saat 12:33'te girildiği, bu işlemin 176.33.178.3 nolu IP'den yapıldığı, saat 13:14'te tekrar bu sefer 88.247.110.13 nolu IP'den girildiği, 13:23'te davacının davalı ...'ndaki hesabına 68.400-TL gönderildiği, (+)26.979,58-TL'deki hesabın (-)41.420,42-TL'ye düştüğü, 13:37'de ...'tan 10.000-TL gelince hesabın (-)31.420,42-TL'ye çıktığı ve saat 13:50'de ise dava dışı ...'ın ...'taki hesabına 18.320-TL gönderildiği, hesabın (-)49.740,42-TL'ye düştüğü; bu hesabın davacının ticari faaliyeti, kapsamında yoğun olarak kullandığı bir hesap olduğu; aynı gün davacının davalı ...'ndaki hesabından saat 13:58'de dava dışı ...'ın ...'taki hesabına 68.700-TL transfer edildiği ve işlemin 88.247.110.13 nolu IP üzerinden yapıldığı; tüm bu işlemler için davacı temsilcisinin ...07 nolu cep telefonuna gerekli sms'lerin gönderildiği belirlenmiştir.Davaya konu olay hakkında davacının şikayeti üzerine Küçükçekmece CBS'nin 2017/44258 sayılı soruşturma dosyasında yetkisizlik kararı verildiği; Kocaeli CBS'nin 2018/4130 sayılı soruşturma dosyasındaki 11/11/2019 tarihli iddianamede, müştekinin davacı şirket ve temsilcisi, şüphelilerin ... ve ... olduğu, müşteki şirketin iradesi dışında 22/09/2017 tarihinde şüphelilerin iştirak halinde internet bankacılığı bilişim sistemine girerek ...'ın hesabına 18.320-TL ve 68.700-TL olmak üzere toplamda 87.020-TL eft işlemi yaparak ve İzmir ilinde banka şubesinden birlikte çekerek üzerine atılı TCK'nın 142/2,(e) maddesindeki bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan cezalandırılmalarının istenildiği; Kocaeli 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/1199 esas, 2019/535 karar sayılı ve 20/12/2019 tarihli kararıyla yetkisizlik kararı verildiği; akabinde Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/319 esas, 2020/274 karar sayılı ve 20/05/2020 tarihli kararıyla yetkisizlik kararı verildiği; İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/121 esas, 2023/741 karar sayılı ve 19/09/2023 tarihli kararıyla, olay tarihinde sanık ...'ın arkadaşı ... ile birlikte kahvaltı yapmakta olan sanık ...'ın yanına küçük bir kız çocuğu ile birlikte gelerek çocuğunun rahatsız olduğunu banka hesabına para geleceğini ancak kartının olmadığını bu nedenle ...'ın hesabını kullanmak istediğini söylediği, ...'ın da durumuna acıyarak kabul ettiği ve ...'ın hesabına gelen paraları çekerek ...'a verdiği, ...'ın bu şekilde üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla ...'ın üzerine atılı müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği, ... hakkında kamu davası açılmış ise de, sanığın mahkumiyetine yeterli müştekinin soyut iddiasından başka kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden şüphe sanık lehine yorumlanarak sanık ...'ın beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, sanık ...'ın TCK'nın 142/2-e maddesindeki bilişim sistemlerini kullanmak sureti ile hırsızlık suçundan nihai olarak 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına; sanık ...'ın beraatine karar verilmiş; beraat kararı istinaf edilmeden 17/10/2023 tarihinde kesinleşmiş; mahkumiyet kararına karşı sanığın istinaf başvurusu üzerine İzmir BAM 8. CD'nin 2023/4584 E., 2024/2788 K. sayılı ve 17/05/2024 tarihli ilamıyla eksik araştırma nedeniyle mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği; İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/577 esas, 2024/898 karar sayılı ve 19/11/2024 tarihli kararıyla, olay tarihinde sanık ...'ın arkadaşı ... ile birlikte kahvaltı yapmakta olan  daha önce hakkında hüküm verilen  ...'ın yanına küçük bir kız çocuğu ile birlikte gelerek  çocuğunun rahatsız olduğunu banka hesabına para geleceğini ancak kartının olmadığını bu nedenle ...'ın hesabını kullanmak istediğini söylediği, ...'ın da durumuna acıyarak kabul ettiği ve ...'ın hesabına gelen paraları çekerek ...'a verdiği, ...'ın bu şekilde üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediği  tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanık ...'ın üzerine atılı müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, sanık ...'ın TCK'nın 142/2-e maddesindeki bilişim sistemlerini kullanmak sureti ile hırsızlık suçundan nihai olarak 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş; mahkumiyet kararına karşı sanığın istinaf başvurusu üzerine İzmir BAM 8. CD'nin 2025/84 E., 2025/645 K. sayılı ve 11/02/2025 tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kesinleşen dosyanın içeriği ile eldeki dava dosyasının içeriğinde bir farklılık olmadığından, mahkemece bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinde bir hata görülmemiştir.Bankacı bilirkişinin kök raporunda, para hareketlerinin tespiti yapılmış, CBS dosyasındaki belgeye göre ... nolu IP'nin ... nolu telefon sahibi ... ... Ltd. Şti.'ye ait olduğu ve şirket yetkilisi... hakkında takipsizlik kararı verildiği; dava dışı ...'ın hesabına gelen paralardan 40.000-TL'yi aynı gün 14:22'de ve 46.724-TL'yi de 14:55'te ... 'ın İzmir'deki iki farklı şubesinden çektiği; davacının   cep telefonu operatörü ...'in cevabi yazısında, davacı şirket temsilcisinin kullandığı ve internet bankacılığı işlemlerinde sms'lerin gönderildiği ... nolu telefonda işlemlerin yapıldığı tarihte 22/09/2017 tarihinde sim kartın değiştirildiğinin bildirildiği; söz konusu olayla ilgili İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/121 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ... hakkında  yargılamanın devam ettiği; bankalar nezdinde cep telefonu operatöründen sim kart değişikliği bilgisinin gelip gelmediği, geldi ise internet bankacılığının bloke edilip edilmediği ve bloke edildi ise nasıl kaldırıldığı bilgisinin dosyada bulunmadığı; işlemlerin sim değişikliğinden sonra 3. kişiler tarafından gerçekleştirildiği, BDDK'nın 01/07/200 tarihinde yürürlüğe girmiş Yönetmeliğinin 34/8. maddesinin \"Banka, SIM kart değişikliği gerçekleştirmiş veya numara taşıma yoluyla elektronik haberleşme işletmecisini değiştirmiş müşterilerini Türkiye’de yerleşik mobil haberleşme işletmeleriyle gerekli entegrasyonu sağlayarak SMS OTP göndermeden önce belirler ve ilgili müşterilere, değişiklikler teyit edilmediği müddetçe, değişikliğin yapıldığı tarihten itibaren 90 gün boyunca elektronik bankacılık hizmetleri sunulurken SIM karta dayalı unsur kimlik doğrulama unsuru olarak kullanılamaz. Değişiklikler teyit edilirken iki bileşenli kimlik doğrulama kullanılmaksızın gerçekleştirilen her türlü işlem için, gerçekleştirilen işlemlerin müşteri tarafından yapıldığını ispat etme yükümlülüğü bankaya aittir.\" şeklinde düzenlendiği, davalı ...'nın (86.720-10.000-300=) 76.420-TL'den ve davalı ...'nın (hesaba gelen 68.400-hesaptan giden 68.700=) 300-TL ve 3-TL eft masrafı olmak üzere 303-TL'den sorumlu olduğu; davacının ... hesabından ... hesabına gelmiş 10.000-TL'den davalı ...'nin sorumlu olmadığı görüşü belirtilmiştir. Ek raporda, kök rapordaki görüşlerin değiştirilmediği belirtilmiş olup, bir çelişki bulunmamaktadır.\tSomut olayda 22/09/2017 tarihinde, rızası dışında davacının dava dışı ...'taki hesabından 10.000-TL'nin internet bankacılığı ile çekilerek davacının davalı ...'ndaki hesabına gönderildiği; ...'deki hesaptan da 68.400-TL'nin davacının davalı ...'ndaki hesabına ve 18.320-TL'nin ise dava dışı ...'ın ...'taki hesabına gönderilmiştir. Davacının davalı ...'ndaki hesabından da dava dışı ...'ın ...'taki hesabına 68.700-TL gönderilmiştir. Aynı tarihte davacının banka kayıtlarındaki cep telefon numarası hattının sim kartının değiştirildiği, dolayısıyla davalı bankaların işlemler için gönderdiği sms'lerin davacıya değil yeni sim kartı kullanan 3. kişilerin eline geçtiği ve para transfer işlemlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Telefon hattı operatörü ...'in dosyaya gönderdiği cevabi yazıda, sim kart değişikliği işleminin kim tarafından nerede ve hangi surette yapıldığı bilgisi verilmemiştir. Fakat yukarıda incelenmiş ve davacının müştekisi olduğu ceza davası dosyasında, davacının bu olaya dahil olduğuna dair bir tespit bulunmadığı gibi davalılar da bu yönde delil sunmamıştır. Buradan hareketle davacının bilgisi dışında olaydan önce sim kart değişikliği yapılmasına rağmen, bankalarca hesaplara bloke konulması gibi bir güvenlik önlemi alındığına ilişkin bir delil de ibraz edilmemiştir. Davalı bankaların davacıya gönderdiğini zannettiği tüm şifreler dolandırıcıların elindeki telefona gitmiş olup, davacının internet bankacılığı hesabını ele geçiren dolandırıcıların, davacının hesaplarından dava dışı şahsın hesabına aktarma yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının banka hesap bilgilerinin rızası dışında üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmesi sonucunda oluşan zarar nedeniyle, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalı bankalar kusurlu olup, oluşan zarardan sorumlu tutulmalıdır. Davalı banka vekili, sim kartın kopyalandığı belirlendiğinden GSM şirketinin kusurunun dikkate alınmadığını ileri sürse de; davalının uhdesinde bulunan mevduatı koruma ödevi nedeniyle, telefon hattını işleten GSM şirketinin mevduat bakımından davacıya karşı bir sorumluluğu yoktur. GSM şirketinin kusuru nedeniyle davalı bankanın davacıya karşı sorumluluğu sona ermeyecektir. Bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır (Yargıtay 11. HD'nin 2023/343 E., 2024/4029 K. sayılı ve 16/05/2024 tarihli ilamı).Davalıların sorumlu oldukları tespit edildikten sonra, sorumlu oldukları tutarların belirlenmesi gereklidir. Buna göre dava dışı ... hesabından çıkan 10.000-TL'den dava dışı bankanın da sorumluluğu bulunmakta ise de, para davacının davalı ...'ndaki hesabına gönderildiğinden ve sonrasında tekrar bu hesaptan davacının diğer davalı bankadaki hesabına gönderildiğinden söz konusu 10.000-TL mevduatı koruma hususundaki sorumluluk, davalı ...'na da ait bulunmaktadır. Davalı ... hesabından, toplam 86.720-TL (18.320-TL'si dava dışı ...'ın ve 68.400-TL'si de davacının diğer davalı bankadaki hesabına) çıkmıştır. Bu miktarın 18.320-TL'sinden münhasıran davalı ... sorumludur. Diğer davalı ...'ndaki hesaptan da dava dışı ...'ın hesabına ise 68.700-TL gönderilmiştir. Bu tutardan, ...'den gelmiş 68.400-TL düşüldüğünde 300-TL kalmakta olup, hesaptan davacı zararına da 3-TL eft ücreti çıkmıştır. Buna göre 303-TL'den sadece davalı ... sorumludur. Kalan 68.400-TL'den ise bankaların mevduatı koruma sorumluluğu kapsamında  her iki davalı banka da müteselsilen sorumludur (Yargıtay 11. HD'nin 2022/2086 E., 2023/201 K. sayılı ve 12/01/2023 ve 2019/719 E., 2019/7466 K. ve 25/11/2019 tarihli ilamı). Mahkemenin kısa kararında ise, esasen aynı tutarlar farklı bir yazım tarzıyla hüküm altına alınmış olup, davacının aşkın bir talebi bulunmamakta, her bir davalıdan talep ettiği tutarı belirtmiş ve bu tutarın toplamı harca esas değer olarak belirtilmiştir.        <br>Ayrıca mahkemece kısa kararda, davanın kabulü ile, davalı ... yönünden 86.720-TL'nin (davalı ... 68.400-TL'sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) 22/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davalı ... yönünden 68.703-TL'nin (davalı ... 68.400-TL'sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere)  22/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Ancak gerekçeli kararda ise  kısa kararda sehven davanın kabulüne denildiği, davanın  87.023-TL üzerinden açıldığı, aşkın talep nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilerek, hüküm fıkrasında ise davanın kabulü ile kısa kararın aynısı yazılmış, yargılama giderleri kısmen kabul kısmen ret olarak hesaplanmış ve davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.  Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK'nın emredici 294 ve 298. maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, resen dikkate alınması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 2015/7-28 E., 2015/1218 K. sayılı ve 17/04/2015 tarihli ilamı). Buna göre mahkemece kısa kararda davanın kabul edildiği yazılmasına rağmen, gerekçeli kararda davanın kısmen kabul edildiği belirtildiğinden, bu çelişki nedeniyle kararın resen kaldırılarak davanın kabulüne ve yargılama giderlerine de bu doğrultuda karar verilmesi gerekmiştir.\tDavacı taraf ise kararı esas yönünden istinaf etmemiş, gerekçeli karardaki yukarıda belirtilen tespitler nedeniyle hükmün tavzihini-tashihini istemiş, mahkemece 06/09/2022 tarihli ek kararla reddetmiş, davacı bu ek kararı istinaf etmiştir. HMK'nın \"Hükmün tashihi\" başlıklı 304/1. maddesine göre hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği; \"Hükmün tavzihi\" başlıklı 305/1. maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğundan, söz konusu çelişkinin HMK'nın belirtilen maddelerine göre düzeltilmesi imkanı bulunmadığından, davacı vekilinin ek karara ilişkin istinaf istemi yerinde bulunmamıştır (Yargıtay 3. HD'nin 2024/888 E., 2024/2109 K. sayılı ve 09/09/2024 tarihli ilamı).Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ek karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratacak şekilde hüküm verilmesi hatalı olduğundan, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın  resen kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin 06/09/2022 tarihli ek karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Davalı ... AŞ ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun  kabulüne,  İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2017/1060 Esas - 2022/351 Karar sayılı 03/06/2022 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;<br>\"Davanın kabulü ile 303-TL'nin 22/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine,<br>18.320-TL'nin 22/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine, 68.400-TL'nin 22/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;\"Alınması gereken 5.944,54-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 1.486,14-TL'nin mahsubu ile kalan 4.458,40-TL harcın davalılardan (davalı ... AŞ'nin 3.522,13-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 1.517,54-TL peşin harçların davalılardan (davalı ... AŞ'nin 1.198,85-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından sarf edilen 950-TL bilirkişi ücreti, 423,20-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.373,20-TL yargı giderinin davalılardan (davalı ... AŞ'nin 1.084,82-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine takdir olunan 12.112,99-TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... AŞ'nin 9.569,26-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,Davacıdan alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davalı ... AŞ 1.173,28-TL ve davalı ... AŞ 5.918,66-TL) istek halinde kendilerine iadesine, Davacı ile davalı ... AŞ tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fca1af69e6fb8b33","SID":"4303193424601b0d"}}