{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1163 <br>KARAR NO\t: 2026/113<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/01/2022<br>NUMARASI\t: 2021/354 Esas -  2022/87 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin kauçuk ve kauçuk makineleri alımı ve satımı konusunda faaliyet gösterdiğini, davalının işletmelerinde kullanmak için bir kısım makineye ihtiyacı olduğu talebi ile davacıya müracaat ettiğini, ... sıra numaralı 22.01.2019 tarihli makine satım sözleşmesi imzalayarak yine  sözleşmede yazılı ikinci el ... ... Makinesi, İkinci El ...Kapalı Karıştırıcısı, ..., Toz Toplama Ünitesi makinelerinin davalıya 400.000-TL (KDV'den muafiyet Teşviği var) bedelle satıldığını, sözleşmede yazılı makineleri  10.02.2019 tarih ve ... ve ... numaralı irsaliyelerle davalıya teslim ettiğini, davalı tarafın satın aldığı makinelerle ilgili vaat ettiği teşvik belgesini ibraz edemediği, davalının dava konusu faturalardan kaynaklanan alacağın 400.000,00-TL tutarlık kısmını makineler kendisine teslim edildikten (ve bir makine de değiştirildikten sonra) sonra vadeli muhtelif senetler, malların kendisine teslim edildiği tarihten yaklaşık 1.5 yıl sonra da  alacaklarına istinaden 50.000-TL tutarlı bir adet çek ile ödeme yaptığını, bu ödemelerden sonra bakiye alacağın 131.314,49-TL olduğunu, bu bedelin faturalardan kalan bakiye satış bedeli ve KDV alacağından oluştuğunu, davacının teslim borcunu yerine getirdiği halde davalının tüm taleplere rağmen  bakiye borcunu ödemekten imtina ettiğini, müvekkiline ödeme yapmaması üzerine,  alacağın Beyoğlu 35. Noterliğinin 08.02.2021 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile talep  edildiğini, davalıya 09.02.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının ihtarnamenin kendisine tebliğ edilmesine rağmen ihtarnameye itiraz etmediği gibi  ödeme de yapmadığını, ihtarnameye rağmen ödemenin yapılmaması üzerine davalı hakkında  Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının böyle bir borcunun bulunmadığı, borcunu ödediği gerekçesi ile takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine  takibin durmuş olduğunu, takip tarihi itibari ile alacaklarının 131.314,49-TL olduğunu, tüm bu nedenlerle; davalının itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalı/borçlunun %20'den az olmamak icra/inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve  vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,davalı şirketin tam teşvik alan bir tesis kurduğunu, söz konusu teşviğin yeni tesisinin tamamında yapılacak olan her türden yatırım için alındığını, davalı şirketin teşvik belgesini davacı şirkete ibraz ettiğini, ibraza dayanılarak hem sözleşme akdedildiğini ve davacı tarafından proforma fatura tanzim edildiğini, davalı şirketin satım sözleşmesini kendisine yüklediği edimlerin tamamını eksiksiz olarak ve zamanında yerine getirdiğini, davacının KDV ye ilişkin olarak kestiğini iddia ettiği faturanın KDV ye ilişkin olarak düzenlendiğini anlaşılmadığını, buna ilişkin fatura üzerinde bir ibare olmadığını, faturanın sevhen kayıt altına alındığını, KDV ile ilişkili olduğu iddia edilen faturadaki değerin ödenmesi gereken KDV değeri ile örtüşmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI\t: <br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ,...Toplanan deliller, alınan denetime elverişli bilirkişi raporu, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; mahkememizce belirlenen inceleme gün ve saatinde tarafların ticari defter ve kayıtlarını sundukları, her iki taraf defterlerinde de davacının alacağının bulunduğunun sabit olduğu, her ne kadar davalı taraf faturaların sehven defterlerine işlendiği iddiasında bulunmuş ise de, her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olan faturaların tacir olan davalı tarafça itiraz edilmeksizin davacı alacağı olarak defterine işlendiği, bu durumda davacının 131.314,49-TL tutarında alacağı olduğunun birbirini doğrular mahiyetteki her iki taraf ticari defterine göre sabit olduğu, davalı tarafça gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile  alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından, İİK 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan  davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın, hatalı ve eksik bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, bilirkişinin, mesleği ve bilgi birikimi itibari ile somut olaydaki uyuşmazlığın kökeni noktasında sağlıklı bir değerlendirmede bulunamadığını, davacının ticari defterlerinde KDV miktarının idareye ödendiğine veyahut da idarenin davacıya bu satış sebebi ile tahakkuk ettirdiği bir KDV borcunun bulunmadığının anlaşılmakta olduğunu, bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararında bu hususun tespit edilemediğini ve hukuka aykırı olarak karar verildiğini, davacının, itiraza konu takipte, takibe cari hesap alacağı adı altında bir kalemi de konu ettiğini, ancak bu cari alacağa ilişkin bir irsaliyenin davacı tarafından dosyaya sunulamadığını, irsaliyesiz, tek başına faturanın hiçbir ispat kudreti bulunmadığını, yerel mahkemenin, itirazın iptali davasında kanun gereği araştırması lazım gelen hususları araştırmadığını, borcun kökenine ve takipteki borcun doğup doğmadığı ile hiçbir şekilde ilgilenmeksizin işin niteliğine ters düşün bir yol izlediğini, bu sebeple yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :\t<br>Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği  noktasındadır.  Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyası ile \"Ticari defter ve kayıtlar\" borcun sebebi gösterilerek 131.314,49 TL asıl alacağın  tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı,  takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.  Somut olayda:  tarafları arasında bir kısım ikinci el makinenin satışı hakkında yazılı sözleşme bulunduğu, sözleşme kapsamında makinelerin davalıya teslimi konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfında olduğu,  tarafların BA ve BS formları da birbirine mutabık olarak ilgili vergi dairelerine verildiği,  davacının düzenlediği faturaların 8 günlük itiraz süresinde itiraz edilmediği gibi iade de edilmediği,  tarafların birebir uyumlu fatura  ve ödeme kayıtlarını içeren ticari defter kayıtlarına  göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan  131.314,49 TL alacağı bulunduğu sabittir. Davalı taraf satış konusu malların yatırım teşvik belgesi kapsamında olduğu, KDV'den istisna olduğu, davacının düzenlediği faturalarda KDV konusunun anlaşılamadığını KDV olmaması gerektiğini, uyuşmazlık konusu faturanın ticari defterlere sehven kaydettiğini savunmaktadır. Bilirkişi raporu ile bahsi geçen faturanın 484.800 TL tutar ve 87.264 TL KDV olmak üzere toplam 572.064 TL olarak tanzim edildiğinin belirlendiği, davalı tarafça yatırım teşvik belgesinin davacıya ibraz edildiği ispatlanmamıştır. Dosyaya kazandırılan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu ile de; Davalı şirket teslime konu makine bedelleri yönünden KDV muafiyet haiz teşvik belgesinin mevcut olduğunu ve bu belgeyi davacı şirkete sunduğunu beyan etmiştir. Davacı şirket ise davalı şirketin muafiyete ilişkin belgeyi ibraz etmediğini ve teşvik belgesi alamadığını beyan etmiştir.  3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13'üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflerce belge kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri K.D.V. istisna edilmiştir. Ayrıca; ... Seri No.lu KDV Genel Tebliğine göre; istisna kapsamında mal satın almak isteyen alıcıların, bağlı oldukları vergi dairesine başvurarak, katma değer vergisi mükellefiyetlerinin bulunduğuna ve makine-teçhizatı indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanılacaklarına dair bir yazı alarak, noter veya YMM onaylı örneklerini gümrük idarelerine veya yurt içindeki satıcılara ibraz etmeleri gerektiği belirtilmiştir. Gümrük idareleri ve yurt içindeki satıcılar ... Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki diğer şartlar yerine gelmeden ve bu belge ibraz edilmeden istisna kapsamında işlem yapamayacakları hüküm altına alınmıştır. Buna göre, yatırım teşvik belgesine ekli listelerde yer alan makine teçhizatın KDV istisnası uygulanarak teslimi, söz konusu makine ve teçhizatın YTB ve eki listelerde yer almasına bağlı olduğu, dolayısıyla bir makine ve teçhizatın düzenlenen YTB de yer alması kaydıyla istisna kapsamında faydalanılacağı anlaşılmaktadır. Dosyada mübrez ve davalı şirket adına düzenlenen Yatırım Teşvik Belgesi ekindeki Yerli Makine Techizat Listesinde 3 adet ürün mevcut olduğu ve Ürünlerin ;Geri Dönüşüm Tesis Seti, Jeneratör ve Forklift olduğu, söz konusu ürünlerden Geri Dönüşüm Tesis Seti ve jeneratörün dava dışı şirketlerden temin edildiği tespit edilmiştir. Nihai olarak, hukuki yorum ve takdir sayın mahkemenizde olmak üzere davacı tarafından KDV bedeli dahil olarak düzenlenen faturanın V.U.K  ve K.D.V kanunları ile bu kanunlara bağlı olarak yayınlanan tebliğ şartlarına uygun olarak düzenlendiği\" rapor edilmiştir. Bu haliyle davalı taraf yatırım teşvik belgesini davacıya ibraz ettiğini, satışa konu  ürünlerin  yatırım teşvik belgesi kapsamında kaldığını ispat edilmiş olmadığından davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.442,70 TL harcın, alınması gerekli olan  8.970,09-TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.527,39 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  27/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b4bcfda35697fd87","SID":"bbb1d2c0c1750f7d"}}