{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1955 <br>KARAR NO\t: 2026/272<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/11/2023<br>NUMARASI\t: 2022/337 E. - 2023/266 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dünyanın birçok ülkesinde hizmet verdiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde \"...\" esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, ancak hal böyle iken davalıya ait işletmede müvekkilinin marka haklarına ihlal teşkil eden nitelikte ürünlerin satışa sunulduğunu, davalı tarafından satışa sunulan ve ticari amaçla elde bulundurulan ürünlerin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, davalı tarafından gerçekleştirilen mezkur eylemlerin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, men'ini ve ref'ini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait mağazada davacı adına tescilli markaları taşıyan ürünlerin satışının olmadığını, yapılan incelemede de herhangi bir ürün tespit edilemediğini, müvekkilinin davacının \"...-...\" markaları ürünlerin satışını hiçbir zaman yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin davacının markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davalının davacı markası ile iltibas oluşturacak şekilde bir kullanımının ispatlanmadığı, davalının markasal kullanımının davacı markasından farklı olduğu, davacı tarafça bir örneği ibraz edilen ve davalıdan alındığı iddia olunan ürünün davalı tarafça inkar edildiği, ürünün fiziki olarak davalıdan alındığının yasal delillerle ispatlanamadığı, keza davalıya haber vermeksizin iş yerinde yapılan tespitte, böyle bir ürünün ve markaya tecavüz teşkil edecek veya haksız rekabete teşkil edecek  başka bir ürün veya eylemin ispatlanamadığı anlaşılmakla, davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>-her ne kadar ... marka ve logolu ürünlere rastlanılmamış olsa da, bilirkişi raporunda, dava dilekçesi eki ile sundukları davalıya ait iş yerinden satın alınan ürünü incelemesi sonucunda, ürünün sahte olduğunu raporunda belirttiklerini, vekil edenin tescilli markalarının iktibas edilmek suretiyle aynı mal ve hizmet sınıfında davalı tarafından iltibasa neden olacak şekilde birebir kullanılması sebebiyle, vekil eden marka hakkının ihlal edildiğinin bilirkişi raporu ile desteklenmiş bulunduğunu, Davalı taraf ve yerel mahkemece bir örneğini sunmuş oldukları ürünün davalıdan fiziki olarak alındığına dair bir delil bulunmadığı ve iş yerinde yapılan tespit esnasında başkaca bir ürün bulunmadığını iddia ettiğini, davalı iş yerinde tespit edilen ürünlere ait dış etiket ile dava dilekçe ekinde sunulan ürünün dış etiketinde bulunan bilgiler konusunda değerlendirme yapılmadığını, görselleri bulunan etiketler karşılaştırıldığında, davalının ürünü daha evvel satmış olduğununu ortada olduğunu, etikette ve fişte bilgileri  bulunan ürünün, stok bilgileri, kaç adet satılmış olduğu ve satışa ait diğer bilgiler hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, - davalıya ait iş yerinden satın alınan ürüne ait etiket ile tespit esnasında fotoğraflanan etikette bulunan şirket bilgileri, etiket dizaynı vs. aynı olduğunu,  Dosyaya sunulu bu ürün etiketinde bulunan barkod numarasından dahi, davalının bahse konu ürünlerden kaç adet sattığı tespit edilebilecekken dava dilekçesinde talep ettikleri bu hususlara ikinci bilirkişi raporunda da yine yer verilmediğini,, davalıya ait iş yerinde tespit edilerek rapora fotoğrafları eklenen ürünlerin her ne kadar değerlendirmeye alınmamış olsa dahi, tespit ürün etiketi ile dava dilekçe ekinde sunulan ürün etiketi kıyaslanarak, davalıya ait iş yerinde etiket üzerinde bulunan barkod ve diğer bilgiler ile yapılacak inceleme sonucunda, davalının vekil eden markalarına yönelik  tecavüz eylemini gerçekleştirdiğinin tespit olunacağını bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait mağazada davacı adına tescilli markalı ürünlerin satışı yapılmadığı gibi,  her hangi bir taklit markalı ürünün satışı yapılmadığını, davacı tarafa ait ... markalı ürünlerin müvekkiline ait mağazada satıldığı ileri sürülmüş ise de, müvekkilinin mağazasında bilirkişi vasıtasıyla yapılan incelemede ... markalı ürün tespit edilmediğini, Davacı tarafın dosyaya sunduğu ve müvekkilinin mağazasından satın alındığını iddia ettiği ürünün müvekkilinin mağazasında satılmadığını, söz konusu ürünlerin müvekkilinin mağazasından satın alındığını ispat eden resmi merciler tarafından tutulan bir tutanak bulunmadığını, müvekkilinin mağazasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında, müvekkilinin mağazasında bilirkişi tarafından fotoğraflanan üründen de 4 adet bulunduğu ancak davacının markalarının taklidi olmadığını, müvekkilinin mağazasında bilirkişi vasıtasıyla yapılan incelemede ... markalı ürün tespit edilmediğini, müvekkilinin mağazasında ... veya ... markalı ürün tespit edilmemiş olması, müvekkilinin söz konusu ürünleri satmadığını açıkça ispat ettiğini, hayatın olağan akışı gereğince sahte markayı ürünler satan bir mağazadan bir ürün alınmış ise, satın alınan ürünlerin devamı mutlaka mağazada olacağını, dolayısıyla davacının dosyaya sunduğu ... markalı ürün müvekkil firma tarafından satılmış olsaydı bilirkişi vasıtasıyla yapılan tespitte mutlaka ... markalı ürünler tespit edileceğini, ... markalı ürünlerin tespit edilmemiş olmasının müvekkilinin davacının ... markalı ürünleri satmadığını ispat ettiğini, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı eylemlerinin davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i ve  ref'i taleplidir.Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... sayı ile tescilli \"...\" esas unsurlu markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin delil tespiti ve ihtiyati tedbir talebi üzerine dosya dava dilekçesindeki talepler doğrultusunda tespit yapılıp rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan ve ibraz olunan 03/01/2023 tarihli raporda sonuç olarak,  davalı ...’a ait işyerinde yapılan incelemede tespit edilen ve fotoğraflarına işbu raporda yer verilmiş olan 4 (dört) adet svetşört ürününde kullanılan şekil markasının, davacının ... nolu şekil markaları ile iltibasa sebep olup olmadığı (... nolu marka bakımından ürün benzerliği olup olmadığı yönündeki  değerlendirme dahil) esasa ilişkin olup, işbu tespit raporunda bu hususlarda değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazı üzerine hazırlanan 06/09/2023 tarihli raporda sonuç olarak, tespit adresinde yer alan ürün üzerindeki kullanım açısından değerlendirme yapılacak olursa; davalının kullanımının, davacı markasıyla ayniyet teşkil eder şekilde ya da benzer olmadığı, işaretsel, görsel, kavramsal açıdan ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde farklılığın mevcut olduğu, davalının, markasını, özellikle davacı markası ile iltibas yaratacak ve davacı markasına yaklaştırarak, yanaşma iradesi gösterecek biçimde kullanmadığı, taraf markalarının görsel olarak farklı oldukları ve ayrıştıkları, davalının, markanın kapsadığı malın/hizmetin satışının teklifine yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK anlamında tecavüz şartlarının mevcut olmadığı, davalı kullanımı açısından, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşipgerçekleşmediğine dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, dosyaya sunulan ürün üzerindeki kullanım açısından değerlendirme yapılacak olursa; dosya içinde yer alan ve davacı tarafından, davalıdan alındığı belirtilerek kredi kartı slipi, ürün değiştirme fişi ile birlikte sunulan ürünü ve bununla bağlantılı fiş vs. davalı taraf kabul etmemekte, inkar etmekte ve delil niteliği bulunmadığını savunduğu göz önüne alındığında, uyuşmazlık konusu ürünün delil niteliğine ve davalıya aidiyetine ilişkin hukuki nitelendirme ve takdir mahkemeye ait olmak üzere, sunulan ürün açısından değerlendirme yapılacak olursa; dosyaya sunulan ürün üzerindeki \"...\" ibaresinin, markasal anlamda kullanıldığı dosyaya sunulan ürünün davacı markasıyla ayniyet derecesinde benzerlik teşkil eder şekilde olduğu,  dosyaya sunulan ürünün davacının tescil kapsamına giren mal sınıfında olduğu,  davacının, dava dilekçesinde “davalı eyleminin müvekkil şirketin bilgisi dahilinde olmayıp; müvekkilin sahip olduğu marka hakkının açıkça ihlal edildiğini” belirttiği, dolayısıyla, dosyaya sunulan ürünün orijinalliğine dair herhangi bir belge, lisans sözleşmesi ya da bu markalı malların satışına ilişkin kendilerine verilen herhangi bir izne dair evrak değerlendirme için Davalı tarafından dosyaya sunulmadığı sürece, davacı marka sahibinin herhangi bir iznine dayanmayacağı ve hukuki dayanağının bulunmayacağı, dosyaya sunulan ürünün, markanın kapsadığı mala/hizmete yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağı, dolayısıyla, dosyaya sunulan ürünle ilgili, tecavüz açısından gereken iltibasın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, işbu tespitler uyarınca, davalı tarafın eyleminin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri kapsamında, davacının marka haklarına tecavüz açısından gereken şartlara sahip olup olmadığına ilişkin, nihai hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.  6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi hükmü ve TMK 6.maddesi hükmü gereğince, ispat yükü, bu konuda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki  sonuçtan hak çıkaran tarafa aittir.Markanın izinsiz kullanıldığının, bu kullanımın marka sahibinin haklarını  ihlal ettiğinin, tecavüz fiilinin davaya konu somut olayda gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir.Somut olayda, Davacı tarafça ... markası ve türevlerinin sahibi olduğu, davalıya ait işletmede davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satıldığı, bunun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, kendilerinin delil olması bakımından davalının işletmesinden ... marka ve logolu sahte ürün satın aldıkları, buna ilişkin ürünün ve kredi kartı slibinin ekte sunulduğu iddia edilmiş olup, davacı taraf, marka hakkına tecavüz iddiasını delil tespiti dosyasına ve davalıdan alındığı iddia olunan ürün ve faturaya dayandırmıştır. Tespit raporunda, davalı ...’a ait işyerinde yapılan incelemede tespit edilen ve fotoğraflarına raporda yer verilmiş olan 4 (dört) adet sweatshirt ürününde kullanılan şekil markasının, davacının ... nolu şekil markaları ile iltibasa sebep olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece alınan raporda iş bu tespit olunan ürünlerin davalının kullanımının, davacı markasıyla ayniyet teşkil eder şekilde ya da benzer olmadığı, işaretsel, görsel, kavramsal açıdan ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde farklılığın mevcut olduğu, davalının, markasını, özellikle davacı markası ile iltibas yaratacak ve davacı markasına yaklaştırarak, yanaşma iradesi gösterecek biçimde kullanmadığı belirtilerek değerlendirme yapılmış olup, tecavüz iddiasına ilişkin ürün tespiti bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı iş yerindeki ürünlerin sahteliğine ilişkin davacı tarafça ileri sürülmüş ve ispatlanmış bir iddia bulunmadığı, davacı tarafça, davalıdan satın alındığı iddia olunan ürünün, davalıca kabul edilmediği, davalının başka  bir çok tedarikçi firmadan da mal alıp satabileceği gözetildiğinde bunun dışında, davalının  marka hakkına tecavüz ettiğini ortaya koyan, markanın uygulandığı taklit ürünlerin üretilip pazarlandığına ve markanın ticari faaliyet kapsamında herhangi bir yolla kullanıldığına ilişkin bir delil ve tespit bulunmadığı, dolayısıyla marka hakkına tecavüz edildiği iddiasının ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça yöntemince ispatlanamadığı, haksız fiil olan tecavüz fiili ispatlanamadığından ticari defterlerin incelenmemesinin somut olayda sonuca etkisinin bulunmadığı, delil tespiti raporunda iş yerindeki ürünlerin taklit ürün olduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı  bu nedenlerle söz konusu raporun iddianın ispatı yönünden elverişli yeterli bir delil olmadığı gözetildiğinde   ilk derece mahkemesince  ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olmasının dosya kapsamı ve delil durumuna göre hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarih ve 2022/337 E., 2023/266 K.  sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c9544f25d5cb467","SID":"18d784d3f72515ea"}}