{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/09/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas - ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI: ........<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t:  ........  <br>TEMSİLCİLERİ: 1- ........  <br>\t\t  2- ........  <br>TASFİYE MEMURU ADAYI: ........  <br>DAVA\t\t: Kooperatifin Münfesih Olduğunun Tespiti<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 13/01/2026<br>YAZIM  TARİHİ\t: 14/01/2026<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan kooperatifin münfesih olduğunun tespiti davasında 10/09/2025 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı  ........ Kooperatifinin, 04.05.2004 tarihinde tescil edildiğini ve 20.05.2004 tarihli 6053 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde kuruluş ilanı yayımlanarak faaliyetine başladığını, davalı kooperatifin, en son olağan genel kurul toplantısını 02.08.2017 tarihinde yaptığını, bu tarihten sonra olağan genel kurul toplantısı yapılmadığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu gereğince kooperatifin üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması halinde dağılacağı hükmüne amir olduğunu, her ne kadar davalı kooperatif, üç yıl üst üste olağan genel kurul toplantısını yapmaması nedeniyle dağılmış olsa da bu durumun kooperatifin tasfiye edilip sicilden silindiği anlamına gelmediğini beyan ederek davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine, kooperatife tasfiye heyeti atanmasına, 659 sayılı KHK (R.G.: 02.11.2011)‘nın 6/2 ve 14/1 maddeleri gereğince yargılama giderleri ve idare lehine vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı, davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 27/11/2024 TARİHLİ KARARI:  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/03/2023 gün ve 2022/(15)6-1056 E. 2023/156 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, davacı Bakanlığın bu davayı açmakta aktif husumetinin bulunduğu, 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 81/6. maddesi gereğince 3 yıl olağan genel kurul toplantısını yapmayan kooperatiflerin genel kurul yapılması için uygun bir süre verilmesine gerek olmaksızın kendiliğinden dağılmış sayılacakları anlaşılmıştır. <br>Davalı kooperatifin en son olağan genel kurul toplantısını 02/08/2017 tarihinde yaptığı, dava tarihinden geriye dönük 3 yıl süreyle olağan genel kurul toplantısının yapılmaması nedeniyle davalı kooperatifin dağıldığı belirlenmiş, bu nedenle davacının davasının kabulü ile davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine karar verilmiştir. <br>Davalı kooperatife tasfiye heyeti atanmasının da istenilmesi nedeniyle, davalı kooperatife tasfiye memuru atanması da gerekmiştir. 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 81/7. maddesine göre tasfiye memuru olacak kişilerin aynı Kanun'un 56/1-3. maddesindeki şartlara ve 62. maddesindeki sorumluluklara sahip olması gerektiği anlaşılmıştır. Davalı kooperatifin en son temsilcileri olan ........ ve ........, tasfiye memurluğu görevini yapamayacaklarını beyan ettiklerinden kendileri tasfiye memuru olarak görevlendirilmemiş, tasfiye memurunun kararın kesinleşmesinden ve avansın yatırılmasından sonra re'sen Mahkememizce seçilmesinin daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır. <br>Davalı kooperatifin son temsilcileri ........ ve ........'in görev süresi 06/06/2018 tarihinde sona ermiş ve Mahkememizce kendilerinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmeleri uygun görülmemiş ise de; Yargıtay 12. HD.nin 24/01/2017 gün ve 2016/6154 E. 2017/865 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, \"Görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin, bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine ilişkin yasalarımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle yeni yönetim seçilinceye kadar süresi biten üyelerin zorunlu olarak görevlerinin devam edeceğinin kabulü gerekeceğinden\" kendilerinin tasfiye memuru görevlendirilinceye kadar davalı kooperatifin temsilcileri olduğu sonucuna varılmış ve karar başlığında da davalı kooperatif temsilcileri olarak gösterilmişlerdir. <br>2709 s. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 18. maddesine göre, \"Hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacak olması ve angaryanın yasak olması\" nedenleriyle Mahkememize re'sen takdir edilen tasfiye memuru ücreti ile ayrıca tasfiye masraflarının (davalı  Kooperatifin bu masrafları karşılayacak malvarlığı olmadığı belirlendiğinden) davacı Bakanlık tarafından yatırılması gerektiği belirlenmiştir.  <br>Kural olarak davanın kabulü halinde yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesi ve davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerekli ise de; davalı kooperatifin tasfiyesinin yapılabilmesi için tasfiye memuru tarafından bütün malvarlığı, alacak ve borçlarının tasfiye edilerek kapatma bilançosu hazırlanması gerektiğinden ve davalı kooperatifin malvarlığının borçlarını karşılayamaması halinde tasfiyenin tamamlanamayıp çıkmaza girmesi, tasfiye memurunun ticaret sicil müdürlüğünden terkin yerine iflasın açılmasını istemek yoluna gitmek zorunda kalması (6102 s. TTK'nin 542/3), iflas halinde de yeterli malvarlığı olmayacağı için iflas giderlerinin yine Hazine'den karşılanmak zorunda kalınacak olması gibi riskler bulunduğundan, davalı kooperatifin tasfiye esnasında malvarlığının bulunması halinde tasfiye ücret ve giderleri ile diğer yargılama giderlerinin tasfiye memuru tarafından öncelikle davacı Bakanlığa ödenmesine ancak, malvarlığı yoksa tasfiyenin çıkmaza girmemesi için bu masrafların davacı Bakanlık üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı kooperatif temsilcileri tarafından dosyamıza ibraz edilen davalı kooperatife ait ticari defter ve belgelerden, davalı kooperatifin malvarlığının bulunduğuna dair bir belge ve bilgiye ulaşılamadığından bu defter ve belgelerin de davalı kooperatife iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>Davacı Bakanlık ile davalı kooperatif arasında bu davada gerçek bir ihtilaf bulunmayıp, davacı Bakanlığın Yargıtay HGK.'nin yukarıda yazılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, kanundan doğan görevlerini yerine getirmek için bu davayı açtığı görüldüğünden davacı vekili için davacı lehine vekalet ücreti tayin edilmemiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kabulüne, Beyşehir Ticaret Sicili Müdürlüğünün 1472 ticaret sicil sırasında kayıtlı ve ........ mersis numaralı  ........ Kooperatifinin, 1163 s. Kooperatifler Kanunun 81/1-6 maddesi gereğince münfesih olduğunun tespitine ve tasfiyesine, kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay içerisinde, ikinci bir yazı veya tebligat beklenmeksizin davacı Bakanlık tarafından şimdilik 10.000,00 TL tasfiye masrafı ve 15.000,00 TL tasfiye memuru ücreti olmak üzere toplam 25.000,00 TL'nin Mahkememizin bu dosyasına yatırılmasına, davalı kooperatifin en son temsilcilerinin tasfiye memuru olarak atanmalarına yer olmadığına, <br>25.000,00 TL'lik tasfiye masraflarının yatırılmasından ve kararın kesinleşmesinden sonra Mahkememizce re'sen seçilecek 1 tasfiye memurunun göreve başlatılmasına, tasfiye memuru için takdir edilen 15.000,00 TL'nin tasfiyenin tamamlanmasından ve buna ilişkin raporun tasfiye memuru tarafından bu dosyamıza sunulmasından sonra tasfiye memuruna tek seferde ödenmesine, tasfiye memuru ücretinin dışında tasfiye masrafı olarak yatırılacak 10.000,00 TL'nin ise tasfiye memurunun belgelendirdiği taleplere göre, kendisine veya ilgili yerlere Mahkememiz tarafından ödenmesine, tasfiye memuru ücreti ile tasfiye masraflarının güncellenip güncellenmeyeceğinin ve davacı taraftan ilave ücret talep edilip edilmeyeceğinin kararın kesinleşmesi ve tasfiyeye başlanmasından sonra ihtiyaca ve/veya tasfiye memurunun talebine göre ek kararla bilahare değerlendirilmesine, ilave tasfiye masrafına ihtiyaç duyulur ve ek kararla istenilmesine rağmen davacı tarafından yatırılmaz ise, tasfiyenin olduğu haliyle durdurulup, tasfiye memurunun da görevinin sonlandırılacağının davacı tarafa ihtarına (gerekçeli kararın tebliği ile birlikte ihtaratın yapılmış sayılmasına), tasfiye masrafları ile tasfiye memuru ücretinin tasfiye aşamasında davalı kooperatifin malvarlığının bulunması halinde tasfiye memuru tarafından öncelikle davacı Bakanlığa eksiksiz olarak ödenmesine, davalı Kooperatifin tasfiye masraflarını karşılayacak yeterli malvarlığının bulunmaması halinde ise, tasfiyenin imkansızlaşmasının önlenmesi (tasfiye memurunun 0 (sıfır) bilanço tabir edilen bilançosunu hazırlayabilmesi için) bu masrafların davacı Bakanlık üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. <br>      DAİREMİZİN 20/02/2025 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 27/11/2024 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 20/02/2025 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; \"...Somut olayda davacı Bakanlık tarafından, davalı kooperatifin 3 yıl üst üste olağan genel kurul toplantısını yapmadığı belirtilerek davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davacı Bakanlığın talebi kabul edilerek davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine ve tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, ancak tasfiye memurunun kim olduğunun belirlenmediği, ayrıca tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının davalı kooperatifin bu masrafları karşılayacak mal varlığı olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafça karşılanmasına karar verildiği ve davacı Bakanlık ile davalı kooperatif arasında bu davada gerçek bir ihtilaf bulunmadığı, davacı Bakanlığın  kanundan doğan görevlerini yerine getirmek için bu davayı açtığı gerekçesiyle   davacı Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği,  davacı Bakanlık tarafından tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının kendileri tarafından karşılanması kararının ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu beyan edilerek bu yönlerden istinaf talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.<br>Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi'nin 2016/8614 Esas-2020/326 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, tasfiye iş ve işlemleri için gerekli masraflar ile tasfiye memuru ücretleri, ilgili kooperatifin malvarlığından karşılanması gerekli bedeller olup, ancak kooperatifin malvarlığının bulunmaması ve tasfiye talep eden  kurum tarafından bu hususun bilinmesi halinde tasfiye talep eden kuruma yüklenebilecektir. Mahkemece, davalı kooperatifin mal varlığı bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmış, ticari defterleri de incelenmiş olup, davalı kooperatifin mal varlığı bulunduğu tespit edilemediğinden tasfiye masrafları ve tasfiye memuru ücretinin davacı Bakanlık tarafından karşılanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Ancak ilk derece mahkemesince verilen kararda atanan tasfiye memurunun kim olduğu  belirlenmediğinden  hükmün bu kısmı infaza elverişli değildir. Atanan tasfiye memuru belirlenerek kimlik bilgilerinin kararda yer alması gerekir. Bu husus kamu düzenindendir.<br>Ayrıca her ne kadar mahkemece davacı Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de, davalı kooperatif iddia edilen dağılma nedenine kendi sebebiyet verdiğine ve bu suretle de işbu davanın açılmasına neden olduğuna göre, mahkemece karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi'nin  18/02/2013 tarih 2013/170 Esas- 2013/880 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.<br>Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine...\"  şeklinde karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 10/09/2025 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Somut olayda ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/03/2023 gün ve 2022/(15)6-1056 E. 2023/156 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, davacı Bakanlığın bu davayı açmakta aktif husumetinin bulunduğu, 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 81/6. maddesi gereğince 3 yıl olağan genel kurul toplantısını yapmayan kooperatiflerin genel kurul yapılması için uygun bir süre verilmesine gerek olmaksızın kendiliğinden dağılmış sayılacakları anlaşılmıştır. <br>Davalı kooperatifin en son olağan genel kurul toplantısını 02/08/2017 tarihinde yaptığı belirlenmiş, dava tarihinden geriye dönük 3 yıl süreyle olağan genel kurul toplantısının yapılmaması nedeniyle davalı kooperatifin kendiliğinden dağıldığı (münfesih olduğu) sonucuna varılmış, bu nedenle davacının davasının kabulü ile davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı kooperatife tasfiye heyeti atanmasının da istenilmesi nedeniyle, davalı kooperatife tasfiye memuru atanması da gerekmiştir. 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 81/7. maddesine göre tasfiye memuru olacak kişilerin aynı Kanun'un 56/1-3. maddesindeki şartlara ve 62. maddesindeki sorumluluklara sahip olması gerektiği anlaşılmıştır. Davalı kooperatifin en son temsilcileri olan ........ ve ........, tasfiye memurluğu görevini yapamayacaklarını beyan ettiklerinden ve tasfiye yönünden şimdiye kadar hareketsiz kaldıkları görüldüğünden kendileri tasfiye memuru olarak görevlendirilmemiş, tasfiye memurunun kararın kesinleşmesinden ve avansın yatırılmasından sonra re'sen Mahkememizce seçilmesinin daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır. <br>Davalı kooperatifin son temsilcileri ........ ve ........'in görev süresi 06/06/2018 tarihinde sona ermiş ve Mahkememizce kendilerinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmeleri uygun görülmemiş ise de; Yargıtay 12. HD.nin 24/01/2017 gün ve 2016/6154 E. 2017/865 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, \"Görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin, bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine ilişkin yasalarımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle yeni yönetim seçilinceye kadar süresi biten üyelerin zorunlu olarak görevlerinin devam edeceğinin kabulü gerekeceğinden\" kendilerinin tasfiye memuru görevlendirilinceye kadar davalı kooperatifin temsilcileri olduğu sonucuna varılmış ve karar başlığında da davalı kooperatif temsilcileri olarak gösterilmişlerdir. <br>2709 s. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 18. maddesine göre, \"Hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacak olması ve angaryanın yasak olması\" nedenleriyle Mahkememize re'sen takdir edilen tasfiye memuru ücreti ile ayrıca tasfiye masraflarının (davalı  Kooperatifin bu masrafları karşılayacak malvarlığı olmadığı belirlendiğinden) davacı bakanlık tarafından yatırılması gerektiği belirlenmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kabulüne, Beyşehir Ticaret Sicili Müdürlüğünün 1472 ticaret sicil sırasında kayıtlı ve ........ mersis numaralı  ........ Kooperatifinin, 1163 s. Kooperatifler Kanunun 81/1-6 maddesi gereğince münfesih olduğunun tespitine ve tasfiyesine, kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay içerisinde, ikinci bir yazı veya tebligat beklenmeksizin davacı Bakanlık tarafından, şimdilik 20.000 TL tasfiye masrafı ve 30.000 TL tasfiye memuru ücreti olmak üzere toplam 50.000 TL'nin mahkemenin işbu dosyasına yatırılmasına, davalı kooperatifin en son temsilcilerinin tasfiye memuru olarak atanmalarına yer olmadığına, <br>tasfiye memuru olarak re'sen ........ T.C. Kimlik nolu mali müşavir ........'in seçilmesine, kendisinin göreve başlayacağı tarihte herhangi bir mazeretinin bulunması halinde ikinci bir karara veya ek karara gerek olmaksızın re'sen başka bir mali müşavir veya yeminli mali müşavir bilirkişinin re'sen tasfiye memuru olarak seçilmesine, 50.000 TL'lik tasfiye masraflarının yatırılmasından ve kararın kesinleşmesinden sonra, mahkemece re'sen seçilen tasfiye memurunun (seçilen tasfiye memuru adayının mazeretinin bulunması halinde de yine re'sen seçilecek başka bir mali müşavir veya yeminli mali müşavir tasfiye memurunun) göreve başlatılmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince tasfiye masrafı ve tasfiye memuru için takdir edilen ücretin müvekkili Bakanlığın ödemesine karar verildiğini, kararın bu yönüyle eksik inceleme sonucu tesis edildiğini, dosya münderecatına göre usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının tasfiye masrafı ve tasfiye memuru için takdir edilen ücretin müvekkili Bakanlık tarafından ödenmesine hükmedilmesi yönünden kaldırılmasına, 659 sayılı KHK (R.G.: 02.11.2011)‘nın 6/2 ve 14/1 maddeleri gereğince yargılama giderleri ve idare lehine vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; kooperatifin dağıldığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararının gerekleri yerine getirilerek  karar verildiği, Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi'nin 2016/8614 Esas-2020/326 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, tasfiye iş ve işlemleri için gerekli masraflar ile tasfiye memuru ücretleri, ilgili kooperatifin malvarlığından karşılanması gerekli bedeller olup, ancak kooperatifin malvarlığının bulunmaması ve tasfiye talep eden  kurum tarafından bu hususun bilinmesi halinde tasfiye talep eden kuruma yüklenebileceği, mahkemece, davalı kooperatifin mal varlığı bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapıldığı, ticari defterlerinin de incelendiği, davalı kooperatifin mal varlığı bulunduğu tespit edilemediğinden tasfiye masrafları ve tasfiye memuru ücretinin davacı Bakanlık tarafından karşılanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusunda bulunan davacı harçtan muaf olduğundan harç ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 13/01/2026 tarihinde  oybirliği  ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br><br>    \t Başkan ...                         Üye ...                  \t       Üye ...   \t\t             Katip ...<br>         e-imzalıdır                       e-imzalıdır                       e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br> <br><br>.....<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31723344df17ed9e","SID":"ddfe714cdfa019f0"}}