{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/554 Esas<br>KARAR NO: 2026/294 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2024/488 Esas- 2024/551 Karar<br>TARİH: 26/12/2024 <br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARŞI DAVA\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 12/02/2026                                  <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirketin davalı şirket ile cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosaysı ile ilamsız takip başlatıldığını , takibe konu ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, ödeme emrini tebliğ alan borçlunun vekili aracılıyılya sunmuş olduğu dilekçesinde yetkiye ve borca kötü niyetle itiraz ettiğini, takibin durmasına sebep olduğunu, İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazının iptalinin gerektiğini, davalı tarafın borçlu tarafa sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde faiz oranına itiraz ettiğini, bu itirazın hukuken bir dayanağının olmadığını, zira müvekkil ile borçlu şirket arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğunu, ayrıca davalı borçlu şirketin kötüniyetli itiraz ile takibin durmasına sebebiyet verdiğini, takip konusu alacağın tutarının dözünlenen faturalar ve cari hesap ilişkisi sapsamında sabit olduğunu, davalının icra takibini yetkisine ve borca yönelik olarak yapmış olduğu mesnetsiz ve kötü niyetli tüm itirazlarının iptali amacıyla mahkemeye dava açmak zorunda olduğunu, söz konusu alacak tutarının likit olması sebebiyle borçlunun takip tutarının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin gerektiğini, davalı tarafın delilleren karşı delil sunmak hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça sunulan yetkiye, borca , faiz oranına işlemiş faize yönelik itirazın tümünün iptali ile takibin devamına karar verilmesini davalının takip tutarının %20 sinden az olmaka üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde ve karşı dava dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü  süre itirazlarının bulunduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davaya bakmada yetkili mahkemenin sözleşmenin ifa edildiği yerin Hatay olması sebebi ile Hatay Mahkeme ve İcra Daireleri olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasında müvekkiline ait araçların deniz yolayla Ro-Ro taşımacalığı yapılmasından doğan bir ticari ilişkin bulunduğunu, bu ticari ilişkiden doğan ve faturaya dayalı alacak ve borçlar, cari hesap yöntemiyle tutulduğunu, cari hesap ekstresine göre, müvekkilin karşı tarafa borcu bulunmadığını, davacı tarafından icra takibinde USD olarak talep edilen alacağa, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabınaödediği en yüksek faiz oranı zerinden faiz hesaplanması gerektiği halde yıllık %10,5 oranında Reeskont- Avans faizi uygulandığını beyanla davanın asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, karşı davasına ilişkin, asıl dava davacı-karşı dava davalı tarafça İskenderun- Mısır-Arabistan hattındaki seferleri durduğunu ancak 23/05/2014 tarihi öncesinde ödeme işlemleri tamamlanmış, yüklemeye hazır olan araçların İskenderun- Mısır-Arabistan hattında taşınmasının yapılacağının bildirilmesine rağmen müvekkiline ait araçların taşınmasının yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin başka bir gemi firması ile mallarını göndermek zorunda kaldığını ancak bu gecikmeden dolayı  müvekkilinin zarara uğradığını, zararın tanzimi için cari hesaptan mahsup taleplerinin karşı tarafa iletildiğini ve bu hususta mutabakat mektuplarına şerh düşmelerine rağmen bugüne kadar ödeme yada mahsuplaşma yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili firmanın bekleme yapılan günler karşılık toplam 11.500USD bedelli fatura düzenlendiğini ve karşı tarafa tebliğ edildiğini, ancak karşı tarafın kötü niyetli olarak faturayı iade ettiklerini, söz konusu alacağın cari hesaptan mahsubu ile bakiye alacağın ödenmesi hususunda müvekkili tarafından 18/08/2014 tarihinde karşı davalıya mail yolayla gerekli bildirim ve ihtar yapıldığını bu nedenle şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile en yüksek faiz oranına göre işleyecek faizi ile birlikte 10.877 USD lik alacağın tahsilini talep ettiklerini, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya karşı cevap dilekçesinde özetle; karşı dava ile ileri sürülen alacaklar bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, bu nedenle usulden reddedilmesi gerektiğini, zararın tazmini istemli alacak davasının itirazın iptali davasında karşı dava olarak  ileri sürülemeyeceğini, müvekkili şirketin alacağının kaynağı olana 30/04/2014 tarihli 7.953,00.TL bedelli fatura ve 27/06/2014 tarih, 5.804,00.TL bedelli faturaların borçlu şirket tarafından ödenmediğini, davalı-karşı davacının borcundan mahsup edilmesini talep ettiği faturanın müvekkili tarafından hiçbir zaman kabul edilmediğini, 23/05/2014 tarihinde iptal edilen sefer nedeni ile doğan zararın müvekkiline yüklenmesine ilişkin olduğunu, iptal edilen seferin müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, Mısır ve Kızıldeniz Limanlarında yaşanan operasyonel sorunlar nedeni ile sefer yapılmadığını ve bu nedenle oluşan zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin Taşıma Hüküm ve Koşulları bilet alımı ile karşı tarafça kabul edilmiş olmakla müvekkili şirketin  talep edilen zarardan sorumlu olamayacağı düzenlendiğini beyanla karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 26/12/2024 tarih ve 2024/488 Esas- 2024/551 Karar sayılı kararında; asıl davada davacının cari hesap alacağının, karşı davada davacının yükleme limanında seferin geç başlaması sebebiyle bekleme ve ardiye masrafı sebebiyle uğranılan zararın karşı davalıdan kaynaklanması sebebiyle hüküm altına alındığı ve TTK'nın 1188 maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br> Davacı/karşı davalı istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada davalı lehine, karşı davada kendileri lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, karşı davada davacının müterafik kusurunun dikkate alınmadığını, hak düşürücü sürenin yanlış uygulandığını, ıslaha karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Asıl dava; dava ve takip dayanağı faturalara konu davacı tarafından davalıya verilen deniz yoluyla taşıma hizmeti bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karşı dava; davalı tarafından davacıya verilmesi taahhüt edilen dava konusu deniz taşıma hizmetinin planlanan süre içerisinde verilmediği gerekçesi ile taşınacak araçların limanda beklemesi sebebiyle bekleme ve ardiye ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece 23/11/2021 tarih, 2018/417 esas ve 2021/449 karar sayılı ilamı ile asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 03/10/2024 tarih,  2022/561 esas ve 2024/1474 karar sayılı ilamı ile \"...Karşı dava yönünden davalı vekili tarafından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı savunması ileri sürülmüş, ancak Mahkemece hak düşürücü süre olması sebebiyle resen de değerlendirilmesi gerekmesine rağmen söz konusu savunma hakkında ara karar ve gerekçeli karar ile olumlu ve olumsuz karar verilmemiş ve  değerlendir me yapılmamıştır. Mahkemece Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda bu hususta herhangi bir gerekçe oluşturulmadan esas hakkında karar verildiğinden Dairemizce de karşı davada davalı vekilinin istinaf sebepleri denetlenememiştir...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda  asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. 29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2024 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 28.250,00 TL olmuştur.Davacı-karşı davalı tarafından asıl davada istinafa konu edilen dava değerinin  4.790,25 TL olduğu ve 26/12/2024 karar tarihi itibariyle verilen karar kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı-karşı davalının asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.  Somut uyuşmazlığa konu karşı davada taraflar arasında karşı davacıya ait emtia yüklü araçların ro ro taşımacılığı yapan karşı davalıya ait gemi ile İskenderun-Mısır-Suudi Arabistan hattında taşınmasına ilişkin sözleşme akdediği, karşı davacının planlanan taşıma süresine uygun olarak emtia yüklü araçlarını İskenderun Limanında hazır etmesine rağmen 23/05/2014 Tarihli \"Mısır - S. Arabistan İle Haifa- Ürdün Hatlarının Geçici Olarak Durdurulması\" konulu yazısı ile; \"hattı işleten dava dışı ........... firmasının ......./05/2014 tarihinde yapmış olduğu yazılı duyuru ile çalışmakta olduğu ........ Limanında yaşamış olduğu  operasyonel sorunlardan dolayı hattı işletemeyeceğini bildirdiği, buna bağlı olarak 24/05/2014 günü ve sonrasına kalacak gemilere ait rezervasyonların iptal edildiği; liman içerisinde bulunan, ödeme işlemleri tamamlanmış ve yüklemeye hazır olan araçların yükleneceğinin belirtilmesi sebebiyle karşı davacı tarafından İskenderun Limanında beklediği ve bu sebeple bekleme ücreti ile ardiye ücretinin doğduğu, karşı davacının duyuruda belirtilen 24/05/2014 tarihten önce Limana giriş yapması, ödeme işlemlerini tamamlaması ve emtia yüklü araçların yüklemeye hazır halde beklemesi ve bu haldeki araçların taşımasının yapılacağının taahhüt edilmesi sebebiyle Limanda beklediği ve sonrasında araçların davacının işlettiği gemi ile taşındığı, dolayısıyla karşı davacının zararın artmasına sebep olacak müterafik bir kusurunun bulunmadığı, karşı davada oluşan zararın emtianın alıcısına geç tesliminden dolayı oluşan bir zarar olmadığı, henüz taşıma işi başlamadan emtia yüklü araçların gemiye geç yüklenmesinden dolayı yükleme limanında oluşan bir zarar olduğu, dolayısıyla TTK'nın 1188 maddesinin somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı, karşı davacı tarafından karşı dava dilekçesinde ileri sürülen  11.550,00 USD zarara ilişkin karşı davalı tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı, karşı davacı tarafından ıslah edilen kısma ilişkin miktarın Mahkemece dikkate alınmadığı, bu durumda ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulmasının sonuca etkisinin bulunmadığı, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi dikkate alınarak karşı davalı lehine reddedilen miktar kadar vekalet ücreti takdirine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı- karşı davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br> Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı-karşı davalının karşı davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı/karşı davalının asıl davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE<br>2-Davacı/karşı davalının karşı davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacı/karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince karşı davaya yönelik alınması gereken  3.053,88 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 764,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.289,88 TL'nin davacı/karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  <br>6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı/karşı davalı üzerinde bırakılmasına, <br>7-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda asıl dava yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak, karşı dava yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b8aa87cbe0b47f8a","SID":"3def6ee3f46f859c"}}